okuma raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuma raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mart 2024

2024 Ocak Ayı Okuma Raporu


Aralık ayındaki nadastan sonra Ocak pek bir verimli geçti diyebilirim, hakkını vere vere fakat ne okudum be cağnıııımmm....

Fernando Pessoa'nın Üç Günü: Everest'in bu Açıkhava serisini pek seviyorum. Minicik olmaları bir güzellik, ayrıca pek bilmediğim yazarlar ile küçük tanışmalar için de ideal oluyor. İlginç bir küçük kitapçıktı, denk gelirseniz öneririm.

Belki Bir Gün Uçarız: 2023'teki en iyi keşfim net Aylin Balboa idi. Her satırından çok keyif alarak okudum. Kitapları basıldığı sıralama ile okumak daha mantıklı olabilir. Ben tam tersten başladığım için ilk kitabı en son okumuş oldum. Bu kitap bir miktar otobiyografik, hayatında yaşadığı bir çok travma mevcut yazarın insan okudukça daha iyi kavrıyor... Herkese Aylin Balboa'yı gönül rahatlığı ile öneririm.

İyi Adamın On Günü: Ne zamandır merak ettiğim bir seriydi, Storytel'de görünce yollarda dinleyeyim bari diyerek başladım ve oldukça da keyif aldım. Baş karakterimiz sizin bildiğiniz karakterlerden değil, hatta belki başka bir romanda yan rol bile kapamazdı kendisine ama bir şekilde karaktere ısınmayı başarıyor insan. Severek dinledim, seslendirmesi de çok başarılıydı.

Tarih Boyunca Türk Kadını: Bu kitabı bizim kız grubuna İngiliz Merve hediye etmişti. Bana önce okuyup, altını çizdiği versiyonu hediye etmiş. :) Kitap aslında bir tez çalışmasının basılmış versiyonu, haliyle yazarlık becerisi aramıyorsanız okunabilir. Bazı kısımlarda farklı kişiler yazdığı için çok tekrara düşüyor, aynı şeyleri tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz. Ben şahsım adına en çok İslamiyet öncesi Türk Kadınını anlatan bölümü sevdim.

Kudüs Yazıları: Bu kitabı Ayşecim mini kitap kulübümüz için seçmişti. Kudüs bize yakın bir coğrafya ve yakın tarihte yaşanmış ve halen yaşanmaya da devam eden sıkıntılar malumumuz. Ama göz önünde olmayan herşey aslında bize çok uzak oluyor. Geçmişten günümüze neler olmuş, neler yaşanmış bugün bu sorun nasıl kangren haline gelmiş anlamaya çalışmanın ilk adımı için doğru bir kaynak bu kitap, meseleyi derinlemesine incelemek isterseniz de o yolda kaynak kitapları da bu kitabın içindeki önerilerde bulabiliyorsunuz. "Bugün biz ne yaşıyoruz?" cümlesinin altını benim için güzel doldurdu, öneririm.

Kötü Adamın On Günü: İyi Adamın On Gününden memnun kalınca yollarda sesli kitap dinleme mesaime Kötü Adamın On Günü ile devam ettim. Bunu da oldukça keyif alarak dinledim diyebilirim.

Othello: Othello hepimizin malumu bir hikaye aslında, sadece ben tiyatro metni okumayı sevmediğim için hep ertelemiştim. Neyse aradan çıkarmış olduk. :)

Yağmur Kaçağı: Şiir okumadan uyumayalım çalışmalarım kapsamında Yağmur Kaçağı ile meşk eyledim akşamları... Attila İlhan bildiğiniz gibi, şiirler de keza güzeldi.

Masal Masal İçinde: Bu kitabı sevgili İlkay'ın blogunda gördüğüm için almıştım. Önce İngiliz Merve okudu, sonra ben okudum. Güzel ve hoş bir kitap olsa da "ben bu hikayeyi biliyormuşum" olmadım değil. Eminim bir çoğunuz da mutlaka duymuşsunuzdur ama yine de keyifli bir iki saat için okunabilir tabii masal seviyorsanız, şahsen ben masallara pek de bayılmıyorum.

Meraklı Adamın On Günü: Yazar her seferinde çıtayı bi tık daha üste koydu diyebilirim. İlk kitapta bir olayın peşindeyken, ikincisinde aynı anda iki olay çözdük, üçte işler çok karıştı. Yine de keyif bir sesli dinleme deneyimi sunuyor. Yazarın kalemini sevdim.

Güneş ve Onun Çiçekleri: Kaur Hindu bir yazar, hayatında yaşadığı "o acı" travmayla baş etme yolunu yazmakta bulmuş. Onun tastamam bir "kadın" olduğunu okurken hissediyorsunuz. Anne değil ama ama anne gibi... Yaşadığı acı onu büyütmüş, değiştirmiş. İnsanlara iyileştirici güç olmayı seçmiş. Modern şiir seviyorsanız mutlaka okuyun. Bende gidip diğer kitaplarını alayım.

Gördüğünüz üzere hakkını vere vere çok okuduk be canım...
Sevgiler.
29 Şubat 2024

2023 Aralık Ayı Okuma Raporu

Yazacak çok birşey yok diye mi bir türlü elim gitmedi bu yazıya hiç bilmiyorum. Neyse kısmetimde Şubat ayında Aralık ayının yazısını yazmak da varmış neyleyek.

Aralık ayında bir çok sesli kitap dinledim ama aslında hepsi daha önce okuduğum kitaplardı. Yıllık hedefi erkenden tutturunca canım ne isterse onu dinlemeyi seçtim.

Bir de sanırım "iş iptal oldu" haberini bana sabah kahvesi eşliğinde ofiste bu kitabı okurken verdiler diye bu kitap da süründü durdu elimde.

Sevgili Arsız Ölüm: Yanlış zamanda yanlış kitap mıydı diye düşünmeden edemiyorum. İlk etapta çok hızlı okurken o malum sabah sonrası bir türlü ilerletemez oldum kitabı... Hatta sonrasında Storytel'den sesli dinleyerek bitirdim. Pek sevmediğim uzun uzadıya anlatılan bir yazım şekli var. Ne kitaba ne karakterlere bir türlü bağlanamadım. Okumak için çok akıcı bir yanı da yoktu. Süründük beraber. Kendim keyif almadığım için kimseye de illa alın diyemem ama biraz araştırıp öyle alın bence. Ben tiyatro oyununa bir türlü bilet bulamayınca kitabı okumaya pek heves etmiştim ama ne umdum ne buldum oldu.

Neyse sonuç olarak Aralık ayını da 1 kitapla kapatmış bulunuyorum. Ocakta herşey çok daha güzel olacak. :)

Adios.

11 Ocak 2024

2023 Kasım Ayı Okuma Raporu


Kasım ayı yılın en verimli ayı oldu. Okudukça okudum, hatta okumalara doyamadım galiba. Keşke her ay kasım kadar verimli olsaydı.. :)

Deniz Duası: Khaled Hosseini, Uçurtma Avcısı ile tanıştığım bir yazardı çok güçlü bir kalemi var kendisinin. Bu kısacık resimli baskılı kitap ise oldukça acıklı bir şekilde mülteci sorununu anlatıyor.

Şifacının Kalbi: Blog dünyasının yeni yazarı sevgili Duygu'nun kitabını herkese öneririm. Bir çırpıda okunan, güzel mesajları olan mükemmel bir fantastiğe giriş eseri. Fikir benzersiz ve yalın bir dille anlatılıyor. Ben Duygu'nun yerinde olsam böyle güzel bir fikir bulmuşken en az üçleme olarak yazardım bunu ama tabi o benim arsızlığım. :) Duygu'nun yeni kitaplarını merakla bekliyorum.

Dönüş: Yanılmıyorsam bu yazarı "Kitapeylemi" sayesinde keşfetmiştim. Yazarın ilk kitabı imiş Dönüş, hafif bir ilk kitap tutukluğu yok değil ama yine de akılda kalıcı güzel bir eserdi. 

Sevgi Masalı: Oğlumun kitaplığına yatırım olsun diye aldığım eserlerdendi. Behrengi çok ilginç bir yazar bence, bu kitap da oldukça ilginçti ama tasarımı ve kapağı yanıltmasın erken yaşta okutulacak bir eser değilmiş.

Hoşgör Köftecisi: Bir yerlerde Hoşgör Köftecisi'ni gördüm ve "Aaa Orhan Veli öykü de mi yazıyormuş?" dedim. Sonra aklıma düştür Storytel'de görünce açtım dinledim. Orhan Veli'nin öykücülüğü de şiirciliği kadar iyi hatta sanırım ben öykücülüğünü bir tık daha fazla sevmiş olabilirim.

Asaf Halet Çelebi - Seçme Şiirler: Asaf Halet Çelebi "İbrahim" şiiri ile yıllar evvel gönlüme taht kurmuştu zaten ama ilk kez kendisinin bir kitabını okudum. Çok da keyif aldım. Yanımda kitap taşıyamıyorum ağırlığından ötürü diyenler bu seriden üç beş kitap alarak bu sorunu çözebilirsiniz. Boyutları ve incelikleri mükemmel. :)

Dövüşen Anlatsın: Ahmet Telli fuarda gördüğümde dikkatimi çeken bir yazar oldu. Elime alıp bir kaç sayfasını karıştırınca bu kitabı almaya karar vermiştim. Sevdiğim yerler de oldu, sevmediğim yerler de... Yazarın başka kitaplarına da bakabilirim.

Yüzbaşının Kızı: Minnoş kitap kulübümüz için İpek'in seçtiği bir kitaptı. Bu aralar ya Rus Klasikleri bana çok kolay geliyor ya da hep kolay okunanları denk geliyor. Henüz çözemedim. Sevdiğim bir kitap oldu.

Aşk Satar: Boş vaktiniz çoksa okuyabileceğiniz bir eser. Eğlenceli, bol bol altını çizdiğim yerler de oldu, okurken çokça güldüğüm yerler de. İşin en eğlenceli tarafı bence her öykünün dönüp dolaşıp aynı karaktere bağlanması idi. Şebnem Burcuoğlu yeteneğinin nerede olduğunu ve onu nasıl kullanması gerektiğini gerçekten iyi biliyor.

Rosalie Blum Serisi: Bu seri Melike'ye hediye gelmişti. O çok sevdiği için biz de okuyalım diye getirmiş. Çizgi roman olan bu seriyi ben hiç sevmedim. Bence çok boş ve anlamsızdı. Merve ile Melike ise çok sevdiler. Buyurun burdan yakın.

