30 Eylül 2023

30- En son dinlediğin podcast nedir?

O kadar bilmiyorum ki podcast nedir, nasıl dinlenir??

Bu dünyadan bihaber yuvarlanıp gidiyorum. 
Kötü bir dinleyici değilim ama çok iyi bir konuşmacıyımdır. Acaba ben mi podcast kaydetseydim?
Kafamda deli sorular....

Ve hayırlısı ile bir çelıncın daha sonuna geldik dostlarım, ben yazmak
konusunda ne kadar sebat edersem edeyim, sizin güzel yorumlarınız olmasa yarı yolda
bu işin peşini bırakabilirdim.

Destekleyici yorumlarınız için hepinizi kocaman kucaklarım.
Olmasaydınız olmazdık. :)
29 Eylül 2023

29- Hayattan en son neyi öğrendin?

Hiçbir diyetin muvaffak olamayacağını...

Dün tüm kötü içerikli nimetlere yine ve yeniden tövbe eyleyip yattım. 

Sabah kalktım efendi efendi işime geldim. Ofise gelmem talep edildiği için de taksiye tonla para bayıldım, çünkü yağmuru kovayla döküyorlardı gözünü sevdiğimin semasından.

Sabah sağlıklı sıhhatli kahvaltımı ettim. Sakin sakin kahvemi içerken boş bulunup bugünkü happy hoursun konseptini sordum ki...

Vay bana, vaylar bana.... Islak hamburger ve bira imiş. Ofis bile diyete karşı arkadaşlar... Gidip şu köşede biraz sızlanayım.

Bugünde glutensiz beslenemedim anne, ühüüüüü!!!!
28 Eylül 2023

28- Utanç verici bir anda arkadaşına nasıl yardım edersin?

Buna nasıl bir cevap vereyim bilemedim ki; yani ihtiyacı neyse onu çözecek şekilde yardımcı olmaya çalışırım. Ama genelde utanç verici anları yaşayan kişi arkadaşlarım değil de ben oluyorum. O yüzden asıl bana yardım lazım. :)

27 Eylül 2023

2023 Ağustos Ayı Okuma Raporu

Ağustos ayında gezmekten bu yazıyı yazmaya fırsat bulamamıştım. Bu ay da challenge aldı yürüdü derken, kısmet bugüneymiş.

Ten ve Ateş Krallığı: Bu kitap en çok kitabını okuduğum yazar unvanını hala elinde bulunduran J. L. Armentrout'un Kan ve Kül serisinin ikinci kitabıdır. Serinin ilk kitabını geçen sene okumuş ve çok sevmiştim ama seri ilerledikçe -ki bu yazıda üçüncü kitabı da göreceğiz- baş karakter Poppy'den ruhuma gına geldi. Güçlü kadın karakterler yazdığı için sevdiğim yazar bu sefer nasıl oldu da hem bu kadar güçlü hem de gerzek bir karakter yarattı anlamış değilim. Fantastik sevmiyorsanız pas geçiniz. Seviyorsanız baş karaktere rağmen çok güzel bir dünya. :)

Kaç Zil Kaldı Örtmenim: Sevgili Şule'nin geçen sene düzenlediği Seri Kitapları Seri Okuyoruz etkinliğinde kazandığım kitaplardan birisiydi. Kitap doğu bölgesinde öğretmenlik hayatına atılan Filiz'in anılarından oluşuyor. Filiz de aslında yazarımızın kendisi yani bir nevi anı derlemesi diyebiliriz bu kitap için. Dili çok güzel olan bu kitabı çok sevdim. Gencecik bir kızın yaşadığı zorluklar, düştüğü ikilemler, sevdiği adamın peşinden koşamayacak kadar ayrı dünyaların insanları olduğunu okumak acıklıydı bir yerde... Sonuyla da beni bayağı bir ağlattı ama neyleyelim hep de gülecek değiliz ya?

Yaldızlı Kemikler Tacı: Yukarıda bahsettiğim Kan ve Kül serisinin üçüncü kitabı olmakla beraber son kitabı da değil anladığım kadarıyla çünkü kitap öyle bir yerde bitti ki herşey daha yeni başlıyor gibi bir efekt yarattılar. Bu arada üretkenlikte çığır açan yazarımız serinin bir de yan kitabını yazmış. "Ablam önce bir seriyi bitireydin be." diye söylensemde de tabii ki gittim onu da aldım.

Not: İşte ben böyle böyle iflah olmuyorum arkadaşlar...

Karabibik: Kısacık bir Anadolu öyküsü, Ege bölgesinin diliyle yazılmış -ne kadar günümüze uyarlansa da okumak hala çok zor-, ilginç bir şekilde sıcak ve uzak ama düşündürücü. Edebi anlamda da önemli bir yeri vardı aslında ama unutmuşum valla, neyse zaten kırk sayfa alın okuyun canım aaa...

