bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Temmuz 2017

Hoş görmeyi unuttuk biz...

Gün geçtikçe kaybettiğimiz insanlığımızın bir parçasına daha veda ettiğimizi idrak ettim bugünlerde...

Yaklaşık bir yıl kadar evvel ani bir kararla saçlarımı turuncuya boyattım.
Benim tercihim, benim kararımdı. Saç benim, boya benimdi.
Velakin herkes üzerine laf söylemeyi haddi bildi.
Hepsine kulaklarımı tıkasam da kuzenimin eşi, eniştemin davranışı o günlerde beni üzmüştü.
Beni görünce "Bu ne saçmalık böyle." diye verdiği ilk tepkisini, gördüğü yerde
"cık cık" diye söylenmeler ve sırt çevirip giderek, konuşmamalar aldı.

Altı üstü saçımı boyattım ben yahu bu nasıl bir tavır dedimse de kime anlatıyorsun değil mi?
Böyle tepki veren bir insanın dediklerimi anlamasını beklemek mucizevi bir olay
olurdu.

Aylar sonra bir başka kuzenim (erkek) de evlenmeye karar verdi. Tebrik ettik, düğününe gittik. Velakin kuzenim bizi tebrik etmedi. El sıkışmadı, öyle bir ötelenerek geçtik önünden.
Sonradan öğrendik ki gelinimiz inancı gereği eşinin bayanlarla sarılması veyahut el sıkışmasına müsaade etmiyormuş.

Herkesin inancı kendine neticede ayıplayacak veya bir şey söyleyecek değildik.
Ancak bunu düğün günü elimiz kolumuz havada iken öğrenmesek önceden öğrensek iyiydi.
Velakin biz "neyse" deyip geçmişken, olayı büyütüp laf üstüne laf söyleyenler
had safhadaydı.

Bu bayramda ise bayramlaşma turları esnasında uzun zamandır görüşemediğimiz bir ablamla
denk geldik. Sarıldık kucaklaştık. Eşinin inancı gereği bayanlarla tokalaşmadığını
bildiğimden bir baş selamı ile "İyi bayramlar, enişte." dedim.
Lakin bendeniz açık bir hanımefendi olduğumdan bir baş selamını bile alamadım.

Herkesin inancı, inancını yaşayış biçimi kendisine.
Ancak bu bizlere ne başı açık olanlara ne de kapalı olanlara laf söyleme veyahut
kıracak bir davranışta bulunma hakkını vermiyor.

Hoşgörü diye bir erdem vardı, ülkemizi anlatırken eskiden sıkça sıfat olarak kullanılan, onu hatırlayalım. Hoş gördükçe, hoş görüldükçe mutluluğumuz katlanacak.

Hoş görülebilmek dileğiyle.
Applesodaa...


11 Temmuz 2016

Pazartesileri birazcık sevmem...



  • Günaydınlar tatlımlar...
  • Uzun bir aradan sonra geri gelmiş bulunmaktayım. Bu sefer ki gelişim daim olur inşaallah.
  • Ramazandan ne kadar korktuğumu duymayan kalmadı sanırım. Peki ne oldu diye sorarsanız? Bol uykusuzluk, feci derecede yorgunluk, oruç halsizliği ayrıca da bugün ne pişirsem stresi ile sağ salim ramazan ayını atlatmış bulunmaktayım, çok şükür elhamdülillah...
  • Yalnız ramazanın son günlerinde artık bende hal kalmamıştı ve metro, otobüs Allah  ne verdiyse kafamı koyduğum yerde uyumaya başlamıştım. Buna müteakip ineceğim durakları geçirmekten E5 üstünde yer alan bütün duraklara aşina oldum artık. :)
  • Yeni evlisin, yeni gelinsin diye diye insanlar beni de yeni olduğuma sahiden inandırmıştı. Sonra şöyle döndüm bir baktım ki 9 gün sonra on aylık evli oluyorum. "Ne yeniliğinden bahsediyorsunuz siz kuzum?" demek istemedim değil hani.
  • Ramazanı hayırlısı ile atlattık da bayram bir geldi, pir geldi. Eşim arkadaşlarıyla memlekete dedesini görmeye gidince bende anamın evine kamp kurdum. :) 
  • Annemleri gezdirmeye çıktığımız gün; gittiğimiz yerleri beğenmemek mi dersiniz. Ay burada oturacak yer yok, yürüyemem ben diye şikayet etmek mi dersiniz. Bir orman havası alsaydık diye yakınmalar mı istersiniz (Mihrabat Korusu'ndayız o ara.). Bir ara kendimi küçük çocuğumla dışarı çıkmış gibi hissetmedim desem yalan olur.
  • Bayramı da bol yorgunluk ile arkamızda bırakır bırakmaz soluğu evimde aldım. Aldım da ne oldu, bildiğiniz yatmaktan depresyona girdim. 
  • Demek ki neymiş, alışmadık bünyede tatil alerji yapıyormuş.
  • Yeter artık, ben çalışmak istiyorum diyerekten kendimi ofise attım.
  • Bugünde pazartesiden nefret edemedim Casperlarım. :(
  • Hepinize kucak dolusu bayram sevgisi gönderiyorum.
  • Applesodaa Haziran ayı raporunu sundu.
  • Saygılar.
Not: Resim Otağtepe Fatih Korusu'nda bizzat tarafımca çekilmiştir.
29 Ekim 2012

