27 Temmuz 2022

Bir şarkı: Havada bir hinlik var...


 Sanıyorum Nilipek'i bilmeyen yoktur. Yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam 10 Kasım'ı anmak
için yapılmış bir reklamda kullanılan "Gözleri Aşka Gülen" parçasının
cover versiyonu haliyle tanış olmuştuk kendisiyle.

Bu yılın yaz dizilerinden birinde çalarken yakaladım bu şarkısını ve tabii ki
klasik olarak çok sevdim.

Bir dinleyin bakalım, siz de sevecek misiniz?

25 Temmuz 2022

Kitap mı kulübü?

Bana bir kitap kulübü lazım.

Gerçekten okuduğum içerikleri insanlarla tartışma, konuşma belki beraber gülüşme belki de beraber ağlaşma ihtiyacı içindeyim.

Online olabilir, yüzyüze olabilir. Haftada bir kitap, onbeş günde bir kitap, hatta ayda bir kitap da olabilir.

Varsa bildiğiniz aktif bir kulüp ne olur beni bir tanıştırın, ya da gel biz bir kulüp olalım diyorsanız ona da varım.

Ama lütfen artık bir kitap kulübüm olsun ne olur....

Görün ihtiyacımı, bana yazın. Lütfen...

Şuraya ağlamaklı şirin suratlı emoji gelecek.

Sevgiler.
24 Temmuz 2022

Paralı uygulamalar ile imtihanım!

Aslında herşey yıllar önce Netflix'in gelmesiyle başladı. Bende gittim merakımdan aldım, zaten hemen hemen hepimizde de vardır sanıyorum. Temel planla başladığım üyelik yolculuğum kocam ve kardeşlerimin de yoğun kullanımları ile olaya dahil olmasından ötürü özel plana kadar yükseldi.

Sonrasında Game of Thrones'u bir daha izleme isteğim ile zaman zaman gelen eski dizileri izleme krizim yüzünden Blutv aldım. Hemde yıllık! Neyse önümüzdeki ay bitiyor ve tekrar yenilemeyeceğim.

Reklam izlemekten ruhuma daral geldiği için Youtube Premium aldım. Hakkını vere vere en çok kullandığım uygulama da budur gerçekten. Paket içeriğinde bedavadan gelen Youtube Music uygulaması sayesinde Spotify'ı da iptal ettim, zaten hiç ısınamamıştım kendisine...

Kızkardeşimin burada Disney Plus çok pahalı sen oradan alsana ricasına istinaden onu da gittim yıllık aldım. Para verdim bari kullanayım diyerek de Grey's Anatomy dizisine başladım. Yaşasın on yüz bin milyon bölümlük diziler...

Erkek kardeşim Amazon Prime'a aboneydi ama o askere gidince ilgili hesapta para olmadığı için giremediğim Amazon'un ödemesini kendi kartıma yönlendirmiştim. Keşke ilgili kişi bilgilerini de değiştirseymişim. Şimdi arada bir yaptıkları doğrulama işlemi erkek kardeşimin telefonuna gittiği için ben giremiyorum. Neyse bunu izne gelince halledeceğiz artık.

Tüm bunların üzerine dün Google'a da paralı abone oldum tam oldu. 10 GB'lık kotam dolmuş, mail alamıyor, gönderemiyordum. Yıllık ücreti düşükmüş neyse ki...

Aslında tek istediğim Instagram'ın paralı olmasıydı, gün geçtikçe artan reklamlardan gerçekten takip ettiğim insanlara dair hiçbirşey göremez oldum. Lakin işte hayaller, hayatlar falan filan...

Ne diyorsunuz bu duruma? Var mi benim gibi paralı uygulama tuzağına düşenler aranızda?

22 Temmuz 2022

Durum Raporu: Kafamda kentsel dönüşümler...

* Sanırım tatil dönüşü sendromu yada onun gibi birşeye yakalandım. Asla çalışmak istemiyorum. Galiba ben koştur koştur nefessiz kalınarak çalışılan bir tempoya bu kış iyice alışmışım, yazın rehavete uğrayan sektörüm nedeniyle buhranlara girdim resmen. Atın üzerime ihale falan atın diye bağıracağım az kaldı.

