10 Aralık 2018

Baktım olmuyooo...

Uzun zamandır gelip iki kelam edemiyorum.
Şu şarkıyı dinlerken sizlere derdimi yazmak geldi içimden...

İki dakikalığına işe ara verdim.

Yıl sonu mağduruyuz a dostlar, bazen tuvalete gidecek vaktim olmuyor.
Bu bilgiyi iletirken saatin üç olduğunu ve son bir saattir tuvalete gitmeyi unuttuğumu 
fark etmiş bulundum.

Şirket blogları engellemiş bir de... Açıp okuyamıyorum. Blogger panele erişebiliyorum.
Ama bloglara gidemiyorum. :(

Hal böyle olunca hepinizden habersiz kaldım.

Bu şarkıyı armağan eder. Gözlerinizden öperim.

"Dinle dinle, baktın olmuyo bu şarkıyı söyle. Bi gülümseme kondursun yüzüne... Sen hiç üzülme, asla ziyan olmazsın. Ziyan olmazsın sen..."

Sevgiler Applesodaa.
22 Ekim 2018

Yemiyorsam sebebi var!!!

Birisi gelip bana ileride bir gün çok sağlıklı besleneceksin.
Meyvesinden yoğurduna tüm yemeğini evden işe götüreceksin dese.
Yüzüne böyle utanmadan çekinmeden "Gece bir tarafın açıkta yattın galiba?!" derdim.

Fast foodu seven, nerede gereksiz bir abur cubur varsa yiyen biriydim.
Üç favorim simit, pizza, hamburger! Bu üçü olmadan yaşanabileceğine inanmazdım.

Oysa ki tam dört haftadır bu üçü olmadan yaşabiliyorum.
Hayret doğrusu! :) 

Sürekli yaşadığım bağırsak problemleri nedeniyle her sabah yediğim simite 21 gün ara vermeye
karar verdim. Kahvaltılarımı evden getirmeye başladım.

Sonra iş arkadaşım Deniz "Yarın hava yağmurluymuş ben evden yemek getireceğim.
Sende getir de dışarı çıkmayalım." dedi.

Bende getirdim. O gün yaptığım yemek artınca ertesi gün de getirdim.
Sonraki gün de getirdim.

Bir ayı tamamlamak üzereyiz. Kahvaltıları ve yemekleri evden getiriyoruz.
Bugün menümde nohut, pilav, yoğurt, armut var.
Eee daha ne olsun? 

Sağlıklı beslenmeye başladım başlayalı bağırsak problemlerim sona erdi.
Sürekli yaşadığım şişkinlik hissi kayboldu. Kendimi göbekli sanırdım. Meğer o ciddi
ciddi ödemmiş, gazmış. Kayboldu gitti. :)
Hatta bayanlar bu noktayı iyi dinleyin, mensturasyon döneminde bile ufacık bir şişkinlik
hissi yaşamadım.
 
Bu saatten sonra yaşasın sağlıklı beslenme! Canımsın ciğerimsin,
iki gözümün çiçeğisin sağlıklı beslenme. :)
 
Not: Cumartesi akşamı kız kardeşim dışarıdan yemek söylemek istedi. Bende ne zamandır
yemiyorum diye olur dedim. Hamburger söyledik. Bu arada hamburgeri zincir
restoranlardan değil handmade yapan yerlerden söylüyoruz.
Üç ısırık aldım ama mide bulantısından yemeye devam edemedim. Patates kızartmasında da aynı
şekilde midem bulandı. Ben bu fast foodları artık yiyemez olmuşum resmen şok olduk.
 
Notun Notu: Hani böyle görürsün, yolda geçerken bir yerden kokusu gelir canın
çeker ya... Benimki artık çekmiyor. Canım böyle nohut çekiyor, yeşil mercimek, bulgur pilavı
çekiyor.
 
Bir gün böyle biri olabileceğime hayatta ihtimal vermezdim. Ayy resmen çok değiştim.

Sevgiler ev yemeği gurmesi Applesodaa.
 
18 Ekim 2018

Mim: Kokteyl

Bloglarda gezerken bu her telden ortaya karışık mimi görünce
bende yapmak istedim.

1- Okuduğun en güzel kitap hangisi?
Her sene yüzlerce kitap da okusam cevabım hep aynı Harry Potter.
2- Gelmiş geçmiş en duygu yüklü şarkı hangisidir?
Benim için Ünzile...
3- Etkisinden çıkamadığın defalarca izlediğin bir film var mı? Varsa hangisi?
Remember The Titans nam-ı diğer Unutulmaz Titanlar.
"Strong side, left side" sloganı atarak hala izliyoruz zaman zaman...
 4- Bir renk olsan hangi renk olurdun ?
Güzel, tatlı, sıcacık bir sarı olurdum. :)

5- Karşı cinste aradığın en önemli 3 özellik nedir ?
Güleryüz, anlayış ve merhamet... Eee daha ne olsun...

6- En beğendiğin yabancı dizi hangisi?
One Tree Hill.
Ortaokul, lise dönemlerim hep onlarla geçti. Nasıl benimsemiştim.
Ayrıldılar üzüldüm. Barıştılar sevindim. Çoluk çocuğa karıştılar ağladım.
Heyt bea..
7- Karşı cinste gördüğünde hemen soğuyabileceğin davranış nedir?
Aşırı özgüven, lakaytlık, laubalilik... Ne yaparsam ne yapayım şu davranışları sergileyen 
insanlara bir türlü ısınamıyorum.

8- Gelmiş geçmiş en iyi Türk dizisi hangisi ?
Gülbeyaz. :) Şu ikisinin samimiyeti, didişmeleri safça aşka düşmelerini nasıl unutayım...