İslami Tasarım: Geometrik olarak İslami tasarım öğelerinin anlatıldığı bir kitap, kısa ama ilgi çekici olsa da eğer çok iyi bir şekilde geometri bilmiyorsanız benim gibi sadece okuyup geçersiniz sanırım.

Ağustosta hasılat sayı olarak az olsa da sayfa sayısı olarak bayağı etkileyiciydi diyor ve kapatıyorum. Eylül değerlendirmesinde görüşürüz.

Çüs...

27- Uyuyamadığın zaman ne düşünürsün?


Ne de güzel uyuyamadığımı düşünürüm. :)

Şaka bir yana eğer yatıp da uyuyamamışsam hiç de uyuyayım diye uğraşmam açarım telefondan müzik, dizi, sesli kitap birşey takarım kulaklığımı dinlerken bir noktada gidiyorum uykunun kollarına zaten.

Yarın erken kalkmam lazım, yok uyuyamadım diye düşünmek beni daha çok strese sokuyor.

O sebeple uykusuz kalacak olsam da uyumaya çabalamam.



26- Canın yansa bile doğruyu söylermisin?

Söylerim efendim neden söylemeyeyim ki, gelmişim kaç yaşıma yalan söyleyip de onu aklımda tutmaya mı uğraşayım. Söylerim gerekirse savunurum, gerekirse kavga ederim ama doğruyu söylerim. :)

26 Eylül 2023

25- Seni yüksek sesle ne güldürür?

Bu sıralar en çok bu velet güldürüyor diyebilirim.
24 Eylül 2023

24- Nelere şükrediyorsun?

Her gece yattığımda uyumadan aklımdan geçirdiğim bir şükür cümlem vardır. 

"Başımızı sokacak bir evimiz, yatacak yatağımız, yiyecek yemeğimiz, sağlıklı ve sıhhatli olduğumuz için şükürler olsun."

Bunun dışındaysa küçük şeylere şükretmekten haz duyarım.

Bazen mesela evde tek başıma kahve içerken "çok şükür" derim, bazen güzel bir kitabı bitirince, bazense Çınar'ı uzun bir günün ardından uykuya gönderince...

Küçük şeylerde mutluluk var ve bence en çok küçük şeylere şükretmekte haz var, huzur var.


23 Eylül 2023

23- Yarın kendini daha iyi hissetmek için bugün ne yapabilirsin?


Sabah uyandığımda kendimi daha iyi hissetmek istersem; yatmadan önce bir kahve
eşliğinde bir kaç sayfa kitap okurum.

Ve genelde yaptığım gibi gecenin kör vaktine kadar ayakta kalmadan erkenden yatarım.
Her yeni günün yeni bir başlangıç olduğuna inanmanın da faydası yok değil tabii.

Öyleyse iyi geceler...
22 Eylül 2023

22- Fobin var mı?


"Yalandan korkmam, yılandan korktuğum kadar!"

Öyle böyle değil deli korkuyorum. Yani mesela görsem direkt düşer bayılırım sanırım. Yılan da beni yer.

Çocukken gece rüyamda sürekli yılanlar görürdüm. Yılanlar beni kovalardı, yılanlar her yerde olurdu. Ödüm kopardı, kalbim ağzımda atarken uyanırdım birden...

Neyse ki büyüdüm de o rüyalardan kurtuldum. Ama yine de acısı gitti, anısı kaldı. Bugün bile televizyonda olsa bakamam...

İçim bir acayip oluyor a dostlar.

Not: Fotoğrafı restorasyon sonrası Yerebatan Sarnıcında çektim, Medusa Heykeli.

21 Eylül 2023

21- Şu an okuduğun kitaptan, dinlediğin şarkıdan, izlediğin filmden bir replik paylaşır mısın?


"Dünyamsın benim, zorbam, düzenim,
Bundan gözlerim göğe çevrili,
ellerim denizde.
Hiç katılmadan sende yaşıyorum,
dirimimsin benim,
doğarken öldüğüm."

Daktiloya Çekilmiş Şiirler / Nilgün Marmara

Not: Fotoğrafı Yedikule Zindanlarında Genç Osman'ın boğdurulduğu hücrede çektim.
20 Eylül 2023

20- İyi ki itiraz ettim dediğin bir konu var mı?

Arkadaşlar ben mütemadiyen itiraz ederim.

İnsanların sessiz kalmasına da pek tahammülüm yok açıkçası, özellikle de iş hayatında... Bana, benimle hiçbir ilgisi olmayan bir iş verildiğinde "Bu iş benim görev tanımımda yer almıyor." diye ben diyim itiraz siz deyin çemkirmek işte yapıyorum birşeyler.