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri: Bu kitabı eğer doğru hatırlıyorsam "Bir Garip Şeyma"nın blogunda görmüştüm. Severek okudum diyebilirim. Genelde her oturduğumda bir vaka okuyup bıraktım. Bizim Gülseren Hanım'ın kitapları gibi değil. Vakalar hem çok ilginç hem de vakaların çıkış noktaları hastaların nasıl bu hale geldiklerini görmek ufuk açıcıydı.

Metinler: Elimde bulunan son Nilgün Marmara eseri idi Metinler. Kendisini anlamaya vakıf olamasam da tanıştığıma çok memnun oldum. Bir müddet kendisi ile olan mesaime ara versem de en kalın kitabı Defterler'i de bir gün okuyup kendisine veda edeceğimi biliyorum.

Bizans'ın Fethi: Bu kitap aslında Zweig'in "Yıldızın Parladığı Tarihsel Anlar" kitabında bir bölümmüş. Onu alıp biraz resim ekleyip yeni bir kitap gibi basmışlar. Ben yedim, siz yemeyin. Bu arada Zweig'in bu dildeki anlatıcılığını gerçekten sevdim. İlginç detaylara da yer vermişti. Kendisini de %95 oranında tarafsız buldum diyebilirim.

Altı Ay Bir Güz: Bilge Karasu uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Başlangıçta kitabın üslubuna alışmakta biraz zorlansamda, sonrasında su gibi akıp gitti diyebilirim. İlginç bir yazar Bilge Karasu, ilginç ayrıntılara dikkat ediyor. Eserin değişik bir kronolojisi var, okunmaya değer.

Günler Aylar Yıllar: Bu kitap da çok merak ettiklerimden biriydi. Çok ama çok ilginç deneyimdi. Yazar bir şekilde sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor ve sanki ordan o hikaye bitene kadar çıkamıyorsunuz. Durgun ama aynı zamanda gergin bir öykü. Yine de bir saniye bile sıkmıyor. Mutlaka okumalısınız kategorisine koyun derim.

Evet Kasım ayını 16 kitapla mükemmel kapattık. Kasım böyle oldu diye Aralık için çok heveslenmeyin siz yine de. :)

Sevgiler.
Okuyansoda
13 Kasım 2023

2023 Ekim Ayı Okuma Raporu


11 kitapla ekimi de geride bırakmış bulunuyorum. Kışa doğru modumu iyice buluyorum sanırım. Yazın insana nefes almak bile zor geliyor, kitap okumayı siz düşünün.

Slyvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi: Nilgün Marmara yolculuğuma tüm hızıyla devam ediyorum. Nilgün Hanım bu konuda tez yazmış ve tez de sonradan basılmış. Slvyia Plath okumuş olsam çok daha anlanladırabilirdim belki de ama yine de sevdim. Bir oturuşta okunabilen yalın ve net bir eser.

Daktiloya Çekilmiş Şiirler: Nilgün Hanım intihar ettiğinde bir not bırakmış "Daktiloya çekilmiş tüm şiirlerimi yayınlayabilirsiniz." diye, bu kitabın ismi de oradan geliyor. Aslında yazarın yayımlanmasına izin verdiği tek eseri bu diyebiliriz. Beni biraz düşündürmedi değil, geri kalan tüm eserleri için yayımlanmasına izin verilmiş diyemeyiz bu noktada, düşünsenize ölüp gidiyorsunuz ve tüm notlarınızı yayınlıyorlar... Bi tık korkunç.

Hayatın Sesi: Gülseren Hanım'ın son çıkan eserlerinden, sesli olarak Storytel'de dinledim. İnsanlar Gülseren Hanım'a mektuplar gönderip sorunlarını yazıyorlar ve o da onlara verdiği cevapları sonradan kitaplaştırmış. Sanırım bu hanımefendi ile yolumuzun son kesişişi, eserleri bana çok etik gelmiyor açıkçası.

Ateş Sönene Kadar: Bu Hikaye Senden Uzun Osman ile yüreğimin ortasına taht yapıveren Aylin Balboa'nın bir diğer eserini okudum. Bu kitap öykülerden oluşuyor ve eğer öykü seviyorsanız bir şans verin derim. Aylin Hanım geleceği parlak yazarlarımızdan bence.

Dönüşüm: Geçen sene aldığım bu kitabı yerinden bile oynatmadığım için bir parmak toz tutmuştu desem yalan olmaz. İngiliz Merve'nin "Ben buradayken oku da konuşalım üzerine." demesine müteakip bir çırpıda okudum gitti. Düşündürücü, çarpıcı bir eser, zaten ben hariç herkes okumuştur eminim.

Ağaç Diken Adam: Açıkhava Serisinden okuduğum ilk minnoş kitap, içerisinde küçük bir öykü var. Öyküyü de çok sevdim gerçekten, tek bir kişinin bile dünyayı nasıl değiştirmeye muktedir olduğunu idrak etmek için çok güzel bir eser.

Beş Yıl Sonra: Almayı düşündüğüm bir başka kitap ile kapakları inanılmaz benzeştiklerinden yanlışlıkla aldığım bir kitap. Çıtır çerez diye düşünmüştüm başlarken ama kabuğu dişimde kaldı desem yeridir. Yani bir çırpıda okunmuyor, ilginç bir kurgusu olsa da yazarın istediği etki benim üzerimde durmadı mesela aktı gitti. Editörü daha iyi olsa çok güzel bir hikaye olabilirdi ama bu haliyle vasatın bi tık üstünde kalmış.

Anarşık: Şu kitaptan itibaren Fuat Sevimay benim gözbebeğimdir, nokta net. Yarabbi bu ne tatlı bir kitaptı, okurken hem güldüm, hemde çok düşündüm. Fuat Bey bence mükemmel bir yazar, mutlaka bir şans verin.

Ateşten Gömlek: Ofisteki kitap kulübümüzde cumhuriyetimizin 100. yılı şerefine seçtiğimiz bir eserdi. Bu eser için yıllardır "Kurtuluş Savaşı döneminde yazıldı o dönemi çok iyi yansıtıyor." sözlerini duymaktan ezber etmişim resmen ancak okuyunca "öhh" dedim. Bu kitap bayağı bildiğiniz bir aşk kitabı, arka fonda savaş var sadece yani ben bunu ummamıştım. Bulduğumu da beğenmedim.

Gelirken Ekmek Al: Bütün bir ekimi bu kitapla geçirdim diyebilirim. Öykü kitabı olduğundan her güne bir öykü diye diye kitabı yanımda her yere götürdüm resmen. Hatta bir akşam kitabın resmini story olarak paylaştığımda kocamda cevaben "Hayatım söylesen alırdım, burdan paylaşmaya ne gerek vardı." yazmış. Bir çok arkadaşım da "Kaç tane?" diye espri yapmışlar, sağolsunlar. Şermin Hanım gerçekten iyi bir yazar, okuduğum ilk kitabı ama daha önce bir çok yazısını okumuştum. Öyküleri çok çarpıcı, vurucu, ilginç ve aslında hep de bildik. Sadece Şermin Hanım anlatınca çok daha etkileyici olmuşlar. Görürseniz bir şans verin derim.

Seviş Yolcu: Malum Modern & Galataport gezimizde görüp sipariş etmiştim bu kitabı, derleyen de canımın canı Birhan Keskin olunca bir çırpıda okuyuverdim. İçindeki Cemal Süreya'ya ait çizimler çok güzeldi, yazarın bu yönünü hiç bilmiyordum açıkçası. Hatta ressam Cevat Dereli yazara "Arkadaş şiiri bırak diyemem. Resme başla." diye bir not da yazmış. Böyle anekdotlar okumak her zaman heyecanlandırmıştır beni. Kitabı da çok sevdim.

Evveeet, ekimi de böylece ardımızda bıraktık. Gelsin kasım, gelsin yeni kitaplar.
Bol bol kitapla kalın.
Çav.
27 Ekim 2023

2023 Eylül Ayı Okuma Raporu


On kitapla okuma rekoru kırdığım Eylül ayı raporuna hepiniz hoşgeldiniz efenim. Okumalara doyamadığım bir ay oldu. Ayrıca Veba Geceleri'ni sonunda okunmuşa havale edebildiğim için az kalsın parti düzenleyecektim. :)

Orhan Veli - Bütün Şiirleri: Aslında Bütün Şiirleri tarzı kitaplar almayı pek sevmiyorum ama nasıl olduysa bu kitap bizim eve gelmeyi başarmış. Akşamdan akşama üç beş şiir okuyup bütün ağustosu bu kitapla geçirdim diyebilirim, eylülün ilk haftası bitirdim. Orhan Veli sevdiğim şairlerden birisidir, bilmediğim pek çok şiirine de denk geldiğimden keyifli bir okuma süreci oldu diyebilirim.

İki Kraliçenin Savaşı: Geçtiğimiz ay ikinci ve üçüncü kitabını okuduğum Kan ve Kül Serisi'nin dördüncü kitabını da okudum. Serinin diğer kitapları henüz basılmadı ama ben bu yazar ablayı tanıyorsam altı yediye kadar varır bu iş... Fantastik türünü çok seviyorsanız okuyabilirsiniz ama çok iyi diyebileceğim bir seri değil.

Davetiye: Çok satanlar kontenjanından ne yazsa aldığım Vi ablamızın son kitabını da okudum. Okurken eğlendiren ama bitince üç güne unutulan kitaplardan birisi, keyifli bir iki saat geçirmek isteyenlere öneririm.

Geri Döndüğüm Yerler: Bu kitabı bloglardan birinde görüp almıştım. Banu Hanım kitaplar hakkında yazmayı çok seven birisi ve bu eserinde de sevdiği kitapları anlatan yazıları var. Bir oturuşta bitecek bir kitap değil, zamana yayarak okudum. Okurken çok keyif aldım ve bu kitapta anlatılan bir çok kitabı da sipariş ettim. Bu açıdan beni çok masrafa sokan bir eser oldu diyebilirim.

Sonun Bacakları: Sevgili Buraneros'un önerisiyle yazarın Başa Dönemeyiz kitabını okumuştum, sonrasında yazarın nasıl öykü yazdığını merak ettiğim için bu kitabı da aldım. Makbule Hanım'ın çevirmenliği ne derece iyi bilmiyorum ama yazarlık şapkasını çok iyi taşıyor diyebilirim. Kitapta çarpıcı, güzel ve düşündüren öyküler mevcuttu. Öneririm.

Kral Kaybederse: Bu kitabı Storytel'de sesli dinledim. Üç yıldır her sezon dizisi çekilmek istenip de çekilemeyince, nedir yani diye bir merağa düştüm. İlginç bir şekilde kitabı sevdim. Aynı yazarın bir kitabını daha sesli dinledim ve kani oldum ki Gülseren Hanım iyi bir yazar değil, bir şeyi bilmek ya da vakıf olmak bir mesele onu gerçekten iyi anlatabilmek başka mesele. Ortak bir yazarla çalışması ya da çok daha iyi bir editörle çalışması daha iyi olurmuş diyebilirim.

