Son 20 gün diren yüreğim.
Güzel bir gün :)
- Güne sevdiceğimle konuşarak başladım. :) Güne tatlı bir ses eşliğinde başlayınca gün de güzel gidiyor. :)
- Şu anda ofisten içeri vuran hafif güneş bile beni mutlu ediyor. Tabii akşam iş görüşmesine gidecek olmamın da bunda bir etkisi olabilir. :)
- Aynı şirkete bu akşam 5. kez görüşmeye gideceğimi de unutmadan ekleyeyim. Hazirandan beri karşılıklı görüşmelerimiz devam etmekle beraber, kısmetse bu akşam nihayete erdireceğiz. Bana şans dileyin.
- Geçen hafta sonu ilkokuldaki kızlarla buluştuk. Aslında "Amaan okul bitmiş ben onları görüp de ne yapacağım, zaten görüşmek isteseydim şimdiye görüşürdük." kafasında bir insan olsam da bu kızlar buluşmasını sevdim. :) Eee kızlar kaliteli olunca ortam da gayet nezih ve güzel oldu. Darısı bu buluşmanın ikincisine. :) Yine de hala bazı insanlar için yukarıdaki düşüncemi değiştirmiş değilim böyle biline.
- Sevdiceğimle sözümüzün üstünden tam 1 yıl geçti. :) Birinci yıl kutlamaları bu sene mesafeler nedeniyle hasret içerisinde geçmiş olsa da direnişe devam ediyoruz.
- Çayımı hafif hafif yudumlarken ben; selam eder, gözlerinizden öperim.
- Resimle birlikte sosyal mesajımı da vermiş bulunuyorum. :)
- Sevgiler.
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
İşin düşerse; gelme böyle!
Bana işi düşen şahsın gelişi 1 kilometreden belli oluyor.
İşi düşünce gelenlerden gerçekten bunaldım.
Gelmeyin bana, sadece işiniz düşünce gelecekseniz hiç gelmeyin.
Son günlerde dikkat ediyorum telefonum hiç çalmıyor.
Yani aslında normal bir günde halimi hatırımı sormak için arayan bir Allahın kulu yok.
Aman diyeyim bir işleri olmayagörsün...
Bende aramıyorum sormuyorum. Umursamıyorum da.
Lakin bana bir işleri düşünce çalacakları hazır kapı da değilim ben, artık yoruluyorum.
Bunun yanında, ikiyüzlülerden de bıktım.
Arkamdan başka, yüzüme başka konuşunca ellerine ne geçiyor bilmiyorum ki??
Gereksiz kıskançlık yapanlardan da bıktım. Usandım.
Ben deli gibi çalışıyorum. Hem bütün gün işe gidiyorum.
Hem eve gelip evden çalışıyorum.
Daha iyi bir işim olsun diye de deli gibi iş görüşmeleri yapıyorum.
Benim sahip olduklarıma, siz sahip olamıyorsanız suçlusu sizsiniz.
Evde oturmakla hiç birşey kazanılmıyor.
Emek gerek, güç gerek, zaman vermek gerek, her şeyden önemlisi yürek gerek.
Ve kendiniz için nasıl en iyisini istiyorsanız başkaları için daha da iyisini istemeniz gerek.
Oturduğunuz yerden kıskanmakla ancak benim sinirimi, kendi psikolojinizi bozarsınız.
Velhasılı verip, veriştirdikten sonra diyeceğim şu ki: Benden uzak durun.
Sizin gibileri görmek istemiyorum, onu geçtim sesinizi duymaya bile tahammülüm yok.
Ve artık kapının önünde duran çöp tenekesi kadar bile umurumda değilsiniz.
Yaptığım hiçbirşeye nasıl da değmediğinizi zaman ayan beyan ortaya koyuyor.
Gölge etmeyin hayatıma, başka isteğim yok sizin gibilerden!
Hayat boyunca karşılaştığınız insanlar arasında sizi gerçekten umursayan, değer veren insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Seneler dahi geçse hayatınızın bir köşesinden gününüzü aydınlatır varlıkları.
