Zaman Çarkı döner, çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır. Efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran Çağ yeniden geldiğinde mitler bile unutulur. Bir Çağ’da, kimilerine göre Üçüncü Çağ’da, henüz gelmemiş, çoktan geçip gitmiş bir Çağ’da, Puslu Dağlar’da bir rüzgar yükseldi. Rüzgar başlangıç değildi. Zaman Çarkı dönerken ne başlangıçlar, ne de bitişler vardır. Ama bir başlangıçtı.
En çok sevdiğim kitap serisinin dizi olacağını duyduğumda "İşte bu beh!" diye bir sevinç çığlığı atmış olabilirim. Zira ben bu seriyi okurken sürekli Game of Thrones'dan bile daha iyi yansıtılabilecek bir dünyası olduğunu düşünmüştüm.
Sonunda da dediğime geldiler gördüğünüz üzere... Yalnız öncelikle sizi uyarmak isterim! Epik fantastik seviyorsanız, Zaman Çarkı serisini okuyup bitirdiğinizde bir daha hiçbir epik fantastik esere aynı gözle bakamayacaksınız ve hiçbir kitap onun kadar iyi olmayacak. Ben Zaman Çarkı'nın üzerine ne okuduysam hepsi bir noktada eksik kaldı diyebilirim. Sonra demedi demeyin.
Zaman Çarkı; 15 kitaplık, 635 bölümlük, 9 bin 685 sayfalık, 3 milyon 430 bin 682 kelimelik muazzam bir külliyat. Seri demek bile haksızlık oluyor bir yerde. Aynı zamanda bilindiği üzere Robert Jordan seriyi yazarken hastalanıyor. Ancak kafasında kurguladığı hikayenin finaline ömrü vefa etmeyeceğini düşündüğü için öldükten sonra seriyi devam ettirmesi için yerine Brandon Sanderson'u seçiyor.
Brandon Sanderson'un yazdığı ilk kitaba geçtiğinizde hafifçe bir yalpaladığını hissediyorsunuz ancak çok iyi toparlamış ve asla kendisi gibi değil sanki Robert Jordan yazıyormuş gibi seriyi devam ettirmiş. Büyük bir yük ve kendisi de onur duyduğu kadar gözünün korktuğunu da belirtmiş zaten.
Kitaplar gözümün bebeği tabii ki ama diziye gelirsek, ki gelmek istiyorum. Şimdilik çok sevdim. İlk fragmanlar geçen sene yayınlandığında asla ısınamamış ve yok olmadı bu iş sanki diye düşüncelere dalmıştım lakin halt etmişim. Çok, çok iyi olmuş. Yani olabileceği kadar iyi olmuş, ayrıca sanmayın ki içinde ejderya* yok diye bir Game of Thrones havası veremez.
İçerisindeki karakter zenginliği ve de olay örgüsünün genişliği, asla tekrara düşmeyişi ile benim favorimdir. Zaten ben Game of Thrones'un kitaplarını da sevmemiştim itiraf etmek gerekirse, dizi uyarlaması çok daha iyiydi.
Bir de dizi konusunda Rosamund Pike deyip altını çizmek istiyorum. Şunu diyebilirim ki diğer karakterler belki zahmet edip ilk iki kitabı okumuştur ama kadın sanki bütün külliyatı yutmuş, herşeyi biliyormuş gibi bir izlenim yaratıyor. İlk gördüğümde "Aaa" demiştim. Çünkü canlandırdığı Moiraine Aes Sedai'nin 15 kitap boyunca okuduğumuz en belirgin özelliği boyunun kısalığı, yanındaki yeni yetme gençlerden bile daha kısa olduğundan dem vurup duruyor. Velakin resim yukarıda, en ortadaki hatunun boyu da kısa değil nitekim. Fakat inanılmaz ötesi, muazzam olmuş kadın bu role azizim. Sırf onun için bile izlenir.
