30 Eylül 2022

Kitaplarla ben...

 
Benim kitap sevdam annemin ilk kez eve elinde "Harry Potter ve Ateş Kadehi" ile geldiği gün başladı. Ama tabii ki bu hikayenin bir başlangıcı var... O zaman gidelim bakalım 2006 yılına!

Engin Abim ve Elmas Ablam'ın üç yaşında kızları vardı, Hilal. Engin Abim; Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı o zamanın meşhur korsan filmcilerinden çocuk fimi diye almış, amaç Hilal ile beraber izlemek. Biz de sıklıkla kardeşlerimle Hilal'in yanına gideriz, hep birlikte büyüdük denebilir. 

İlk kez filmi izlediğimiz gün net olarak aklımda yok. Lakin filmi izlediğimiz bilmem kaç seferden kesik kesik görüntüler var ki beynim sanki onları kolaj yapmış. Bir değil, iki değil en az on keredir izliyorduk ki o sıralar annem bunun aslında bir kitaptan uyarlama olduğunu fark etmiş patronunun kitaplığında görünce...

Sonra da biz çok severiz diye kitabı alıp geldi bir akşam... Resmen büyülendim. O zaman ilk ve ikinci film yayınlanmış ama üçüncü henüz yok. Ama ben ve kızkardeşim dörtten devam ettik okumaya... Sonra beşinci kitap çıktı, tam bin sayfadan biraz fazlaydı o zamanki baskısı valla almaya paramız yetmedi. Derken altıncı çıktı, harçlıklarımızı biriktirip onu aldık sonra... 

O seri, o kitaplar o kadar kıymetliydi ki benim için ve o kitaplarla beraber içine girdiğim dünya yazarken bile gözlerim puslandı. Anlatılmaz yaşanır bir durum benim için...

Sonra içimde tutuşan okuma aşkını tabii ki beslemem gerekti. Okul kitaplığından Yüksek Ökçeler'i ve Sefiller'i okuduğumu hatırlıyorum. 

Yüksek Ökçeler ne arıyordu o kitaplıkta deseniz bilmem, o yaşa uygun muydu deseniz bence asla değildi. İşte o günden sonra Türk yazarlara karşı kırılması yıllar alacak bir önyargı geliştirdim. 

Sefiller de klasik kitaplar konusundaki travmamın sebebidir. İki ciltlik kitabı 200 sayfaya sadeleştirmişler, asıl eserden geriye ne kalmış belli değil. Kim nasıl sadeleştirmiş Allah bilir, bölük pörçük, bittiğinde "Ne okudum ben yahu?" diye düşündüren bir eser. Klasiklerin aslında ne kadar güzel kitaplar olduğunu da yıllar sonra anladım diyebilirim.

O zamanlar tabii çevremde çok okuyan yok, kitaplar konusunda yönlendirecek insan da yok. Zamanla güzel bir okuma zevki geliştirdim ve de besledim.

Tam lise çağlarımda kızkardeşim bir yandan okuyor, annem bir yandan... Okuduklarımızı konuşuyoruz, paylaşıyoruz. Birbirimize öneriyoruz. Çok güzel günlerdi. Şimdi kitaplar hakkında bu kadar çok konuşmaya ihtiyaç duymamın sebebi belki de o günlerin çok geride kalmış olmasıdır.

Herbirimiz farklı yönlere doğru okuma zevkimizi geliştirdik. Çok nadiren kesişiyoruz okuduğumuz kitaplarda... O yüzden bende beğendiğim her kitabı zorla birilerine okutmaya çalışıyorum ki üzerine iki çift laf edelim. İşte o kişilerin hepsi de temelli yurt dışına çıkınca; hislendim, baktım kimsem yok size geldim.

Yalnız yazının sonunu nasıl bağladım belli değil, kendi kendimi alkışlamak isterim. :)

Eee sizin kitaplarla olan hikayenizin arkasında neler yatıyor? 

Anlatsanıza, dinlesem biraz...

28 Eylül 2022

Ah beni beni...

Yazmak isteyip de bir türlü fırsat bulamadıklarımı aklımın içinde kendimle birlikte heryere gezdirir oldum bu hafta. 

Geçtiğimiz cuma sevgili Özlem ile buluştuk. Kendisi de bu buluşmamızı şu yazısında anlattı.

Bazen size dair önyargıları olmayan, sizi anlattığınız kadarıyla dinleyip anlamaya çalışan birisini bulabilmek bir nimet.

