mesele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mesele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Şubat 2024

Bir küçük kutlama meselesi...

Merhebalar gönül dostları,

Canlarım, ciğerlerim, iki gözümün çiçekleri umarım iyisinizdir. Zira ben şu an adeta içi kıpır kıpır, midesinde kelebekler kanat koşturan ilk aşkının ilk heyecanlarını yaşayan bir yeniyetme gibiyim adeta...

"Oldu en sonunda oldu bim bam bom" diye ortalıklarda oryantal yapmak istesem de ortam tabii ki buna müsait değil.

Sizlerin ettiği dualar yerine teslim edildi sanıyorum ki,  çünkü terfi ettim. Ama bu aslında bir önceki iptal edilen iş değil.

Şöyle ki; A ve B takımları var diyelim. A daha başarılı ve daha büyük hedefleri var, B ise daha küçük bir takım. Ben bir öncekinde B takımına geçiyordum ve biliyorsunuz ki iptal oldu. Bu sırada A takımında bir açık doğdu onlar bana seninle görüşmek istiyoruz dediler. En baştan yeniden görüştük. Aynı süreçlerden bir daha geçtik. Ama bu sefer nihayete erdik dostlar pazartesi imzamı attım. :)

Bana "oldu bu iş" denilen günün üzerine imza için iki hafta beklemek çok zordu inanın, ha iptal oldu ha olacak diye diken üstünde gezdim.

Neyse ki bu sefer muvaffak olduk. Hatta hiç beklemediğim bir süprizi daha var bu işin sanırım ama onu da olursa yazarım, şimdilik belirsiz.

Velhasıl-ı kelam, "olanda da olmayanda da hayır vardır" sözü bir kez daha yerini buldu. Nitekim olmadığında üzülmeme izin vermeyenlerin sevinmesine de bu sefer ben izin vermiyorum. Kocam ve bir iki iş arkadaşım hariç kimseye hiç bişey söylemedim. Öyle kendi kendime yaşıyorum bu sevinci. :)

Bu arada çok beklenen o imzanın atılması şerefine kuzenim bana çikolata göndermiş. Çiçeksepeti notu karıştırmış, önce uzunca bir süre çikolatayı aradık. Sonra resimdeki çikolata olduğunu düşündük, bu sefer de o isimde biri var mı yoksa gerçekten not mu karışmış diye koca binanın çalışanlarını kontrol ettirdik.

Durduk yerde bir sürü iş çıktı başımıza. Neyse çikolata benimmiş ama not başkasının. Hacine Hanım'a buradan seslenmek istiyorum. "Üzgünüm yeğenleriniz çok güzel bir not yazmıştı ama olsun beni de mutlu etti." :)

Sevgiler size.

Gidip biraz daha içim kıpır kıpır salınayım ortalıklarda.

Bye.

10 Ocak 2024

Hayal kırıklığı meselesi...

Hey,

Bu sefer de yazıya böyle gireyim istedim. Aslında ne zamandır yazmam gereken bir yazıydı bu ama hep erteledim. Sanki yazmazsam gerçek olmazmış gibi geldi.

Aman neyse bir avazda döküleyim. Benim iş meselesini biliyorsunuz. Bir türlü başlangıç tarihi verilememişti. Sonra bir başlangıç tarihi verildi. 

O hafta... O canına yandığımın haftasında babam ameliyat olduğu için annem hastanede, ben homofis çalışıyorum. Sabah çocuğu okula götürüyorum, öğleden sonra alıyorum. Sonrasında evde beraberiz... 

Bu döngü önceki haftadan beri zaten devam ediyordu. O hafta da öyle olacaktı derken, yeni ekibe başlayacağım bilgisi geldi. Yeni ekibin haftalık var en az onbeş toplantısı geneli sabah 9'da başlıyor. Çocuğu okula bırakıp yolda eve dönerken toplantıya giriyorum gibi saçma bir rutinle başlayan haftanın devamında eski ekibim de bana iş vermeye devam etti çünkü sistemde hala onların altında görünüyordum. 

Bir yandan yeni ekibin ayarladığı eğitimler için ofise gelmem gerekiyor. Çocuğa bakacak kimse yok. Çocuğumu düşünün ki asla sabah kalkamayan İngiliz Merve'ye bırakıp taksiyle koştur koştur işe gittim. Hayatında tek başına çocuk bakma deneyimi olmayan Merve stresten bayılmasın diye koştur koştur taksilerle eve döndüm.

-İngiliz Merve'nin çocuk bakımı konusundaki destekleri olmasa sanırım o haftayı atlatamazdım. Kendisinden Allah razı olsun.-

Derken bir sabah gene çocuğu Merve'ye bırakıp ofise geldim. İnsan Kaynakları'ndan bir arkadaş benimle görüşmek istedi. Kahve alanında oturmuş kitabımı sakin sakin okurken geldi. -Yarım saat sonra yeni pozisyonum için yeni ekibimle strateji toplantımız olacaktı.- "Maalesef bu pozisyon kapatıldı, teklifi geri çekmek zorundayız." dedi.

Daha bir sürü bir sürü şey daha söyledi falan ama yok onlar beynime işlemedi sanırım. Çünkü artık dolmuş taşmaya yer arayan iç dünyam kendini saldı. İstemsizce gözyaşlarım akmaya başladı. Yanlış anlamayın iş dünyasında bir profesyonelim ve ne kadar saçma da olsa olabiliyor böyle şeyler.