* Yazılarıma yapılan yorumları biriktirip toplu cevaplamaktan çok hoşlanıyorum. Sanki o anda her biriniz karşımdaymışsınız da hepinizle sohbet ediyormuşum gibi geliyor. Anlatamam acayip bir his.

* Şu uygulamaların paralı üyelikleri beni ele geçiriyor arkadaşlar. Paramı saçmaya falan bayıldığımdan da değil ama yok yok bende. Durup bir düşünmek istiyorum ben bu hale nasıl geldim diye... Bunu başka bir yazıda detaylı ele alalım isterim.

* Elimdeki kitapları bitirmeden kitap almayacağım diye tövbeler etmiştim ki Amazon'da İthaki Yayın Grubu indirime girdi. Yok ben duramam diye Amazon'a girecektim ki giremedim. Üyelik erkek kadeşimin adına kendisi de askerde olduğundan telefondan istenilen onayı giremiyor. Bende siteye giremiyorum. Neyse ben alamadım bari siz alın, sonra ben duymadım falan demeyin bana bakın, rica ediyorum.

* Artık leyleği havada mı gördü dersiniz, yoksa malum yerlerinde kurt mu çıktı dersiniz ben bilmem ama yeni bir seyahat kapıda dostlarım. Elticiğime ziyaret ve de gezme amaçlı olarak ikinci geleneksel Karabük gezimiz 1 Ağustos tarihi itibariyle başlayacak. #fakatnegezdim etiketlerini hazırladım bekliyorum. :)

* İşte şimdilik bende durumlar böyle... Resme de yazının şarkısını bıraktım. Gözlerinizden öperim.
21 Temmuz 2022

2022 Haziran Ayı Okuma Raporu


Malumunuz tatildi, bayramdı derken neredeyse temmuzun sonuna geldik ama ben haziran raporunu ancak yazabiliyorum. Bu ayın hasılatı da on kitap efenim, yılın yarısını geçtiğimize göre iyi bir okuma hızı yakalayabildiğim aylarda ortalamamın on kitap olduğunu söyleyebiliriz.

Bakalım neler okumuşum.

Haşhaş Savaşı: Bu kitabı gerçekten çok merak ediyordum, geçtiğimiz yılın sonunda çıkan güncel bir fantastik romandır kendisi. Ben ilk kitabı okuyana kadar ikincisi de çıktı bu arada, alacaksanız aklınızda olsun. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var, kurgusu ilginç, ana tema savaş üzerinden ilerlese de okurken insanı sıkmıyor. Haşhaş tüketiminin yasak olduğu bir evrendeyiz, bundan önce çıkan büyük çaplı savaşlar da hep haşhaş yüzünden çıkmış. Şimdi yeni bir savaş kapıya dayanıyor ve bizde bu noktadan itibaren hikayeye dahil oluyoruz. Hikayenin ana karakteri bir kadın ve güçlü kadın hikayelerini okumaya bayılıyorum, sırf bu sebepten bile öneririm. Lakin siz beklentiyi çok da yukarıda tutmayın bir Zaman Çarkı da değil yani.

Gül Rengini: Küçük bir şiir kitabı Gül Rengini, İlknokta'dan yaptığım alışverişlerden birinde kargo parası ödemek yerine kitap alayım diyerek yazarın ikili kitabını sepete atmıştım. Dili bana çok hitap etmedi açıkçası, zaman zaman ne okuyorum ben diye düşüncelere daldım. Ama yok illa merak ediyorum derseniz de ben engel olmayayım.

Yürümek: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden bir kitap Yürümek, ayrıca benim ilk Thoreau okumamdı. Güzeldi, ince olması nispeten okunuşunu kolaylaştırıyor. Doğa ile alakalı Thoreau'nun düşünceleri üzerinden ilerleyen bir kitaptı, sevdim.