Jason Thorn'u Sevmek: Kısa sürede okuyup keyifli bir kaç saat geçirmek amacıyla aldığım kitap amacını yerine getirdi ve beni de pek mesut etti. Hikayeyi gerçekten sevdim, ayrıca yazarın dili de güzeldi. Saçma sapan uzatmadan yerli yerinde bitti. Öneririm.

Veba Geceleri: Allahım evlerden ırak bir kitap, bir daha Orhan Pamuk okumayı kati suretle  düşünmüyorum. Orhan Bey çok iyi bir yazar olabilir ama benim tam olarak tahammül edemediğim bir yazar tiplemesi var ki o da budur. Gerçekten konunun saçma sapan uzatılması mı dersiniz, olmayacak milyon tane detay mı dersiniz, karakter kalabalığı mı dersiniz, ne ararsanız var. Burada Orhan Bey yoktan bir ada var etmiş, bu adayı ve halkını da Osmanlı zamanına yerleştirmiş. Bir çeşit İhsan Oktay Anar çeşitlemesi gibi geldi bana ama olmamış azizim. Onu da sevmemiştim bunu da sevmedim. Allahtan Storytel'de vardı da, oradan dinleyerek sonunda nihayete erdirebildim, çok şükür.

Aramızdaki Uçurum: Çok uzun zaman önce aldığım bir gençlik kitabıydı. Yazarın başka kitaplarını okumuştum seneler evvel, bu kitabını ise diğerlerinden daha çok sevdim ama herkese hitap edeceğini sanmıyorum. Araştırmadan almayınız.

Ejderhaların Kısa Tarihi: Bu küçük kitapları o kadar sevdim ki bulduklarımın hepsini alıyorum. Bu kitapta da ejderha efsanelerinden bahsediyor. Nerede hangi erjerhalar var, kaç yıllarında ortaya çıktı, ortaya çıkış sebepleri neler gibi bir sürü bilgi içeren küçük bir hazine... Çok severek okudum.

Evet dostlar Eylül böyleydi, Ekim dökümünde görüşmek üzere çav.

27 Eylül 2023

2023 Ağustos Ayı Okuma Raporu

Ağustos ayında gezmekten bu yazıyı yazmaya fırsat bulamamıştım. Bu ay da challenge aldı yürüdü derken, kısmet bugüneymiş.

Ten ve Ateş Krallığı: Bu kitap en çok kitabını okuduğum yazar unvanını hala elinde bulunduran J. L. Armentrout'un Kan ve Kül serisinin ikinci kitabıdır. Serinin ilk kitabını geçen sene okumuş ve çok sevmiştim ama seri ilerledikçe -ki bu yazıda üçüncü kitabı da göreceğiz- baş karakter Poppy'den ruhuma gına geldi. Güçlü kadın karakterler yazdığı için sevdiğim yazar bu sefer nasıl oldu da hem bu kadar güçlü hem de gerzek bir karakter yarattı anlamış değilim. Fantastik sevmiyorsanız pas geçiniz. Seviyorsanız baş karaktere rağmen çok güzel bir dünya. :)

Kaç Zil Kaldı Örtmenim: Sevgili Şule'nin geçen sene düzenlediği Seri Kitapları Seri Okuyoruz etkinliğinde kazandığım kitaplardan birisiydi. Kitap doğu bölgesinde öğretmenlik hayatına atılan Filiz'in anılarından oluşuyor. Filiz de aslında yazarımızın kendisi yani bir nevi anı derlemesi diyebiliriz bu kitap için. Dili çok güzel olan bu kitabı çok sevdim. Gencecik bir kızın yaşadığı zorluklar, düştüğü ikilemler, sevdiği adamın peşinden koşamayacak kadar ayrı dünyaların insanları olduğunu okumak acıklıydı bir yerde... Sonuyla da beni bayağı bir ağlattı ama neyleyelim hep de gülecek değiliz ya?

Yaldızlı Kemikler Tacı: Yukarıda bahsettiğim Kan ve Kül serisinin üçüncü kitabı olmakla beraber son kitabı da değil anladığım kadarıyla çünkü kitap öyle bir yerde bitti ki herşey daha yeni başlıyor gibi bir efekt yarattılar. Bu arada üretkenlikte çığır açan yazarımız serinin bir de yan kitabını yazmış. "Ablam önce bir seriyi bitireydin be." diye söylensemde de tabii ki gittim onu da aldım.

Not: İşte ben böyle böyle iflah olmuyorum arkadaşlar...

Karabibik: Kısacık bir Anadolu öyküsü, Ege bölgesinin diliyle yazılmış -ne kadar günümüze uyarlansa da okumak hala çok zor-, ilginç bir şekilde sıcak ve uzak ama düşündürücü. Edebi anlamda da önemli bir yeri vardı aslında ama unutmuşum valla, neyse zaten kırk sayfa alın okuyun canım aaa...

İslami Tasarım: Geometrik olarak İslami tasarım öğelerinin anlatıldığı bir kitap, kısa ama ilgi çekici olsa da eğer çok iyi bir şekilde geometri bilmiyorsanız benim gibi sadece okuyup geçersiniz sanırım.

Ağustosta hasılat sayı olarak az olsa da sayfa sayısı olarak bayağı etkileyiciydi diyor ve kapatıyorum. Eylül değerlendirmesinde görüşürüz.

Çüs...
31 Ağustos 2023

2023 Temmuz Ayı Okuma Raporu

Yılın en verimli ayı olan temmuza hepiniz hoşgeldiniz. Okudukça okuduğum bir aydı diyebilirim. O zaman sonuçları görelim.

Evvel Zaman: Bir Zamanlar Anadolu'da yı hiç izlememiş olmama rağmen neden bilmem kitabın senaryodan çekime uzanan sürecini anlatan bu kitap aşırı ilgimi çekti. Bu hikayenin Ercan Kesal'ın doktor olarak görev yaptığı ilk senelerden başından geçen gerçek bir hikayeye dayandığını da hiç bilmiyordum açıkçası. Güzel bir kitaptı, meraklısına öneririm.

Beyindeki Aşk: Yazarın basılan son kitabını da okunmuşa havale ettim. Kesinlikle oldukça keyifli bir okuma oldu diyebilirim. Yine arka planda NASA vardı ve niyeyse bu beni pek mutlu etti. :)

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç: Hüseyin Rahmi'nin en az keyif aldığım bu kitabını ofisteki kitap kulübü için ben seçmiş bulundum ve pek de keyifli olmadı diyebilirim. Ben önermiyorum ama siz bilirsiniz.

Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam: Fournier bu aralar bookstagramlarda pek popüler olunca bir şans vereyim dedim ama ciğerim söküldü desem yeridir. Minicik bir kitap ama etkileri günlerce geçmiyor. Çok çarpıcı, mutlaka okuyun.

Kağıtlar: Bu kitap ile niyet ettim Nilgün Marmara ne yazmışsa okumaya... Nilgün Marmara etkileyici ama anlaşılması güç bir kadın... Kitabı edebi anlamda yorumlamak için birşey diyemem lakin ödediğim paranın hakkını vermişler diyebilirim. Dehşet güzel bir basımı vardı.

Gözler Kanatlar Çiçekler Kuyruklar: Şu ana kadar okuduğum en başarılı yerli fantastik bu kitaptı. Eğer fantastik kitap seviyorsanız Deniz Gezgin'e bir şans verin pişman olmayacaksınız.

Sevgi Duvarı: Can Yücel için ne diyebilirim ki... Ayın şiir kitabı kontejanında bu ay Can Baba ile mutlu anlar yaşadım, size de öneririm.

İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı: İsmini söylemesi pek zor olan bu kitabı Netflix tutmuş film yapmış, fragmana denk gelince kırk yılda bir merakım celb olundu onda da yayın tarihine çok vardı. Bende tuttum kitabı aldım. Ama siz almayın bekleyin ve izleyin. Çünkü fragmandan aldığım hisse dayanarak diyorum ki galiba filmi daha güzel...

İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi: Kitabın ismi o kadar dikkat çekiciydi ki kayıtsız kalamadım. Kayıtsız kalmamam da güzel olmuş çünkü okurken çok keyif aldım. Bitince ne olsa beğenirsiniz? Meğerse kitap seriymiş, gittim mecbur diğer kitaplarını da sipariş ettim. (Buraya gözünü kapatan maymun emojisi gelecek.) Gençlik kitabı sevenlere öneriyorum, bir bakın.

Şimdilik: Kelebeğin Rüyası filminde geçen yazarları hep merak etmiştim. Muzaffer Tayyip Uslu'nun tek kitabını da alarak merakıma bir son vereyim dedim. Kısa ve keyifli bir okuma oldu ama şiirleri seveceğinize garanti veremem.

Temmuzu da kapattık, ağustosta görüşürüz.
Çav.
25 Ağustos 2023

2023 Haziran Ayı Okuma Raporu


Haziran ayında okuma kulübü kısa bir mola verdiği için tüm kitaplarımı kendim seçtim.

Nevrotik Bir Gezegenden Notlar: Matt Haig'in Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını çok sevmiştim. Bu kitabını da Melike alalım dediği için almıştık. Kendisi yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar (panik atak vs.) üzerinden yola çıkara çok güzel bir deneme derlemesi oluşturmuş. Okurken asla sıkılmadım ve bilmediğim bir çok şey öğrendim. Denk gelirseniz bir göz atmadan geçmeyin.

Bu Hikaye Senden Uzun Osman: Aylin Balboa yeni kuşak yazarlar arasında öne çıkan isimlerden biri olunca bende kayıtsız kalamadım. Bu hikaye hakikaten de senden uzundu Osman... Çünkü bir kadının Osman'a yazdığı mektuplarla bir ilişkiye başlaması, bitirmesi ve kendi kendinin farkına varmasının hikayesiydi bu. Çok sevdim, mutlaka bir şans verin.

Karşı Penceremdeki Bela: Çok satan listelerine bir zaafım olduğu kesin, gençlik tarzında bu eserin sepetime nasıl girdiğini başka türlü açıklayamam çünkü. Yine de okurken oldukça keyif veren bir kitaptı, sığ bir eser değildi, yer yer çok güzel noktalara parmak bastı. Keyif aldım mı aldım. Ama o kadar para eder mi derseniz eğer siz bilirsiniz derim. :)

Dünyanın Kıyısındaki Kafe: Bu hikayenin gerçekten yaşandığını söylüyor yazar... Ama yazarın anlatım tarzı bir tık ütopik olduğundan mıdır nedir ben ikna olmadım. Kendi içinde güzel bir eser, ama ooo vaov aydınlandım olamayız. Çünkü zaten bir çoğu aslında bildiğimiz şeyler... Ama kitabın PR çalışmasını yapanı alnından öpmek lazım o ayrı...

