okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ocak 2023

2022 Aralık Ayı Okuma Raporu

2022 için hedefim yılda 60 kitaptı, ama aralığa girerken bir de ne göreyim zorlasam 120 olabiliyor. Kendi kendime meydan okudum ve de kazandım tabii ki... 120 kitapla yılı başarıyla kapatırken aralık ayının hasılatı da 14 kitap oldu.

Hedefi tutturmak için ince kitapları seçtim evet ama napalım zaman kısıtlıydı ya hu. :)

Yüz Yüze: Yılın kapanışına bir Aytmatov koymasaydım olmazdı. Erkeklerin askere alınması sonucu yalnız kalan kadınların hayatta kalma savaşını ele alan öyküde, kadınlardan birinin kocası askerden kaçıp geliyor. İnsanın insanlığı ile savaşını da görmek için okunması gerek, küçücük ama çok etkili bir kitap.

Nohut Oda: Melisa Kesmez ile tanışma kitabı olarak seçmiştim. Kalemi çok hoşuma gidince iki kitabını daha sipariş ettim. Öykülerden oluşan bu kitapta yok yok, çok içimizden bildik öyküler bir yerde hepsi, beni en çok, en son öykü etkiledi, ahh Handan...

Akıl Karaya Vurdu: Bahaettin Karakoç bilirdim de Abdurrahim Karakoç hiç okumamıştım, merakımdan aldım ama benden çok kocama hitap eden bir eserdi diyebilirim. Şiirler çoğunlukla siyasi hiciv içerikliydi.

Aramızdaki En Kısa Mesafe: Ne umuyordum bilmiyorum ama bulduğum aradığım şey değildi... Herşeyi bir kenara bırakıp üzerinden bir ay zaman geçince ikinci bir Bıçakçı kitabı okuyasım geliyor lakin bitirir bitirmez sorsanız bana yetti derdim. Dili çok nev-i şahsına münhasır bir yazar olan Bıçakçı'yı iyice araştırmadan almayın derim.

Algernon'a Çiçekler: BKK için aralık ayında bizzat benim seçtiğim kitaptı. Okuduğuma çok memnun olduğum, okumayan kalmasın istediğim bu kitap için detaylı yazım şuradadır.

Dünya İçin Bir Şans: Kitabı tamamen kapağına bakarak seçmiştim, yazarının da Ece Erdoğuş Levi olduğunu görünce tamam dedim, okumalıyım. Zira yazarla tanışmayı uzun zamandır istiyordum. Fakat bu kitabın bu kadar tatlı çıkacağını, içerisinde bu kadar güzel çizimler barındıracağını aslında hiç tahmin etmemiştim. Küçük-büyük herkesin okuyabileceği zamansız bir kitap. Günümüzde gözümüzün önünde duran mülteci sorununa çok farklı ve insani bir yönden bakıyor. Küçük bir çocuğun gözünden dünya nasıl bir yer görmek istiyorsanız, hiç durmayın, alın, aldırın.

Güneşin Oğlu: Güneşin Oğlu hem London sevgimden, hemde Can Yayınları'nın İnce Klasikler serisini toplama çabamdan ötürü edindiğim bir kitaptı. İncecik ama çok şey anlatan bir eser, hafif muzip bir yönü de yok değil. İki öyküden oluşan bu kitaptaki öyküler oldukça etkileyiciydi ancak ben ikinci öykü olan "Güneşin Tüyleri"ni daha çok sevdim. Her iki öyküde de ortak bir kahramanımız var David Grief ve bence Grief'le mutlaka tanışmalısınız.

Yasak Aşkın Kanıtı: Yazarın kalemi ile ilk tanışma eseri olarak doğru bir kitabı seçtiğimi düşünüyorum. Belli bir okuma doygunluğuna ulaştığım şu dönemde farklı tarzda yazılan kitaplar daha da çok ilgimi çekiyor. Burada kitap tamamen mektuplardan oluşuyor. Dört ayrı kişinin belli bir zaman dilimi içerisinde yer alan mektupları ile konuya vakıf oluyoruz. İtiraf etmeliyim ki kitap beni sonuyla oldukça şaşırtı. Kısa ama keyifli bir okuma keyfi sunuyor. Öneririm. 

Portakal Yokuşu: Yine küçük küçük öykülerden oluşan bir kitaptı, ismi güzel, kapak daha da güzel olunca atıvermiştim sepete çok da düşünmeden. Keyifli bir kaç saat geçirmek için alabilirsiniz.