9- Bir yerden yüklü bir miktar para kazansan o parayı ne yaparsın ?
Hemen ev kredisini kapatırım. Bu nasıl bir yük anlatamam. Üstümden öküz kalkmış
kadar olurum bence, hatta fil bile olabilir. Fil bence, fil fil son kararım.

10- Aşk her şeyi affeder mi ?
Onu aşka sormak lazım. İçimde taşıdığım aşk duygusu yüzünden ben herşeyi affeder miyim?
Yoo hakim bey o kadar gönlü geniş değilim, üzgünüm...

11- Aşk mı, gurur mu?
Aşk ♥ kazansın. 

12- Evde yangın çıktı ve hemen çıkman gerekiyor. Kendinle birlikte neyi çıkarırsın? 
Valla hiç yalan söyleyemeyeceğim, telefonumu alır çıkarım.
Genellikle en yakınımda olan eşya telefon çünkü.

13- Şimdiye kadar yaptığın en büyük çılgınlık nedir?
1. Okul koridorunda nişasta dolu balon patlatmak.
2. Evlenmek.
3. Ev almak.
4. Saçlarımı turuncuya boyamak.
5. Senede bir gün taşınmak.
Hele bence evlenmek ve taşınmak daha büyüğü yok dostum...

14- En garip alışkanlığın nedir?
 Evde kenarından kıyısında açılan perdeleri sürekli düzeltmek.
Perde takıntılıyım galiba. Koltuk örtüm yok ama örtü sersem kesin onu da zırt pırt düzeltirdim ben. :)

Hoşuma gitti, bende yapayım diyen varsa, okuruz valla.
Sevgiler Applesodaa...
17 Ekim 2018

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman...


Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

-Bahattin Karakoç-

Bugün de güzel insanlardan Bahattin Karakoç'u kaybettik.
Ne zaman ıhlamurlar çiçek açsa hatırlayacağız.

Sevgiler.
Applesodaa.
1 Ekim 2018

Ufak bir problem çıktı!


Sabah evden çıkmadan
şarj aletini almak için salona girdim.

Girmeseydim daha iyiymiş, çünkü
tastamam şu manzara ile
karşılaştım.

Tavan bildiğiniz yere inmiş,
yukarı bakınca betonu görebiliyorsunuz.

Evin temeline kadar açılmış,
hatta bu çöken kısmın yan tarafı da 
aşağı doğru eğilmişti.

Muhtemelen akşam eve gittiğimde
o kısım da çoktan kendini 
yerlere atmış olur.

Ne yapalım artık başa gelen
çekilecek.

Sevgilerle,
Applesodaa hayal kırıklıkları ile 
karışık tavan kırıkları arasından bildirdi.
26 Eylül 2018

Deli deli esen rüzgarım ben, yol yakınken geri dönmem...

  • Bu aralar sürekli hastane projesi çalışıyoruz. Hastanelerden tam olarak bezmiş durumdayım. Doktora gitmem gerekse ayaklarım geri geri gidecek durum o kadar vahim.
  • Annem aşure mevlüdü okuttu. Bir kase aşureden sonrasını göremedim, ışık hızıyla tükendiler. Aşure yapan varsa, bana da bir tabak gönderse ya...
  • Havaların soğumasıyla inceden inceden mutlu oluyorum. Kışı seven tek kişi ben olamam değil mi? Kış çok güzel şey..
  • Bu aralar yollarda ya ilkokul öğretmenlerime, yahut ilkokul arkadaşlarıma denk geliyorum. Garip hisler içerisindeyim.
  • Bu sabah da metroda bir kıza denk geldim. Tahminim üniversite öğrencisi olduğu yönünde. Hava olmuş 15 derece, sürekli çiseleyen bir yağmur var. Kızın üzerinde crop top bluz var. Yani üstten dekolte alttan da göbek dışarıda. Kıza baktıkça bir üşüme geldi bana anlatamam size, kimin ne giydiğine karıştığımdan da değil ama o bluz bu mevisimin giysisi mi diye sorgulamadım değil.
  • Geçen gün de markette iki ufak çocuğa denk geldim. Okuldan artırılan harçlıklar itina ile harcanmaya gelmiş. Kasada önümdeler; kek ve meyve suyu almışlar kafadan hesaplıyorlar ne kadar tuttu, paramız yetecek mi telaşıyla. Bir düşündüm peynire gelen zammı takip etmekten ne kekin ne de meyve suyunun fiyatından haberim var. Sonra da bu zamanda bir çocuğa ne kadar okul harçlığı verilir acaba diye düşüncelere daldım. Sahi siz ne kadar harçlık veriyorsunuz çocuklarınıza?
  • Bende durumlar böyle, kış geldi diye resmen halim Leyla. Sevgiyle kucaklarım, Applesodaa.
  • Başlıkta yer alan sözleri şu şarkıdan çaldım. --> Sade Şarkı
17 Ağustos 2018

Mim: Çocukluk anım...

