ingiltere gezim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingiltere gezim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Şubat 2025

Sihir başlasın...

Selaaaam,

Taze gezgin bloggerınız İngiltere gezisinin son yazısı ile geldi.

Spoiler: Harry Potter ile ilgili olmayan herkesten özür diliyorum, bu yazı sadece Harry Potter
içermektedir.

Mesela bir seyahate çıkmaya karar verdiğinizde ne yaparsınız? Önce uçak bileti falan alırsınız değil mi?Benim İngiltere'ye gitmeye karar verdiğimde yaptığım ilk şey 
Warner Bros Stüdyoları için bilet almaktı.

İşte herkes Mersin'e, ben tersine. :)

Demiştim size görmek istediğim iki yer vardı diye; birisi Warner Bros Stüdyoları diğeri de
Daunt Books'du. Her ikisini de dünya gözü ile gördüğüme göre bayağı başarılı
bir gezi olmuş diyebiliriz.


Siz Macar Boynuzkuyruk ile bakışırken şu bilgiyi de vereyim; Melike yazın gittiğinde önceden
bilet almadığı için yer bulamayıp stüdyoları gezememişti.

Şirketi Kasım'da Melike'yi göndermeye karar verince önce bizim bilet tarihlerimize baktı, sonra
bilet bulabilir mi diye siteye baktı ve inanılmaz ama iki adet bilet vardı boşta.

Ya birileri iptal etti, ya da takdir-i ilahi, artık ne derseniz deyin. Olmaz olacak olan herşey
oldu ve biz üçümüz beraber gidebildik.

Bu arada yola çıktığımızda trenlerin gene boykot nedeniyle çalışmadığını ve seferimizin 
iptal olduğunu gördük.

Başka bir trenle gidince de ucu ucuna yetiştik ama bu sırada Melike önden gelip çoktan bekleme kısmını geçmişti. Biz geldiğimizde de acayip bir kuyruk vardı.

Melike bir görevliden rica etmiş, çıkıp bizim yanımıza gelmek istemiş. Görevli de "Ben seni
arkadaşlarına götüreceğim, gel." deyip almış Melike'yi bir baktık geliyorlar.

Çocuk bizi de aldı yanına ve Melike'nin o beklediği kısma kadar arkalardan bir yerlerden geri götürdü.
Yaklaşık bir yüz, ikiyüz kadar kişinin hakkına girdik sanırım...

Fakat ne diyelim biz istemedik ki. :)


Müze kısmını gezmeye başlamadan önce istemediğiniz kadar çok bilgi ile donatıyorlar sizi.
Bir de girişte bir kitapçık veriyorlar pasaport misali, geçtiğiniz her bölümde
soğuk damga ile damgalayabiliyorsunuz.

Büyük salona giriş çok etkileyiciydi ama ileride gidip görme ihtimalinize karşı ben size söylemeyeceğim, süprizi kaçmasın. )


Büyük salondan detaylar...

Herşey o kadar detaylıydı ve her detay o kadar özenliydi ki...

Bu arada yılda dört farklı konsept hazırlıyorlar, biz gitmeden hemen önce Cadılar Bayramı
süslemeleri vardı. Biz ise yılbaşı temalı konsepte denk geldik tabi ki...

Gezinin sonuna doğru kar efekti vermek için kullandıkları her ürünü detaylı olarak
gösterdikleri bir alan koymuşlardı.

Mesela naylondan kar efekti verilebileceğini biliyor muydunuz?
Bende bilmiyordum ama öğrendim. :)


Solda okul müdürümüz Dumbledore, müdür yardımcımız McGonagall ve kitaplarda 
kendisine söverek başlayıp, severek bitirdiğimiz Snape var.

Ortada büyük salonda bendeniz.

Sağda da dördüncü filmin balo kostümleri var.
Hermione'nin elbisesinin boyutunu görünce inanamadım.

Yani gerçekten o kadar küçüklermiş ki, hayret doğrusu.


Solda beşinci kitabın meşhur Kanun Hükmünde Kararnameleri (bizim "ohal" kararları gibi düşünün)
ve sağda Çatlak Kazan Barından bir detay.


Solda Gryffindor erkekler yatakhanesi ve sağda en sevdiğim film olan Azkaban'ın kostümleri.

