27 Kasım 2017

Mim: Güne nasıl başlıyorum?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki: "Ay resmen mimlendim! :)"
Mim için "Rehitu" ya teşekkürler.

Bakalım ben güne nasıl başlıyorum.

Sabah 6:30'da uyanma vakti gelmiş olamaz diye düşünürken, tabiri caizse sürünerek
yataktan kalkıyorum.

El yüz yıkama, diş fırçalama gibi sabah rutinlerini hallettikten sonra, akşamdan
hazırladığım kahvaltımı ve öğle yemeğimi paketliyorum. Kocamın
kahvaltısına ekleyeceğim haşlanmış yumurta için bir 
adet yumurtayı ocağa atıyorum.

Hızlıca giyinip, küçük bir makyaj dokunuşu yaptıktan sonra, otobüste boş yer bulabilmek için
koşarak evden çıkmadan önce kocamı kaldırıp, güzel bir gün diliyor ve
kendimi evden dışarı atıyorum.

Doğru zamanda çıkmayı beceremediysem yine de ayakta kalıyorum. :(

Eğer yapmak isterlerse aşağıdaki üç güzel hanımı mimliyorum.

39. Gün: Sevgili olduğumuz tarihi bilmiyoruz.


Pek sevgili eşimle, sevgili olduğumuz tarihi; ne o, ne ben, ne de bir başkası biliyor.

Bizimki bir değişik aşk hikayesiydi.
Onunki ilk görüşte aşktı. (Serviste gördü beni.)
Benimki ben bu işlerden elimi eteğimi çektim, yalnızlık güzel şey duruşu.

Duruşumdan eminim de, durduğum yerde yanı başımda hep o.
Günler günleri kovaladı. Bir akşam ekiple sinemaya gittik.

Kızçelerden biri hadi biz bir lavaboya gidelim dedi.
Kadınsal ihtiyaçlarımız var, hem de bir kız asla yalnız gitmez wc'ye bilirsiniz.

Wc çıkışı millet bizi bekleyedursun, biz masaj koltuklarında keyif yapalım.
O sırada kızçem anlatıyor: şöyle iyi çocuk, böyle iyi çocuk, iki senedir tanırım ben onu,
öyle huyu vardır, böyle huyu vardır.

Sonra bir durdum dedim ki; "E madem bu kadar iyi bu çocuk ben niye olmaz diyorum."
Kızçe de "Ben de onu anlamıyorum." dedi.

Şöyle ki; tipini, tavrını, tarzını beğeniyorum.
Sürekli yan yana çalışıyoruz ve kişiliğini de tanımışım az biraz, onu da beğeniyorum.

Ama sütten ağzım yandı ya, yoğurdu üflemiyorum da "Sağol canım ben yoğurt
yemem." diyorum.

Sonrasında bir şekilde bizim iş oldu.
Ama tam olarak ne zaman oldu derseniz, orası karambole geldi.

Altı sene oldu, tam da şu gün diyemedik hala.
Böyle de belli belirsiz bir başlangıcımız olmasını seviyoruz.

Sevgilerle, Applesodaa.
26 Kasım 2017

38. Gün: Kışı her şeyiyle seviyorum!...

 Kış mevsiminde doğduğumdan mıdır bilmem ama en çok kışı severim. Keyfini çıkara çıkara yaşarım mevsimi...

 Soğuk havaları, kıyafetleri kat kat giyinmeyi, kalın kabanları-montları, atkıları-bereleri, eldivenleri seviyorum.

 Soğuk kış gecelerinde üzerimde bir battaniye ile koltuğa kıvrılıp kitap okumayı, televizyon izlemeyi seviyorum.

 Kestane kebapları, "bozaaaaaaa" seslerini, boza-leblebi, salep-tarçın ikililerini seviyorum.

 Dışarı çıktığımda üşümeyi seviyorum. Yağmuru izlemeyi, karda yürümeyi seviyorum.

 Erkenden kararan havaları, sabahları dışarıda kimselerin olmayışını, sokakların kedilere köpeklere kalmasını seviyorum.

 Sıcak çikolatalı kahveyi, uzun kış akşamlarını seviyorum...

 Havaların soğumasıyla beraber sıcak içeceklere sarılmamızı seviyorum.

 Bir fincan kahveyi elimde tutarak ellerimi ısıtmayı seviyorum.

 Kırmızıları-kahveleri, tarçınları-hardalları, yeşilin bin bir tonu ile kış renklerini seviyorum.

 Eh tabi mevsimin zorlukları yok değil, dışarıda kalan insanlar, sokak hayvanları; bir yandan kış gelsin artık derken bir yandan da buruk bir hüzne tutuluyorum.

 Her güzel şeyin bir zorluğu var elbette, ne zaman kış gelsin artık desem içimdeki bu buruk hüznü bu sevdanın zorluğu olarak görüyorum.

 Güzel bir kış geçirmeniz dileğiyle, Applesodaa.
25 Kasım 2017

37. Gün: Omzumda kas spazmım var.


Tastamam bu resimdeki gibi bir elim omzumdadır hep.

Geçen kış bir anda nur topu gibi bir kas spazmım oldu.
O nasıl bir ağrıdır anlatamam, acilde dört tane iğne yedikten sonra kendime
gelebilmiştim.

Bugünlerde sızılarım başladı yeniden, her an bir tutulma yaşayabilirim diye
diken üstünde geziyorum.

Tek çarem pilates, yoga veyahut yüzme gibi elit bir spora başlamak.
Hastalığım bile ruhumdaki elitizmden ödün vermiyor.