Kendisiyle ortak arkadaşımızdan tutun da geçmişimizde temas eden ortak noktalar bile bulduk. Blog dünyasından biri ile ilk kez yüzyüze gelişimdi, sanırım daha iyisini hayal edemezdim. Keşke daha da uzun oturabilseydik ama umuyorum başka buluşmalara. :)

Dün sabah da kocam nasıl güzel bir tarafından kalktıysa seni işe ben bırakırım hatta sana bir de kahvaltı ısmalarım dedi. O sırada Çınar'da kalkınca maaile bizim plazanın altındaki fırına kahvaltıya geldik. Çınar bu yeni binayı ilk kez gördü ve çevredeki binalar arasında en yüksek bina olması aşırı ilgisini çekti.

"Anne sen eeeeennn yüksek binada mı çalışıyorsun?" diye sürekli sorarak bu hususu beynine yerleştirdi. Sonra da tutturdu "Bitti benim kahvaltım, hadi gidelim çalışalım." diye. :)

Neyse paşazademi çıkardım yukarıya, çocukta gram korku yok. Doğruca pencereye gitti aşağıyı seyretmeye... 

Ofiste iki tur attı, güzel kızlara el salladı, yaşı fazlaca büyük olanlara utangaç çocuk rolünü oynayıp pas vermedi, sonra da masama kuruldu. 

Tamam artık baban bekliyor hadi gidelim dediğimde ise "İşim bitmedi." diyerek herkesi güldürdü.

Şimdi tek hevesi benle büyük binaya işe gelmek. Sabah ben kalkar kalkmaz fırlıyor yataktan. Artık ne olacak bilmem, yan masayı da Çınar'a rezerve edeceğim galiba.

Şimdilik durumlar böyle.
Görüşmek üzere...
24 Eylül 2022

2022'de altıncı tur kitap alışverişleri...


BKK'nın eylül ayı için Şato'yu seçmesiyle bende gidip bir sipariş vereyim demiştim. Fakat indirimdi, diğer kitap kulübü için başka kitaptı derken bir bakmışım ki üç ya da dört kez -tam emin değilim- sipariş vermişim. En sonunda bu ay içinde aldıklarımın toplu bir yazısını bari yazayım dedim.

Ev'i aslında Kusursuz Kiracı'ya konu olan hikayeyi de barındırdığını duyduğumda almak istedim. Ne zamandır da Nermin Yıldırım okumak istiyordum bahanesi oldu, sonra da bu kitap BKK için seçildi, tam oldu. :)

Gece Yarısı Kütüphanesi'ni sevgili Şule'den görüp almıştım. Hasan Ali Toptaş da ne zamandır aklımda olanlardandı, ancak sıra geldi.


Barış Bıçakçı'yı Birceylan sürekli övdüğü için not almıştım. Melisa Kesmez'i de Ayın Aydınlık Yüzünde görüp not almıştım, ilk kitap olarak Nohut Oda'yı okuyacağım heyecanlıyım.

Diğer kitapları ya isminden ya kapağından seçtim. Ama özellikle Ve kitabının kapağı bir efsane, hele bir dokusu var ki anlatamam size. Instagramda paylaştığımda bir arkadaşım da sırf kapağı yüzünden aldım dedi, arkadaşlarımda aynı ben. :)


Bu aralar Yaşar Kemal'e sardım. Bu iki kitabı kocam da sever diye düşünüyorum hatta belki benden önce okur. Füruğ Ferruhzad ne zamandır aklımda olup da ancak indirimde bulabildiklerimdendi. Misafir Odası'nın kapağı çok güzeldi, konusu da ilgi çekici göründü.


Mahir Ünsal Eriş Sarıyaz'dan sonra tüm eserlerini merak ettiğim yazarlar kategorisine yükseldiğinden iki kitabı ile alışverişlerimde kendisine yer buldu.

Beş Sevim Apartmanı beş, altı ayrı yerde övüldüğünü görüp de not aldığım bir eser olduğundan almasam olmazdı. Marquez'e giriş olarak Kırmızı Pazartesi, safi merakımdan da Yekta Kopan'ın kitabı İki Şiirin Arasında da sepete girebildi.


Suat Derviş üzerine bir yazı okudum geçenlerde ama neden bende hiç kitabı yok derken Fosforlu Cevriye karşıma çıktı. İthaki'nin bu adını unuttuğum serisini tamamlamaya karar verdiğim için (nasıl bir kararsa bu evde sadece bir kitabı var) Sisler İçindeki Lut da benim oldu. 

Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor'u indirime girse de alsam diye beklemekten yıldığımdan aldım gitti. Adem ile Havva'nın Güncesi kapaktan, İnsanlığımı Yitirirken de indirimden dolayı bizim evin sınırlarından içeri girebildi.


Bunlar da kütükler kategorisinden, Sakat Göz; Işıkyaratan beşlemesinin üçüncü kitabı ve indirimdeydi tabi ki. :) En çok kitabını okuduğum (1000kitap öyle diyor) yazar olma ünvanını hala elinde bulunduran Armentrout'da Kan ve Kül serisinin ikinci kitabı ile okunmayı bekleyenlere girmeye hak kazandı. Bu kadının büyüsü güçlü kadın karakterler yazması sanıyorum, yoksa bu kadar kitabını nasıl okudum hala bilmiyorum. 

Bende alışverişler böyleydi, şimdi önümde alamadığım on bin beş yüz milyon kitaptan indirimde olanları kovalama ve BKK için eksikleri tamamlama alışverişleri var.

Gazam mübarek olsun.
Sevgiler.
19 Eylül 2022

Sana duvar ördüysem, tuğlasını sen verdin.

Hello dears,
Başlıktaki sözü bloglardan birinde görüp not almıştım, ama blog ismini yazmamışım. Çok sevdim şurada dursun!

Siz neler yapıyorsunuz? Ben böyle ne ara akşam, ne ara sabah oldu bilemediğim bir girdaptayım sanki.

Zaman çok hızlı ilerliyor.

Çekilişi açıklamaya gelecektim fakat bir yolunu bulup da bir türlü gelemedim. Kitap çekilişimizin kazananı Bay Günlük oldu. İletişim bilgilerini en kısa sürede bekliyorum. :)

Bu resimdeki çiçekleri de oğluşum toplamıştı bana, anneler gününde teyzesi çiçek almasına sponsor olduğundan beri, çiçeklerin beni mutlu ettiğini düşünüyor. (Yanılıyor denemez.) Nerde bir çiçek görse, bazen de bir yaprak koparıp getiriyor.

Şimdilik hevesini kırmıyorum ama ileride bir gün çiçeklerin dalında güzel olduğunu da öğreteceğim elbet.

Bende şimdilik bu kadar, yine gelirim çok uzaklara gitmeyin. 

16 Eylül 2022

BKK - Blogger Kitap Kulübü Okuma Listesi

Selam size ey sevgili kitap dostları,

Bu nasıl hitap diye düşünmeyin, biliyorsunuz içimde bir deli yaşıyor. İdare ediverelim.

Evet sevgili arkadaşlar, güncel katılımcı listemiz ve seçilen kitaplar aşağıdaki şekildedir.

Blogger arkadaşlarımızdan dönüş geldikçe post üzerinde güncellemeler yaparım.

Katılımcı olmak için henüz geç değil. Tüm aylara etkin şekilde katılamıyorsanız bile listedeki kitaplardan herhangi birini okuduğunuz o ay için katılım yapabilirsiniz.

Ayrıca etkinliğe ev sahipliği yapmak için de aktif katılımcı olmanıza gerek yoktur. Bir kitap seçin ve o ay için ev sahibi olun, biz size eşlik ederiz.

İstiyorum ki gittikçe çoğalalım, kalabalık olalım. :)

Etkinlik ev sahiplerimiz ve seçilen kitaplar aşağıdaki gibidir.

Haziran ayı için dönüş bekliyorum listedeki arkadaşımdan, diğer aylarımız ise boşta. Gaza gelmediniz mi? Bize katılmak istemez misiniz?

Bu arada BKK ile ilgili paylaşımlarım için @neokudukbecanim instagram hesabımı yeniden aktif olarak kullanmaya başladım. Anlık geri dönüşler almak isterseniz de bana oradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiler.

14 Eylül 2022

Pazartesileri hiç sevmem konulu çarşamba...

Hello dears,

Yazıya neden başka bir dilde başladım bilmiyorum. Sanırım biraz kendimden uzaklaşmaya ihtiyacım var. Kendimle arama İngilizce ile mesafe koyuyorum.

Aslında kendimi de severim ama bir dur, bir dinlen demek için şöyle bir karşısına geçip bakmaya çalışıyorum. O kadar meşgul ki beni fark etmiyor inanır mısınız?