Türk Kızının Temizlikle İmtihanı!

   Kızlar olarak biz aslında pek de bayramları sevmeyiz. Neden derseniz eğer, bayramdan önce bir arife günü vardır ki, evlerden ırak dostlar. Geçmiş zaman bilemiyorum tam olarak ne olmuş ama o günü birileri bir yerde temizlikle bağdaştırmış.. İşte Türk kızının temizlikle imtihanı da orada başlıyor.
   Beyler bilmez ama 7'den 70'e her Türk kızı bilir ki bayramın takvimde boy göstermesiyle beraber en naif, en hanım hanımcık anneler bile kaplan kesilir. Vaktiyle Hitler yanına on tane anne Türk alsaydı emeline ulaşırdı dostlar..
   O perdeler yıkanacak, o camlar silinecek durumları ile başlayan temizlik hadisesi; evin tüm muhtelif yerlerinin üç ila beş kez temizlenmesi, her kir zerreciğinin ellerde deriler soyulana kadar ovalanması, yıkanmadık yer bırakılmayarak evin "bal dök yala" kıvamına gelmesine kadar temizlenir. Bu süreçte çamaşır suyu, yağ çözücü, kir çözücü, lavabo açıcı, bulaşık deterjanı ve dahi gerekirse kezzapla Türk kızı kanka olacaktır. Yoruldum demek kâtiyen yasak olup, ağızdan çıkan bir "of" nidası temizliğin 2 saat kadar daha uzamasına sebep olacaktır. Her temizlik "Bugün yaptığın banaysa, öğrendiğin sana." anne atasözü ile desteklenip, becerilemeyen durumlarda "Ay sizden de yarın öbür gün ev kadını mı olacak sanki?" cümlesi ile başlayan sinir bozma taktiği ile daha çok çalıştırma durumuna geçilecektir.
   Temizlik bitti diyerekten göbekler atıp, sevinecek kıvama gelen Türk kızını sonrasında baklava börek açma, sarma yapmak gibi nispeten daha az eziyetli ancak aynı orada sinir bozucu mutfak yeteneklerini sınama üzerine kurulmuş görevlerle anneler kendilerine getireceklerdir.
   Türk kızı için ne denilse azdır. Zira Türk kızı olmak bambaşka bir ayrıcalık ve dayanıklılık gerektirir. Türk kızı hiçbir deterjandan etkilenmez ve zehirlenmez. Her arife gününde on günlük işi yapabilir. On kaplan gücüne bedel olup, paslanmaz çelik kadar sağlamdır. Türk kızı tüm bunları yaptıktan sonra eve gelen misafire çay servisi yapacak kadar sağlam sinirlere sahip olandır. Türk kızı sonradan kesinlikle olunmaz. Anadolu kadını tarafından doğurulmak suretiyle Türk kızı olmanın ilk adımı tamamlanır. Mevlana felsefesine dayanan temizlik, yemek pişirme, ütü, çamaşır-bulaşık gibi işlerde çalıştırılarak "Hamdım, piştim, yandım." evresinden geçirildikten sonra dünya evine girmek suretiyle ikinci adım tamama erdirilir. Bir kız evlat doğurulup aynı işkence evrelerinden geçirilmek sureti ile Türk kızı olmak alanında diploma alınır.

Not: Türk kızlarına selam eder, gözlerinden öperim.
Notun Notu: Resim kaynağı şurasıdır.
Notun Notunun Notu: Yazı %100 tarafımca yazılmış olduğundan kaynak gösterilmeden alıntılanmamalıdır.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.