10 Aralık 2013

Bugün...

   
   Ben anladım bugün Peter Pan'ın neden hiç büyümediğini.. Düşünsenize bir; şimdi kar yağacak ve çocuklar gülüp, eğlenip, poşetlerle kayarken biz büyükler ise işyerinde camdan dışarıyı sıkıntıyla seyredeceğiz.
   Onlar kar yağıyor diye mutlu olurken; biz akşam oluşacak trafiği düşünüp hüzünleneceğiz. Onlar ıslanırken kahkahalar atarken, biz yollarda hiç tanımadığımız insanlara sırf sinirimizden bağırıp, kalplerini kıracağız.. Onlar eve girince biraz daha dışarıda kalıp kar keyfi yapamamanın burukluğunu yaşarken; bizler eve vardık diye derin bir oh çekeceğiz.
   Kar yerden kalkana kadar her gün söyleneceğiz. Her gün biraz daha suratsızlaşacağız. Sürekli kardan şikayet edip, sevimsiz çekilmez mahluklar olacağız..
   Oysa ki çocukluğumuz hiç gelmeyecek aklımıza, hatta aklımızın ucundan bile geçmeyecek. Kara bakıp da bir tebessüm bile etmeyeceğiz. 
    Bizde genç olmuştuk sizi anlıyoruz laflarının külliyen yalan olduğunu şimdi anladınız değil mi? Bu yıl kar yağdığında bir kere olsun kar topu oynamaya çıkacağım. İçimde hep bir yanım çocuk kalmalı. Çocukluğumu, çocuk yanımı unutmayacağım. Büyümek dünyanın  güzelliklerine kör olmak demekse biraz büyüyüp, biraz çocuklaşacağım. :)

Yağarsa yağmur yağar...


  • Bugün kar yağacak dediler. Gözlerim camlarda kaldı ilk düşen karı ille de görmek istediğimden.. Ancak bize yine hasret, bize yine hüsran... Oysa ki bembeyaz bir sabaha uyanacağım düşüncesiyle uykuya dalmıştım. :(
  • Resmin faziletine gelirsek; sabah aynen bu resimdeki gibiydi yollar. Şemsiyelerin savaşı bölüm bir. Aman benim şemsiyem bir başkasınınkine değmeye görsün hemen şöyle gözlerini belertip bakıyorlar. Allah'tan ufak tefek minnacık birşeyim de küçük kız çocuğu sanıp gülümseyip gidiyorlar. Minyon olmanın ekmeğini çok pis yiyorum ne yalan söyleyeyim. Hem otuzumda bile 20 göstereceğim şekerim bundan iyi daha ne olsun. :)
  • Dün akşam İstanbul trafiği felç falan değil doğrudan kangren olmuştu. Annemin arayıp uyarmasıyla beraber Beşiktaş'tan ip alma işini erteleyip doğrudan metrobüsle eve geçtim. Ama o ipler alınacak. Alınmalı. Bu akşam kısmetse kar yağarsa erken çıkarım da geçerim inşaallah. :) Gerçi hala yağmadı...
  • Bu arada İstanbul'un trafik sorununun asla ve kat'a çözülemeyeceğine dün akşam kesin karar verdiğimden bu sabah kendimi yormadım ve trafikte bir güzel otobüste uyuyup dinlendim. Kesin çözüm olarak ise sevdiceğimi de ikna edip izdivacımızı yaparken başka bir şehre taşınmayı çok fena planlıyorum.. :) İstanbul ben bir ihtimal hani, olur ya gidebilirim. Hazırla kendini...
  • Akşam saatlerine doğru bu kar kesin gelecek diyorlar lakin o kadar geç vakit gelirse işten erken çıkamayız ki.. :( Erken çıkasım var... Çıkmam lazım...
  • Kafam bugün çok karışık.. Şiddetli karın ağrısıyla beraber, mide bulantısı ve halsizlik de diğer belirtilerim.. Sanırım tükenmişlik sendromum var.. Bu iş, bu deli patron beni bitirdi canlarım..
  • Neyse artık neyi anıp da ne hazırlamak gerekiyorsa, patron geldi. Ben kaçtım.
  • Sevgiler, saygılar..
9 Aralık 2013

Öğreniyorum..

