25 Aralık 2025

Misafir

Helloo,

Ne olduğunu bile anlamadan bir de baktım ki 35 yaşıma son bir hafta kalmış...

Bu akşam Yelit geliyor onu düşündükçe aklım geçmişe gitti. Bundan 17 sene önce Yelit'le aynı binada staj yapıyorduk. 14 sene önce iş çıkışı Beşiktaş'ta buluşur, Hala'da karışık gözleme sipariş ederdik. Sabahları işe vapurla giderken yan yana kitap okurduk...

İnanamıyorum ne ara geçti onca zaman? Ne ara büyüdük de sıra çocuklarımızı büyütmeye geldi.

Zaman su misali diyorlar ya, geçmişe bakınca doğru geliyor. Bir bakıyorsun ki su misali gelmiş ve geçmiş herşey. Geleceğe bakınca bir bilinmezlik sadece...

35 yaşım için büyük hayallerim vardı, parti verecektim, hemde büyük bir parti! 9 sene önce ev aldığımızda ödediğimiz kredi miktarı asgari ücretin neredeyse üç katıydı. Hayalim 35 yaşımda tam bir kredi taksiti miktarı kadar para harcayıp büyük bir parti yapmaktı.

Zaman geldi geçti, inanılmaz büyük olan o para şimdilerde iki kişinin kahve-tatlı buluşmasını ancak karşılayacak kadar değersizleşti.

Zamanın paraya yaptığının aynısı benim 35 yaş hayallerime de oldu, paranın değerinden benim de enerjimden çaldı. Değil parti yapacak, biri bana parti düzenlese yok sağolun ben gelmeyeyim diyecek kadar tembelleştim.

Canım bu ara eğlenmek istemiyor. 

Kim bilir belki 40'ta yaparım büyük bir parti... 

Belki de 40'ta daha da tembel olurum... 

Yine de hayal etmek güzel şey, düşüneyim bişeyler, misafiriz bu hayatta neticede, kıymetini bilmeli bazı anların değil mi? Geriye dönüp bakınca içimizi ısıtacak anılar biriktirmeli...

Sevgiler,

Applesodaa

Not: Fotoğraf tam dokuz sene öncesinden, gençmişim beh.

24 Aralık 2025

Balkondayım.

Selam dostlarım,

Bir evde en sevmediğin yer neresi diye sorulsa bana, tereddütsüz balkon derim. Hem evin bir parçasıdır, hem de değildir. Eğer kapalı balkon değilse her mevsim kullanamazsın. Kapalı balkonsa da o zaten tam olarak balkon değildir. Evi temiz tuttuğun ölçüde temiz tutamazsın çünkü bir miktar da dışarıya aittir balkon...

Bazen yeterince büyük değildir, burayı ayrıca balkon yapmak için neden emek vermişler ki dersin. Bazen tam istediğin gibidir ama balkona çıkınca komşunla burun buruna geliyorsundur, yine olmaz.

Yani işte bana göre çok gereksizdi bu balkonlar, sarf ettiğim çabaya da değmiyorlardı ta ki bu seneye kadar. 

Ne zaman ki nefessiz kalıyorum kendimi balkonda buluyorum, ki bu sıklıkla yaşanıyor aylardır. Hiçbirşey yapmıyorum, oturmuyorum bile... Sadece öylece durup manzaraya bakıyorum ve derin derin soğuk havayı içime çekiyorum.

Sabahın kör vaktinde güneş doğmadan, gecenin bir vakti karanlıktan göz gözü görmüyorken, çıkıyor, derin derin nefes alıyor ve kemiklerime kadar üşüdüğümü hissettiğimde içeri geri dönüyorum.

Bu sabah Çınar'ı servise bindirdiğimde havanın en sevdiğim soğuk ama yağışsız güzel bir kış sabahına evrildiğini fark ettim. Günlerdir dinmeyen yağmur durmuş, bulutlar aralanmış güneşin ışıkları hafifçe kendini gösterebilmişti.

Eve geri girince bu güzel kış sabahını nefes diye içime çekmek için yine balkona çıktım. Güneşin karşıdaki plazalardan yaptığı yansımayı izledim. Evet, bu hakkını hiç vermediğim balkonun bir de manzarası var inanmazsınız.

Biraz önce yine çıktım, öylece durdum, nefes aldım geldim. Sanırım ne zaman bir şeyler bana çok fazla gelse kaçabildiğim tek yer bu balkon. Bazen sevmediğiniz hatta kıymetini bilmediğiniz bir şeye sonradan sımsıkı tutunuyor olmak ne acayip.

Yani beni ararsanız ya masamdayım, ya balkondayım. Evin gerisine boşuna kira veriyorum gibi, ev sahibine zamdan önce bunu bildirsem dikkate alır mı ki?

Denerim şansımı belki de...

Sevgiler.

Applesoda
20 Aralık 2025

Güzel insanlara çıksın yolunuz...


Sabah Ayşe'den bir mesaj geldi, bir fotoğraf atmış ve "Bugünlerde çok aklıma geldin, nasılsın, iyi misin?" diye yazmış...

Yurtdışında olduğum için yaklaşık bir hafta kadar görüşmemiştik oysa ki... Gerçi hiç de iyi değildim, böyle hatta tam olarak canım burnumda bir haldeydim ama herkese de iyiymiş gibi rol yapıyordum. Mesajı görünce gözlerim doldu.

Mesajın beni mutlu ettiğini söyledim ona da güzellikler diledim. Sonra beni daha da mutlu eden şöyle bir cevap geldi: "Güzel günlerini görelim inşallah kız, ömrün bahar olsun, çiçeklerin daim olsun."

Ne kadar kolay bir insanı mutlu etmek değil mi? 

Bu sıralar mutlu olmayı o kadar unuttum ki, ufacık şeylerin verdiği aşırı mutluluklara şaşırıp kalıyorum her seferinde... Ve bu nasıl bir hiss-i kable'l-vukû diye düşünmeden edemedim...

Bunu unutmamak için buraya yazmak istedim. Ayşem gibi kalbi güzel insanlara çıksın yolunuz, ömrünüz bahar olsun.

Akşam da çiçek kızlarımla buluştuk, biraz sohbet ettik, iyi geldi. Zaten kişinin kalbi güzel olunca iyi gelmemesi mümkün mü?...

Bugün keşfettiğim bir şarkıyı bırakıyorum size, öperim gözlerinizden.

Applesodaa.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.