Bundan birkaç sene evvel işyerinde bir proje için satıştan sorumlu arkadaş "Bu çok acil bunu yapman, lazım elindeki herşeyi bırak." dedi.

Dedim ki ona "Üzgünüm ama elimdeki herşey zaten acil, o nedenle en acilinden sıralayarak işleri elimden çıkarıyorum ve sen benim listemde yoksun."

Bana şöyle dedi "O zaman bunu git X Bey'e de anlat da görelim." X dediğim kişi zamanın satış müdürü oluyor.

Burada şöyle bir dipnot düşeyim, bu arkadaş bizimle çalışmaya başlayalı bir yıl olmamıştı daha ve kendisiyle çok fazla projede çalışmadığımız için de beni pek tanımıyordu.

Bu tehdidin üzerine yerimden kibarca kalktım, aheste aheste satış müdürünün odasına gittim. İçeri girdim ve şöyle dedim. "X Bey maalesef bu bina projesine çalışmam mümkün değil.". Tabii ki "Neden?" diye bir soru geldi. Bende elimdeki işleri saydım ve dedim ki "Ama siz diyorsanız ki bunları bırak, bina projesine başla tamam o zaman, benim için sorun yok."

X Bey de şöyle dedi; "Yok yok sen elindekilere devam et, bu proje kalsın."

Kendimi övmek için yazmadım aslında, sadece insanlar her yolla sizi ezmeye çalışır bunu anlatmak için yazdım. Hakkımızı savunmayı bilelim arkadaşlar, bunun en önemli yollarından biri de itiraz etmekten geçiyor. 

Full itiraz, hep itiraz, yaşamaya devam ne yapalım. :)
19 Eylül 2023

19- Enerjinin sıfırlandığını anlarsan ne yaparsın?

Hemen içerisinde bulunduğum birtakım güzide vatsap gruplarına;

"Ay galiba ben nazarlandım, beni bir okuyun!" diye ivedi bir mesaj atarım.

İnanmazsınız ama "Kurşun döktürüyoruz..." diye bir grubumuz bile var. Henüz gidip de yerinde icra edemesek de bu kurşun dökünme olayını niyetimiz ciddi arkadaşlar.

Neyse maşallah diyelim, durduk yerde kimseyi nazar etmeyelim. :)


18 Eylül 2023

18- Söylemekten kaçındığın kelimeler var mı?

"Valla..."

Neden bilmem ama benim için tasdik, onay gibi bişeyi simgeliyor bu kelime. 

Mesela "ay valla çok yorgunum..." gibi. 

O nedenle de bu kelimeyi sıklıkla kullanmaktan -ki inanamayacağınız kadar çok sık kullanıyorum- kaçınmaya çalışıyorum.

Yazılarımda da "ama, fakat, lakin" bu üçünü pek çok kullandığımı fark ediyorum zaman zaman.

Aman ne yapalım canım, oluyor işte böyle şeyler. :)
17 Eylül 2023

17- Komşular roman karekteridirler, var mı böyle bir komşun.?

Sizce?

Yani uzakta aramaya da gerek yok, annem var mesela iki bina ötedeki komşum. Sülalemizin genlerinin en baskın olarak kendini gösterdiği kişilerden olmakla beraber uzun süreli maruziyet insanı deli çıkarabilir.

Annem ve hatta teyzemi tanımanız için bir anımı anlatayım size. Bir gün kuzenimin eşinin doğum günü vardı. Sülale olarak da İstanbul'da pek dağınık ikamet ediyoruz. İş çıkışı oraya toplanacağımızdan dedik ki gece gece Anadolu yakasına tekrar dönmeyelim teyzemde kalalım. 

Ben o sıra nişanlıyım bu arada, gece eğlence bitti kuzenim bizi teyzeme bıraktı. Teyzem de annemle telefonda konuşup rapor veriyor şimdi geldiler diye. Annem de bu saate kadar nerdelermiş koca mı arıyorlarmış diyor. Bizim Karadeniz'in muhtelif sülalelerinde durumlar böyledir. Koca aranabilen birşeydir.

Teyzem de annemi simultane olarak bize çevirmekle beraber kendi yorumunu da ekliyor. Hadi bu nişanlı, size ne oluyor diye. -Nişan sahibi olmak, ananızın evinde elde edemediğiniz özgürlükleri kocanız izin verirse elde edebileceğinizin habercisidir.- 

O gün geç vakit geldik diye yediğimiz azardan bir hafta sonra herkes annemin evine toplanmış. Yeniliyor içiliyor, sohbet muhabbet derken televizyonda Ankara Yüksek Hızlı Tren'in açılış sebebiyle bedava olduğu duyuruluyor. Teyzem şöyle diyor; "Aaa bedavaymış Nesli (teyzemin kızı, kuzenim, yaşça en büyüğümüz) kızları da alın gidin, sabah gider akşama dönersiniz." Annem de yetkili makam olarak arkadan kafa sallamak suretiyle onay veriyor.