Varamayan: Bundan böyle Ahmet Büke benim sadık yarimdir ve Varamayan nasıl kalp deşen bir hikayedir... Kitabın içerisinde birden fazla hikaye mevcut, hepsi de birbirinden sıcak hikayeler olsa da Varamayan beni benden aldı. Mutlaka alın, okuyun, çok seveceksiniz.

Bu ayı da böylece kapattık, temmuz raporunda görüşmek üzere...
Adios.
18 Ağustos 2023

2023 Mayıs Ayı Okuma Raporu

Mayıs ayının kazananları ile tanışmaya hazır mıyız? :)

Boş Dolaplar: Ofis içerisindeki kitap klubü için Nobel ödüllü yazar Annie Ernaux'dan bir kitap seçtik. Kitap iyi hoştu da bittiğinde tek düşüncem; "Birisi bana saatler boyunca tüm dertlerini anlattı, ama asla benim fikrimi sormadı." idi. Bilinç akışı tekniği ile yazıldığı için kitap bitirdiğimde üzerimden silindir geçmiş gibiydi. Bende üzerine oturup tüm hissettiklerimi birine anlatma ihtiyacı duydum. 

Avucumda Çimen İzi: Sadece isminden ötürü aldığım kitap çok tatlış bir hikaye kitabı çıktı. Dilek Türker'e bir şans verin pişman olmazsınız.

Nikah Sarhoşluğu: Ofis içerisindeki kitap klubünün Mayıs ayı kitabıydı. Bu kitabı çok sevdim diyemem ama sonrasında yaptığımız kitap değerlendirme toplantısına yazarı da online olarak katıldı ve yazara sorular sorarak değerlendirmek gerçekten çok keyifliydi.

Aşk Çıkmazı: Bir çeşit mini seri olan üçlemenin ikincisine hoşgeldiniz. Bu kitabı da yine çok sevdim. Yaklaşık 120 sayfa uzunluğunda olan bu kitaplar insanı hiç yormadan sona ulaştırıyor ve zeki kadın karakterler de okuma deneyimine keyif katıyor.

Beş Sevim Apartmanı: İlk kez bir Mine Söğüt romanı okudum ve oldukça ilginç bir deneyimdi diyebilirim. Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum ama mutlaka okuyun diyorum. Mine Söğüt'ün kalemi ile herkes mutlaka tanışmalı.

Portakallar: Can Yayınları'nın İnce Klasikler serisinden kapağı ve ismi için aldığım bir kitaptı. İsmindeki tatlışlık içinde yok diyebilirim. Sıkıcı bir öykü kitabı, önermiyorum.

Sıfırın Altında: Mini serimizin sonuncu kitabı ve benim serideki en sevdiğim... Çünkü arka planda NASA var. :) Bu tarz okumalar yapmayı seviyorsanız öneririm.

Görüşmek üzere.
Çav.
29 Haziran 2023

2023 Mart Ayı Okuma Raporu

Hello,

Mart ayında sürekli direksiyon sınavlarından kalmakla meşgul olduğumdan ancak bu kadar okuyabildim. (Utanç içindeyimin simgesi olarak burada gözlerini kapatan maymun emojisi varmış gibi hayal edelim.)

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin: Tezer Özlü itiraf etmeliyim ki bayıldığım bir yazar değil, bu kitabı görünce de hay allah diye içimden bir geçirmiştim ama denemelerden oluştuğu için çabuk okurum gibi gelmişti. Şubatta başlayıp martta ancak bitirdim. Sinema ve edebiyata ilgili iseniz bir göz atabilirsiniz ama oldukça uzun zaman öncesine ait yazılar var içinde demedi demeyin.

Uygarlıkların Batışı: Bu kitap yine ofis içinde okuduğumuz bir kitaptı. İlk Amin Maalouf deneyimim olarak beğendim. Benim açımdan değişik bir okuma oldu, Lübnan'ın yakın geçmişine ışık tutuyor diyebiliriz. Aslında bir üçlemenin son durağı imiş ama tek başına da gayet anlaşılır. Yakın geçmişe ilgili iseniz öneririm.

Felaketzedeler Evi: Bu kitap da Küba'dan Miami'ye göç eden bir adamın hikayesi, aslında bir miktar da yazarın kendi hayatından esinlenilen noktalar mevcut. Çarpıcı, rahatsız edici, düşündürücü bir eser.  Jaguar Kitap'ın olayı neymiş diye aldığım fakat sonrasında sevdiğim bir kitap oldu. Yine de araştırmadan almayın derim.

Martta durumlar böyleydi, ülkeler arası bir geziye çıkmışım resmen... 

Nisan ayının okuma raporunda görüşmek üzere.

Çav.
25 Haziran 2023

2023 Şubat Ayı Okuma Raporu

Şubat ayında kendimi okumaya verdim denilebilir. Deprem gündeminden uzakta kalmak için kitaplara bir miktar daha fazla zaman ayırdığım bir aydı.

İspanyol Aşk Aldatmacası: Kızlar arasındaki kitap kulübü için son okuduğum kitaptı. (Bu kitaptan sonra kulüp sessizliğe gömüldü, aktif olarak okuduğumuz birşey kalmadı.) Klasik bir chick lit olsa da sevdiğim yerler de oldu, sevmediğim yerler de... Ama alanında çok daha güzel örnekleri var, indirimde değilse yanından geçip gidebilirsiniz.

Vişne Bahçesi: Ofiste kurduğumuz "Reading Interest Club" için okuduğumuz ilk kitaptı, akabinde de tiyatrosuna gidecektik ama deprem nedeniyle çok uzun bir süre ertelendi. Sonrasında da benim takvimime uymadığı için gidemedim. Kitap kısa ve hoştu ama yine bir klasik olarak Ruslara sormak istiyorum sizin derdiniz ne kardeşim ya, bu isimlendirme problemi beni bitirdi...

Rüzgar Bizi Götürecek: Çeviriden kaynaklı sanıyorum Furuğ şiirleri bana çok tat vermedi. Halbuki Makbule Aras Eivazi'nin "Başa Dönemeyiz" kitabı ne güzel anlatıyordu Furuğ'u... Şiir kitabını da Makbule Hanım çevirmiş ama dil değişimi kaynaklı bir eksiklik hissediliyor kitapta...

Unutma Beni Apartmanı: Hep Kitap'ın kullandığı yazı karakteri ayrı Nermin Hanım'ın yarattığı kurgu karakterleri ayrı baydı beni... Yine neden bu kadar çok övüldüğünü anlamadığım bir hikayenin içinde buldum kendimi. Editörü ben olsam en az yüz sayfa daha kısaltırdım bu kitabı, bazı yerlerde gerçekten çok çok gereksiz uzatmalara girilmişti. Kitap dallı budaklı bir ağaç gibi, bir dalı takip ediyorsunuz ama bir yere varmıyor aslında ordan hop ana hikayeye geri dönüp beş sayfa okuyor sonra başka bir dala gereksiz uzanıyor, sonra yine geri dönüyorsunuz... Elimde bir de son kitabı var yazarın sanırım aradakileri pas geçeceğim.

Çatlak Krallık: Amaçsız olarak okuduğum adını bile anımsamadığım serinin son kitabıydı. Paranıza yazık etmeyin kardeşim, almayın...

Ermiş: Her bir öyküsü bir günde okunsa çok tat verecek kitabı ben zırt diye bir gecede okuduğum için aldığım haz biraz alt seviyede kaldı. Siz sindire sindire okuyun.

Uçurtmayı Vurmasınlar: Çok ama çok çocukken televizyonda filmini izlediğimi anımsıyorum. Sonra çok aklıma geldi ama bir daha izlemedim. O ilk izlediğim andaki haliyle kalsın istedim zihnimde ama okuması keyifliydi. Öneririm.

Sevgiyle kalın.
27 Şubat 2023

2023 Ocak Ayı Okuma Raporu


Bu yıl başka bir sürü şeye daha ağırlık verdiğimden geçen seneki kadar verimli okumalar yapamayacağım sanırım. Yılın açılışını 7 kitapla yaptım, bakalım sonraki aylarda neler olacak?

Gönülçelenler: Aralığı 14 kitapla kapatınca yeni yılın ilk okuması şöyle hafifçe bir şey olsun demiştim... Ali Novak'ın Walter Erkekleri ile Hayatım kitabını da okumuştum ama bu kitap kesinlikle çok daha güzeldi. Tatlı bir ilk aşk hikayesi... Şöyle hiç birşey düşünmeden biraz zaman geçirmek istiyorum derseniz öneririm.

Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar: İsminden ötürü aldığım bir kitaptı Oscar Wilde'ın bu eseri. Bir konusu var diyemem. Küçük paragraflardan oluşan bir çırpıda okunabilecek, altı çizilecek güzel sözlere sahip bir eser.

Aziz Bey Hadisesi: İtiraf etmeliyim ki Suzan Defter üzerine de Aziz Bey Hadisesi'ni okudum ama hala Ayfer Tunç'un neden bu kadar övülen bir yazar olduğunu kavrayamadım. Sanırım birşeyleri kaçırıyorum ama ne?? Kısa ama etkili bir kitap olmasının yanında çok çarpıcı bir eserdi de diyemem. Okumak konusundaki kararı size bırakıyorum.

Ya Yarın Yoksa: En yakın arkadaşların aşık olduğunu itiraf edememe sorunsalı üzerine bir kitap. Yer yer aksasa da genel anlamda hoştu diyebilirim. Ancak yazar ya çaptan düşüyor ya da ne yazsa satar bağlamında bastılar bilemiyorum ama çok daha iyi eserleri mevcuttur Jennifer ablamızın.

Goriot Baba: BKK Ocak ayı kitabı olarak okuduğumuz bir klasikti. Detaylı yazı için şuraya müracaat edebilirsiniz.

Çoğu Zaman Derbeder: İçeriği hakkında bir fikrim olmadan indirimden aldığım bir eserdi. Ollie ve Will'in bir yaz aşkı yaşayıp sonra hiç beklemedikleri bir anda yeniden karşılaşmasıyla başlayan bir hikayelerini ele alıyor, okurken ben keyif aldım. Ancak herkese hitap etmeyecektir, içeriği araştırmadan almamanızı öneririm.

Misafir Odası: Sanırım ayın en etkileyici kitabı Misafir Odası idi. Bir arkadaşınızın ölmek için evinize geldiğini düşünün... Aslında ölmek için değil tedavi için geliyor ancak durum o kadar vahim ki; herkes ölmek için burayı tercih ettiğini düşünmeye başlıyor. Çarpıcı, sarsıcı ama hepimizin başına gelebilecek bir içeriği konu alan bir eserdi. Öneririm.