Selamlar Casperlarım,
Sevgili Özlem beni mimlediğini haber verdi, konumuz bir çocukluk anımız.
Bende size kısa kısa bir anı potporisi yapmaya karar verdim. :)

- İlk Yalan -
 Anneme ilk kez altı yaşında yalan söyledim.
O gün beni markete süt almaya göndermişlerdi, o günlerde paket sütler var mıydı inanın
bilemiyorum. Cam şişede bir süt aldım ve yokuş aşağı eve doğru yürüyorum.
Bir yandan da şişeyi havaya atıp atıp tutuyorum.
Ne akla hizmet böyle yaptığımı bilemesem de bir anda şişe yere düştü ve kırıldı.
Süt yokuş boyunca aktı gitti. O gün ne kadar korktuysam yaptığımdan bu anlar o kadar net ki aklımda...
Eve geldim, "Süt bitmiş, parayı verdim, sonra gidip alacağım." dedim.
Çocuk aklıyla yalan bu kadar işte, annem tabii ki olayın aslını markete gidip gelerek hemen
öğrendi ama çok korktuğum için sanırım bana bir şey dememişti. :)

- Mübarek İnsanım -
Ben on iki, kız kardeşim on yaşındayken sürekli birbirimizle dalaşırdık.
Ünyedeyiz, amcamların terasında gene bir itiş kakış seramonisi esnasında kız kardeşim
kaval kemiğime tekme attı. Tekmeyi bayağı sağlam geçirdi bana esasında
ancak vurduğu yer itibariyle sanırım bana bir şey olmazken onun ayağı şişti. :)
Sonra ben bütün yaz "Bak ben mübarek insanım, bana dokunma başına birşey gelir."
diyerek kardeşlerimin ikisini de çileden çıkardım. :)

- İçim Yanıyor -
On dört bilemediniz on beş yaşındayken ben, amcamlar yaz için bizdeydi.
Bir evde iki aile olunca tabii ev alabildiğine kalabalık oluyor.
Oturmuşuz masaya öğlen kahvaltısı ediyoruz, ben o sırada sıcak çayı çok hızlı içtim.
Tabii o hızla büsbütün ağzımı yaktım. Hatta yemek borumdan geçerken bile nasıl
sıcak bir his veriyor anlatamam. Elim bağrımda "İçim yandı." diye bir iç çekmem 
var ki  a dostlar görseniz yüz yıllık aşk acısı çekiyorum sanırsınız...
Sonra tabii bütün bir yaz kuzenlerim huzur vermedi "Ne oldu gene mi için yandı?"
esprileri aldı başını gitti..

Kimler kaldıysa bu mimi yapmayan hepiniz kendiniz, mimli sayın. :)
Sevgiler Applesodaa'dan.

Deriko...

Bu haftaki favorim.
Çok sıcak, samimi, çok güzel olmuş.
En beğendiğim yorum bu oldu şimdiye kadar bundan önceki favori Deriko yorumum
Samida'dandı.

Sevgilerle Applesodaa.
16 Ağustos 2018

Mim: Kendi Kendime

Sevgili Hayalperest'in başlatmış olduğu "Kendi Kendime" mimini
çok eğlenceli bulunca bende yapmak istedim. :)

1. Elinde hangi sihirli güç olsun isterdin? 
Harry Potter'ın sihirli asası ile uçan süpürge arasında gidip gelmedim değil ama oyumu asadan yana kullanmaya karar verdim. Şimdi mugglelar düşünsün. :)

2. En çok şaşırdığın tarihi eser neydi?
Kapadokya'da Derinkuyu Yeraltı Şehri...

3. En sevmediğin insan tipi?
Her şeyi çok bildiğini düşünenler, kendi bildiklerinin en doğru olduğunu düşünenler, gerekli gereksiz tartışmayı sevenler, başkalarının mutsuzluğundan mutlu olabilenler, merhametsizler, sürekli kendilerini acındıranlar... Off çokmuş, galiba pek insan sevmiyorum ha?

4. Obsesiflik derecesinde takıntın var mı?
Evde her şeyin düzenli ve yerli yerinde olmasından çok hoşlanıyorum. Beyim kişisi bunu artık takıntı derecesine kadar ilerlettiğimi söylüyor. Şahsen kendisi dağınık olduğu için bana çamur attığını düşünüyorum. :)

5. Başkalarının kötü ama senin iyi saydığın, sana ait bir özellik söyle.

Hobi konusunda çok ayran gönüllü olmam. Elimi atmadığım iş yok resmen... Geçen kapıları mı boyasam acaba diye sesli düşünürken "Gel gel, gel beni de boya!" diye bir serzeniş yankılandı evde... :)

6. En çok hangi özelliğin kıskanılır?
Tastamam bağımsızlığım... Beyim ve ben kişisel alan gerekliliğine inanıyoruz. (Ay bu nasıl bir açıklama olduysa...) O kendi arkadaşlarıyla takılırken ben de kendiminkilerle takılıyorum. Birbirimziden bağımsız dışarı çıkıyor oluşumuz ve ayrı zaman geçirmek konusunda birbirimizi hiç darlamıyor oluşumuz bayağı bir kıskançlık konusu olabiliyor.

7. Kız arkadaşların seni sevgililerinden kıskanır mı? Ya da böyle bir şey sezdin mi?
Kıskanan olmuşsa da ben sezmedim. Bu toplara da hiç girmeyeyim aman, kafam böyle çok rahat. :)

8. Yeniden doğdum dediğin an?
Hatırlamıyorum desem, ben daha aydınlanmaya ulaşamadım demek ki...


9. Şu dünyada en çok sıkıldığın ortam?
Annemin kadınlar günü ortamı ile sevmediğim yöneticilerle çıkılan gereksiz öğlen yemekleri ölümüne kapışır.



10. En son okuduğun kitap?
"İntikam Marka Giyer" isimli kitabı okuyorum şu anda, "Şeytan Marka Giyer" kitabının devamı olarak çıkmış.


11. Yanından ayırmadığın 5 şey?
Cüzdanım, çanta boy deodorantım, kırmızı kalemim, yedek tokalarım, "Borçlar Hukuku" adını verdiğim aylık hesap kitap defterim. :)


12. Son zamanlarda en çok dinlediğin müzik tarzı?
Tarz olarak bir şey diyemiyorum çünkü benim playlistim'den her an her şey çıkabiliyor. Bu haftanın sık dinlediğim müzisyenleri LP ve Manuş Baba olmakla beraber bu hafta en çok dinlediğim şarkı ise Dilan Ekinci-Paul Dwyer'den Deriko oldu.