Vahşi Kızlar: Kapağına aldanıp geçen sene indirimde aldığım kitaplardan biriydi. Ara ara Allahım ben ne okuyorum demedim değil. Sevdim mi, sevmedim mi, vallahi öyle kararsızım ki... Distopya desem değil, ütopya desem değil, değişik bir kurgu idi. Bir nevi Truman Show'un korkunçumsu versiyonu denilebilir. Dili akıcı en azından okurken yormuyor ama ben ne alın derim ne almayın. Nasıl bilirseniz öyle yapın. :)

Keşke Koleksiyoncusu: Ayşegül Kocabıçak üç sene önce Run Gülüzar Run kitabı ile keşfettiğim bir yazardı. O günden beridir de kitaplarını sırası ile okuyorum, Ayşegül Hanım için bir tık gözünü budaktan sakınmayan bir yazar diyebiliriz. Bizi ilk bakışta rahatsız eden olayları bile her yönü ile alıp düşünmeye sevkedebiliyor. Bu kitapta kızımız asla sevdiğine açılamamış. Sevdiği ise siz kardeş gibi büyüdünüz laflarını eliyle öteye itemeyip, annesinin bulduğu uygun kız ile evlenmiş. Ama yine de ikisinin de içinde sevda bağı kopmamış körelmemiş, üç senenin ardından yeniden bir araya gelmelerini okuyoruz. Dediğim gibi her yönüyle ele alınmış bir hikayeydi, ben sevdim. Bu kitap konusu itibariyle sizi açmayabilir belki ama Run Gülüzar Run kitabını mutlaka öneririm.

Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk: Bir çırpıda okunabilen, çok sevilesi, çok düşündürücü bir kitap. Çokça sevdim, iyi ki görüp almışım. Bir masal havasında okunuyor; ana karakterimiz bir yumurta tavuğu, oysa hep özgürce yaşamak ve bir bebeğe sahip olmak istiyor. Bir gün kaçma fırsatı bulunca olaylar gelişiyor. Anne oluyor ama işler pek de umulduğu gibi gitmiyor. Gerçekten mutlaka ama mutlaka bir şans vermenizi istediğim bir kitap, aklınızda olsun.

Yerçekimi Melodisi: Bu kitaba dair fikirlerim sürekli ama sürekli değişti. Önce indirimde görüp kafa dağıtmalık ergen kitabı diye aldım. Sonra uzun müddet kitaplıkta bekleyince bir yordu beni daha okumadan ay niye aldım ki dedim. Kitaba başlayınca hikaye kahramanlarımızın erken yaşlarında başladığı için off çocuk kitabı mı bu dedim. Daha sonra gözümü bile kırpmadan okumaya başladığımı fark ettim, tuvalete bile elimde kitapla gittim. Çok severek de bitirdim konuyu kapattım. Şuraya kadar yazdıklarım dönüp okuyunca fikren bir daha yordu beni, eğer şu an bu cümleyi okuyorsanız vallahi iyi dayandınız buraya kadar canlarım.

Konusuna gelirsek Isaac Newton'un hayatı üzerinden bir kurgu okuyoruz. Paralel evrenler de işin içine giriyor. Yüzyıllar öncesinde yaşayan Isaac'ın günümüzde yaşayan Alex'le olan aşkıyla başlayan hikaye bir çok dönemeçten geçse de ikinci erkek adamı da harcamadan bittiği için benim kalbimi kazanıyor.

Küçük Ama Büyük Yalanlar: Bu kitap HBO tarafından Big Little Lies adıyla dizi olarak da çekilmişti. Bakınız yerli versiyonu da Ufak Tefek Cinayetler... Tastamam ne eksik ne fazla Ufak Tefek Cinayetler havasında bir kitaptı. Eğer seviyorsanız öneririm. Yazarın dili zaten çok akıcı, gereksiz detaylar ve betimlemeler vermeden kitabın sonuna kadar götürüyor bizi. Ve çok önemli bir not katili tahmin edemedim arkadaşlar, bu demektir ki bu kitap okunur. :)

Suya Düşen Hayalleri Kurtarma Rehberi: Kapağına bakıp yazın güzel okunur diye aldığım kitabın, tanıtım yazısını okuyunca sıkıcı olacak gibi diye düşünmüştüm. Oysa çok güzel ve farklı bir hikayeydi. Semtlerinde kapanmakta olan bir havuz yaşlı bir kadını ve genç bir gazeteciyi bir araya getiriyor. Sonrasında olanlar pek tahmin edebileceğiniz cinsten değil. Hikaye çok nahif bir şekilde ilerleyip, tatlı bir sona bağlanıyor.