Bende durumlar böyleydi, şubatta görüşmek üzere...

Adios.
9 Ocak 2023

2022 Aralık Ayı Okuma Raporu

2022 için hedefim yılda 60 kitaptı, ama aralığa girerken bir de ne göreyim zorlasam 120 olabiliyor. Kendi kendime meydan okudum ve de kazandım tabii ki... 120 kitapla yılı başarıyla kapatırken aralık ayının hasılatı da 14 kitap oldu.

Hedefi tutturmak için ince kitapları seçtim evet ama napalım zaman kısıtlıydı ya hu. :)

Yüz Yüze: Yılın kapanışına bir Aytmatov koymasaydım olmazdı. Erkeklerin askere alınması sonucu yalnız kalan kadınların hayatta kalma savaşını ele alan öyküde, kadınlardan birinin kocası askerden kaçıp geliyor. İnsanın insanlığı ile savaşını da görmek için okunması gerek, küçücük ama çok etkili bir kitap.

Nohut Oda: Melisa Kesmez ile tanışma kitabı olarak seçmiştim. Kalemi çok hoşuma gidince iki kitabını daha sipariş ettim. Öykülerden oluşan bu kitapta yok yok, çok içimizden bildik öyküler bir yerde hepsi, beni en çok, en son öykü etkiledi, ahh Handan...

Akıl Karaya Vurdu: Bahaettin Karakoç bilirdim de Abdurrahim Karakoç hiç okumamıştım, merakımdan aldım ama benden çok kocama hitap eden bir eserdi diyebilirim. Şiirler çoğunlukla siyasi hiciv içerikliydi.

Aramızdaki En Kısa Mesafe: Ne umuyordum bilmiyorum ama bulduğum aradığım şey değildi... Herşeyi bir kenara bırakıp üzerinden bir ay zaman geçince ikinci bir Bıçakçı kitabı okuyasım geliyor lakin bitirir bitirmez sorsanız bana yetti derdim. Dili çok nev-i şahsına münhasır bir yazar olan Bıçakçı'yı iyice araştırmadan almayın derim.

Algernon'a Çiçekler: BKK için aralık ayında bizzat benim seçtiğim kitaptı. Okuduğuma çok memnun olduğum, okumayan kalmasın istediğim bu kitap için detaylı yazım şuradadır.

Dünya İçin Bir Şans: Kitabı tamamen kapağına bakarak seçmiştim, yazarının da Ece Erdoğuş Levi olduğunu görünce tamam dedim, okumalıyım. Zira yazarla tanışmayı uzun zamandır istiyordum. Fakat bu kitabın bu kadar tatlı çıkacağını, içerisinde bu kadar güzel çizimler barındıracağını aslında hiç tahmin etmemiştim. Küçük-büyük herkesin okuyabileceği zamansız bir kitap. Günümüzde gözümüzün önünde duran mülteci sorununa çok farklı ve insani bir yönden bakıyor. Küçük bir çocuğun gözünden dünya nasıl bir yer görmek istiyorsanız, hiç durmayın, alın, aldırın.

Güneşin Oğlu: Güneşin Oğlu hem London sevgimden, hemde Can Yayınları'nın İnce Klasikler serisini toplama çabamdan ötürü edindiğim bir kitaptı. İncecik ama çok şey anlatan bir eser, hafif muzip bir yönü de yok değil. İki öyküden oluşan bu kitaptaki öyküler oldukça etkileyiciydi ancak ben ikinci öykü olan "Güneşin Tüyleri"ni daha çok sevdim. Her iki öyküde de ortak bir kahramanımız var David Grief ve bence Grief'le mutlaka tanışmalısınız.

Yasak Aşkın Kanıtı: Yazarın kalemi ile ilk tanışma eseri olarak doğru bir kitabı seçtiğimi düşünüyorum. Belli bir okuma doygunluğuna ulaştığım şu dönemde farklı tarzda yazılan kitaplar daha da çok ilgimi çekiyor. Burada kitap tamamen mektuplardan oluşuyor. Dört ayrı kişinin belli bir zaman dilimi içerisinde yer alan mektupları ile konuya vakıf oluyoruz. İtiraf etmeliyim ki kitap beni sonuyla oldukça şaşırtı. Kısa ama keyifli bir okuma keyfi sunuyor. Öneririm. 

Portakal Yokuşu: Yine küçük küçük öykülerden oluşan bir kitaptı, ismi güzel, kapak daha da güzel olunca atıvermiştim sepete çok da düşünmeden. Keyifli bir kaç saat geçirmek için alabilirsiniz.

Başa Dönemeyiz: Sevgili Buraneros'un önerisiyle almıştım. Önce bu kitabı mı yoksa önce Rüzgar Bizi Götürecek kitabını mı okusam ikilemime ise Mithad Selim'in şu yazısıyla son vermiştim. Bu kitabı okuduktan sonra Furuğ'un Rüzgar Bizi Götürecek isimli kitabına da başladım. Ancak Başa Dönemeyiz'de Makbule Hanım'ın Furuğ'u anlatışı o kadar güzeldi ki, doğrudan Furuğ şiirlerini okumak o kadar keyif vermiyor diyebilirim. İncecik olduğuna bakmayın okudukça devleşiyor bu kitap...

Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü: Yazarın kim olduğunu bilmesem bu kitabı Kaplan Diary'nin yazdığından şüphe ederdim. İçinde kırk tane minik öykü var ve her biri ölümden sonraki hayatı ele alıyor, bazen komik, bazen de trajikomik bir dille... İlginç bir eserdi, Kaplan Diary'ye kesinlikle öneririm, geri kalanlar kendileri karar versin. :)

Fosforlu Cevriye: "Ben böyle aşkın ızdırabını ulan..." diye içimde naralar attıran edebiyatımızın güzide bir eseri kendisi... Ben hariç herkes sanıyorum ki filmini izlemiştir, bende kısmetse ay sonunda tiyatrosunu izleyeceğim. Cevriye'nin bu bir türlü karşılık bulmayan aşkı beni yordu ne yalan söyleyeyim. Ben tez canlı bir insanım, böyle günlerce bekleyemem, yok hiç bana göre değildi. Okurken içime hafakanlar bastı...

Öğrenci Kız: İthaki'nin Japon Klasikleri serisini sırf kapaklarından toplamaya başlamıştım ama içerik de boş değilmiş hani dostlar. İçeriği su misali dupduruydu bir kapağı açtığımı, bir de sona geldiğimi biliyorum. Ama beni öyküden ziyade yazar hakkındaki kısa bölüm çok daha fazla etkiledi diyebilirim.

Meyhanede Hanımlar: Canımın içi Hüseyin Rahmi olmadan ayı kapatamazdım tabii ki... Meyhanede Hanımlar çok ama çok ilginç bir eserdi. Cumhuriyet Döneminde kadınlara tanına özgürlükler ile içki yasaklarını aynı kitabın çatısı altında birleştiren yazar bizi bir uçtan diğer uca savuruyor okuma yaparken... Daha önce Gulyabani'nin önsözünde yer verilen halktan bir teyzenin mektubu vardı. Orada teyzemiz çok edebi dile kaydığını eski dile dönmesini salık veriyordu. Bu kitabı okurken teyzenin ne demek istediğini de anladım. Okuyun ya kısacık, valla çok seveceksiniz. :)

Bende durumlar böyleydi, şimdi gözler 2023'te bakalım neler okuyacağız.

Görüşmek üzere çüş.
14 Aralık 2022

2022 Kasım Ayı Okuma Raporu


Kasım'ı da kazasız belasız geride bıraktık çok şükür. Kendi adıma hedeflediğimin altında kalsam da ayın son haftası depara kalkıp resimdekilerin yarısını da o sıra okudum diyebilirim.

Bakalım neler neler okumuşum.

Bir Elmanın İki Yarısı: Bu kitabın başında; iki sevgilinin birbirlerinin beklentilerini karşılamak için nasıl başka başka kişiliklere büründüklerini, birbirlerinden nefret etmeye başladıklarını okuyoruz. Günümüzde sıklıkla çevremde gördüğüm ilişkileri anımsattı. Aslında herşeyin temelinde varsayımların yattığını, birbirleri ile konuşmadıkları için birbirlerini anlamadıklarını da görüyoruz. Daha iyi bir editörü olsa muhteşem bir çoksatan olabilirdi, fakat yer yer aksayan bir kitap olmuş bu durumda. Yine de zaman zaman keyifli bir kitap olmayı başarıyor, indirimde bulursanız değerlendirebilirsiniz.

Erkeklere Herşey Anlatılmaz: Bu kitabı sırf isminde ötürü almıştım. Fakat dördüncü hikayeye geldiğimde neden ya ne gerek vardı diye çığlık atmak istedim. Bu kitabı almayın, alanlara da okutmayın travma yaratabilecek -ki bende yarattı- bir hikaye var içinde hatta bence şikayet edilip toplattırılmalı da. Lanet olsun.

Zaman Katibi - Gizemli Binici: Bu kitabı bana fantastik okumayı sevdiğimi duyan bir iş arkadaşım verdi. Aslında yerli yazarlarda fantastiğe çok mesafeliyim. Fakat kesinlikle çok iyi bir kitaptı. Netflix bunu da dizi yapabilir yani o derece. Zaman içinde yolculuk edebilen Zaman Katipleri'nin hikayesi bu; bir bebeğin doğuşuna gidiyoruz yüzyıllar öncesine, hooop geliyoruz Kanuni Devri'ne bebek orada bir ailenin yanında büyüyor. Sonrasında genç dalyan gibi bir delikanlı olan katibimiz bir olayın doğru şekilde gerçekleşmesini sağlamak üzere kendini Abbasi Döneminde buluyor. Olaylar çözüldü tam refaha erdik derken ikinci kitabın ilk bölümünde geleceğe gittiğini görüyoruz. Açıkçası yalın, sade bir dili vardı. Karakterler güzel kurgulanmıştı, kitabın arkaplanında oldukça sağlam bir çalışma olduğu belli oluyor. Öneririm.

Babalar ve Oğullar: BKK için okuduğumuz bu kitap için detaylı bir post girmiştim, ay ben görmedim diyorsanız şuradan bakabilirsiniz.

Reading Zindanı Baladı: Bu kitaptaki "Aslında Herkes Öldürür Sevdiğini" mısrasını duymayan yoktur sanırım. Ramiz Dayım da pek güzel okur. İnce Klasiklerde neler var diye bakarken denk gelmiştim. Ardındaki hikayeyi bilmiyordum, gerçekten keyifle okudum. Öneririm.