13. Asla bitmesini istemediğin ama final yapmış bir dizi?
Yedi Numara, One Three Hill, Gilmore Girls, Ekmek Teknesi...


14. Çocukluğunu hatırlatan bir koku?
Sıcak ekmek kokusu...


15. Diyelim ki reenkarnasyon var ve sen bu dünyada ikinci hayatını yaşıyorsun. Sence ilk hayatında neydin?
Kamyon şöförü. :)

Mimlediklerim: Ters Papuçlar ve Özlem.
7 Ağustos 2018

Yoh yoh...

Böyle güzel şarkılar çıkıyor, hiç haber vermiyorsunuz.
Ben şimdi içim bayılana kadar başa sararım şarkıyı, burada da dursun gelir gider bakarım.

Servgiler, Applesodaa.
30 Haziran 2018

52/19: Bu resimde...


Challange da 19. haftanın konusu "Sevdiğiniz biri hakkında yazın." olarak seçilmiş.
Yeni bir yazı yazmadım. En bir sevdiğim dostumun doğum günü için daha önce yazmış olduğum bir yazıyı buraya ekliyorum.

"Bu resimde bizim arkadaşlığımız, kardeşliğimiz, dostluğumuz var.

Bu resimde birbirimize olan sevgimiz, herşeye rağmen yanyana oluşumuz, huysuzluklarımıza rağmen birbirimizi sevdiğimizin kanıtı var.

Kırgınlıklarımız, küskünlüklerimiz, kavgalarımız, atışmalarımız ve yeniden yeniden barışmalarımız var...

Bu resimde bizim birbirimize olan güvenimiz var. Birimiz ne yaparsa, diğerimizin kaya gibi arkasında duruşu var.

Bu resimde iş ortaklığımız, farklı fikirlerimize rağmen tartışa tartışa çalıştığımız akşamların ağırlığı, gece dörtlerde yatıp sabah yedilerde pasta teslimatına gidişimizin telaşları var. En güzel günlerimizi birbirimiz için daha da güzelleştirmeye çalışma isteğimiz var...

Bu resimde bizim çocukluğumuz, masumluğumuz, genç kızlığımız, kadınlığa adım atışımızın ayak izleri var...

Bu resimde bizim 11 yılımız, geldiğimiz uzun bir yolumuz, varacağımız güzel bir geleceğimiz, paylaşacağımız yeni güzelliklerin izleri var.

Bu resimde senin güzel kalbin, benim sana olan minnettarlığım, benim sana olan sevgim, dostluğumuzun verdiği güven var...

İyi ki varsın iş ortağım, kardeşim, can yoldaşım, yol arkadaşım... Seni çok seviyorum. Nice güzel, mutlu, senli-benli, bol paralı, bol müşterili, pastalı, kekli, mis kokulu güzel yıllara... İyi ki varsın, sen olmasan eksik kalırdım..."

Sevgilerle Applesodaa.

Not: Resim temsilidir. "Bu resim" diye reklamını yaptığım resmi buraya koymadım. :)
28 Haziran 2018

52/17: Kendimi severim, en çok da inadımı...

17. haftada "Kendinizle ilgili sevdiğini şeyler neler?" diye sorulmuş.

İnadımı severim, vazgeçmeyişimi. Tamam yeter, bırakıyorum demem. O seçeneği bırakır, başka
bir seçenek üzerinden yine aynı sonuca ulaşmak için uğraşmaya devam ederim.

Çok yönlü hobiciliğimi severim. Evdekileri elden geçirip yenilemeyi,
üreterek sahip olmayı... Bir şey görünce "Hımm dur ben bunu yaparım aslında." demeyi...

Hüznü hızlıca geride bırakabilmeyi seviyorum. Tamam üzüleceksek illa ki;
üzülüyorum dibine kadar, sonra salıyorum gidiyor. Yine neşeleniyorum. Günlerce sürmez
hüzünlerim, ardımda bırakır elimden geleni yapmaya devam ederim.

Yardımcı olmayı seviyorum. Arkadaşlarımın "Sen bilirsin bu nasıl yapılır?, "Bu konuda
bir fikrin var mı?" diyerek başlayan sorularını yanıtlamayı, onlarla paylaşmayı
seviyorum.

Kendi ayaklarımın üstünde durabiliyor olmamı seviyorum. Hayatın ne göstereceği belli
olmuyor. O yüzden başkalarına bel bağlamayı değil de, kendim olarak kendime
yetebileceğimi bilmeyi seviyorum.

Benden bu kadar bahsettiğimiz yeter. Siz kendinizde neleri seviyorsunuz?
Öperim gözlerinizden Applesodaa.
27 Haziran 2018

52/16: Tembellik bir iş olsa hiç şikayet etmezdim...

   Challange da 16. haftanın sorusu; "Daha az yapsam dediğiniz beş şey." olmuş.

   Şahsen tembellikte lisans, yüksek lisans ve hatta mastır yapmış biri olarak söyleyebilirim ki; daha az yapsam dediğim ilk şey tembellik!

  Lakin vazgeçemiyorum şu meretten. Öyle oturup oturup üşenmek istediğim zamanlar oluyor. Hatta inanır mısınız üşenmek için oturmaya bile üşenebiliyorum. Yok böyle bir tembellik.

   İki numaraya abur cuburları seçiyorum. Abur cubur tüketmekten geri duramayan biriyim. Gün içerisinde ne kadar gereksiz ürün tükettiğimi Allah bilir. Olur da toptan hepsinden vazgeçebilirsem çok mükemmel olur.