Aynada Yürüyen Sesler: Gün Rengini kitabının yazarı Mehmet Özkan Şüküran'ın ikinci kitabı, yine ne okudum ben yahu düşünceleri ile nihayete erdirdiğim bir kitaptı. Bu kitaplara dair beğendiğim iki şey var; isimleri ve kapak tasarımları, içeriği anlamaya vakıf olamadım maalesef.

Evet bende durumlar böyleydi. Temmuz ayı için de şimdiden uyarayım vallahi işler kesat, ayın yarısında evde olmayınca okumalarım pek verimsiz geçecek gibi duruyor, neyse bitmedik aydan umudumu kesmeyeyim yine de...

Aylık okuma raporu toplantımız bitmiştir arkadaşlar.

Dağılalım.
19 Temmuz 2022

Sonunda dönebildik yaylalardan...

Selamlar,

Bir tatilin daha sonuna geldik. Tüm valizler boşaltıldı, tüm çamaşırlar yıkandı. Herşey dönüp dolaşıp ait olduğu yerlere yerleşti. Hatta beni bütün bunlar kesmedi, tatilden bir gün erken döndüğümüz için boşa çıkan son günümü de değerlendirip cam, pencere ne varsa sildim, pakladım.

Vallahi nasıl bir rahatladım, anlatamam.
Evet gelelim tatilimize; tatil boyunca Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde yer alan Kızılca Köy Yaylasında kaldık. Genel olarak Kabaoğuz Yaylaları diye de adlandırılıyor.

Burası da bizim yayla evinin balkonundan görünen manzara, her sabah manzaraya nazır serin havada kahvaltı etmenin bir başka keyfi var. Bu arada istisnasız her gün, her odada mutlaka soba yakıldı. Yaylalar köylere oranla daha soğuktu ama köylerde de hava serindi. İstanbul sıcağı bize dönüşte bayağı bir sürpriz oldu.
Balkondaki soba ısınmaktan ziyade yemek pişirmek için hergün mutlaka yakılıyor. Sabahları kızartmalar hep sobada yapıldı. Şu sağdaki afili köfte yemeğini de ben yaptım, sanmayın ki yaylalarda yan gelip yatmışım. :)
İnanmazsınız ama köyde de park bulduk, okulun bahçesinde park da varmış meğerse... Ben daha önce çocuklu olmadığım için midir nedir hiç fark etmemişim, resmen algıda seçicilik. Ortadaki salıncak yaylada kurulu canı isteyen biniyor. Sağda da traktörden indiremediğim sıpam mevcut. Sırf Çınar istiyor diye traktör tepesinde gezmekten içimiz dışımıza çıktı.


Burası da Samsun'un Vezirköprü ilçesinde yer alan Şahinkaya Kanyonu. Biz Amasya'nın Çorum'a yakın kısmında kaldığımız için Amasya Merkez'e gitmek ile Samsun'a gitmek bizim için aynı oluyor süre bakımından, o sebeple mutlaka Samsun kısmında da gezilecek yerlere uğruyoruz.

Kanyon deprem sonrası oluşmuş, bir kaç sene önce de turizme açılmış. Kanyon girişinde tekneler mevcut, bir saatlik bir tura çıkılıyor. Kanyonun içinden geçilerek en son kısma kadar gidilip geri dönülüyor. Püfür püfür bir gezi, tatilin belki de en keyif aldığım kısmıydı.
Burası da yine Samsun'un Ladik ilçesinde yer alan Ambarköy Açık Hava Müzesi, Samsun'un köylerinden toplanan ambarlardan oluşturulmuş. Ben daha önce açılmak üzereyken de gidip gezmiştim. Bu sefer arkadaşları götürdüm. Çocuklarla gezmek için çok güzel bir yer, salın ve keyfinize bakın. İçerisinde köprüsünden, değirmenine, çocuk parkından, kafesine herşey mevcut. 
Bu sene Amasya Merkez'de kaleye çıkmaya üşendik. Çocuklarla insanın gözü almıyor gerçekten. Harşena Kalesi'ne arabayla çıkılabiliyor aslında ama arabaları park ettiğimiz yerden çıkarıp sonra geri götürmeye çok üşendik. Pontus Kral Kaya Mezarlarına ise bir dünya merdiven ile çıkılıyor. Çocuklar kucak isteyeceği, merdivenler de yağ gibi kaygan olduğu için vazgeçtik ve kültür turumuza müzelerle devam ettik. 

