Geldik yılın son düzlüğüne...
Zamanın akışını öyle bir kaçırdım ki; bu hafta, bu yılın sona ereceğine az önce haftalık iş toplantısını yaparken ayıldım.
Bir önceki hafta sonu Çınar'ı da alıp kızlarla Balat'ta yapılacak olan kermese gidelim dedik. Sevgili Handan girmiş görmüş ama sıra o kadar uzundu ki Çınar'la hayatta bekleyemezdik. O yüzden Balat turu yapıp döndük.
Bu haftasonu da tiyatrodaydık, çok ama çok sevdi. Aslında geçen yıl da gitmiştik ama bu sene daha da çok farkına vardı ve çok eğlendi. 7 Ocak'ta başka bir gösteri için de bilet almıştım, oğlumun bu sevdasının peşine düşeceğiz elbet. :)
Bu arada bende de tiyatro sevdası değil de ilgisi var diyebiliriz. İki ayrı arkadaş grubundan hediye biletim var. Ocakta hem İki Efendinin Uşağı hemde Fosforlu Cevriye'yi izleyeceğiz. Allah herkese tiyatro bileti peşinde koşma azmine sahip dostlar nasip etsin, amin. :)
Geçtiğimiz hafta kayınvalidemler İstanbul il sınırlarından içeri girebildiler nihayet. Bu hafta ilk haftaları diye pek yalnız bırakmadık ama haftaya Çınar size emanet deyip kendimizi sokaklara atacağız artık. Ocak bitene kadar gelsin toplanmalar, gitsin etkinlikler... "Evin yolunu bilir miydin sen?" cümlesini duyana kadar gezeceğim.
Şu anda kafamda kırk plan var, her biri bir diğerinden delice. Ne kadarını yapmaya muvaffak olurum göreceğiz...
Birde önemli bir husus var ki geçtiğimiz hafta yazılı ehliyet sınavından geçtim. Darısı artık direksiyon sınavımın başına... Bana bol bol dua edin...
Sevgiler ve görüşmek üzere.
Adios.