Yani böyle, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedikleri olay bizde gün aşırı yaşanır. Bakmayın böyle anlattığıma da ne gezdiğimize, ne tozduğumuza, ne giydiğimize karışılır. Ama sonra sanki onlar karşıyor da biz laf dinlemiyormuşuz gibi lafı yapılır.

Sabah dedikleri akşamı tutmaz. Yaşlılıktan mı yoksa öyle mi işlerine geldiğinden bilinmez; dediklerini de demedim diye yalanlarlar... Elli saat dedikodu yapıp, aaa ne dedikodusu biz dedikodu mu yapıyoruz derler. Dört kız kardeş olup, hepsi de telefon yedi yirmi dört kulağına yapışık gezerler, ama lazımlı bir durumda aradığınızda asla açmazlar.

Ortalığı birbirine katıp katıp, aaa biz ne yaptık derler. Yani efendime söyleyeyim ben aileden o kadar anormal insanlarla bir arada bugünlere geldim ki, komşuların benimkilerin yanında esamesi okunmaz öyle diyeyim.

Sonuç olarak, sülalecek değişiğiz, ne diyelim. :)
16 Eylül 2023

16- Dostoyevski "Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!" der. Sizin alışamadığınız bir şey var mı?

Biraz yüzsüzce bir cevap olacak ama yok çok şükür.

Ya düşünsenize şu coğrafyada, güzelim memleketimde yaşayıp da alışmamak mümkün mü?

Gecenin kör vakitlerinde yapılan zamlara, inişlere çıkışlara, her gün daha da dik yokuşlara, dar boğazlara, nefesimizi her an ağzımızdan kaçıracakmış gibi tuta tuta yaşamaya alışmadık mı?

3. sayfa haberlerine rağmen yaşamaya devam etmiyor muyuz?

Yani alışırız, alıştığımızın bile farkında olmadan da alışıyoruz hatta bazen...

15 Eylül 2023

15- Dünyanın en zor hissi nedir?


Yetememek kaygısı...

Ebeveyn olmadan önce bu soruya bir sürü farklı cevap verebilirdim. Fakat ebeveyn olduktan sonra herşey aynı yere çıkıyor.

"Ya yetemiyorsam?" diye düşünmemiş bir ebeveyn bence yoktur.
Bende sıklıkla düşünüyorum.

Bazen içim daralıyor düşünürken... Bazen nefesim kesiliyor.
Elinden gelenin en iyisini sürekli yapmaya çalışsan da bu kaygı asla peşini bırakmıyor.

Umuyorum ki yetebiliyorumdur.
Yoksa üzerine çokça düşünülse insanı yer, bitirir bu his...



14 Eylül 2023

14- Hiç kimsenin duymadığı kitaplar arasında en sevdiğiniz hangisidir?

Ayy en sevdiğim yerden sordular. Bu nedenle çarşaf çarşaf yazacağım. :)

Zaman Çarkı Serisi: Tabii ki kimse bilmiyor değil ama devasa bir külliyat olduğu için çoğunluk okumuyor. Fantastik edebiyatın başyapıtı, tastamam şaheser. Okuyalım okutalım.

Kuzgunun Gölgesi Serisi: Bu seri neden bilmem ülkemizde pek popüler değil. Lakin o kadar çok şey kaçırıyorsunuz ki... Vaelin şu hayatımda okuduğum en muhteşem kurgu karakter, yoksa siz hala tanışmadınız mı?

Kral Katili Güncesi Serisi: Bunu önermekte pek çekimserim açıkçası çünkü üçleme olarak düşünülen serinin üçüncüsü hala çıkmadı. Bakın ben sevdiceğim -şimdilerde kocam- askerdeyken okudum. Adam askerden geldi, evlendik, dört yaşında çocuğumuz var hala devamı yazılmadı. Beklerken ciğerim soldu ama yine de öyleli iyi bir seri. Çok iyi.

Yukarıdakiler haricinde güncel okuduklarımdan seçtiklerim de şöyledir: Gözler Kanatlar Çiçekler Kuyruklar, Bu Hikaye Senden Uzun Osman, Varamayan, Başa Dönemeyiz,  Dünya İçin Bir Şans, Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk, Kendime Notlar...
13 Eylül 2023

13- Bugün kendi çektiğin beğendiğin bir fotoyu paylaşırmısın?