   Üç numaraya takıntıyı seçiyorum. Takıntılı bir insanım mesela; o tüller her zaman düzgün duracak. Masanın örtüsü kaymamış olacak. Mutfak tezgahı toplu olacak. Aslında güzel bir alışkanlık gibi görünüyor olabilir ama aşırı yorgun, bitkin olduğum günlerde bile bunları yapmak zorunda hissetmek beni boğuyor.

   Dört numaraya tahammülü seçiyorum. Bazı konularda tahammülüm hiç yok. Durup dururken böyle pat diye patlayıp karşıdaki kişiyi şoka uğratabiliyorum. Bir miktar daha tahammülkar olmak güzel olabilirdi.

   Beş numaraya hızı seçiyorum. İşlerimi hep hızlı halledeyim diye, koşa koşa iş yapıyorum. Bunun sonucunda da kendimi oraya buraya çarpıyorum. Bacaklarım morluk doludur her zaman bilmeyen biri görse koca şiddeti falan görüyorum zannedecek. Oysa ki şiddetle iş peşinde koşuyorum.

   Bu beşini diyorum bir azaltabilirsem; her şey çok güzel olur bence.

   Sevgilerle Applesodaa.
25 Haziran 2018

52/15: Bu sene puantiye moda demiş miydim?


Challange etkinliğine yetişme çabalarım son sürat devam ediyor.
15. haftada "Şu anda üzerinizde ne var?" sorusu seçilmiş.

Efenim şimdi üzerimdekileri incelersek;
Beyaz bir bluz, en sevdiğim kolyem, puantiyeli kot pantolonum ve kırmızı papuçlarım.

Hep stil blogu olmak istemiştim ama haftada bir bilemedin iki gün prezentabl olabiliyorum.
Geri kalan günlerde benim gibi kısa insanlara asla yakışmayan mom jeansleri
bez ayakkabılarla giyip geliyorum işe. Yani stil bloğu
olmak için fazla tembelim. :)

Eee ne diyorsunuz olmuş mu kombinim?
Sevgilerle, puantiyeli soda.
22 Haziran 2018

52/14: Bu rüyaların bir anlamı olmalı...

Challange'ın 14. haftasının konusu "Canlı, akılda kalan rüyalar."

Akılda kalıcı rüyalarımın en temel öğesi atlar.
Bir rüyadan uyanıp da gerçekmiş hissini iliklerime kadar hissettiğim rüyaların yüzde
sekseninde at vardır. Günlük hayatta ne kadar uysal hayvanlar gibi dursalar da
beni sürekli kovalıyorlar.

Asla unutamayacağım bir diğer rüya grubu; yüksekten düştüklerim...
Geriye kalan yüzde yirmilik dilimin on dokuz buçuğunda yüksek bir yerden düşüyor ve
can havliyle uyanıyorum. 

Geriye kalan yüzde sıfır buçukluk dilimi ise üniversite sınavının sonuçlarının açıklanacağı
sabah gördüğüm ve hiç unutmadığım düğün rüyam işgal ediyor.

Her genç kızın rüyasıdır evlilik derler, lakin sınav sonuçlarının açıklanacağı bir sabaha karşı aklımda
olan en son şey bile değildi. Ancak o sabah rüyamda düğünümü görüyordum. İlginçtir ki
damadı gördüm. Ama sorun damat değildi. Birisi geldi beni alel acele oradan
uzaklaştırdı. Bir başka yere gittim orada sırtı dönük bir başkası...
Tam romantik kitap kahramanı sırtı dönük bana bir ton laf ediyor; "Nasıl evlenir mişim?
Ona bunu nasıl yapabilir mişim?" vs. tam dönecek, gözlerimi iyice rüyaya
açmışım bekliyorum kim bu gizemli adam diye.

Uyandırıldım.
Sınav sonuçları açıklanmış ve bunu haber alan arkadaşım kapıya dayanmış birlikte bakalım
diye. Hemen arkasından da sonuçlarına bakan arkadaşlarımın telefonu derken...
Rüyadan ayıldım ama unutumadım.
Sahi kimdi o adam yahu?

Konuyla isim bakımından benzeşen başlıktan bağımsız şu şarkıyı da buraya bırakıyorum.

Sevgilerle.
Rüyaperest Sodaa.
21 Haziran 2018

52/13: Tutamıyorum kendimi...

100 milyon yıl geriden geldiğim challangenin 13. haftasında "Herhangi bir konuda
kendinizi tutmanıza, çekinmenize ne sebep olur?" sorusuna cevap aramaktaymışız.

Gelirsek cevaba; esasen hiçbirşey. Ben kendini tutamayıp içinde, aklında ne
varsa öyle pat diye ortaya atanlardanım. Kendini bilmez mi
dersiniz. İçinde ne varsa dilinde olanlardan mı dersiniz bilemiyorum.
Takdir sizin.

E tabii bu davranışın da bir geri dönüşü oluyor bana; her seferinde içim sızlamıyor değil.
Pişman çok pişman oluyorum esasen...

Bende böyle bir insanım napalım?

Sevgiler Applesodaa'dan.
13 Haziran 2018

52/12: Buraları severim...

Kalk kızım kalk, bir söz verdin bari tut dedim kendime.
İzninizle challange etkinliğine kaldığım yerden yetişmeye çalışacağım.

 Çengelköy eskiden kafe cenneti değildi. Çengelköy'e farklı bir soluk getiren ilk kafe
Hurma'dır. Eskiden bir ahır olan mekanın bu kadar popüler bi kafe
olabileceğini kim bilirdi ki...
Hurma'ya bir gidince mutlaka müdavim oluyorsunuz. Şahane yemeklerinden falan da değil...
Samimiyetinden sıcaklığından, her gittiğinizde sizi neyin karşılayacağını
bilemeyişinizden...
Dekorasyon sürekli değişiyor, içerideki herşey hem satılık, hem birbirinden farklı.
Hemde her biri bir do it yourself ürünü aslında, yolunuz düşerse Hurma'da bir gazoz içmeyi
unutmayın...