Başa Dönemeyiz: Sevgili Buraneros'un önerisiyle almıştım. Önce bu kitabı mı yoksa önce Rüzgar Bizi Götürecek kitabını mı okusam ikilemime ise Mithad Selim'in şu yazısıyla son vermiştim. Bu kitabı okuduktan sonra Furuğ'un Rüzgar Bizi Götürecek isimli kitabına da başladım. Ancak Başa Dönemeyiz'de Makbule Hanım'ın Furuğ'u anlatışı o kadar güzeldi ki, doğrudan Furuğ şiirlerini okumak o kadar keyif vermiyor diyebilirim. İncecik olduğuna bakmayın okudukça devleşiyor bu kitap...

Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü: Yazarın kim olduğunu bilmesem bu kitabı Kaplan Diary'nin yazdığından şüphe ederdim. İçinde kırk tane minik öykü var ve her biri ölümden sonraki hayatı ele alıyor, bazen komik, bazen de trajikomik bir dille... İlginç bir eserdi, Kaplan Diary'ye kesinlikle öneririm, geri kalanlar kendileri karar versin. :)

Fosforlu Cevriye: "Ben böyle aşkın ızdırabını ulan..." diye içimde naralar attıran edebiyatımızın güzide bir eseri kendisi... Ben hariç herkes sanıyorum ki filmini izlemiştir, bende kısmetse ay sonunda tiyatrosunu izleyeceğim. Cevriye'nin bu bir türlü karşılık bulmayan aşkı beni yordu ne yalan söyleyeyim. Ben tez canlı bir insanım, böyle günlerce bekleyemem, yok hiç bana göre değildi. Okurken içime hafakanlar bastı...

Öğrenci Kız: İthaki'nin Japon Klasikleri serisini sırf kapaklarından toplamaya başlamıştım ama içerik de boş değilmiş hani dostlar. İçeriği su misali dupduruydu bir kapağı açtığımı, bir de sona geldiğimi biliyorum. Ama beni öyküden ziyade yazar hakkındaki kısa bölüm çok daha fazla etkiledi diyebilirim.

Meyhanede Hanımlar: Canımın içi Hüseyin Rahmi olmadan ayı kapatamazdım tabii ki... Meyhanede Hanımlar çok ama çok ilginç bir eserdi. Cumhuriyet Döneminde kadınlara tanına özgürlükler ile içki yasaklarını aynı kitabın çatısı altında birleştiren yazar bizi bir uçtan diğer uca savuruyor okuma yaparken... Daha önce Gulyabani'nin önsözünde yer verilen halktan bir teyzenin mektubu vardı. Orada teyzemiz çok edebi dile kaydığını eski dile dönmesini salık veriyordu. Bu kitabı okurken teyzenin ne demek istediğini de anladım. Okuyun ya kısacık, valla çok seveceksiniz. :)

Bende durumlar böyleydi, şimdi gözler 2023'te bakalım neler okuyacağız.

Görüşmek üzere çüş.
14 Aralık 2022

2022 Kasım Ayı Okuma Raporu


Kasım'ı da kazasız belasız geride bıraktık çok şükür. Kendi adıma hedeflediğimin altında kalsam da ayın son haftası depara kalkıp resimdekilerin yarısını da o sıra okudum diyebilirim.

Bakalım neler neler okumuşum.

Bir Elmanın İki Yarısı: Bu kitabın başında; iki sevgilinin birbirlerinin beklentilerini karşılamak için nasıl başka başka kişiliklere büründüklerini, birbirlerinden nefret etmeye başladıklarını okuyoruz. Günümüzde sıklıkla çevremde gördüğüm ilişkileri anımsattı. Aslında herşeyin temelinde varsayımların yattığını, birbirleri ile konuşmadıkları için birbirlerini anlamadıklarını da görüyoruz. Daha iyi bir editörü olsa muhteşem bir çoksatan olabilirdi, fakat yer yer aksayan bir kitap olmuş bu durumda. Yine de zaman zaman keyifli bir kitap olmayı başarıyor, indirimde bulursanız değerlendirebilirsiniz.

Erkeklere Herşey Anlatılmaz: Bu kitabı sırf isminde ötürü almıştım. Fakat dördüncü hikayeye geldiğimde neden ya ne gerek vardı diye çığlık atmak istedim. Bu kitabı almayın, alanlara da okutmayın travma yaratabilecek -ki bende yarattı- bir hikaye var içinde hatta bence şikayet edilip toplattırılmalı da. Lanet olsun.