O zaman benden size bir asansör fotosu. :)
12 Eylül 2023

12- Karar verme sürecinde düşünceler mi? Sezgiler mi?


Sezgiler ve düşünceler...

Benim için doğru cevap ikisi de. Çünkü bazen düşününce çok mantıklı gelen, aklıma çok iyi yatan birşeyi içimde bir nokta asla kabullenmiyor.

Bazen de bir durum hakkında bir sezgim var mı diye düşünüyorum. Bakıyorum, yok hissetmemişim hiçbirşey...

Sadece o ya da bu diyememem de bu sebepten.

Bazen biri, bazen diğeri, bazen de hepsi...

İşimize geldiği gibi ya da içimizden geldiği gibi. :)


Yazarın Notu: Bu aralar ilginç şeyler oluyor ama her gün bir challenge yazısı girdiğimden ikinci bir yazı girmeye de elim gitmiyor. Siz yine de bekleyin; bir durum raporu, bir de okuma raporu her an okunacaklar listelerinize düşebilir...

11 Eylül 2023

11- Hayattaki en zor şey nedir?

Bu konuda kendimi çok net hissediyorum. 

Blog yazılarına başlık bulmak. 

Neyse ki bir challenge'a girdik de soruları başlık olarak kullanıyorum.

Hadi bu ay da yırttım. :)

10 Eylül 2023

10- Bloğunuzun başkaları tarafından okunduğunu bilmek size nasıl duygular yüklüyor?

2010'da bir aralık ayında okuduğum bir sürü blogun verdiği gücü de içimde hissederek bende burada bulmuştum kendimi.

Önceleri sadece kendim için yazıyordum. Çok günlük yazardım ve kızkardeşim de okurdu. Sırf o okumasın diye hayatımda öyle bir an geldi ki günlük yazmayı bıraktım.

Sonra burada yazmaya başladım ve ilginçtir; kızkardeşim, kocam hepsi bilse de inanın kimse gelip de okumuyor, hatta yakın arkadaşlarım da bunlara dahil. :)

Sanırım ayan beyan ortada olunca merak uyandırmıyor.

Açıkçası ben hep kendim için yazdım, insanlar okurken ne der diye düşünmedim ve böyle düşünerek kendimi sınırlamak da istemiyorum.

Ama son yıllarda bir sürü insan gelip bloguma yorum yapmaya başladı ve bu çok ilginç bir his. Hiç görmediğim bir sürü insanı tanıyor gibi hissediyorum.

Sizlerin yaşadıklarını okumak, sizlere yorum bırakmak aslında bir nevi mesajlaşmak gibi ve sonrasında sizin gelip yorum yapmanız. 

O kadar büyüleyici ki; mesela yapılan her kitap önerisini mutlaka dikkate alıyorum ve çok güzel kitaplarla karşılaşıyorum. Bazen düşündüğüm paylaştığım ama içinden çıkamadığım şeylere tek cümlelik bir yorumla bambaşka bir bakış açışı getirebiliyorsunuz.

Buradaki insanların güzel kalpli oluşunu, aşağı çekmeketen ziyade herkesin birbirini yukarı taşımaya çalışmasını, paylaşmanın aslında ne kadar güzel, geri bildirimlerin ne kadar destekleyici olduğunu her gün bu blog sayesinde hatırlamayı çok seviyorum.

Belki birbimizi hiç görmedik, belki de hiç görmeyeceğiz ama her birinize minnettarım. Çünkü bana her gün dünyada hala iyi insanlar olduğunu anımsatıyorsunuz.

Gözlerim doldu, sanırım gidip biraz ağlayacağım.

Kucak dolusu sevgiler benden size.
9 Eylül 2023

9- Bize bir nasihat vermenizi istesek?

Benim arkadaşlarıma genelde ilk nasihatim benim dediğimi yapın, yaptığımı yapmayın olur. :)

Tam bu anda size başka şeyler de demek geldi içimden; nasihat olarak değil, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bir kaç birşey söylemek istiyorum. Öncelikle yaşayın bu hayatı, dolu dolu, alabildiğine özgürce ve her bir an bir mucizeymiş gibi...

Hissedin. Mesela sabahları işe koştur koştur gitmek için evden çıktığınızda gökyüzüne bakar mısınız hiç? Bakmıyorsanız büyük kayıp, yarın sabah bir bakın. Küçük küçük anların kıymetini bilin.

Hata yapmaktan korkmayın, hata yapmak da insana mahsus. Yapmadan pişman olmayın, yapmamaktan pişman olun. Keşkelerin geri dönüşü olmaz fakat denersiniz ve olmazsa denedim dersiniz en azından bunu unutmayın.