Kostüm kısımları çok detaylıydı; çizimler, prova elbiseleri, misalen bir karakterin seri
boyunca giydiği tüm kostümler, peruklar vs... herşey mevcuttu.


Solda Dumbledore'un odası ve sağda İksir Ustası'nın sınıfı.

Birçok alanda duyuru yapılıyor ve o bölüm hakkında detaylı olarak bilgiler verecek bir görevli belirtilen saatte orada oluyor. Bazı alanlarda interaktif gösteriler oluyor. 

Mesela Hagrid'in yılbaşı ağacını taşıması, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Sınıfı ya da Hızır Otobüs
gibi alanlarda bayağı interaktif katılımlar oldu.


Solda hayvan aktörleri görüyorsunuz. Bu kısımda çok şaşırdık biz, çünkü mesela filmler
boyunca gördüğümüz kediyi aslında dört faklı kedi canlandırmış, hepsi
isimleri ve detayları ile kaydedilmişti,

Sağda Hagrid'in Kulübesi'ne imrenerek bakan ben...


Solda Kehanet Sınıfı'nda ders dinliyormuş gibi yaparken aslında Hogwarts Pasaportlarımızı
inceliyorduk. Sağda Sihir Bakanlığı büyücüleri ve kostümleri var.


Solda Malfoylar ve üzerlerinde Asil ve Pek Köklü Black Ailesi Soy Ağacı
"Toujaours Pur".

Sağda Yasak Orman yolunda ben. :)

Yasak Orman da eğlenceliydi, misalen o dev örümcekleri düğmelere basarak indirip-kaldırıp
duruyorsunuz, ya da yine düğmelerle şimşek vs. efekleri çalıştırabiliyorsunuz.


Solda Melike ile Merve'yi öyle bir sarmalamışız ki sanırsınız kaçıp gidecek. :)

Ortada ben ve duvardan geçecekmişçesine verdiğim pozum.
(Oyunculuk deseniz var, on parmağımda çok marifet midir nedir?)

Sağda da "Bekledim de gelmedin" diye türküler yaktığım o kırmızı tren...


Vee sonunda Kaymakbirası da içtik. :)
Bira dediğime bakmayın arkadaşlar alkolsüz bu, zencefilli gazoz üstü kremamsı kaymağımsı birşey.

Fakat tadı pek iyiydi... Gerçi zaten ağırlıklı ziyaretçi ortalaması çocuk olan bir yerde
alkollü içecek satmak da pek mantıklı değil ya neyse.


Müzenin bir de açık alan kısmı var, burada da Privet Drive 4 numaralı daire, 
Kovuk'un maketi (bunun içine girememek beni kahretti), 
Bitkibilim Serası, Hogwarts'daki janjanlı bir köprü ve birazdan göreceğiniz 
uçan motor ile uçan araba var.

Solda Bitkibilim Serası: Burada kendi adamotunuzu söküp çığlık attırabiliyorsunuz.

Sağda Hızır Otobüs: Seriler boyunca tam üç adet Hızır Otobüs inşa edilmiş, bu da onlardan birisi.


Solda Bay Weasley'nin uçan arabası...
Bakın bizden önce İspanyol bir grup vardı ve onların arabanın içinde öyle güzel bir fotoğrafını
çektim ki adamlar da hayret etti.

Sonra onlardan bizim fotoğrafımızı çekmelerini rica ettik, fotoğraflar o kadar kötüydü ki...
Melike ile adamlar gidince bir tur daha sıraya girip, bir daha çekildik. :)

Sağda da uçan motorda Hagrid taklidi yapan Melike ve Harry taklidi yapan ben.
Melike'nin bacak hareketlerine ve sıfatımdaki ifadeye bakar mısınız lütfen?
Oyunculuk bizim işimiz. :)


Solda makyaj vs. alanından bir detay, bu adamların hepsini aynı oyuncu oynamış.
Hatta aslında oyuncumuz tam 12 farklı rol oynamış ve hepsinde makyajla kendisini resmen 
baştan yaratmışlar.

Sağda Gringotts'da para çekiyor numarası yapan ben. :)


Diagon Yolu'nda tabii ki de kitapçı Flourish & Blotts'u yakından çekecektim.
Sağda Weasley Büyücü Şakaları önünde benimkiler. :)


Solda Özgür Evcini Dobby'm.
Bu resim çok güzeldi, keşke satılıyor olsaydı.