Zaman Katibi - Gizemli Binici: Bu kitabı bana fantastik okumayı sevdiğimi duyan bir iş arkadaşım verdi. Aslında yerli yazarlarda fantastiğe çok mesafeliyim. Fakat kesinlikle çok iyi bir kitaptı. Netflix bunu da dizi yapabilir yani o derece. Zaman içinde yolculuk edebilen Zaman Katipleri'nin hikayesi bu; bir bebeğin doğuşuna gidiyoruz yüzyıllar öncesine, hooop geliyoruz Kanuni Devri'ne bebek orada bir ailenin yanında büyüyor. Sonrasında genç dalyan gibi bir delikanlı olan katibimiz bir olayın doğru şekilde gerçekleşmesini sağlamak üzere kendini Abbasi Döneminde buluyor. Olaylar çözüldü tam refaha erdik derken ikinci kitabın ilk bölümünde geleceğe gittiğini görüyoruz. Açıkçası yalın, sade bir dili vardı. Karakterler güzel kurgulanmıştı, kitabın arkaplanında oldukça sağlam bir çalışma olduğu belli oluyor. Öneririm.

Babalar ve Oğullar: BKK için okuduğumuz bu kitap için detaylı bir post girmiştim, ay ben görmedim diyorsanız şuradan bakabilirsiniz.

Reading Zindanı Baladı: Bu kitaptaki "Aslında Herkes Öldürür Sevdiğini" mısrasını duymayan yoktur sanırım. Ramiz Dayım da pek güzel okur. İnce Klasiklerde neler var diye bakarken denk gelmiştim. Ardındaki hikayeyi bilmiyordum, gerçekten keyifle okudum. Öneririm.

Yılanı Öldürseler: Bir nevi klasik olan bir kitap fakat okurken tiksindim desem yeridir. Bu his bana geçtiğine göre kitap çok mu iyi yazılmış, yoksa aslında ne gerek vardı mı desem bilmiyorum... Kitap hakkında hislerim çok karışık. Eski Anadolu, insanlar sağdan soldan hep bildiklerimiz. Bu kitaptaki her bir karakteri biz bugün haberlerde, çevremizde, mahallemizde görüyoruz. O çocuğa annesini öldürtmek için söyledikleri herşey o kadar bilindik cümlelerdi ki... Ben kararsızım, siz ister okuyun, ister okumayın.

Düşmüş Varis: Geçen ay dört kitabını okuduğum Kağıt Prenses serisinin beşinci kitabı, bir tür spin off aynı zamanda. Asıl hikayedeki esas oğlanın kardeşinin aşk hikayesi, yer yer saçmalıktan baysa da okudum mu okudum valla... Öneri konusunda yorum yok.

Dune Tanrı İmparatoru: Kült bir seri olan Dune'un dördüncü kitabı, bu serinin tüm kitaplarını tek seferde satın almasaydım sanırım ilk kitaptan sonrasına devam etmezdim. Ama bu kitabı yine de sevdim. İlk üç kitapta okuduğumuz hikayelerden 3000 yıl sonrasından başlıyor. Yarıdan fazla yaratık, bir miktar insan bir imparator. Savaş olmadan geçen 3000 yıl... Ama aslında mutlu bir dünya yaratmak için değil, bu dünyayı toptan yok edip yerine yenisini kurmak için bu 3000 yılın her bir saniyesini planlı yaşamış bu yaratık. Sonu gerçekten ilginçti, bitişinden sebep beşinciyi de merak etmiyor değilim.

Bu ayı da böyle kapattık. 
Bakalım yılın son ayında neler okuyacağız.

Sevgiler.
24 Mayıs 2022

Siz kim oluyorsunuz da okuduğum kitapları yargılıyorsunuz?

Okuduğunuz kitapların yargılandığını hissettiniz mi hiç? Okuduğunuz kitaba dik dik bakanlar oldu mu? Bilirkişi edasıyla kitabın ismini görünce gözlerini deviren münasebetsizlere denk geldiniz mi?

Ben toplu taşıma araçlarında sıklıkla bu durumla karşılaşıyorum. Okuduğum kitabın ismine ve kapağına göre çeşitli tepkilerle karşı karşıya kalıyorum. 

Yargılayıcı bakışlarını ok gibi insanlara yönelten sevimsiz varlıklar yüzünden kitap kılıfı kullanan tandıklarım var benim.

Oysa ki; kime ne? Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum benim ne okuduğumdan sana ne diye! Kaldı ki genelde bu yargılayıcı bakışların sahiplerinin ellerinde de bir kitap olmuyor, artık kitabı geçtim gazete bile olmuyor.

Bazen insanlardan çok bunalıyorum, yılgın hissediyorum. Bazense öyle öfkeli ve yorgun oluyorum ki bakışlarımla patlıyorum. Sözel olarak patlamama ise ramak kaldı demedi demeyin.