Çikolata Kahve ismiyle müsemma bir mekan olup çikolatalı kahvesi ile meşhurdur.
El yapımı çikolataları, kahvenin yanında sundukları çeşitli şerbetleri ve de
yaz mevsiminde içinizi ferahlatan tamamı meyvenin kendisinden
elde edilen meyve suları var.
Yolunuz düşerse kışın çikolata kahve, yazın da çilek suyunu denemeden geçmeyin derim.

Beylerbeyi Sarayı'nın içini hiç gezmedim ama bahçesinin müdavimiyim.
Çok cüzi bir ücretle bahçesine girebiliyorsunuz. Duvarlar ile şehrin kargaşasından ayrılan
sessiz sakin güzel bir bahçede kahvaltı keyfi yapmayı seviyorum.
Belki bir ara üşenmezsem sarayı da gezebilirim değil mi? :)

Burada börek yemediyseniz aslında hiç börek yememiş bile olabilirsiniz.
Bir Çengelköylü olarak böreksiz yapamam, eğer siz de benim gibi günahı boynuma kap
getir masama insanıysanız.
Yolunuzu bir gün buraya düşürün, pişman olmayacaksınız...

Burası bir fırın ama bildiklerinizden değil. 170 yıllık geçmişi olan tarihi bir yer olması
bir yana. Resimde gördüğünüz kadar minicik de bir yer.
İçeri girmiyorsunuz, dışarıdan alacağınızı alıp gidiyorsunuz. Çünkü içeride girilecek yer yok.
O kadar minicik yani... Ama simitleri, ah o simitleri...
Hele de sıcak çıkanına denk geldiyseniz, çok çok şanslınız demektir.
Bir pazar sabahı buradan bir simit almaya gelin, bana teşekkür edeceksiniz.

Sapanca'ya giderseniz yemeğinizi Maja Kırkpınar'da yiyin.
Buranın gölün üstünde süzülüşünü, doğanın tüm seslerini duyabilmeyi, eşsiz göl
manzarasını seviyorum. Fiyatlarının çok makul, yemeklerininse
çok leziz olması da manzaranın yanına kâr kalıyor...

Bunların dışında; tatil için Kapadokya'yı... Semt olarak Beşiktaş'ı...
Neresi olursa olsun denizin kıyısında durmayı...
Eminönü'nün közde mısırcılarını, bilet almak için Nimet Abla sırasında sızlanmayı...
İçinde yaşadığım için İstanbul'u... İstanbul'a göz kırptığı için Adalar'ı...
Vapurlarını sevdiğim canım Boğaz'ı...
Üsküdar'ın sosisli büfelerini...
Ama en çok evimi seviyorum...
Sevgilerle Applesodaa.

Applesodaa Art Craft #5

"Boş duranı Allah sevmezmiş." atasözüne sırtımı dayayıp
içimdeki durmak bilmez hobi canavarıyla engel tanımadığımı bilmeyen kalmadı.

Havlu işlerini epey ilerlettim. Bayağı bayağı komplike desenler çalışıyorum.
Şu sıralar evde yaptığım mobilya yenileme çalışmaları yüzünden biraz
ara verdim. 

Havlularımı sizler de beğenecek misiniz bakalım?


Hepsi benim gözbebeğim ama sizin favoriniz hangisi oldu? :)
Bu arada instagramda hobi hesabım var.
Merak ederim ben derseniz linki bırakıyorum.
Buradan buyurun--> Link

8 Haziran 2018

Kargo firmaları ile imtihanım...

Sevgili Özlem'in Yurtiçi Kargo ile olan macerasını okuyunca aklımda olan ama
paylaşmayı çoktan unuttuğum kendi kargo macerelarımı
gelip anlatayım dedim. :)

Yılın ilk üç ayı içerisinde başıma gelen olaylar sırası ile aşağıdaki gibidir...

-Sürat Kargo-
Suratsız çalışanları ile meşhur süratle gelemeyen Sürat Kargo'dan yüklü miktarda ayakkabı 
dolu bir paket bekliyoruz.
Tam da yeni yıl zamanı. Yalnız bu kargonun şöyle bir olayı var ki; bir paket için
asla kalkıp teslimata gelmezler.
Beklerler ki üç beş paket olsun da öyle teslimata çıkılsın.
Böyle eli kulağında hissi ile bekliyoruz da bekliyoruz derken bir baktım eski patronum geliyor. 
Tabii ben oradan ayrılırken rakip firmaya geçmişim yaptığım hiç olur iş değil.
Nereye kaçacağımı şaşırdım. :)
Sonra da şöyle bir paylaşım yapmıştım instagramda "Şu kapıdan eski patronum
bile geldi, bir sen gelemedin Sürat Kargo!"