Yeterince övdüğüme göre her kitaptan bir alıntı bırakmak isterim. Bakalım belki de dikkatinizi celb eder. Kim bilebilir?
- Ancak masallarda, bir adam altı kişiyle karşılaşır ve hayatta kalırdı. Görev bir dağdı, ölüm ise bir tüy. / Yeni Bahar
- Kraliçe iki kez kadındır, hem bir erkekle, hem de ülkesiyle evlidir. / Dünyanın Gözü
- Kadınlar sık sık bir şeyleri söylemeden bırakır gibiydi ve kısıtlı deneyimlerime göre, en büyük belalar söylemediklerinden çıkıyordu. / Büyük Av
- Her şeyin fiyatı inanılmazdı, kalitesi mutlaka kötüydü ve neredeyse kimse buna aldırış etmiyordu, ne satanlar, ne alanlar. / Yenidendoğan Ejder
- Yeterince çok okursan kitaplarda neler bulacağın hayret verici, değil mi? / Gölge Yükseliyor
- İki Nehir’de bir deyiş vardı, kadınların duyabileceği yerde söylenmeyen bir deyiş. “Yaratıcı kadınları gözü hoşnut, zihni tedirgin etmek için yarattı.” / Göğün Ateşleri
- Ateş, kan ve Tek Güç’le geçen bir gün, kehanetin öngördüğü gibi, lekesiz kule kırıldı, unutulmuş simgeye diz çöktü. Aes Sedailerin ilk dokuzu, Yenidendoğan Ejder’e sadakat yemini etti ve dünya sonsuza dek değişti. / Kaos Lordu
- Bir Aes Sedai’ye bir parmağınızı verirseniz, kadın bütün kolunuzu alırdı. Daha fazlasını almaya karar vermezse. / Kılıçtan Taç
- Güçlü olan dayanır, sert olan kırılır. / Hançer Yolu
- Bir kelebek bir dalın üzerinde kanatlarını çırpar ve dünyanın diğer yanında bir dağ yıkılır. / Kışın Yüreği
- Bir şey hakkında ne kadar çok konuşursan, bilmemesi gereken o kadar çok kişi öğrenir onu. / Alacakaranlık Kavşağı
- Ne zaman ağzınızı açmamanız gerektiğini bilmek, kadınların yakınındayken faydalı bir beceridir. / Düş Hançeri
- Ama kral olmakta bir şey öğrenmişti: Ne kadar yetke kazanırsanız, hayatınız üzerinde o kadar az kontrol sahibi oluyordunuz. / Fırtına Toplanıyor
- Değişim geldiğinde bağırıp çağırabilir, her şeyi aynı kalmaya zorlayabilirsiniz. Ama genelde, sonunda ezilirsiniz. Bununla beraber, değişimlere yön verebilirseniz, değişim size hizmet eder. / Geceyarısı Kuleleri
- Ve Diyar'ın üzerine bir Gölge düştü ve taş, taş üzerinde kalmadı. Okyanuslar çekildi, dağlar yerle bir oldu ve uluslar Dünya'nın dört bir köşesine dağıldı. Ay kana büründü, güneş küle döndü. Denizler kaynadı ve yaşayanlar ölülere imrendi. Her şey dağıldı ve anılar hariç her şey kayboldu, ama öne çıkan bir anı vardı: Gölge'yi getirenin, Dünyayı Kıran'ın anısı. Ona Ejder dediler. / Işığın Anısı
Benim bu külliyat içerisinde yaptığım yolculukta; en sevdiğim kitap Kışın Yüreği, en sevdiğim karakter Matrim Cauthon oldu. Sizler de belki okuduysanız fikrinizi beyan edersiniz diyorum.
Son olarak Rabbim "Arka Sokaklar" ömrü versin diziye inşallah, amin.
Sevgilerle.
Applesoda
*Bende biliyorum ejderha canım kinaye yaptım. İnşaallah sanatın adını doğru tutturmuşumdur.





