Haftasonu koltuk, yatak ne varsa evde yıkattım dostlar, öyle bir temizlik enerjisi geldi ki sormayın. Arkasından da Katya (robot süpürge) ile temizledik. Bir de tütsü olsaydı da şöyle evde bir yaksaydım tam olurdu. Tütsü falan yakmışlığım yok ama o inanç aşamasındaysam demekse...

BKK için eylül ayında okuduğumuz Şato'yu nihayet bitirdim. Kafka abim biraz beni yordu ama yorumlarımı değerlendirme postuna saklıyorum. Hem de kafam biraz dinginleşmiş olur belki de yorumlarım değişir, kim bilir.

Şimdi de Girls Power Kitap Kulübümüz için (ismi şimdi uydurdum, gidip whatsapp grup adını değişeyim) Normal İnsanlar'ı okuyoruz. Bu grup ayda bir sınırlamasını biraz öne çekmeye karar verdi. Yaklaşık üç hafta gibi bir süre içerisinde okumayı hedefliyoruz. Üçüncü kitabımızı da seçtik, tahmin ettiğimden daha verimli gidiyoruz. Durun bir dilimi ısırayım, üzerimde bunca kem göz ve nazar varken, ne olacağı belli olmaz. :) (Bu da biraz fazla kendimi önemsemek gibi oldu ama beni ben önemsemeyeceğim de kim önemseyecek?)

Bir önceki çekilişin sahibi Eylül Su'ya gönderdiğim paket dönüş yoluna geçti. Gönderdiğim her paketin ilk seferinde geri dönmesi ve ikinci bir kez kargoya gitmek zorunda olmak beni psikolojik olarak bitiriyor. Gerçekten o kadar çok çekiliş fikrim var ki ama kargolarla yaşadığım bu sıkıntılar sonrası hevesim kaçıyor. Şu ışınlanmayı bulsalardı bi...

Neyse çok de şey etmeyeyim. Yarın da fantastik kitaplarımızı yolcu etmek için çekilişi sonlandıracağım. Sonra üçüncü çekiliş postumu gireceğim. Sen beni aşağı çekemezsin evren! -Buraya ayıplı parmak emojisi gelecek.-

Yazıya son vermeden başlığı da açıklayayım durun, evdeki yıkama kurutma işleri nedeniyle ofis günlerimi bu haftalık değiştirdim. Çarşamba ama bendeki pazartesi hissi hiç gitmiyor niyeyse.

Neyse efenim, yazı çok uzadı. Hepinizi kucaklarım.

Yarın görüşmek üzere.

9 Eylül 2022

2022 Ağustos Ayı Okuma Raporu

Hello world,

Temmuzda okuyamadıklarımı da ağustosta okumaya azmedince 11 kitapla ayı temiz kapattım dostlarım. Bakalım neler okumuşum.

Leyla, Mektubum Eline Ulaştı Mı?: Kitabın adı ve de kapağı çok ilgimi çekince ayın ilk okuması olmaya hak kazandı. Yazamamaktan muzdarip bir yazarın hikayesi; kendiyle dertleri olan, yaş olmuş kaç ama hala hayatta ne yapıyor, amacı ne bilemeyen bir kadın kahramanımız. Onun çocukluğunda tanıdığı Leyla'ya yazdığı mektuplar da hikayenin asıl kısmı, öneriyorum.

Yayan Yapıldak: Kitap alışveriş yazılarımdan birinde bahsetmiştim, sırf kapağının güzelliğinden aldığım bir kitaptı. Denemelerden oluşan bu eserin ana teması yol, yolcu olmak, yolda olmak... Başka kitapların arasına alarak okumak için ideal. 

Tweet Savaşları: Nerede bir ciltli kitap görsem otomatik olarak vuruluyorum. Bu kitap ilk yarıda beni oldukça sıktı, ancak ikinci yarıda konuya adapte olabildim. İki farklı işletme var ve her ikisinin de twitter hesaplarını ergen çocukları yönetiyor. Şansa bakın ki twitter da savaşmak yetmiyor kahramanlarımız okulda da birbirinden hiç haz etmiyorlar. Ergenlik çağında çocuklarınız varsa okutabilirsiniz lakin bence lise üzerindeki yaş grubuna hitap etmiyor.

Kan ve Bal: Yılan ve Güvercin serisinin ikinci kitabı, çok fazla tanıtımı yapılan ciltli kapakları ile insanları can evinden vuran bir seriydi bende düştüm işte. Yazarın dilinin güzel, konunun başlangıç kısmı da farklı olmasına rağmen bir süre sonra sıkıldım. Fantastik olarak çok fazla eser okuduğum için artık çoğu hikaye bana bildik geliyor. Fantastiğe giriş 101 olarak öneririm, yoksa uzak durun.