-Horoz Lojistik-
Adını sanını hiç duymadığım bu firma ile Hepsiburada'dan yeni eve set üstü ocak aldığımda
tanışmak zorunda kaldık. Kargo bilgisi gelince "Horoz Lojistik de neymiş ya!"
olup nette biraz araştırdım ki sıkıntılı bir firmaymış kendileri, "Adres bulunamadı." bilgisi girip teslimat yapmamakla nam salmışlar.
"Ya nasip" deyip beklemeye başladım ki; en nihayetinde o beklenen gün geldi. İş yerinde
ihaleye dosya teslim edeceğiz herkes çıldırmış vaziyette ve bir telefon geliyor bana...
Düşündükçe hala inanamıyor olmamla beraber aynen aşağıdaki gibidir.
Kargo: Hanımefendi Horoz Lojistik'den arıyorum da adresi tarif eder misiniz?
Ben: Ne yapar mıyım?
Kargo: Teslimata geliyoruz da adresi tarif eder misiniz?
Ben: Beyefendi ben sizin nerede olduğunu bile bilmiyorum. Şu köşedeki marketin
oradan sağa kıvrılın şeklinde bir adres tarifi falan mı bekliyorsunuz.
Kargo: Biz Yavüztürk'teyiz  şimdi.
Ben: Peki, sizin navigasyonunuz yok mu?
Kargo: Ya o şimdi her zaman doğru göstermiyor, siz tarif edin de biz bırakalım.
Ben: Beyefendi kargocu olan sizsiniz, adres bilmek sizin işiniz. İşimin gücümün orta yerinde
size taksici muamelesi yapıp adres tarif edemem. Bütün kargo firmalarının bilip de gün aşırı paket getirdiği bir adresi ilk kez görüyormuş gibi davranmanız da çok acayip.
Kargo: O zaman adres bulunamadı deyip geri götürürüm ben bu paketi.
Ben: Siz bilirsiniz. Ben de gayet tabi şikayet edebilirim sizi. İyi günler.
Telefonu kapattım.  Kız kardeşimi aradım ve kargo eğer gelirse teslimatı yapan kişinin yaka numarasını al dedim. Teslimat on dakika sonra yapılmıştı.  Adam adresi tarif etmememe 
rağmen evi bulabilmişti. Ama tabii şikayet edileceği korkusu ile 
koşarak uzaklaşmıştı. Kız kardeşim imza bile almadı, fırladı gitti dedi.

-PTT Kargo-
Bir dergi almıştım, bu sefer de şansıma PTT kargo düşmüştü.
Ben çoğu kargoyu gündüz evde olmadığım için annemlerin evine gönderiyorum.
Bu kargo da oraya gelecekti, günlerden cumartesi saat 11 civarı kapı çaldı.
Kesin kargo gelmiştir dedim. Kapıyı açtık ama yukarı çıkan yok.
İçeri geri dönüp ön tarafa bakan cama çıktım. Aşağı seslendim, kargocu aşağıda bekliyor.
Diyor ki; "Applesodaa adına bir kargo var ama zilde farklı bir soyisim yazıyor."
"Evet, getirin siz." dedim.
Geldi yukarı bu sefer ki konuşma da şöyle:
Kargo: Zilde farklı isim yazınca herhalde yanlış dedim.
Ben: Gündüzleri genelde evde olmadığım için kargolarımı annemlerin evi olan buraya
yolluyorum lakin kimse soyisim farklılığını sorgulamamıştı şimdiye kadar.
Kargo: Aaa buranın annenlerin evi olduğunu bilseydim, kahvede babanı gördüm ona bırakırdım.
Bu kadar yol gelmezdim.
Ben: Error error error!!!


22 Mayıs 2018

Applesodaa Art Craft #4

Selam Casperlar,

Hayırsız bir blog sahibesi olduğum su götürmez bir gerçek bilirsiniz. Buraları boş vermişken evde hobi işleri ile meşgul oluyordum.

Bakalım neler yapmışım..

Bu üzgün, yorgun, yılların silsilesini yemiş, bitmiş, tükenmiş sehpayı arkadaşım çöpte görmüş. Demiş bizim kız bunu kullanır almış bana getirmiş.

Görüyorsunuz çöp görenin aklına ben geliyorum. :)

Bu sehpacık işini bilmeyen katil kimselerce sprey boya ile boyanmıştı. Bendeniz güzelce bir zımparaladım. Burada zımparalanmış hali ile bakışmaktasınız.





Ahı gidip, vahı kalmış bir halde olduğundan
elini yüzünü toparlamak kolay olmadı.

Tastamam beş kat boya ile ancak elini yüzünü düzeltebildim. :)

Nitekim pek de yakışıklı oldu.







Beyaz mobilya görmekten hiç hoşlanmadığımdan
kendisine bir el edip renk vermek gerekiyordu.

Ben de tabiki her zaman favorim olan toprak renklerinden tercih ettim.

Alt kısım rengin kendisi, üst kısmı bir tık beyaz boya ile açarak boyadım.

İkişer kat renkli boyadan sonra boya badana işleri bitti nihayet. :)







Ikea peçeteleri gerçekten evimin herşeyi. :)

Diş fırçası kabından tutun da çerçeveye kadar bir çok şeyi Ikea peçeteleri ile göz zevkime göre yeniden tasarladım.

Burada da bir Ikea peçetesinin fayansmış gibi gelip sehpanın ortasına kurulmasına göz atıyoruz.

Peçete aplik medium ile (yani peçete tutkalı) bir güzel yapıştırdım.




Ta daa!!

Bu arada koltukları da ben kapladım tabiki ama onlar artık başka yazıya. :)

Sevgiler Applesodaa.
31 Mart 2018

52/11: "Ah, müzik! Burada yaptıklarımızın ötesinde bir sihir!"

demiş Albus Dumbledore.

Müzik listesi yapmak gibi bir huyum yok. Genelde bir şarkıya takılır, cıvığını
çıkarana kadar dinlerim.

Bunun yanı sıra bir türlü ayrılamadığım şarkılar mevcut. Sıklıkla dinlediğim zamansız şarkılarım.
Onlardan bir kaçını yüksek müsadelerinizle paylaşmak istiyorum.