Yılanı Öldürseler: Bir nevi klasik olan bir kitap fakat okurken tiksindim desem yeridir. Bu his bana geçtiğine göre kitap çok mu iyi yazılmış, yoksa aslında ne gerek vardı mı desem bilmiyorum... Kitap hakkında hislerim çok karışık. Eski Anadolu, insanlar sağdan soldan hep bildiklerimiz. Bu kitaptaki her bir karakteri biz bugün haberlerde, çevremizde, mahallemizde görüyoruz. O çocuğa annesini öldürtmek için söyledikleri herşey o kadar bilindik cümlelerdi ki... Ben kararsızım, siz ister okuyun, ister okumayın.

Düşmüş Varis: Geçen ay dört kitabını okuduğum Kağıt Prenses serisinin beşinci kitabı, bir tür spin off aynı zamanda. Asıl hikayedeki esas oğlanın kardeşinin aşk hikayesi, yer yer saçmalıktan baysa da okudum mu okudum valla... Öneri konusunda yorum yok.

Dune Tanrı İmparatoru: Kült bir seri olan Dune'un dördüncü kitabı, bu serinin tüm kitaplarını tek seferde satın almasaydım sanırım ilk kitaptan sonrasına devam etmezdim. Ama bu kitabı yine de sevdim. İlk üç kitapta okuduğumuz hikayelerden 3000 yıl sonrasından başlıyor. Yarıdan fazla yaratık, bir miktar insan bir imparator. Savaş olmadan geçen 3000 yıl... Ama aslında mutlu bir dünya yaratmak için değil, bu dünyayı toptan yok edip yerine yenisini kurmak için bu 3000 yılın her bir saniyesini planlı yaşamış bu yaratık. Sonu gerçekten ilginçti, bitişinden sebep beşinciyi de merak etmiyor değilim.

Bu ayı da böyle kapattık. 
Bakalım yılın son ayında neler okuyacağız.

Sevgiler.
10 Ekim 2022

2022 Eylül Ayı Okuma Raporu


Eylül'ü dokuz kitapla beraber geride bıraktım, seçtiğim kitaplar okurken beni o kadar yordu ki şu anda kitap okumaktan ziyade sağa sola yatıp tavanı seyretmekten başka birşey gelmiyor içimden. Ekimde işler kesat anlayacağınız.

Seçilmiş Olanlar: Roth ile ilginç bir ilişkim var. Bazı kitaplarını çok severken, bazıları da neden yazmış ki bunu diye düşündürüyor. Bu kitaptaki kahramanlarımız dünyayı bir kez "o büyük kötü son"dan kurtarmışlar. Bu olayın üzerinden on yıl geçmiş, kahramanlarımızın gerçek dünyaya adapte olmakta yaşadıkları problemleri okurken hoop kendimizi paralel bir evrende buluyoruz. Dünyayı bir kez daha kurtarmaları gerekiyor. Hayırlı başarılar arkadaşlar deyip, benim koşarak uzaklaşasım geldi. Kitap yer yer iyiydi ancak sonu beni çok tatmin etmedi. Eh işte kategorisinden; elinizde varsa okuyun, yoksa almayın diyorum.

Şato: Bu kitap BKK için okuduğumuz ilk kitap olduğundan bende yeri hep ayrı olacak, ayrıca kendisini okumuş olmayı kişisel tarihimde bir başarı olarak görüyorum, yalan yok. :) Çok da uzun yazmaya gerek yok şuradan detaylara vakıf olabilirsiniz.

Normal İnsanlar: Yazarın kitap ismiyle kinaye sanatına başvurduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Çünkü ömrümde bu kadar "normal olmayan" insanlar görmemiştim. Kitabı beğenmedim, en kötü kitabın bile bana birşey kattığını düşünürüm. Bu kitabın bana tek katkısı baş ağrısı oldu. Bir çok konunun havada kalması bir yana bittiğinde allah topunuzun cezasını versin diye çığlık atmak istediğim başka bir kitap daha anımsamıyorum. Almayın, aldırmayın, alana da okutmayın ruh sağlığı için mani olun. Ay darlandım gene.

Medici - Floransanın Efendileri: Bir üstteki kitabın bana yaşattığı sinir harbinin ardından ilaç gibi geldi. Okunması kolay, bir miktar da Floransa tarihi ve Medicilere ilginiz varsa bir çırpıda okuyabilirsiniz. Dizisi de mevcuttu (ben izlemedim). Üçleme olarak yazıldığı için ilk kitap bittiğinde bir havada kalmışlık hissi oluşuyor, sanıyorum serinin devamı çevrilmemiş. Burda da böyle yarım kaldık işte gördünüz mü?

Şair Evlenmesi: Edebiyat tarihimizde batılı tiyatronun ilk örneği olarak lanse edilen kısacık, mini minnacık bir eser. Bir akşam çayıyla beraber bir çırpıda okunuyor. 

Gece Yarısı Kütüphanesi: Bu kitabı arkadaşlar arasındaki kitap kulübümüz için seçti kızlar, ama ben zaten Şule'de gördüğümden beri okumaya niyet ettiğimden almıştım. Çoook ama çooook severek okudum. Kitabımızın kahramanı hayatında hiçbirşeyin yolunda gitmediğini düşündüğünden ölmeye karar veriyor ve intihar ediyor. Hikaye de burada başlıyor. Arada bir yerde kalan kahramanımız kendisini Gece Yarısı Kütüphanesinde buluyor. Burada hayatının tüm versiyonları mevcut; o hayatları arasında gidip gelir, pişmanlıklarının peşinde koşarken; bizde keyifli bir okuma deneyimi ve satırlarının altını çizmekten mürekkebini bitirdiğimiz bir kalemle kalıyoruz. Çok ama çok tavsiye ederim.

Morgue Sokağı Cinayetleri: İnce Klasikler serisine meylettiğim dönemde aldığım bir kitaptı. Küçücük bir kitap, biraz Sherlokvari, Morgue Sokağında bir cinayet işleniyor. İpuçları polisleri bir yere götürmüyor, görgü tanıklarının her biri cinayet esnasında duydukları sesleri farklı bir dil olarak tanımlıyor. Kapıda yığınla insan varken katil sırra kadem basıyor. Cinayet faili meçhule düştü düşecekken kahramanımız olayı çözüyor. Sonu ilginçti, öneririm.

Kızıl Elma - Oğulla Görüşme: Bir Aytmatov okumadan ayı nasıl kapatsaydım değil mi? İki ayrı hikayeyi içinde barındıran bir kitaptı. Oğulla Görüşme hikayesi beni daha çok etkiledi. Öneriyorum.

İki Mavi Kuş: Ben bu kitabı kapağına mı aldanıp almıştım acaba? Gerçekten kısa olmasa çekilecek çile değildi. Ne okudum ben böyle yarebbim diyerek kapattım.

Bu ay yaptığım okumalar da böyleydi. Bakalım ekimde bir kaç kitap bitirebilecek miyim? Şu anda üç kitabı aynı anda okuyorum ama üçünde de sondan çok uzaktayım...

Sevgiler.
9 Eylül 2022

2022 Ağustos Ayı Okuma Raporu

Hello world,

Temmuzda okuyamadıklarımı da ağustosta okumaya azmedince 11 kitapla ayı temiz kapattım dostlarım. Bakalım neler okumuşum.

Leyla, Mektubum Eline Ulaştı Mı?: Kitabın adı ve de kapağı çok ilgimi çekince ayın ilk okuması olmaya hak kazandı. Yazamamaktan muzdarip bir yazarın hikayesi; kendiyle dertleri olan, yaş olmuş kaç ama hala hayatta ne yapıyor, amacı ne bilemeyen bir kadın kahramanımız. Onun çocukluğunda tanıdığı Leyla'ya yazdığı mektuplar da hikayenin asıl kısmı, öneriyorum.

Yayan Yapıldak: Kitap alışveriş yazılarımdan birinde bahsetmiştim, sırf kapağının güzelliğinden aldığım bir kitaptı. Denemelerden oluşan bu eserin ana teması yol, yolcu olmak, yolda olmak... Başka kitapların arasına alarak okumak için ideal. 

Tweet Savaşları: Nerede bir ciltli kitap görsem otomatik olarak vuruluyorum. Bu kitap ilk yarıda beni oldukça sıktı, ancak ikinci yarıda konuya adapte olabildim. İki farklı işletme var ve her ikisinin de twitter hesaplarını ergen çocukları yönetiyor. Şansa bakın ki twitter da savaşmak yetmiyor kahramanlarımız okulda da birbirinden hiç haz etmiyorlar. Ergenlik çağında çocuklarınız varsa okutabilirsiniz lakin bence lise üzerindeki yaş grubuna hitap etmiyor.

Kan ve Bal: Yılan ve Güvercin serisinin ikinci kitabı, çok fazla tanıtımı yapılan ciltli kapakları ile insanları can evinden vuran bir seriydi bende düştüm işte. Yazarın dilinin güzel, konunun başlangıç kısmı da farklı olmasına rağmen bir süre sonra sıkıldım. Fantastik olarak çok fazla eser okuduğum için artık çoğu hikaye bana bildik geliyor. Fantastiğe giriş 101 olarak öneririm, yoksa uzak durun.

Sarıyaz: Yakın arkadaşlar arasında kurduğumuz kitap kulübünde ilk okuduğumuz kitap oldu Sarıyaz, dün akşam da toplaştık üzerine konuştuk. Kitabı çok sevdim ve Eriş'in tüm kitaplarını okuma fikrini de aklıma yazdım. Büyük bir toz fırtınasının gelip şehri kaplamasıyla başlıyor herşey, heryer sapsarı insanlar Sarıyaz olarak isimlendirmeye başlıyor bu olayı. Kitap birbirinden farklı kişilerin aynı zaman dilimi içerisinde yaşadıklarını anlatan sekiz küçük öyküden oluşuyor. Henüz okumadıysanız aman geç kalmayın.

Birimiz Ölmek Üzere: Birimiz Yalan Söylüyor ile başlayan serinin ikinci kitabı Birimiz Ölmek Üzere, Karen M. McManus ablamız oldukça özgün bir yazar. İlk kitapta bir dedikodu sitesinde okuldaki öğrenciler hakkında gün yüzü görmemiş sırların ortaya salınmasıyla bir hikaye başlıyordu. İkinci kitap ilkinden bir kaç yıl sonrasına götürüyor bizi, o zamanların popüler dedikodu sitesini canlandırıp da ikinci bir kaos ortamı yaratmaya çalışıyorlar ama herşey çok farklı yerlere gidiyor. Öneririm.