Sarıyaz: Yakın arkadaşlar arasında kurduğumuz kitap kulübünde ilk okuduğumuz kitap oldu Sarıyaz, dün akşam da toplaştık üzerine konuştuk. Kitabı çok sevdim ve Eriş'in tüm kitaplarını okuma fikrini de aklıma yazdım. Büyük bir toz fırtınasının gelip şehri kaplamasıyla başlıyor herşey, heryer sapsarı insanlar Sarıyaz olarak isimlendirmeye başlıyor bu olayı. Kitap birbirinden farklı kişilerin aynı zaman dilimi içerisinde yaşadıklarını anlatan sekiz küçük öyküden oluşuyor. Henüz okumadıysanız aman geç kalmayın.

Birimiz Ölmek Üzere: Birimiz Yalan Söylüyor ile başlayan serinin ikinci kitabı Birimiz Ölmek Üzere, Karen M. McManus ablamız oldukça özgün bir yazar. İlk kitapta bir dedikodu sitesinde okuldaki öğrenciler hakkında gün yüzü görmemiş sırların ortaya salınmasıyla bir hikaye başlıyordu. İkinci kitap ilkinden bir kaç yıl sonrasına götürüyor bizi, o zamanların popüler dedikodu sitesini canlandırıp da ikinci bir kaos ortamı yaratmaya çalışıyorlar ama herşey çok farklı yerlere gidiyor. Öneririm.

Kutsal Suçlar: Meredith Gentry serisinden yayınlanan son kitaptı, serinin devamı çıksa dahi okumayı düşünmüyorum. Bir buhran halinde aldığım bu seriyi de kimseye önermiyorum. Hamilton çok değişik bir yazar, yazdığı herşey çoksatanlara girse de kitap içeriklerinin çarpık bir yönü yok değil. Enine boyuna araştırmadan almayın, genellikle kitapları +16 olacak içerikte oluyor. Demedi demeyin.

Kapanda Bir Hayal: Çok tatlış ve de minicik bir öykü kitabıydı. İyi ki almışım dedim, okurken... Mutlaka öneriyorum, Burcu Ünlü ile tanıştığınıza pişman olmayacaksınız, eminim.

Kıyı Kitabı: Sahaftan aldığım bu kitap Ece Temelkuran'ın Hayat Üçlemesinin son kitabıymış aslında. İçerik beni hiç açmadı, sanıyorum ilk kitaptan da başlasam sevmezdim. Temelkuran'dan yaptığım ikinci okuma ve benim için kendisi okunması zor yazarlar kategorisinde yerini aldı.

Seçmeler: Ahmet Selçuk İlkan'ın şiirlerinden oluşan bu kitabı da sahaftan almıştım. İçeriğinden kapak kalitesine kadar diyecek yok da neden kapağa bu abimizin fotoğrafını basma gereği duydunuz bilmem. Sürekli evin içinde yazar beni izliyor sandım.

Ömer'in Çocukluğu: Sırf okuduktan sonra bir üstte anlattığım kitabın üzerine koyayım da yazarı görmeyeyim artık diye, ay sonuna sıkıştırdım bu kitabı. :) Benim amacım bir garip olsa da kitabımız çok güzel, kısacık ne ara başladınız ne ara bitirdiniz anlamayacağınız bir eser, ayrıca geçen haftanın Ağaç Ev Sohbetleri konusu ile de pek uyumlu.

Eveet, benden bu kadar sevgili dostlarım, siz neler okudunuz bakalım?
8 Eylül 2022

BKK eylül ayında Şato'yu okuyor!

Canlarım, ciğerlerim, çiçeklerim,

Blogger Kitap Kulübü (BKK) olarak eylül ayı okumalarımızı açmış bulunmaktayız. 

Etkinliğimizin ilk evsahipliğini yapma lütfunu gösteren Sevgili Kaplan Diary'nın seçimiyle eylül ayında Franz Kafka'nın "Şato" isimli kitabını okuyacağız.

İlk kez Kafka okumama vesile olduğu için ayrıca Kaplan Diary'ye teşekkürü bir borç bilirim.

Ay sonunda Kaplan Diary'nın açacağı post üzerinden yorumlarımızı paylaşıp, istişarede bulunacağız. 

Peki size düşen görevler neler derseniz, demeseniz de zaten yazacağım, demişsiniz gibi kabul edelim. Beni bozmayın. :)

    * Etkinliğe katılmak için lütfen kitabı ay sonuna kadar okuyunuz.