Kim ne der diye düşünmeyin. Bir hayatınız var, bu fırsat size bir kez daha verilmeyecek. İnsanların ne dediğini umursamadan içinizden geldiği gibi yaşayamaya gayret edin.

İyilik iyiliği doğurur bunu unutmayın. Size yapılan kötülüklere bile iyiliğin ezici gücüyle karşılık verebilirsiniz.

En çok kendinizin kıymetini bilin. Kimsenin size değer vermesini beklemeyin, kendinize değer verin. Unutmayın, sizin kendinize vermediğiniz kıymeti kimse size vermez.

Duygularınızı yaşamaktan korkmayın. Gülerken de dolu dolu gülün, ağlarken de dolu dolu ağlayın. İçinize atmayın hiçbirşeyi, her söz yerinde güzeldir, gerekeni gereken yerde söyleyin.

Önce kendiniz, kendinizin farkına varın. İstediğiniz herşey olabilirsiniz, istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. İstemekten korkmayın, hedeflerinizin peşine düşmekten çekinmeyin.

Kötü gün dostlarını hayatınızdan uzak tutun. En tanımadığınız insan bile kötü gününüzde yanınızda olur. İyi gününüzde yanınızda olan, mutluluğunuzla mutlu olan, sevincinizle sevinen insanlarla donatın çevrenizi...

Sonra da yaşayın bu hayatı, her anının kıymetli olduğunu bilerek.

Sevgiyle.

8 Eylül 2023

8- Biri vardı değil mi "bu insan" olmanızı sağlayan kimdi o?

Bendiiiiim ben, bendiiiiim ben... Hoba!

-Şu şarkıyı söylüyormuş gibi nağmeli okunacak.-

Efenim affınıza sığınarak sorunun cümle yapısını sevemedim. Çünkü herkese ve herşeye rağmen "bu insan" olmaya karar veren bendim.

Bir sürü kazıklar yemiş, hatalar yapmış olabilirim. Bir sürü olmadık insan tanıyıp türlü türlü dalaverelerle göz göze, diz dize gelmiş de olabilirim.

Ama inanın onlar bu hikayede yan karakter bile değil. Çünkü yediğim her kazıktan ders almasını bilen bendim. Hatalarımı kabullenip önüme bakmaya devam eden de bendim. Her bir dalavereyi ve tuzağı bertaraf ettikten sonra aklıma mıh gibi kazıyan da bendim.

Ders almayadabilirdim, lakin aynı hataya iki kere düşecek minvalde bir yapıya sahip de değilim.

Yani efendime söyleyeyim -burada kırmızı mendiller eşliğinde halaya duruyoruz- "bendiiim ben, bendiiiiiiim ben"...

*Babamın biyolojik katkısı, anamın da doğum sancısı var ama gene de "bendim ben, bendiiiim ben"!!!

Ne kadar mütevazi bir insan olduğumu da gördünüz. :)

7 Eylül 2023

7- Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şey nedir?


Konu nereden geldi bilmem ama geçenlerde çocukluk anılarımın çok flu olması üzerine düşünmüştüm.

Gerçekten ilk çocukluk anılarım sanki hiç yok...

Hatırladığım en eski olay ilkokul birinci sınıfta, okumayı ha söktük ha sökeceğiz zamanlarından... 

"Cumhuriyet" kelimesini söylemişti öğretmenimiz, orada heceleme yaparken birden adımın kelime içinde geçtiğini fark etmiş ve heyecanla bunu yüksek sesle dile getirmiştim.

"Aferin" i de kapmıştım tabii. :)

Sınıfta hiç geçemediğim bir çocuk vardı, ben ondan sonra ikinciydim. Bunu ondan önce söyleyip de aferin almak o gün beni çok mutlu etmişti. Göğsümde kabarık bir hindi yer yapmış gibi dolanmıştım ortalıkta.

Neyse zaten ikinci sınıfta çocuk da gitti de birinci ben oldum haliyle, haksız bir başarı mıydı bu derseniz sanmam. :)

Sevgiler.



6 Eylül 2023

6- Şunu görmeden/yapmadan ölmek istemem, dediğiniz şey nedir?

Bu soru daha önceki bir Ağaç Ev Sohbetleri ile mükerrer olmuş ki tesadüfün böylesi yazdığım tek Ağaç Ev Sohbetleri yazısı da budur. Şöyle aşağıya bırakayım.

***
İsteyenin bir yüzü kara dediler efenim bende pek çok şey istemeye karar verdim bir kaç sene önce, hayallerimi de büyükçe tutmaktan pek keyif alırım.

Hayali büyükçe kursam da, küçücüğü de kabul olsa razıyımdır bilen bilir. :)

Öyleyse niyet ettim ölmeden önce aşağıdakilerin peşine düşmeye diyebiliriz.