Derler ki: "Kişi kendinden bilir işi."
İlk bakışta size bir anlam ifade etmediyse de bu laf yabana atmayın derim.
Sizi gerçekten tanımayan, bilmeyen insanlar her zaman sizi kendisi gibi zannetme hatasına düşecektir.

Kendisi çıkarcı, kurnaz, saman altından su yürüten bir kişilik sahibi kişiliksizse, sizi de öyle görecek, size de öyleymişsiniz gibi davranacaktır.
Alınmayın, hatta kızmayın bile sadece gülümseyin. Çünkü aslında bir kişi size nasıl davranıyorsa bu onun kendi kişiliğinin bir yansımasıdır.
Eğer size güvenilmez biriymişsiniz gibi davranıyorsa, kendisi asla güvenilmeyecek biridir.

Yani demem o ki: Bir insan hakkında hiç bir fikir sahibi değilseniz. İnsanlara davranışını inceleyin.
Peki ben bu kanıya nereden mi vardım?
Bizzat yaşladım.
Öğreniyoruz yavaş yavaş değil mi?

Bekledim bekledim de meyve de veremedim...


  • Bu resim hepimizin doğasını anlatıyor kanımca. Kimse de "Ay şekerim ben hiç böyle biri değilim." demesin. Demesin gelir itina ile döverim bizzat çünkü. Türk milleti olarak hepimiz tembellikte yüksek ihtisas yaptığımızdan. Öylesine boş boş beklemek de tabii ki bizden sorulur. :) Özellikle ben cumaları öyle böyle değil nasıl bekliyorum bilseniz. Neyse geçelim bu maddeyi uzadıkça uzadı fazla çiğnenmiş sakız misali...
  • Kış geldi mi adettendir illa ki bir adet örgü örülür. Bende bugün gidip ip alacağım. Geçen sene takmadığım halde milyon tane boyunluk ördüm kış boyu, e tabi ki bu durum kız arkadaşlarıma yaradı. Sıcacık geçirdiler kışı. :) Bu sene dedim koy kızları bir kenara, sevdiceğime atkı örmeye karar verdim. Yılbaşına kadar durmak yok yola devam o örgü yeni yıla girmeden bitecek arkadaşlar. :)  
  • Hafta sonu yine bir adet pasta üzerinde gözlerimiz uykusuzluktan pörtleyene kadar çalıştık. Gamze Hanım'ın yoğun çemkirmelerine boyun eğerek ilk üç boyutlu pastamızı da yaptık. İkra bebeğe yolladık. :) İnsanları böyle şeylerle mutlu etmek çok güzel bir duygu. :) 
  • Evet evet inan olsun ki bir ara o pastaları buraya koyacağım. :) (Kimse bu dediğime inanmadı fakat neyse.)
  • Herkese Hükümet Kadın'a gitmeyi tavsiye ediyorum bu arada. Şu soğuk, suratsız kış günlerinde insanın içini sıcacık ısıtıyor filmin neşesi. :) Bir araya buraya Hükümet Kadın'la ilgili bir yazı da gelecek. (Amin inşaallah...) Kısmetse yıl bitmeden şu yazıları aradan çıkarırım gibime geliyor.
  • Neyse ben öyle bir can sıkıntısıyla gelmiştim. İşten çıkmama 45 dakika kalmış olmasının hazzıyla gidiyorum. İp lazımsa Beşiktaştaki pasajda bulunan kurdelacıda bu akşam görüşelim. Gözlerinizden öperim. Yarın kar yağacakmış sıkı giyinmeyi unutmayın derim. :)
  • Applesodaa, Etiler ofis. 
29 Kasım 2013

Cumalar Candır, Canandır...