Sağda günün anısına dünya para ödeyip çektirdiğimiz fotoğraf, neyse ki dijital kopyasını da veriyorlar.

İsterseniz süpürge üzerinde uçan videonuzu bile çekiyorlar, ancak efektleri pek de
güzel değildi, görüntü çok yapay kalıyor.

Yine de Melike gibi ben süpürgeye bineceğim kardeşim diye binip, beğenmedim
deyip almaya bilirsiniz de videoyu. :)


Soldaki fotoğraf için çok emekler harcandı.
Bütün gün nereye gitsek denk geldiğimiz kostümleri ile gelmiş olan ve aynı yerlerde otuz yüz bin
fotoğraf çekilen çiftten kopya çektik.

Merve alttan telefon flaşları ile verdi coşkuyu Melike de çekti, bayağı da güzel çıktı. :)

Sağda da günü musmutlu kapatmış bir ben. :)

O gün biz hepimiz sanırım o kitapları ilk okuduğumuz, o dünyaya ilk adım attığımız yaştaydık...
Ve asla da yalnız değildik.

Gençler, çocuklar, yaşlılar.
Bebeğini alıp gelenler... Ve herkesteki o coşku.

İnanılmaz birşeydi.

Verdiğim her bir kuruşun hakkını x4 kere aldığımı hissettiğim bir gündü.
Yine olsa yine giderim ama farklı bir konsepte denk getirmeye
özen gösteririm tabii ki. :)

Neyse bakalım Çınar büyüsün de kendisini bir Potterhead yapıp teyzesini de alıp
bir daha gideriz biz. :)

Eveeett, böylelikle gezi yazılarının sonuna geldik.
Depresyon yazılarında görüşmek üzere.

Sihirle kalın.

14 Şubat 2025

İngiltere köylerinde sazım çalınır...

Hello tatlımlar,

Lütfen eteklerime toplaşın önümüzdeki belirsiz bir süre boyunca gezi blogu olacağım.
İlk bölümümüz İngiltere'nin bir nevi Safranbolu'su Cotswolds Köyleri'ni
içermektedir.


Gezi ekibimiz; solda Melike, ortada ben, sağda İngiliz Merve.
Aslında ben tüm planımı Ağustos ayında yaptım ve Kasım ayı için biletimi aldım.
Merve'nin kasımda burada donarsın, güneşli bir havada mı gelsen uyarılarını da görmezden geldim.
"Londa kasvetli bir şehir değil mi kardeşim, benim içimdeki kasvet Londra'dan bile büyük."
dedim.

Son dakika Melike'nin şirketinden birinin İngiltere'ye gitmesi gerekti, hali hazırda vizesi olduğu için de Melike'den ricacı oldular. Gönlü büyük arkadaşım da "Olur" dedi, ne desin yani. :)

Böylece asla planımızda olmayan -çünkü arabasız gezmek mümkün değil- Cotswold köyleri
gezimizin ilk durağı olmaya hak kazandı.


İlk durağımız "Broadway Tower & Country Park" oldu. Merve'nin "Yağmur çamurda rezil kepaze
olacaksınız buralarda!" söylemleri asla gerçekleşmemekle beraber üstüne üstlük güneş açtı.
İyi ki de güneş gözlüğümü almışım, güneş gözlüğüm olmadan ben bir hiçim!
Bakamıyorum güneşe, yada güneş güzelliğime dayanamıyor. 

Mütevazilikte de ben gibi... Neyse...


Köyümüzde bir adet cafe mevcuttu ki ne yedik içtiysek pek beğendik.
Onun dışında da işte yukarıda gördüğünüz kulesi var.
Merve bizi verdiğimiz paraya asla değimiyor diyerek hiç bir binanın içine sokmadı.