Çok çok çok gezmek istiyorum, deniz aşırı, okyanus aşırı, uzun uzak noktalara... Kıssadan hisse minimum 20 ülke görmek isterim ölmeden önce.

Bu ülkeleri gezerken; kuzey ışıklarını görmeyi çok isterim. Iguazu Şelalelerini, Fuji Dağı'nı, Everest'i, Mısır Piramitleri'ni, Amazon Nehri'ni ve Machu Pichu'yu da elbette.

Ülkemin tüm şehirlerini görmek istiyorum. Nerde görülecek bir yer varsa, gidip tadını çıkara çıkara gezmek isterim.

Hayvanların çoğundan korksam da safariye gitmek isterim, korkularımızın da üstüne gitmeyeceksek neyleyelim bu hayatta.

Paraşütle atlamak, glamping yapmak (çünkü elitlik bunu gerektirir kamp yetmez), rafting (bundan biraz tırsıyorum), bilimum extrem sporlara giriş seviyesi bileti işte. :)

Başka dillerde de okuma yapmak, eserleri orjinalinden okumak için bir iki dil öğrenmek. Belki bir kitap, belki bir senaryo ama yazıya dökülmüş bir esere sahip olmak.

Bir de hayırlı bir evlat yetiştirdiğimi bilerek gitmek isterim.

Başka da isteğim vardıysa da aklıma gelmedi şu sıra. Ne dersiniz çok istersek olur mu sizce?

Sevgiyle kalın, büyük düşler bol güneşler dilerim.

***

Ay biz yazının orjinalini de merak eyledik derseniz de şöyle buyurun.

Sevgiyle.


Tarifli Not: Yorumlarda sorulmadan önce içeceğin tarifini de vermek isterim. Belki de yazıyı okumadan önce hazırlarsınız da şöyle ferah ferah içerken okursunuz.

Bir adet maden suyunun içine eser miktarda meyve suyu damlatıyoruz. Resimdeki içecekte hibisküs var. Ayrıca karadut, vişne, kara mürver de favorilerimdendir. Buz seven buz da koyabilir. Dekor olarak içine bazen çilek, bazen limon, bazen yaban mersini, varsa azıcık da nane tamamdır. Evde soğuk içeceklerle deneyiniz. :)

5 Eylül 2023

5- Hangi film? Niçin?

Büyüdüm, büyüdüümm koca kadın oldum...

Değiştim, evrildim, geliştim, boy verdim, dal verdim, çiçek açtım, yaprak döktüm. Ama bu soruya cevabım nedense hiç değişmedi.

Yıllar evvel izlediğim Remember The Titans'ı hiç bir film yerinden edemedi. Siyah-beyaz çatışmasını spor özelinde konu alarak işleyen bu filmdeki birleşme hissini hiç bir yerde bulamadım.

Ne zaman izlesem onlar "strong side, left side" diye bağırdıkça dünyayı yerinden şöyle bir oynatasım geliyor.

Bundan sonraki favorim Dead Poets Society olmakla beraber filminden - kitabına, kitabından - tiyatrosuna her versiyonuna vakıf olduğumu da yazmıştım.

Bunların ikisi gençlik sevdalarım olmakla beraber geçtiğimiz senelerde sadece isminden ötürü meraklı kedi misali başına oturup izlediğim "What Happened To Monday" i de öneririm. O da bir miktar geleceğimizi anlatıyor gibi, ama ilk ikisi kadar iyi değil. Sonra vay efendim, ben duymadım, aman okumadım demeyin.

Sağlıcakla, bir sonraki yazıda görüşürüz.

Çüs.

4 Eylül 2023

4- Koleksiyon yaptığınız bir şey var mı?

Sanırım bunu sizden daha fazla saklayamayacağım...

Arkadaşlar ben okunmamış kitap koleksiyoncusuyum...

Her ne kadar hatırı sayılır ölçüde kitap okusam da, ondan daha da hatırı sayılır bir ölçüde kitap alıyorum.

Bu kitaplığın yüzde sekseni okunmamış kitaplarla dolu. -Okunmuşları evde başka bir kitaplığa taşıyorum da.-

Demiştim ben size almak seviyorum diye.

Aha da ispatı.

Ne diyelim Allah ıslah etsin beni madem. :)

3 Eylül 2023

3- En beğendiğiniz mimari eser? Neden?


Her ne kadar bu fotoğraf Dolmabahçe Sarayı'nda çekilmiş olsa da benim gönlümün sultanı Süleymaniye Camii'dir.

Selimiye'yi de kaç kere gördüm. Yine de Selimiye'nin Koca Sinan'ın ustalık eseri olduğuna hala ikna olamadım.

Süleymaniye Camii'nin o mistik havası Selimiye'de asla yok.