Kutsal Suçlar: Meredith Gentry serisinden yayınlanan son kitaptı, serinin devamı çıksa dahi okumayı düşünmüyorum. Bir buhran halinde aldığım bu seriyi de kimseye önermiyorum. Hamilton çok değişik bir yazar, yazdığı herşey çoksatanlara girse de kitap içeriklerinin çarpık bir yönü yok değil. Enine boyuna araştırmadan almayın, genellikle kitapları +16 olacak içerikte oluyor. Demedi demeyin.

Kapanda Bir Hayal: Çok tatlış ve de minicik bir öykü kitabıydı. İyi ki almışım dedim, okurken... Mutlaka öneriyorum, Burcu Ünlü ile tanıştığınıza pişman olmayacaksınız, eminim.

Kıyı Kitabı: Sahaftan aldığım bu kitap Ece Temelkuran'ın Hayat Üçlemesinin son kitabıymış aslında. İçerik beni hiç açmadı, sanıyorum ilk kitaptan da başlasam sevmezdim. Temelkuran'dan yaptığım ikinci okuma ve benim için kendisi okunması zor yazarlar kategorisinde yerini aldı.

Seçmeler: Ahmet Selçuk İlkan'ın şiirlerinden oluşan bu kitabı da sahaftan almıştım. İçeriğinden kapak kalitesine kadar diyecek yok da neden kapağa bu abimizin fotoğrafını basma gereği duydunuz bilmem. Sürekli evin içinde yazar beni izliyor sandım.

Ömer'in Çocukluğu: Sırf okuduktan sonra bir üstte anlattığım kitabın üzerine koyayım da yazarı görmeyeyim artık diye, ay sonuna sıkıştırdım bu kitabı. :) Benim amacım bir garip olsa da kitabımız çok güzel, kısacık ne ara başladınız ne ara bitirdiniz anlamayacağınız bir eser, ayrıca geçen haftanın Ağaç Ev Sohbetleri konusu ile de pek uyumlu.

Eveet, benden bu kadar sevgili dostlarım, siz neler okudunuz bakalım?
17 Ağustos 2022

2022 Temmuz Ayı Okuma Raporu

Temmuz ayı bayram telaşesine karıştı ve ışık hızıyla bitti. Bu ay içerisinde altı kitap okuyabildim. Ayın yarısında tatilde olduğum düşünülürse bayağı iyi bir hızla ayı kapattım diye kendimi avutuyorum.

Otomatik Portakal: Bu kitap için ne desem bilemiyorum gerçekten... Neden bu kadar ünlü olduğunu anlamaya ben vakıf olamadım. Kitabı kesin bir tarafsızlıkla okuyabilmek için kitapla aramda bayağı bir duygusal mesafe bırakmışım okurken, dönüp bakınca fark ediyorum. Ne öneriyorum, ne önermiyorum karar size kalmış.

Kalp Kırmanın 16 Yolu: Otomatik Portakal sonrası havam değişsin diye başlamıştım. Kitabımızda ayrılan bir çiftimiz var. Biz kitabı, kızın eski sevgilisine yazdığı mektuplar üzerinden takip ediyoruz. "Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar?" cümlesine bir örnek bu kitap, kızın sevgili oldukları dönemde yaşadıklarını, hissettiklerini ama erkeğin bunlara ne kadar farklı bakıp, olayları nasıl farklı hatırladığını görebiliyorsunuz. Esas kızı ben sevdim, kitabın güzel ve hızlı okunan bir yapısı var öneririm. 

Kızımın Katiline Mektuplar: Bu kitabı 5 lira indirimlerinden almıştım. Hikayeyi annenin gözünden okuyoruz. Kızı vahşice katlediliyor ve o andan itibaren katilin arama çalışmaları, katilin bulunması, kadının içinde yaşadıkları, duygu durumu hepsini takip edebiliyoruz. O kadar çok kadın cinayeti oluyor ki ülkemizde, bu kitap bir yerde bizim her gün haberlerde gördüğümüz olayların iç yüzüne götürüyor bizi... Hiçkimsenin hayatının dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını, şiddetin; şiddet mağduru istemediği müddetçe dışarıdan anlaşılmayacağını çok güzel gösteriyor. Tavsiye ederim.

Yıldırım Sesli Manasçı / Askerin Oğlu / Beyaz Yağmur: Kasvetli bir kitap sonrası havam değişsin diye Aytmatov'un bu ince öykü kitabını okudum. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere üç öyküden oluşuyor kitap. Aytmatov için çok fazla söze gerek yok kendini su gibi okutuyor. Bu kitapta en sevdiğim öykü Yıldırım Sesli Manasçı oldu.

Aşk Hipotezi: Çok satan kitapları okumayı severim, bu kitabı da bir müddet çok satanlarda kaldığı için almıştım. Kitabı kısaca özetlemek gerekirse çok sevdim. Kitabımızdaki karakterlerden esas oğlan profesör, esas kızımız ise sanıyorum doktora öğrencisiydi. O kısım aklımda kalmamış. Hikayemiz bir aşk oyunu ile başlayıp gerçeğe dönüyor. Sıkmadan bunaltmadan akıyor. Olayların arka planı kitaplarda pek görmediğimiz bir arka plan olduğu için (laboratuvar) kitap daha ilgi çekici bir hale geliyor. Bir de en sevdiğim kısım esas kızımızın tez hocasının adı Ayşegül'dü. :) Öneriyorum.

Kehribar Geçidi: Bu kitabı Nazan Bekiroğlu ismini görür görmez aldım. Üzerinde hiç araştırma yapmadım, ne anlatıyor hiçbir fikrim de yoktu. Arka kapak yapısı da gizemli bir dille yazılmış, esas içeriğe dair pek bir ipucu vermiyor.

Kitabımız bir yedi uyuyanlar hikayesi, hikayemiz MS 300 yıllarında başlıyor. Kahramanlarımız bir azatlı köle, bir lahit kopyacısı, bir yazıcı köle, bir tapınak kandilcisi, bir uykusuz çoban, bir gezgin, bir yüzbaşı bir de Kehribar... Her bir karakterin kendi hikayesi var, her karakterin hikayesine vakıf oluyoruz. Arka planda ise Nasıralı İsa Hristiyanlık dinini duyuralı 300 sene olmuş, kimi insanlar ise gizliden gizliye Hristiyan olup, Hristiyanlığı yaşamaya çalışıyor. Derken imparator Hristiyanlığı yasaklıyor ve Hristiyanlıktan vazgeçmeyenler için bir katliam başlatıyor. Bu katliamdan kaçan karakterlerimiz ise kendilerini yüzyıllar sonrasında buluyorlar. Ne Roma eski Roma, ne de Hristiyanlık eski Hristiyanlık... Hiçbirşey bıraktıkları gibi değil...

Kitap aslında güzel, 600 sayfa olmasına rağmen sıkmadan bunaltmadan kendisini okutuyor. Karakterlerin her biri üzerinde çok düşünülmüş ve derin derin anlatılmış. Nazan Bekiroğlu'nun sekiz yıllık çalışması olduğu söyleniyor ve üzerinde uzun süre çalışıldığı belli. Ama arka kapak yazısına bakarak konuyu anlamak mümkün değil. Ben daha farklı bir hikaye beklerken çok başka yerde buldum kendimi, konuyu bilsem bu kitabı bir başka zaman okurdum. Çünkü o sıra aradığım hikaye bu değildi. yine de sevdim ve 600 sayfa da ne canım diyorsanız öneririm. :) 

Ağustos raporunda görüşmek üzere...
21 Temmuz 2022

2022 Haziran Ayı Okuma Raporu


Malumunuz tatildi, bayramdı derken neredeyse temmuzun sonuna geldik ama ben haziran raporunu ancak yazabiliyorum. Bu ayın hasılatı da on kitap efenim, yılın yarısını geçtiğimize göre iyi bir okuma hızı yakalayabildiğim aylarda ortalamamın on kitap olduğunu söyleyebiliriz.

Bakalım neler okumuşum.

Haşhaş Savaşı: Bu kitabı gerçekten çok merak ediyordum, geçtiğimiz yılın sonunda çıkan güncel bir fantastik romandır kendisi. Ben ilk kitabı okuyana kadar ikincisi de çıktı bu arada, alacaksanız aklınızda olsun. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var, kurgusu ilginç, ana tema savaş üzerinden ilerlese de okurken insanı sıkmıyor. Haşhaş tüketiminin yasak olduğu bir evrendeyiz, bundan önce çıkan büyük çaplı savaşlar da hep haşhaş yüzünden çıkmış. Şimdi yeni bir savaş kapıya dayanıyor ve bizde bu noktadan itibaren hikayeye dahil oluyoruz. Hikayenin ana karakteri bir kadın ve güçlü kadın hikayelerini okumaya bayılıyorum, sırf bu sebepten bile öneririm. Lakin siz beklentiyi çok da yukarıda tutmayın bir Zaman Çarkı da değil yani.

Gül Rengini: Küçük bir şiir kitabı Gül Rengini, İlknokta'dan yaptığım alışverişlerden birinde kargo parası ödemek yerine kitap alayım diyerek yazarın ikili kitabını sepete atmıştım. Dili bana çok hitap etmedi açıkçası, zaman zaman ne okuyorum ben diye düşüncelere daldım. Ama yok illa merak ediyorum derseniz de ben engel olmayayım.

Yürümek: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden bir kitap Yürümek, ayrıca benim ilk Thoreau okumamdı. Güzeldi, ince olması nispeten okunuşunu kolaylaştırıyor. Doğa ile alakalı Thoreau'nun düşünceleri üzerinden ilerleyen bir kitaptı, sevdim.

Vahşi Kızlar: Kapağına aldanıp geçen sene indirimde aldığım kitaplardan biriydi. Ara ara Allahım ben ne okuyorum demedim değil. Sevdim mi, sevmedim mi, vallahi öyle kararsızım ki... Distopya desem değil, ütopya desem değil, değişik bir kurgu idi. Bir nevi Truman Show'un korkunçumsu versiyonu denilebilir. Dili akıcı en azından okurken yormuyor ama ben ne alın derim ne almayın. Nasıl bilirseniz öyle yapın. :)

Keşke Koleksiyoncusu: Ayşegül Kocabıçak üç sene önce Run Gülüzar Run kitabı ile keşfettiğim bir yazardı. O günden beridir de kitaplarını sırası ile okuyorum, Ayşegül Hanım için bir tık gözünü budaktan sakınmayan bir yazar diyebiliriz. Bizi ilk bakışta rahatsız eden olayları bile her yönü ile alıp düşünmeye sevkedebiliyor. Bu kitapta kızımız asla sevdiğine açılamamış. Sevdiği ise siz kardeş gibi büyüdünüz laflarını eliyle öteye itemeyip, annesinin bulduğu uygun kız ile evlenmiş. Ama yine de ikisinin de içinde sevda bağı kopmamış körelmemiş, üç senenin ardından yeniden bir araya gelmelerini okuyoruz. Dediğim gibi her yönüyle ele alınmış bir hikayeydi, ben sevdim. Bu kitap konusu itibariyle sizi açmayabilir belki ama Run Gülüzar Run kitabını mutlaka öneririm.

Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk: Bir çırpıda okunabilen, çok sevilesi, çok düşündürücü bir kitap. Çokça sevdim, iyi ki görüp almışım. Bir masal havasında okunuyor; ana karakterimiz bir yumurta tavuğu, oysa hep özgürce yaşamak ve bir bebeğe sahip olmak istiyor. Bir gün kaçma fırsatı bulunca olaylar gelişiyor. Anne oluyor ama işler pek de umulduğu gibi gitmiyor. Gerçekten mutlaka ama mutlaka bir şans vermenizi istediğim bir kitap, aklınızda olsun.

Yerçekimi Melodisi: Bu kitaba dair fikirlerim sürekli ama sürekli değişti. Önce indirimde görüp kafa dağıtmalık ergen kitabı diye aldım. Sonra uzun müddet kitaplıkta bekleyince bir yordu beni daha okumadan ay niye aldım ki dedim. Kitaba başlayınca hikaye kahramanlarımızın erken yaşlarında başladığı için off çocuk kitabı mı bu dedim. Daha sonra gözümü bile kırpmadan okumaya başladığımı fark ettim, tuvalete bile elimde kitapla gittim. Çok severek de bitirdim konuyu kapattım. Şuraya kadar yazdıklarım dönüp okuyunca fikren bir daha yordu beni, eğer şu an bu cümleyi okuyorsanız vallahi iyi dayandınız buraya kadar canlarım.

Konusuna gelirsek Isaac Newton'un hayatı üzerinden bir kurgu okuyoruz. Paralel evrenler de işin içine giriyor. Yüzyıllar öncesinde yaşayan Isaac'ın günümüzde yaşayan Alex'le olan aşkıyla başlayan hikaye bir çok dönemeçten geçse de ikinci erkek adamı da harcamadan bittiği için benim kalbimi kazanıyor.

Küçük Ama Büyük Yalanlar: Bu kitap HBO tarafından Big Little Lies adıyla dizi olarak da çekilmişti. Bakınız yerli versiyonu da Ufak Tefek Cinayetler... Tastamam ne eksik ne fazla Ufak Tefek Cinayetler havasında bir kitaptı. Eğer seviyorsanız öneririm. Yazarın dili zaten çok akıcı, gereksiz detaylar ve betimlemeler vermeden kitabın sonuna kadar götürüyor bizi. Ve çok önemli bir not katili tahmin edemedim arkadaşlar, bu demektir ki bu kitap okunur. :)

Suya Düşen Hayalleri Kurtarma Rehberi: Kapağına bakıp yazın güzel okunur diye aldığım kitabın, tanıtım yazısını okuyunca sıkıcı olacak gibi diye düşünmüştüm. Oysa çok güzel ve farklı bir hikayeydi. Semtlerinde kapanmakta olan bir havuz yaşlı bir kadını ve genç bir gazeteciyi bir araya getiriyor. Sonrasında olanlar pek tahmin edebileceğiniz cinsten değil. Hikaye çok nahif bir şekilde ilerleyip, tatlı bir sona bağlanıyor.

Aynada Yürüyen Sesler: Gün Rengini kitabının yazarı Mehmet Özkan Şüküran'ın ikinci kitabı, yine ne okudum ben yahu düşünceleri ile nihayete erdirdiğim bir kitaptı. Bu kitaplara dair beğendiğim iki şey var; isimleri ve kapak tasarımları, içeriği anlamaya vakıf olamadım maalesef.

Evet bende durumlar böyleydi. Temmuz ayı için de şimdiden uyarayım vallahi işler kesat, ayın yarısında evde olmayınca okumalarım pek verimsiz geçecek gibi duruyor, neyse bitmedik aydan umudumu kesmeyeyim yine de...

Aylık okuma raporu toplantımız bitmiştir arkadaşlar.

Dağılalım.
2 Haziran 2022

2022 Mayıs Ayı Okuma Raporu

Fakat ne okuduk be canım diyerek konuya giriş yapayım. Mayıs ayı okumalarım genellikle zorlu geçti. Nedense bu ay çok sıkışık zamanlarda kitap okudum. Yolda yürürken kitap okuma yeteneklerimi de gözle görülür derecede geliştirdim. Neyse gelelim kitaplara, 11 kitapla verimli bir ay geçirdim diyebiliriz.

Dune Çocukları: Dune serisine bir kaç ay ara vermekle çok iyi bir karar vermişim. Peşpeşe okumak için zorlayıcı bir seri diyebilirim. Ayda bir kitap olarak yola çıkılsa çok daha zevk alınabilir. Bilimkurgu seviyorsanız bu seriyi gerçekten öneriyorum. Atreides ailesinin Dune gezegenine gönderilmesiyle başlayan olaylar zincirini ele alıyor. Kitaplar zamansal olarak birbirinin devamı değil. Kitaplar arasında uzun bir zaman dilimi geçmiş oluyor ve böylece farklı kahramanlar üzerinden gezegen üzerinde yaşanan macereları takip edebiliyoruz. Serinin üçüncü kitabı olan Dune Çocukları benim en sevdiğim ikinci kitap oldu. Serinin diğer kitapları için heyecanlıyım.

Fakir Kene: Birhan Keskin'in basılmış son eserini de okumuş bulunmaktayım. Okuyacak başka kitabının olmaması beni çok üzüyor. Diğer eserlerine nazaran daha az zevk aldım diyebilirim ama yine de iyiydi.

Nefret Mektupları: Geçen ay okuduğum Rakipler kitabının yazarı bu kitabın yazarlarından birisi aynı zamanda; Rakipler'i ne kadar önermiyorsam bu kitabı da o kadar öneriyorum. Gerçekten çok keyif aldım okumaktan. Karakterlerimizin tanışma hikayesi çok ilginç başlıyor. Charlotte gerçekleşmeyen düğününden elinde kalan gelinliğini satarken mağazada başka bir gelinliğe rastlıyor ve gelinliğin içindeki not dikkatini çekiyor. Bu notun peşine düşmesiyle birlikte de hikaye başlıyor.

Uzak: Oruç Aruoba'nın elimde olan son kitabını da okudum. Açıkçası bazı kitaplarını çok severken bazı kitaplarından da çok zevk alamadım. Bir müddet kitaplarını almayı düşünmüyorum.

Baharın Peşinde: Bu kitabı indirimde 5 TL'ye almıştım yanlış hatırlamıyorsam. Tam bir ergen kitabı, bir on sene önce okusam daha çok keyif alabilirdim sanırım, bu yaşımın okuması değilmiş. Ruhuma daral geldi okurken. 

İmkansız Kale: Bilgisayar oyunlarına bir de bilgisayarların tarihine ilginiz varsa bu kitap çok ama çok tatlı bir kitap. Kitabımız bilgisayarların atası Commodore zamanında geçiyor. Kitabın yola çıkış noktası çok komikti, başkahramanlarımız ki kendileri üç adet ergen oluyorlar; Playboy'da yayınlanan Vanna White fotoğraflarına erişebilmek için dergiyi satın alma planları yaparak her gün Zelinsky'nin dükkanına gidiyorlar. O sırada esas oğlanımız Billy, Mary Zelinsky ile tanışıyor. Mary'nin bahsettiği bir bilgisayar oyunu yarışmasına katılmaya karar vermesiyle birlikte de olayların gidişatı değişiyor. Çok keyif alarak okudum ama şunu belirtmeliyim ki benim ihtisasım Bilgisayar Programcılığı üzerine o nedenle siz bir araştırın almadan önce. :)

Dünyanın Ötesindeki Orman: Unutulmuş Fantastik Klasikler serisinde yer alan bu kitabı Tolkien'in esinlendiği kitaplardan biri olduğunu öğrendiğimde aldım. Bir çeşit eski zaman masalı olarak nitelendirebiliriz. İlginç bir kitap ama akıcı bir dili var, sakince okunuyor. Okurken keyif aldım, öneririrm.

Dağlı: Tamamen gezerken tesadüf eseri denk geldiğim kitaplardan biriydi Dağlı ve öylesine almıştım. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var ama arka kapak tamamen yanıltıcı diyebilirim. Kitabın içeriği bir aşk hikayesi gibi sunulsa da eşzamanlı olarak Mervani Devleti'nin de kuruluştan yıkılışa öyküsü anlatılıyor. 

Gökyüzü Herkesindir: Livaneli'nin Serenad'dan başka kitabını okumamıştım. Onu da yıllar önce okumuştum. Bir şiir kitabını alarak değişiklik yapayım dedim ve gerçekten güzel şiirlerle keyifli bir okuma oldu.

Kurtuluş Projesi: Hani bazı yazarlar vardır; bir kez seversiniz ve o andan sonra ne yazsalar kabulünüzdür. Andy Weir, Marslı ile birlikte benim favori yazarlarım arasına girdi (dünyanın en tatlış kitabını dünyanın en kötü filmi olarak çektiler ve bu beni sinir ediyor). Kurtuluş Projesi ise en sevdiğim ikinci kitabı oldu. Marslı'ya pozitif ayrımcılık yapıyor olabilirim. Zira eleştirilerde en iyi kitabının bu olduğu söyleniyor. Başkahramanımız Ryland Grace dünyayı tehdit eden bir organizmayı araştırmak üzere uzay yolculuğuna çıkıyor. Biz hikayeyi iki farklı zaman diliminden okuyoruz. Biri günümüz, diğeri ise Ryland'ın hafızası geri geldikçe geçmişten parçalar şeklinde anlatılıyor. Kitabı çok övmek istiyorum ama ne yazsam spoiler olacak. Okuyun, okutun hatırım için. :)

Palto: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden çıkan bu kitabı bir bookstagram hesabının önerisi üzerine almıştım. İnce Klasikler diye bir serinin varlığını da kitap gelince öğrendim. Öğrenmesem daha mı iyiydi onu bir sonraki yazımda anlatırım. Kısacık, güzel ve de çarpıcı bir hikaye Palto. Kahramanımızın kışın bastırması ile birlikte soğuktan korunmak için yeni bir palto diktirmek zorunda kalmasıyla açılan hikayemiz pek de beklenmeyen bir sona kavuşuyor. Gogol'un kalemi ile ilk kez tanıştım ve diğer kitaplarına dair merakım kabarmadı desem yalan olur.

Evet, benim mayıs ayındaki okumalarım böyleydi.
Ne diyorsunuz, siz neler okudunuz?

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.