Ama hepsi de toplanıp bir haftaya mı sığmalıydı? İşte sığmadı zaten, sanırım bi yerlerden taştı. Depresyon mu dersiniz ne derseniz deyin, garip bir hal geldi üzerime yerleşti. İnsanların tek dediği ise "Olsun daha hayırlısı vardır önünde." oldu. Sürekli aynı şeyi duymak gerçekten can sıkıcı oluyor.

Elbette vardır önümde hayırlısı. Olanda da olmayanda da hayır vardır. Bunu da biliyorum. Ama arkadaşlar Allah aşkına önüme sağıma soluma bakmadan oturup sadece üzülmek istiyorum bir kaç gün diye çemkirdim en sonunda.

Ne kadar güçlü bir imaj çizmişsem artık ya da onlar beni nasıl duygusuz görmüşse bilmiyorum ama insanlar üzülmemi garipsedi. 

Sonuç olarak ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebildim. Ben hala bıraktığınız yerdeyim fiziksel olarak. Duygusal olarak sormayın hala atlatabilmiş ya da anlamlandırabilmiş değilim.

Bu deneyim de "Bu da böyle bir anımdı işte!" koleksiyonumda artık yerini alabilir.

Sevgiler.

Gazı kaçmış applesoda.
16 Aralık 2023

Multitasking meselesi...

I have a problem.

Bayağı da ciddi bir problem aslında. Ben multitaskingkolik olmuşum. Doktoru varsa gideyim, ilacı varsa içeyim fakat gözünüzü seveyim birisi beni bir düzeltsin.

Yani aynı anda minimum iki iş yapıyor olmazsam kendimi zamanı verimsiz kullanmış hissediyorum.

*Yemek yaparken Türk dizisi dinliyorum. 
*Kitap dinlerken; telefonda oyun oynamak, ütü yapmak, ertesi gün için çantalarımızı hazırlamak, çamaşır katlamak - asmak - yerleştirmek vs. gibi işleri yapıyorum. 
*Yolculuk halindeysem -işe gidiş geliş vs.- kitap dinliyorum.  
*Dizi izlerken mutlaka ya kahvaltı ediyorumdur ya yemek yiyorumdur.
*Proje sayımı esnasında arka planda bir dizi oynatmak ya da müzik dinlemek gibi aktivitem oluyor.
*Kitap okurken bile kahve içme keyfimi yanına iliştiriyorum.

Yani aynı anda en az iki işin hakkından gelemezsem zamanı verimsiz kullandığımı hissediyor ve mutsuz oluyorum. Sırf bu sebepten şöyle oturup keyifle adamakıllı film izleyemez oldum...

Manzaranın keyfine vara vara bir vapur yada otobüs keyfi yapamıyorum.

Multitasking skillerimi analıktan sonra geliştirdim. Zamanım azdı ve herşeye yetişmek isterken de kendimi aynı anda bir çok şey yaparken buldum. Lakin şimdi de bir durup dinlenmek istiyorum yahu...

Biri beni durdursun.

Çünkü ben farkına varmış olsam dahi kendimi yavaşlatmak konusunda henüz muvaffak olamadım.

Yılbaşında bilmem nerenin meleği olarak bir dakika içinde yeni kıyafetini giyip koştur koştur kendini yeniden sahneye fırlatan Adriana Lima'ya "Go Adriana go!!!" diye sahne arkasında gaz verildiği o anı günün yirmidört saati tekrar tekrar yaşıyorum sanki...

Sürekli bir herşeye yetişme telaşındayım, hep bir koşturma ve yetişmeye çalışma halindeyim.

Bir sakinlesem olacak sanki ama çarkı çevir allah çevir dört senedir, takmışım dörtnala gidiyorum. Öyle ha deyince durulmuyor, denedim biliyorum.

Neyse "Bi çaresi bulunur elbet canım, yeniden yaşamanın"...

Sevgiyle.
14 Aralık 2023

Bağlanmak meselesi...

Geçen gün ofisten çıktığımda kulaklığımı bulamadım. Aradım taradım, yok yok yok. Paniğimi size anlatamam. Yol nasıl geçecek, ben nasıl insanlarla iç içe gideceğim diye üzerime üşüştü endişeler. Sonra dedim ki noluyooo?

Sanki elim kolum gitmiş gibi... Bu halime de bi mana veremiyorum. Yolu geri yürüyüp, üzerine 27 kat çıkmaya asla mecalim yok. Ofiste kalmıştır diye kendimi avutuyorum ama ya kalmamışsa diye aklımda bir endişe...

Dedim ki "Ben bir nesneye bu kadar bağlanmış olamam..." Yani telefonumu unutsam bu kadar paniklemezdim herhalde. (Gerçi iş telefonum da olduğundandır belki o rahatlığım, bilemedim.)

Ama bağlanmışım... Seneler evvel bir sabah küpesiz çıktığımda fark etmiştim aslında bu halimi ama onu küpeye bağlamıştım. Sabahın köründe Beşiktaş'ta bir yerden küpe bulup almıştım. Ama hep küpe taktığım için kırk yılın başı bir kez unuttuğum için sanmıştım. Küpe ile alakalı sanmıştım...

Kendimi kandırmışım. Demekki ben nesnelere de bağlanabilen bir insanmışım. Kulaklığıma da öyle bağlanmışım. Herkesle aramda bir mesafe olarak görmüşüm onu, o olmazsa sanki bariyerlerim olmadan insan içine karışmak zorundayım gibi bir algı geliştirmişim...

Ben kendime ne yapmışım? Bir fanus, bir baloncuk yaratmışım sanki ama niye? Bu teknoloji bize neler yapıyor böyle??

Benim derdim ne? Tabii sonsuz dertler denizinde bu da işte bir dertten sayılabilirse...

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.