Mervenin genel cimriliği mi diyeyim yoksa doğru mu bilemem, girip de göremedik. :)

Bakın şurada Melike'nin ne güzel fotoğrafını çekmişim.
Asla böyle fotoğraflarım yok. Neden?
Çünkü kızlar hep kendilerini çekiyorlar, gene bir hasetlendim, hemde kendi çektiğim fotoğrafa. :)


Köyler arası yollar hep böyleydi, Melike araba sürmenin bizde yolları izlemenin keyfine sonuna kadar vardık. Yol boyunca Beyonce'den "Irreplaceable" dinledik, "to do left, to do left" dedikçe
Melike de solda kalması gerektiğini anımsıyordu. :)

O sırada kocamın İstanbul'dan bana attığı mesaj "Ben seni köye götürürdüm, İngiltere'ye kadar
gitmene gerek yoktu." :)


Burası "Stow On The Wold" isimli köy, bu köylerin isimleri de neden böyle alengirli vallahi
hiç anlamadım. Kızlarla muhtelif yerleri incelememizi inceleyebilirsiniz.


Burası, yukarıdaki köyde yer alan St. Edwards Kilisesi, Yüzüklerin Efendisi Serisinde
Tolkien'e Durin'in Kapıları için ilham olduğu söyleniyor.

Fakat bende onların yalancısıyım, ne kadar doğru bilemem.
Şu meşhur instagram pozundan vereyim dedim, kocam yoktu mecbur Merveciğimin elini
ödünç aldım. :)


Efenim burası da bir sonraki köyümüz "Bourton On The Water", dedim size isimler bir acayip diye, neyse çok da sorgulamayalım.

Şu soldaki resmin video versiyonuna instagramda "Yeşil Ördek Gibi" şarkısını ekleyince mesaj kutum patladı. Sağdaki resim Motor Müzesi'nden bunun da video versiyonuna "Dere Geliyor Dere"
şarkısını ekledim. 

Şarkı seçmek deyince de ben. :)


Yine aynı köydeyiz, gezdiklerimiz içerisinde en büyük olan köy buydu. Cafe vs gibi yeme içme
alanları bol bol mevcuttu.

Kızlara şu kulübe ile resmimi çekin diyorum, Londra'da daha güzeli var diyorlar. 
Zorla çektirdim fotoğrafı ve Londra'daki fotoğrafımdan 
on kat daha güzel çıkmış. :)


Burayı daha önceki yazımda görmüştünüz, Bibury.
Tam bir masal yeri gibi, ama fakat lakin bir tek yemek yeme alanı mevcut.
Bir oteli, bir miktar da airbnb'si var.


 Şu soldaki yeşil kapılı evler aslında bir üstteki fotoğrafta uzaktan gördüğünüz evlerin yakın
plan çekimi. Bazıları airbnb olarak kiralanabiliyormuş.

Önce kızlarla bir sonraki kız kıza tatil için burdan ev mi kiralasak dedik. Sonra konu nasıl olduysa
bilmem Fransa'da şato kiralamaya geldi.

İstikrar deyince de biz tabii ki. :)

Sağda ise Swan Hotel ile bakışmaktayız, İngiltere'nin ilk Swan Hotel'i burasıymış hatta.
Bu bilgiyi de ne yaparsınız bilmem, Merve bana satmıştı bende size sattım gitti.


 Hala Bibury'deyiz, bakın yine Melike'yi ne güzel çekmişim.
Sağda da köyden bir görünüm var.

Aslında bundan sonra bir köye daha gitme planımız vardı, ama ekip buraya geldiğimizde artık
o kadar yavaşladı ki, maalesef muvaffak olamadık.

Melike ve ben tek başımıza gezsek en az üç köy daha gezerdik, ekip önemli, ekip yavaştı.
Neyse artık olan oldu.

Yazıyı kapatmadan genel olarak şunları da ekleyeyim; Cotswold isminin koyun ve tepelerle bir
ilgisi olduğu düşünülüyor. Bolca koyun bulunan yumuşak tepelerden 
türemiş tahminlere göre... Cotswold dedikleri alan aslında çok büyük 504 dönüm civarında..

Merve daha önce 7-8 tane köyü gezmişti bizi en janjanlı olanlara götürdü bu nedenle.
Köyler arası mesafeler maksimum 15 dk. kadardı lakin biz uzaklardan geldik.
İlk köye giderken 1.5 geri dönüşte 2.5 saat kadar bir yol yaptık.

Manuel araba kullanan ve bir dakika bile şikayet etmeyen Melikeciğimin de
ayaklarına sağlık.

Son olarak #fakatnegezdikbecanım!

Adios.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.