  • Bugün sizce de çok güzel bir gün değil mi? :) Bence öyle şekerlerim.
  • Yağmurun en nihayetinde dinmeye karar vermesine müteakiben trafiksiz bir güne uyanmak, kendi işimi kurmuş da patron olmuşum gibi sevindirdi beni. :) 
  • Her ne kadar yataktan sürünerek kalksam da ve kendi kendime "Ah noluuur 2 dakika daha.." diye ağlasam da otobüse bindikten hemen sonra yolun açık olduğunu gördüğüm an gecenin bir yarısı güneşi görmüşüm gibi oldum. :) Sonrası bir huzur, bir güzellik. :) 
  • Tüm yol boyunca kitabımı açtım ve yavaş yavaş okudum. Rabbimin hikmetinden sual olunmaz işte günlerdir bitse de kurtulsam dediğim sıkıcı kitabın bile bir anda güzelleşesi geldi günün şahaneliği karşısında.. :)
  • Şimdilik herşey olağanüstü bir sessizlik, sükut ve huzur halinde seyretse de günün güzelliği her an bozulabilir. Zira henüz sevdiceğim aramadı ve bazı günler gerçekten hiç keyfi olmuyor. E onun keyfi olmayınca benim hiç ama hiç olmuyor. :( Ve tabii ki patron faktörü de var kendisi henüz teşrif etmediğinden bugünümüze nasıl bir olay getireceğini de bilmiyoruz.
  • Doğum günüme son bir ay kızlar heyecanlanıyorum. Acaba bu sene neler istesem... Sanırım ilerleyen günlerde bu konu üzerine çalışacağım.. :)
  • Eğer günü böyle güzellikle sonlandırabilirsek yarın bu keyifle dikiş nakış işlerine el atacağımdır sanırım. :) Bu hafta dikişleri hallettim, hallettim yoksa önümüzdeki üç hafta boyunca siparişlerimiz olduğundan pastalardan nefes almaya bile sıra gelmeyecek. :) 
  • Bir ara ciddiyetle ve hakikatle buraya o pastaların resimlerini koyacağım. Biliyorum inanmıyorsunuz ama koyacağım canlarım.. İnanın lütfen..
  • Bana okuyacak kitaplar, filmler lazım. Siz casperların da artık bir işe yaramanız lazım ama lütfen yani bir yorum bırakın da blog şenlensin... :( Üzülüyorum farkında değilsiniz...
  • Neyse artık gidip biraz çalışıvereyim bari ben.
  • Resmi Niyans'ın blogundan çalıntıladım. Bilginize.
  • Sevgiler, saygılar.
27 Kasım 2013

Yüreğinde isyan varsa gel yanıma, yanı başıma...

   -Şarkının devamını hiç getirmiyorum, çünkü konu dışı kalabilir kendisi. O sebeple dinlemek isteyenleri şöyle alayım.

   -Resim kesinlikle benim iş dünyamı yansıtıyor. Çalışmak istemiyorum ve bu içimde bir kara delik misali büyüyor, büyüyor, büyüyor. Neden bende işini seven insanlardan olamıyorum hiç bilmiyorum. Sanırım bu iş bana göre olmadığından ruh halim bekleye bekleye lapaya dönmüş mercimek çorbası misali şişti de şişti.

   -Neyse ruh halimi geçelim. Geçmezsek ben bu baskıya dayanamayıp patlayacağım..

     -Dünü kendime tatil ilan ettim ve de işe hastalık sebebiyle gitmedim, ki bu hastalık beni perişan etti, sürüm sürüm süründürüyor. Burnum tabiri caizse bir musluk misali kendini koyverdi. :(

   -Bu aralar biraz film izlemeye verdim kendimi. Dün "Now You See Me"yi izledik sisterla ve de yaratıcı olmasına rağmen çok da açmadı ikimizi de. Daha öncesinde ise ben sırf Alexis Bledel uğruna "Violet&Daisy" filmini izledim ama kesinlikle berbat ötesiydi. Onun öncesinde ise "Suç Çetesi" ni izledim. Fragmanına bayılmıştım ve film de kesinlikle yanıltmadı. Biraz "Django"yu andırıyordu sonu ama mükemmeldi. :) Tabii Ryan Gosling de öyle. :) Bu aralar izlediğim hatırda kalacak güzel filmlerden biri de "Remember Sunday"di. :)

   -Kendime okuyacak yeni bir kitap arıyorum. Önerilere açığım.

   -Bir de Kore dizisi izlemiş bitirmiş bulunmaktayım. Benim izlediğim ilk Kore dizisiydi "The Master Sun" ve kesinlikle güzeldi. Hikaye sıkmadan 20 bölümde final yapmaları ise beni cezbeden başka bir unsur oldu. Tavsiye ederim. :)

   -Biraz oradan, biraz şuradan, biraz buradan toplama bir yazı oldu ama hastalığıma verin üzerime gelmeyin.