Onların kıymetini bilin.
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
13 Ağustos 2014
Çok mu sıcak???
Şu sıcaklarda tek düşünebildiğim şey
kendimi bir an önce eve atabilmek...
Geçen gece lavabo ihtiyacı nedeniyle kalktığımda
az kalsın babamın üzerine basıyordum.
Sıcak havalarda yatakta yatmak gibi bir huyu hiç
olmadığından o gün de kendini yerlere atmıştı.
Birçok kimseye nazaran bizim evimiz oldukça serin.
Sabaha karşı üşümek dahi mümkün.
Lakin yine de insana bir fenalık basmıyor değil...
Allah hepimizin yardımcısı olsun diyor,
kendime dağ başında serin bir tatil diliyor
ve gözlerinizden öpüyorum.
Applesodaa
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
8 Ağustos 2014
Cumalar Candır!!
Aslında ne yazsam bilemedim, cuma diye sevinemedim bile pek değerli patronumun dün akşam yurt dışından dönmesiyle birlikte bugünün kötü geçeceği belli idi. Gerçi henüz bir problem çıkmadı ama 18:30'dan önce umudumu kaybetmeyeyim.
Dün akşam yağan yağmurda milyon dolarlık pembe sandaletlerim sel altında kaldı. (Kayın pederimin hediyesi onlar çok kıymetli. :) ) Bugünkü yağmurda öyle gösteriyor ki milyon dolarlık Toms'larım da yalan olacak. Not: Her ikisi de 50 TL'ye alındı. :) Benim gözümde 1 TL bile milyon dolara denk olabilir.
DIY projelerini okudukça bende bir şeyler yapmak istiyorum. Ama sandalye faciasından sonra hep istekte kalıyorum, işi eyleme dökemiyorum. Neyse şimdilik başıma iş açmayayım şu ahşap boyalarım gelsin de sıfırdan imalat yapayım ben. Aslında düşündüm de sandalye işinden kalan boya ile komidinlerimi mi boyasam ne dersiniz??
Annemler ben evlendikten sonra benim dolabımı atacakmış. Dolabımın beyaz ahşaptan olması ise bana bir ilham verdi ki sormayın. Şu boyalar gelsin de çok işim var çoook... :)
Bayram esnası gezmelerden, görmelerden sonra şimdi evin dışına adım bile atmak istemiyorum. Lakin arada bir sıkıntı basınca bana o sıkıntıyı ne yapayım işte onu bilemedim... :(
Bu sıralar herkesten çok uzaklaştım. Aslında herkesten arada bir uzaklaşmak lazım imiş onu da anladım. Uzaktan bir durup, bir düşünüp de bakınca aslında karşındakinin değerini daha iyi ölçebiliyorsun. Zaten hak etmeyen insanlara gereğinden fazla değer vermek toplumsal sorunumuz olduğundan, arada bir kaçın kaçabiliyorsanız herkesten derim ben...
Şimdi gideyim de şu siparişlerimin durumu neymiş bir bakayım. Gözlerinizden öperim. Tatlı haftasonları. :)
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Label:
cumalar candır
7 Ağustos 2014
Samsun...
Mesafelere direnişin 310. gününde Samsun'dan sesleniyorum.
Gözüm gördüğünde değil görmediğinde de severim seni canımın içi..
Diren yüreğim son 55 gün!
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta, her şey naylondandı o kadar.
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Label:
iyi demiş
Çok yorgunum, kendimden, herkesten...
Üzerimde bir yorgunluk, bir ağırlık, bir isteksizlik var ki tarifi mümkün değil...
Bayram öncesi yapmış olduğum 60 kişilik kurabiye siparişi beni canımdan bezdirdi. Türlü aksiliğin üst üste gelmesiyle tam bir faciaya dönüşen kurabiyeler sonunda teslim edildi lakin bende bittim.