Hakan Vreskala - Blocket
Azra Akın - Yağmur yağar Taş Üstüne
MFÖ - Gözyaşlarımızı Bitti Mi Sandın
Yeni Türkü - Yedi Kule
 Fırat Tanış - Mamak Türküsü
Besa Kokedhima - Ederlezi
Pinhani - Çok Aşık
Pink - Who Knew
Avril Lavigne - Nobody's Home
Beyonce - Halo
Nina Zilli - L'Amore E' Femmina

Artık bu müzik listesi de hakkımda ne anlatıyor size, hiç bilmiyorum. :)

Sevgilerle Applesodaa.

NOT: 52 haftalık çelıncın 11. hafta konusu şu andaki müzik listeniz idi.

52/10: Bakamıyorum.

Dünyada bakılacak bir şey kaldı mı artık hiç bilmiyorum.
Sırtımı döndüm herşeye sadece önüme, kendi içime bakıyorum.

NOT: 52 haftalık çelıncın 10. hafta konusu "Dünyaya bakış açınız nedir?" idi.
Ancak bu konu beni depresyona sokuyor, üzerine konuşmak istemiyorum.
Affınızla.
30 Mart 2018

Üşeniyorum öyleyse yarın...

  • O kadar çok şey oldu ki kalkıp da şuraya iki şey yazacak fırsat bulamadım. Amcamı kaybettik, ertesi gün vefat eden amcamın eşinin evi yandı. Eniştem kalp krizi geçirdi. Arkadaştan da ötem can dostum çok zor günler atlattı. Aklıma gelmeyen bir dolu şey var ama geçelim gitsin, yine ruhsal çöküntüye gireceğim yoksa.
  • 2018'e çok fecaatle girdiğimizi geçen gün babam da dile getirdi. Ama durdum dedim ki altı üstü dört rakam yahu onun ne suçu var ki...
  • Velev ki başımıza gelecek varmış, sıradan geliyorlar. Rabbim beterin beterinden esirgesin inşallah.
  • Kendimi kitap okumaya verdim bu aralar Zaman Çarkı serisinde sekizinci kitaba kadar geldim. Yolun yarısını geçtik yani gençler...
  • Hediye ettiğim havlulardan biri kargodan geri döndü, kısa süre sonra tekrar göndereceğim, bekleyenine duyurulur. Bu yoğun günlerde onu tekrar göndermeyi atlamışım, sahibesinden özür diliyorum.
  • Öyle bir gelip selam edeyim dedim. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.
  • Saygılar Applesodaa.
27 Şubat 2018

52/9: Annemle babamın nikahına şahit olarak gittik...

Bu haftaki çelınç konumuzda bir çocukluk anımızı anlatmamız isteniyor.

Şöyle eteklerime toplaşın size güzel bir hikaye anlatayım.. :)

Benim çocukluktan hatırladığım en değişik anım annemle babamın nikahına kız kardeşim ile
beraber katılmamızdır.

Yıl 1996 ben altı yaşındayım, kız kardeşim dört yaşında.
Annem, babam ve iki komşumuzla beraber Üsküdar Evlendirme Dairesi'ne gittik.

Merasim başlamadan önce memur geldi. O sırada biz tabii anasının eteklerinden
ayrılmayan sıpa imajı çizmekle meşgulüz. "Anne anne" diye dolaşınca 
ortalıkta memur annemle babama dönerek "Sizin çocuklarınız mı?" diye sordu.

Bizimkiler de onaylayınca "Şahit niye getirdiniz o zaman? Sizin zaten
iki şahidiniz varmış." dedi.

Seneler sonra anlatılınca biz bu anıya gülüyoruz ama annemler o zaman
bir miktar da utanmıştır belki. :)

Bizimkilerin iki çocuktan sonra nikah kıyma sebebine gelirsek; evlendiklerinde Ordu'da nikah
işlemleri yapılmış. Tabi o zamanlar kağıtların askıya çıkması vs. gibi şimdi bilmediğimiz
bir sürü prosedür mevcutmuş. 

Nikahtan bir süre sonra evlilik cüzdanı veriliyormuş sanıyorum. Lakin arkasından
atlı kovalıyormuşçasına düğün gecesi yollara düşüp İstanbul'a gelince
bizimkiler, gidip de evraklarını alamamışlar,
aklı selim bir aile üyesi de gidip almayınca bizimkiler evli olduklarını 
ispatlayamaz olmuş.

Okula başlayacak bir garip kızçe olan bana kimlik çıkarılması hususu hasıl olunca da
gidip bir daha evlendiler.

Tabii bu onların bize anlattıkları hikaye, araya üç kağıt karıştırdıysalar hiç bilemiyorum.
:)

Sevgilerle, şahit Applesodaa.

52/8: Hepsi benim bebeğim...

Sekizinci haftanın konuğu hayatımızı etkilemiş bir kitap olacaktı lakin,
hepsini ayrı seviyorum. Nasıl seçeceğimi bilemedim??

Harry Potter serisi gönlümün ilk sultanı.. Kitaplarla yatıp, kitaplarla kalktığım
ilk zamanlar Harry ile tanışmamla başlamıştı.
 
Ölü Ozanlar Derneği ilk gençlik çağlarımın en etkileyici kitabıdır.
Filmini ayrı, kitabını ayrı sevdim.

Kral Katili Güncesi serisi fanstastik edebiyatta nutkumun tutulmasına sebep olandır.

Kuzgunun Gölgesi serisi, bitti diye yaslar tuttuğumdur.

Zaman Çarkı serisi "Allahtan ondört kitap var her biri de en az yediyüz sekizyüz sayfa..."
diye şükrettiğimdir.

Kitaplarla durumlarım böyle sizi nereden etkilerse orasından tutabilirsiniz.

Sevgilerle, Applesodaa.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.