   -Applesodaa. Ofis. (Mesai saatinden çaldım sizin için...) 

22 Kasım 2013

Zor değil..

Deniyordum seni, sen seversin bunu..
Sevmediysen peki, sen tamamla sonunu...

Aslında zor da değilmiş gibi yapıyoruz.
21 Kasım 2013

Bu aralar, şu sıralar...


  • Aşure mevsiminin gelmesiyle beraber annem de ömründe ilk kez aşure yapmaya meyletti. Bakalım sonucunu bu akşam göreceğiz. Zehirlenmezsek eğer canlarım bu yakınlarda yine gelirim.
  • Babam evdeki cevizler bitmesin diye akşam çaylarını kayınpederimde içmeye karar verdi. Eee onlarda ceviz çokmuş ama öyle diyor.
  • Bu aralar canım bir kabak tatlısı çekiyor ki anlatamam size. Lakin anneme ben şimdi kabak tatlısı yap desem. Yine bana hasret, yine bana hüsran olacak. Çünkü annecim son iki senedir tüm kabak tatlılarını istisnasız yaktı. Şimdi bir kabak daha mundar olmasın, gönlüm elvermeyecek.
  • Bu sırada çok mükemmel bir doğum günü pastası yapıp, sattık. unutmazsam eğer onun da resmini eklerim bidenelerim. :) 
  • Havaların tamamen kararsız olmasından dolayı, bende kararsız bir hastalık geçiriyorum. Turp gibi olmama rağmen sesim nereye gitti belli değil. Günler geçti, sen gelmedin be güzelim. Neredesin ey insafsız... :(
  • Gideyim bir kış çayı daha içeyim ben. Selamlar saygılar...

Evrene mektubum var..


Şu evrene mesaj yolladım, pozitif enerjimi yolladım vesairelerine hiç inanmasam da denedim yavrularım. Sırf sizler için kendimi ne hallere soktum görün, duyun... 

Neyse işte konuya gelirsek, ne zaman evrene mesaj yollasam. 
Evren cevaben bana kocaman bir sessizlik yolluyor.
Ama artık çok sıkıldım bu evrenin beni takmamasından şimdi de evrene iadeli taahhütlü mektupla şu resmi yolluyorum..

"Hep istedim, hiç olmadı." Eee artık "Daha da Davos'a gelmem!" yani. Senden bir şey istersem bir daha bu daha iki olsun canım.

Susmadım, susamadım..


Sylvia Plath kimdir bir fikrim yok canlarım. 
Google amcama sormaya da üşendim..
Ama şu resimde yazan söz yeminle bak beni anlatıyor. 
İç sesim benden ayrı yaşıyor gerçekten, sus desen susmaz. 
Kendi kafasına göre takılıyor işte. 
Burada yazdığım bütün yazılar da bu iç sesimi susturma çabalarımdan.. :) 
Susmuyor ne yapayım?
Yakında roman falan da denemeliyim bence işte o denli geveze bu iç ses...

51. Gün


   51. günün öğleden sonrası şimdi. Gittin gideli kendi kendime yetmeye çalışıyorum. Yetemiyorum tabii ki..

   Sen gittin gideli sabahın köründe beni kaldırıp, hadi diye götürdüğün kahvaltılara hasretim..

   Akşamları, gece, sabah vakit ne olursa olsun seni arayıp da boş boş konuşmalarımla seni taciz etmeye hasretim.

   Senle yola çıkıp da "Tuvaletim geldi, benzinlik yok mu?" demeye, Ankara tabelalarını saymaya hasretim...

  Akşam yemeklerinde ara sıra göz göze geldiğimizde birbirimize yolladığımız minik gülümsemelere hasretim..

   Sen gittin gideli, her şeyi koy bir kenara sana hasretim.. Özledim sevdiceğim çok ama çok özledim..

   Bir de işte bu resim var ne zaman baksam kendimi görüyorum bu resimde.. Çünkü elimi uzatıyorum sen tutamıyorsun.. Gel de sımsıkı tutalım birbirimizin elinden...
15 Kasım 2013

Herkes bazen kaçmak ister.