    * Bir sonraki ay etkinliğe ev sahipliği yapmak isterseniz bu yazıya yorum bırakınız.

    * Eğer katılımcı sayımız artsın isterseniz sağda, solda duyuru yapınız. :)

    * Gözlerinizden öperim, sağlıcakla kalınız.

7 Eylül 2022

Yine bir sürprizim var!

Selam size ey blog ahalisi,

Şu an çok garip bir ruh hali içerisindeyim o yüzden siz beni garipsemeyin en iyisi.
Burada görmüş olduğunuz şu üçlü fantastik kitap setini
hediye etmek istiyorum.

Yapmanız gereken tek şey yine katılmak istediğinize dair yorum bırakmak.
Bu ayın 15'ini son tarih olarak belirleyelim öyleyse.

Kitaplarımızı fantastiğe giriş seviyesi olarak değerlendirelim. Nielsen akıcı dili olan bir yazar,
öyküsü sıkmadan bunaltmadan ilerliyor. Tabi yer yer baş kahramanlara
kürekle dalmak istemedim değil, fakat ben bu alanda çok fazla eser okuduğum için
benim için yavan kalıyorlar.

Varsa bir niyetiniz yorumlarda belirtiniz.
Sevgiler.
5 Eylül 2022

Bir şiir...


İnsanın, kendi varlığından hoşnut olarak yaşadığı,
kendi varlığını haklı kıldığı ve kuşku yok ki, yeryüzü
ile barışık yaşadığı ve mutlu olduğu bir zaman vardı.
Yoksa bizler bugün bu mutluluğun imgesi için bile
bunca telef olmazdık.

demiş Birhan Keskin "Kim Bağışlayacak Beni" isimli kitabında...
2 Eylül 2022

Yorulmak olmaz, yorulmak olmaz...

Ne diyordu şair "içimden kendim yorgun benim" mi? Benim içim dışım her bir yanım çok ama çok yorgun...

Geçtiğimiz haftasonundan itibaren yatılı misafirlerin biri geldi, biri gitti. Misafirler de hep sevdiğim insanlar Allahtan yoksa herhalde herşey gözümde kat kat büyürdü.

Annem de Karadeniz'in tatlı çilesi fındık işini hale yola koymak için memleketteydi.

Yani bir yandan çalıştım, bir yandan çocuk baktım. İki ayrı yatılı misafir grubu ağırladım -hepsi de çocuklu- ay valla bak yazarken bile insana yeniden bir yorgunluk geliyor.

Yeni ofisi de hafta başında gittim gördüm, güvenlikte x-ray, girişi nerde bilemedim. Lazım olan kata çıkmak için başka asansöre binmek gerekiyormuş. Kendimi uzun süredir bulunduğum ortama bu kadar Fransız hissetmemiştim... Ofis de buzhane gibi, ısıyı ayarlamak için gerekli modüller henüz gelmediğinden takılamamış, üflüyor en ama en düşük dereceden, yaz ortasında dondum allah diye bağırıyorduk.

Ekip arkadaşım izinde, arkasında halledilmesi gereken ufak bir iş bıraktığını söylemişti, lakin altından buzdağı çıktı. İşi en başından kendim yapsam daha kolay olacaktı. 

Eee tabi bu kadar yorgunluğun üzerine de bana gelenler geldi. Ofise dönüşünden sonra muhteşem olacak herşey gidip gezdiği her bir günü burnundan getirmeye ant içtim. Öyle de kin tutarım.

Annemin doğum gününü unutup, kızlarla plan yapmışım bir de... Kafam yerinde değil ki, neyse ofisten koştur koştur eve gelip kutlama işini halledip kızlara koştum. Oradan geldim saatte bir uyanan oğlum kucağımda evin içinde iki saat tur attım...

Bir akşam dışarı çıkmanın dönüşü böyle olmamalı diye içimden biraz söylenmiş olabilirim ama neylersin işte...

Yatak odası dönüşümünde de sona geliyoruz. Daha onu halletmeden yer fayanslarını boyamaya karar verip bazı birtakım siparişler de vermiş olabilirim.

Daha da yazarım da neyse valla derdim çoktur benim hangisini anlatayım. En iyisi çekilişi bir gün gecikmeyle de olsa açıklayayım. Kazanan arkadaşım bana en geç bu akşam ulaşırsa yarın kargolar kapanmadan göndereyim. :)

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.