Gene bir sinir harbinde miyim neyim? Neyse kaçtım ben.

Adios...

Not: Bu resimdeki kitaplağın eve geldiğindeki ilk hali ne kadar da düzenli ve şirinmiş. Şimdiki halini görmeyin kitaptan yıkıldı yıkılacak. 

18 Ocak 2022

2022'nin İlk Kitap Alışverişi

 

Kuzenim doğum günüm için bir miktar para hibe edince bende soluğu kitap alışverişinde aldım.

Konuyu bilince niyeyse bir okuma motivasyonum oluyor. Gulyabani ve Aşk-ı Memnu'yu bakalım esasında olaylar neymiş öğreneyim diye aldım.

Hiç Aytmatov okumamanın utancından kurtulmak için Cemile ve Selvi Boylum Al Yazmalım'ı alıverdim.

Merakımdan Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku ve Şükrü Erbaş nasıl okumamışım diye hayıflandığım için de Bağbozumu Şarkılarını aldım.

Tolstoy hasretime kısa bir kitap olan İnsan Ne İle Yaşar? ile son vereyim dedim.

Popüler kitaplardan okuyayım da günüm şenlensin diye; Tanrı Tavşanken, Josh ve Hazel'in Sevgili Olmama Rehberi, Rakipler, İkinci İlk İzlenimler, Sevgiler Carter'ı aldım.

Fiyatı uygun olduğu, renkleri gönlümü açtığı ve konusu sakıncalı olmazsa okuduktan sonra 12 yaşındaki kitap okuma arkadaşıma hediye ederim diye de Şeftali serisini aldım.

Tabi ki aklım alamadığım on yüz bin milyon kitapta kaldı ama neyleyelim işte. :)

Bizde durumlar böyle, sizde ne var ne yok? Neler okunuyor bu sıralar?

21 Ekim 2021

#2 Kitap Önerisi: Blog Savaşları

 Size dünyanın en iyi kitabını önermeye geldim sanıyorsanız yanılırsınız.

 Fakat kitap iyi kitap şimdi orası kesin, ben bizzat okudum beğendim. Fiyatı da çok makul ben alırken şurada 5 liraydı.

 Bu kitap satmadığından sanıyorum 5 liralık kitaplar kategorisine düştü. İşte bende bu kısma değinmek için bu kitabı seçtim.

 Şahsen kendime verdiğim bilir kişi payesi ile gözüme çarpan kusurlar aşağıdaki gibidir.

  • Korkunç kapak tasarımı: Gel de beni al diye bağıran bir yanı yok. Sanırım fuşya rengini o yüzden seçmişler ama koşarak uzaklaşma hissiyatı yarattı bende. Ayrıca '@' ve '#' işaretleri nedir Allah aşkına??
  • Hem orjinal ismine, hem de içeriğine uymayan isim: Kitabın orjinal ismi "Mummy Bloggers" o şurada bi dursun bakalım. İçerik ise blog yazarı üç annenin bir blog yarışmasını kazanmaya çalışması ile alakalı. Yani bence kitap isminden dolayı da sınıfta kaldı.
  • Kitap tasarımı ergen gençlere yönelik şekilde tasarlanmış, içerik ise tamamen ergen yaşları atlatmış aklı selim bireyler için.
Bakmayın o kadar gömdüğüme kitabı çok sevdim. Çok eğlenerek de okudum. Sosyal medyanın görünmeyen yüzünü çok iyi yansıtıyor. Çocuğu için evde kalmayı seçen anneler de çalışmayı seçen anneler de kendinden çok şey bulabilir.

Hatta en çok da o sosyal medyada gördüğümüz herşeye yetişen süper annelerin hayatlarının arka planlarında yaşananları (zaten tahmin ettiğimiz üzere) görmek eğlenceliydi.

Velhasıl-ı kelam; eğer bir anne iseniz, eğer karım bu çocuğa nasıl bakıyor ben bihaberim diyen bir baba iseniz, ya da herşeye yardımcı olan bir baba iseniz... Yani işte ebeveynseniz özellikle öneriyorum.

Son söz: Sevgili Hep Kitap rica edeceğim, içeriğe uygun kapak ve de isim seçin. Hayır bu şekilde istenilen hedef kitlesine ulaşamadığınız için de satamıyorsunuz zira ve biz de güzel kitapları kaçırıyoruz.

Peki siz sevgili arkadaşlarım? Bu kitabı kitapçıda görseydiniz ilginizi çeker miydi? Alır mıydınız? 

Öperim gözlerinizden, yorumlarda buluşalım.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.