  • Herkesi bir kenara koyalım da en çok da benim kaçıp uzaklaşasım var her şeyden. Sanki üzerime bir fil oturmuş gibi hissediyorum. Ya da kamyon çarpmış gibi, silkinip de atamadığım bir ağırlık var üzerimde...
  • Havalar da hiç yardımcı olmuyorlar sağolsunlar. (Bu havalar kaç kişiyseler artık? Ayrıca resmiyetime bakılırsa önemli iş adamı gibi görünüyorlar.) Sanki kar yükleniyor bulutlar. Bu sene kış erken gelecek derim hiç de engin olmayan hava tahmin tecrübelerime dayanarak. 
  • Hani hep deriz ya alıp başımı gitsem uzaklara. Sahi o nasıl oluyor? Nasıl olduğunu bilen varsa, ben bir kez yapmıştım diyen varsa bir el atsın konuya, bir fikir versin.
  • Artık geceleri kabus görmüyorum çok şükür ki. Rüya alemim oldukça karışık olmakla beraber, rüyalarımı anlamaya çalışmak ise sanatsal filmleri anlamaktan daha zor inanın ki. Bir süre önce her gece kabus görmeye başladım. Aylar sonra normal rüyalara geçtik ama onlar da normal olmaktan biraz uzaktı. Uyandığımda gece boyu spor yapıp, uykusuz kalmış gibi bitkin oluyordum. Şimdilerde ise bebek gibi uyamama rağmen, sabah kalktığımda dayak yemiş gibi hissediyorum. Ya Rab hikmetinden sual olunmaz ama gör halimi artık...
  • Sevdiceğimde bildiğiniz üzere (nasıl bilmeyeceksiniz ki her konuyu oraya bağlıyorum) uzaklara gitti yine. Hasretlik çok zormuş ben bunu öğrendim, artık bunu bilir bunu söylerim. Bir de o gittiğinden beri şu resim gibi siyah beyaz sanki her şey. Mazhar Alanson'un reklam müziğine geliyor konu "Hayattan rengi alın, geriye neyi kalır ki?" İşte sevdiceğim gidince hayatın tüm rengi, neşesi, eğlencesi, mutluluğu da gidiyor onunla beraber. Bana bir burukluk, surat asmak ve böyle her yere yaza yaza okuyan varsa eğer işkence etmek kalıyor. 
  • Dayanın canlarım son 11 ay.. :(
  • Applesodaa. Sevgiler. Saygılar.

Bir yağmur bekliyorum, bizi bize anlatsın.


Ne zaman ki sevdiceğimi uzaklara yolcu edecek olsak, gün yağmura duruyor.
Zaman zaman inceden çiseliyor. Zaman zaman ıpıslak ediyor.

Ne zaman ki senden uzak kalacak olsam, sana güçlü görüneceğim diye ağlayamıyorum ya sevdiğim. 
Gökyüzü yerime ağlıyor. Gökyüzü yağmur ağlıyor.

Anneme kalırsa bereketten, rahmet nihayetinde ama bana kalırsa işin hikmetinden.

Şimdi ne zaman yağmur yağsa orada bil ki, ben seni düşünüyorum. O yüzden tam da şimdi bir yağmur bekliyorum, bizi bize anlatsın.

Not: "Bir yağmur bekliyorum, bizi bize anlatsın." Abdurrahim Karakoç'un bir dizesidir.   

Her şeyden biraz kalır..


demiş Turgut Uyar. 
Bazen öyle güzel söylüyor ki birileri, üzerine ne söylesen eğreti kalır.
O yüzden hiç birşey söylemeye gerek yok bence.
Ne söylesem zaten eksik kalır.

Bahçada yeşil çınar...


Çalıkuşu'nu pek takip edemiyorum ama kızkardeşceğizimin severek izlediği tek Türk dizisi olması dolayısı ile kendisi konudan haberdar olmuş ve de sabah sabah beni de haberdar etmiştir. :) 
Fahriye Evcen de gayet dinlenebilir yorumlamış. :)

Bu türkünün de bende yeri bir ayrıdır.
İlk kez sevdiceğimle beraber dinlemiştim bu türküyü hemde canlı performanstı.  :)

"Bahçada yeşil çınar, boyun boyuma uyar. Ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar."
Bu dörtlükte en sevdiğim kısmıdır. :)

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.