Selamlar,
Bilmem kaç kez bu yazıyı aklımdan yazdım size aslında ama şu an yazmak için bilgisayarın başına oturunca herşey aklımdan uçup gitti.
Bir süre eski usül el yazısıyla günlük tuttum, elimle birşeyler yazmak beni hep rahatlatır, yazarken de rahatladığımı sanıyordum, fakat sonra ruh halimin çok da iyi olmadığı bir gece yazdıklarımı okuma gafletinde bulundum.
Beni yıkan da bu oldu. Kendimi o kadar acınası hissettim ki... Kendi kendimi kırdım sanki, ikiye ayrıldım...
Sonrasında yazmayı tamamen bıraktım. Ne günlüğüme, ne buraya, kişisel herhangi bir not bile yazmadım. Kendimi nadasa bıraktım bir nevi. Ne yazmaya, ne anlatmaya, ne konuşmaya hiç birşeye gönlüm el vermedi.
Okumadım da çünkü elim kitaplarıma bile gitmedi. Ama dinledim. Bir şekilde kendimi oyalamam gerekiyordu; bende bol bol sesli kitap dinledim. İyi de geldi...
Evde okunmayı bekleyen 247 kitap beni strese soktuğu için elimde bekleyen kitapların sesli versiyonlarını dinledim daha çok; koşu bandında Vedat Türkali'nin "Bir Gün Tek Başına"yı dinlerken bu vasıfsız adam güzellemesiyle vaktimi ziyan ettiğim için kendime daha da kızdığımdan daha da koştum.
"Elveda Gülsarı" ancak Tolstoy'un yapabileceği bir dinginliğe sürükledi beni... "1Q84"ün son iki kitabını dinlerken sonunda İlkay'ın neden Aomame'yi neden bu kadar sevdiğini anladığımı düşündüm, bende sevdim, hatta sonu bu şekilde bittiği için yazara içimden sessiz bir teşekkür gönderdim, çünkü başka türlü bitse kalbim çok kırılabilirdi.
"Cennetin Doğusu"nu dinlerken cenneti bilmem ama çok uzak bir yerlerin doğusu diye düşündüm, tanımadığım bir coğrafyanın kalbime dokunamayan bir hikayesiydi benim için... "Beyaz Zambaklar Hakkında"yı dinlerken bu kitabın ne anlattığı hakkında hiçbir fikrim yokmuş meğerse diye düşündüm, neden almıştım hatırlayamadım bile ama sevdim...
En son Engin Geçtan'ın "Hayat" ve "İnsan Olmak" kitaplarını dinledim. Hay Allah dedim içimden... Merve en son geldiğinde geçtiğimiz yıl okuduğum kitapları incelerken "Kişisel gelişim kategorisini sevmeyen bir insan olarak çok fazla kişisel gelişim kitabı okumamış mısın sence de?!" diye sormuştu. Çoğunluğu hediye gelmişti aslında -eğer bana kitap hediye alırsanız o kitap hiç benim tarzım olmasa bile bir gün mutlaka okurum- arkadaşlarımın kişisel olarak gelişebileceğime inancı tamsa demek ki... Oysa ki ben gerçekten sevmem kişisel gelişim kategorisini bu yüzden Engin Geçtan kitapları da birçok insanı etkilediği kadar etkilemedi beni. "Hımm...." dedim sadece.
Eh bir yerde dinlediklerim sağolsun kendi dikkatimi kendi acınasılığımdan almayı başardım. Bu arada da Çınar'la teyzesini görmeye İsveç'e gittik. Biraz da el memleketlerinde düşündüm; göğe baktım, yeşillere -ki en sevdiğim renktir-, bir de eski binalara...
Eski binaların bana verdiği bir huzur var. Bakıyorum yıllardır orada işte, kar görmüş fırtına görmüş, belki tepesine yıldırım düşmüş, olmuş birtakım şeyler ama ayakta kalmış, yıkılmamış. Zaman geçmiş üstünden çirkinleşmemiş zarifçe yaşlanmış sadece... Binalara baktıkça durduğum yere daha sağlam basasım geliyor. Bu ruhsuz taş yığını bir şekilde burda durmayı başarmışsa bende elbet bulurum bir yolunu diyorum işte.
Üzerinize afiyet her bir şeyden kendime bir direniş yaratabilirim, sanırım direnmek benim genlerimde var. Yine de rabbim çok fazla sınamaz inşallah...
Geçti işte öyle böyle derken zaman, geçenlerde grupta kızlar birşey sordu ona verdiğim cevaptan da "Aaaa hiç anlatmıyorsun ama!!" nidaları yol oldu bana, anlatasım yok ki... Öyle bir haldeyim ki konuşmak hiçbir işime yaramıyor!
Konuşmak istediğimin benle konuşası yok, konuşmak istemediğimse bulduğu her saçmalığı bile bir iletişim konusu haline getirme çabasında sürekli...
Anlatsam olmuyor, sussam gönül razı değil...
Bende işte bir yandan "Sabır ver rabbim" diye dua ederken bir yandan sürekli "Kral Midas'ın kulakları eşek kulaklarıııııı!!!" diyorum.
Başka da yol bulamadım.
Eh tabi baktım olmuyor, en sonunda kalktım yine size geldim...
Eee anlatın bakalım neler oldu yokluğumda? Nerelere tatillere gittiniz? Neler okudunuz, neler yaptınız? Sizde durumlar nasıl?
Öperim gözlerinizden.
Applesodaa.