En üstteki resim Amasya Arkeoloji Müzesi, büyük bir mumya ailesine de ev sahipliği yapan müzeden gerçekten çok keyif aldık. Sol altta Şehzadeler Müzesi görülüyor. Burada Amasya'da görev almış olan tüm şehzadelerin balmumu heykelleri sergileniyor. Çok küçük bir müze ancak ücreti 10 TL olduğu için bence şans verilebilir. Ortada Amasya Yeşil Irmak Kenarı'nda yer alan konaklar, sağda ise Hazeranlar Konağı var. Burada müze kart geçiyor, içerisi Amasya'da ev yaşamının eskiden nasıl olduğuna dair fikir edinmek için gerçekten çok güzeldi.

Eee hergün şehir merkezine inmedik tabi, burası bizim yayladan iki ilerideki Gürcü Yaylası. Evet kendimizinki kesmedi, milletin yaylasına da musallat olduk. Ama dümdüz çimenleri, içerisinden akan derenin sesi ve kocaman çam ağaçları ile adeta gelin burada piknik yapın diye bizi çağırıyordu.  Gitmişken sobada çıra niyetine kullanmak için bir çuval kozalak da topladık, ee yaylada böyle herşeyin etinden sütünden faydalanılıyor.
Biz çay keyfinde çimenlere serilmiş yatarken, bu iki veledi de dereden çıkaramadık tabi. Bu tatilin keyfini en çok bu ikisi çıkardı diyebilirim. Kuzencilik kazanacak.


Burası da kuşbakışı Amasya, gezmekten yorulduğumuz bir sırada hadi Vadipark'a gidelim diyen eltime uyduk ve gerçekten de çok güzel, keyifli bir yerdi. Girişinde çocuk parkı olmasa daha iyi olabilirdi tabii. Ordan çocukları çıkarıp içeri geçmemiz yarım saat sürdü. Tatil boyunca içtiğim en lezzetli çayı burada içtim. İçeride meşhur göğe kurulan salıncaklardan da var, ama emniyeti hiç yok. Sadece fotoğraf çekilmek için ayağınız yere basarken binmek en iyisi olabilir.


Bir iş için Amasya'ya giden eşimin kardeşinin peşine takıldık ve ikinci bir Amasya turu gerçekleştirdik. İlk resim İçeri Çarşı, aşağı doğru devam ederseniz dükkanlar ve restoranlar da önünüze çıkmaya başlıyor. İkinci resim Neyyire Artizan Lezzetler'in manzarası, burası eski bir konak ve gün boyu kahvaltı servis ediyor. Karadeniz mutfağından, Amasya mutfağına menüsünde yok yoktu. Biz karnımız tok olduğu için kahvaltı etmedik. Çocuklar patates yediler sadece, bir sonraki gidişimde buranın kahvaltısını deneyeceğim. Sağda ise Minyatür Amasya Müzesi var. Giriş ücreti 10 TL olan özel bir müze, Amasya'nın 1914 yılındaki halini minyatür olarak düzenlemişler. İçerdeki minyatür kocaman ama bence en güzel yanı rehberin anlattığı kısım, bir de ışıklı bir gösteri yapılıyor içeride, yarım saatte gezilecek bir yer.


Vee son. İnanır mısınız bilmem ama eve dönmek gibisi yok. Tatilin uzunundan ziyade kısası daha makbulmüş, evdeki çamaşır yığınına bakarken ona kanaat getirdim.

Sizde benimle gezmiş kadar olun istedim. Umarım ki öyle hissetmişsinizdir.
Eee anlatın bakalım neler oldu yokluğumda.