Süleymaniye'de avluda oturup öyle kendimi dinlesem mesela, o huzur başka yerde yok...

Süleymaniye'ye gidince dönüşte Ağa Kapısı'nda bir şerbet içmeyi unutmayın.

İkinci bir tane söylemem gerekirse de Şerefiye Sarnıcı derim. Yolunuz düşerse bakıverin. :)
2 Eylül 2023

2- Doğa mı? Şehir mi? Neden?

Bu soruya cevabım tabii ki şehir. :)

Şimdi sanıyorum çoğunluk doğa diyecek ama yok arkadaşlar kalsın şehir seviyorum, bina seviyorum, duvar seviyorum.

Börtü böcek sevmiyorum, bilimum tüm yeşillik grubuna alerjim var. Doğaya gittim mi hastanelik oluyorum. Bana şehrin pis havası lazım.

He illa metropol olmasına gerek yok. Yakınımda bir market, bir de tüm kargo şubeleri olsun, her yerde yaşarım.

Küçük de olsa şehir olsun bana yeter.

Siz ne diyorsunuz??
Yorumlarda görüşelim.
1 Eylül 2023

1- Kurtulmak isteyip kurtulamadığın alışkanlığın var mı?

Niyet ettim Allah rızası için üzerimdeki ölü toprağını atıp, bir challenge bitirmeye amin. Gerçi geçen challenge etkinliğine katılan herkesi yorumlarda "Nolur bir daha yapalım, bende katılmak istiyorum." diye darlamadım desem yalan... :)


Neyse efendim konuya gelelim. Denizde kum bende kötü alışkanlık... Lakin kendimi de böyle kabul ettim azizim. Bazen de, ben belki kötü biriyimdir. Napalım?

  • Ayran gönlüm: Nerde bir hobi görsem oraya meyl ederim mesela. Bitirdiklerimin yanında bitirilmeyi bekleyen sürüsüne bereket proje cabası üzerine birde hiç başlamasam da senelerce beynimde gezdirdiklerim var...
  • Almak sevdası: Beni gerçekten tanıyan herkes almayı sevdiğimi bilir. Misal vereyim defter, alır alır istiflerim fakat kullansam da bitmezler. Nerede gereksiz birşey var kesin almışımdır. Hatta bilmeden soran herkese de cevabım budur "almak seviyorum".  Önce bu huyumu kabul ettim. Sonra kendime limitler koydum. Şimdilerde pek baş edilebilir bir noktaya getirsem de hala zorlandığım zamanlar oluyor.
  • Şeker bağımlılığı: Ay vallahi bırakıyorum bu beyaz şekerli gıdaları tüketmeyi... Aylarca direnip %98 bitterli -hiç haz etmem- çikolatalardan birer lokmacıkla hayatımı geçiriyorum. Sonra bir gün hurma özü, dut kurulu bir tarif yapıyorum -tadı korkunçtu-.... İşte orda yıkılıyor inancım lanet gelsin böyle sağlıklı tatlıya deyip waffle söylüyorum. :) Neyse bugün gene yeniden bıraktım. Hadi bakalım.
  • Yarım bırakamamak: Hiçbir kitabı yarım bırakmam, varsa bıraktığım da -iki tane var- aklımda benle her yere gelir ve uykumu bile dar ederler bana... Mesela o Veba Geceleri'ni kim önermişti, hayatım karardı resmen üç günde bir bölüme zor tahammül ediyorum ve bırakamıyorum da içim içimi yiyor.
  • Asabiyet: Net asabi bir insanım. Hatta mazeretim var asabiyim şarkısı bana yazılmış bile olabilir. Tersim de feci pistir. Öyle karşımdaki kırılır falan diye de düşünmem, dan dan girerim konuya. Lakin herkese de hakkını veririm, haksız yere kimseye verip veriştirmem. :)
  • Çok bilmek: Nerede insanlara bu görüntüyü sundum bilmem ama her konuya vakıfım sanılıyor çevremde... Misalen en son sim kartımı taktım ama telefon kartı görmüyor diye arandım. Kardeşim telefoncu muyum ben diye de çemkiremedim, sonuçta kayınbabamdı....
  • İnat: Bir konuda inat edilecekse en çok ben ederim, hatta edilmeyecekse de ben ederim. Ben genel olarak inat ederim, yapım böyle inatçı bir insanım. :)
Daha da yazardım da neyse canım şimdilik bu kadar yeter, ne leş bir insanmış ayol bu demeyin şimdi.
Öperim gözlerinizden.
Adios.

Not: Challenge etkinliğini sevgili "Yüreğimin İklimi" başlattı, Tam liste için şuraya doğru yol alabilirsiniz.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.