Bu nedenle bir süreliğine en azından evlenene kadar pasta, kurabiye işine ara vermiş durumdayım. Tabii ki Küboş'un nişan pastası hariç. :)
Tüm hızıyla çeyiz alışverişleri devam ediyor. Bu ay kaşık, çatal, bıçak takımını aldım. Önümüzde çelik tencere ve bardak takımları vs. diye bir yol uzanıyor ki sormayın, gitsin.
Bayramı oldukça yoğun geçiren bünyem sonraki günlerde kuzenim Tuğçe'nin gelmesine müteakip başlayan İstanbul gezmelerine dayanamadı ve errror verdi. Bünyem kendinden geçince sevdiğim bana ev hapsi verdi. :) "Bir insan neden bu kadar kendine eziyet eder." diye sordu bana. Bir bilseydim bende işte cevap verecektim...
İş yerinde yine sıkıntı sıkıntı üstüne. Ödeye ödeye bitiremediğim borç borç üstüne. Araya araya bulamadığım işsizlik de üstüne... Bir de unutmadan işi olunca gelen, sonrasında bir selam dahi vermeyen dost da dost üstüne... Bir dakika bayılıp geleceğim hemen...
Vazgeçtim bayılmaktan. Bütün bu sıkıntılardan kurtulamayınca hepsini kucakladım, kapıya attım. Sonra oturdum internetin başına ahşap boyama için temel bir kaç malzemeyi aldım. Bu sıkıntıya el işi iyi gelir dedim. Oturduğum yerden şöyle bir kaç deneme yapacağım. Bu hobinin ömrü ne kadar olur bilemediğimden, aşırıya kaçmadan 36 TL'lik bir alışverişle arsız bünyeme dur dedim. Olur da verimli geçerse işin derinliklerine dalarım. :)
Gözlerinizden öper, geçmiş bayramınızı kutlarım.
Applesodaa.
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Biraz eskiden... Biraz şimdiden.
Hep eski zamanların nasıl güzel olduğundan bahsedilir.
Anı yaşarken beğenmiyoruz, eskiden böyle miydi lafı hep dilimizin ucunda.
Misal: Bu sabah ben iskelede kahvaltı eden insanları görünce; "Ya eskiden insanlar Ramazan ayında oruç tutmasalar da ortalıkta yemek yemezlerdi. O eski saygı nerede şimdi?" diye düşündüm.
Oysa düşününce bundan bir beş sene sonra da şimdiyi arayacağız belki...
Sanırım bu eski özlemi hiç bitmeyecek.
İnsanın doğasından mıdır bilmem de hep kaybedileni arar, anar...
Düşünmeyiz ki bugün ne kazandım diye?
Her yeni gün ne kadar elimizdekilerden alıp götürse, bir eski zamanlar özlemi yaratsa da içimizde aynı zamanda bir şeyler de kazandırıyor.
Bugün yeni biriyle tanışabiliriz, dünkünden daha iyi olabiliriz.
Yepyeni bir kapı açılabilir önümüzde...
Her yeni gün yepyeni bir umutsa, yeni bir başlangıçsa, öyleyse eskileri hasretle anarken bugünümüze de şükredelim.
Sevgilerle kucaklarım sizi.
Applesodaa.
Not: Resmi görünce aklıma geldi işte biraz çiziktireyim dedim. :)
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Yanarım. :)
Ulan İstanbul'un son bölümünündeki
"Yanarım" şarkısı
beni benden aldı canlarım. :)
Evde kızkardeşceğizimle çevirip, çevirip dinliyoruz.
Tabii size de dinletmeseydim olmazdı. :)
Şimdi bu şarkının cıvığını çıkarana kadar dinleme zamanıdır canlarım. :)
Selamlar.
Author:
dövüşürken hanımefendi değilim
Search
About
Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.
Copyright © 2008 dövüsürken hanımefendi degilim.... All Rights Reserved.
Design by Padd IT Solutions - Blogger Notes Template by Blogger Templates

