Sevgiler.
13 Temmuz 2022

Bir şarkı: Dere geliyor dere...

 
Samida enerjisini sevdiğim bir grup, hem kendi şarkılarını hem de eski şarkıları yeniden
söyleyip gündeme getirmeleri çok hoşuma gidiyor.

Böylece bugünün şarkısı da Samida sayesinde Dere Geliyor Dere oldu.

Bu gruptaki kızlar kardeşler, babaları da Karadenizli şarkıcı Bayar Şahin.
Üçü de konservatuar eğitimli olan bu kızları dinlerken bir yandan da geleceğe umutla dolduğumu hissediyorum nedense.

Sanırım müziğe yetenek bu ailenin genetiğinde var.

Ne diyorsunuz sevdiniz mi?
Yorumlarda buluşalım.

6 Temmuz 2022

Bir şarkı: Yaralarını ben sarayım...

Bir sabah işe gitmek için yirmi dakikalık sabah yürüyüşümü tamamlayıp otobüs durağına geldim.
Bekledim, bekledim... Otobüsün saati geldi, geçti ama otobüs görünmedi.

Sonradan anladık ki arıza nedeniyle sefer iptal olmuş. 
Bahsettiğim otobüsten başka aracın uğramadığı; kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer beklediğim durak.

Neyse iş başa düştü taksi çağırdım artık bende, bu şarkı taksideyken radyoda çalmaya başladı.

Berk Baysal ile ilk kez takside tanışmış oldum böylece. Şarkısını çok sevdim.
Dilime dolandı, o gün bugündür dinliyorum.

Bakalım sevecek misiniz?

5 Temmuz 2022

Durum Raporu: Karmakarışık.

  • Yine bir bavul toplama seremonisi ve ev kalkmış gidiyor. Yaylaya gitmek için hazırlıklara başladım dostlarım. Dün gece hediyesinden ev eşyasına ne aldıysam hepsini topladım. Darısı bavulların başına...
  • Bu bavul toplama işlerini sevmeyen tek insan ben olamam değil mi? Havalar da bir acayipmiş; yazlık - kışlık ne varsa alıp gideceğiz. Bir nevi küçük taşınma...
  • İçimde tanımlayamadığım bir yorgunluk var. Böyle oturup, oturup üşenesim var. Anlatılacak gibi değil, tabii bunun toparlanma işlerine hiç de yardımı olmuyor.
  • Pazar günü arkadaşım Gamze'ye gittik, kendisi şehrin bir ucunda oturduğu için sıklıkla görüşmek mümkün olmuyor. Hazır gelmişiz biraraya, çocukları babalarına bırakıp gittik iki dakikada kulaklarıma yeni delikler deldirdik. Düşünüyorum da; ne zaman kendimce radikal bir değişiklik yapacak olsam hep Gamze ile birlikteyim. Bir önceki kulak deldirme maceramızda da birlikteydik, saçlarımızı da turuncuya beraber boyatmıştık. Yanyana gelince illa ki yapacak birşey buluyoruz. İnsanın birşey yapmak istediği zaman "e hadi kalk gidelim" diyecek bir dostu olmalı, illa ki lazım oluyor. Yazın bu sözümü bir kenara. :)
  • Kulak deldirme demişken, bir sonraki sefere kıkırdak kısmında bir delik açtırma niyetim var. Aramızda varsa bunu deneyimleyen arkadaşlar tavsiyelerini almak isterim.
  • Yaylada kitap okuyacak vakit bulamayacağım muhtemelen, bu ay okumak istediğim kitaplar sekteye uğrayacak diye bir miktar da asabileştim iç dünyamda.
  • Resimde gördükleriniz de sevgili Şule'nin aylık kitap çekilişinden kazandığım ganimetlerim. Şule çok güzel bir kitap listesi göndermişti, ben içerisinden seçim yaptım. Tabii aklım üç hakkıma sığmayan daha bir sürü kitapta kalmadı değil ama napalım. :)
  • O zaman... Bende şimdilik durumlar böyle dostlar, öperim gözlerinizden. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.