Lakin Tuzla gibi bir yerde bu sporları yapabilmek namümkün.
Bütün seanslar gündüz, çalışan kadınları kimse düşünmemiş, yüzme zaten
uygun tesis olmadığından iptal.

Ayrıca aletli spor ve masaj da yasak. :(
Neyse ki doktor kese yasak demedi, belki de aklına gelmemiştir.
Her ne olursa olsun, yasak olmadığına göre hamamda kese keyfimden vazgeçmeme hakkımı
saklı tutuyorum.

Sağlık ve sıhhatli günleriniz olması dileğiyle, Applesodaa.
24 Kasım 2017

36. Gün: Kitaplarımı bağışlıyorum.


Eskiden kitaplarımı biriktirirdim. Kendi odamda bir kitaplığım yoktu ama
okunmuşlar ve okunacaklar olarak kuleler halinde dizmeye
bayılırdım.

Günlerden birinde, kitap kampanyası için bağış yapar mıyım diye sordular.
Yeni açılacak bir liseye kütüphane oluşturmaya
çalışıyorlardı.

Eve gelip düşündüm. Kitaplarımı öyle izlemeyi seviyorum.
Peki ikinci bir kez alıp elime okuyor muyum diye sordum kendime.
Bir kaç kitap haricinde cevap hayırdı.

Bir de "Aaa ben bunu alıyorum, bir okuyayım." diye alıp da geri getirmeyenler geldi
aklıma. Durdum bir an, dedim ki; "Ne yapıyorum ben?".

Okumak için alıp geri getirmeyene tamamım da bağışlamaya gelince öyle düşünüyorum.

Düşünecek hiç bir şey yoktu.
Kız kardeşimle beraber büyükçe bir koliye lise çağında okunabileceğini düşündüğümüz
tüm kitapları doldurduk ve gönderdik.

O günden beridir de nerede bir kitap bağış kampanyası olsa katılırım.
Kitaplığımda ya bağışlamaya içeriği uygun olmayan kitaplar vardır yada bağışladıktan
sonra aldığım kitaplar vardır.

Kitap okuma oranlarımız ülke olarak yerlerde, ama bir yerlerde okumak isteyip
de almaya gücü olmayan gençler varsa ve ben onlar için bir şey
yapabilmişsem benden mutlusu yok.

Sevgilerle, Applesodaa.

Günün notu: Öğretmenler günümüz kutlu olsun...
Yazının notu: Resimdeki benim kitaplığım. :)
23 Kasım 2017

Applesodaa Art Craft #3

Çelınca tüm hızıyla devam ederken kısa bir hobi arası vermeye geldim.

Bugünlerde sanki yeterince hobim yokmuş gibi yeni bir hobi
daha edindim. :)

Üzerine etamin yapılabilen bu havluları iş yerindeki arkadaşlarım evime
geldiğinde onlara hediye etmek için almıştım.

Üzerine işleme yapmak çok kolay, şablonları da internetten bularak
kullanıyorum.

Şimdi bu iş beni bayağı bir sardı, önümüzdeki günlerde çevremdeki herkese
bolca yapıp hediye etmeye karar verdim. :)

Applesodaa Art Craft gururla sundu.

Sevgiler.



35. Gün: Belirli bir hitap şekli edinemiyorum.


Resmen ağzımın kopyala, yapıştır özelliği var.
Mesela bir kişi bana kuzum derse bende aynısı söyleyerek karşılık veriyorum.

Canıma canım, kankaya kanka, panpaya panpa, balıma balım...
Karşıdaki kişi ne söylerse bende aynı şekilde cevap veriyorum. Oysa canım demeyi hiç
sevmem, ama karşımdaki kişi söyleyince istemsizce 
aynısıyla karşılık veriyorum.

Ağzımın ayarı olmadığı zaten malumunuz da bir de böyle seviyesizleşmese bari...

Beni de böyle kabul edin artık.
Ne yapayım gari.

Applesodaa.
22 Kasım 2017

34. Gün: Çok hızlı ve de çok konuşurum!


 Bir konuşurum, bir konuşurum; "Ay ne zaman susacak artık?!" dersiniz içinizden.

 Yani kötü bir huy, can çıkar huy çıkmaz diye de bir laf var. Ama ne yapayım alenen gevezeyim. :( Sadece gevezelik de kabul görebilirdi belki ancak çok da hızlı konuşuyorum. Duble bela!

 Ailemle kocam çok alışkın bu duruma, hatta ben evlenince annem evde kimse konuşmuyor diye depresyona girmişti. :)

 Arkadaşlarımla görüştüğüm zamanlarda ise içimden gevezeliğimin muhasebesini yapıyorum sürekli.

 Misal iç sesim: "Ay çok konuştum. Çok mu konuştum? Ben kaç dakika konuştum. Onlar ne kadar konuştu. Ay kızları hiç konuşturmadım. Hep ben konuştum." Sonra içime bir hüzün oturur. Genelde evden her misafir yolcu edişimin arkasından istinasız yaşadığım bir iç muhasebe sahnesidir bu. :(

 İşte böyle dikkat ede ede azaltırım diye umuyorum. Eğer varsa güzel bir öneriniz alırım bir demet...

 Sevgiler, geveze Applesodaa.
21 Kasım 2017

33. Gün: Lokumu kahveyle, geri kalan her şeyi çayla tüketirim.


Kahvenin yanında lokum seviyorum.
Hatta lokum yemek için kahve içiyorum. :)

Lokumun dışında kalan her şeyi de çayın yanında yiyorum.

Neden bilmem ama algılarıma böyle yerleşmiş.
Bir kurabiye getirip, hadi gel bir de kahve yapalım deseniz,
ııııh olmaz ben gider çay alırım kendime.

Siz nasıl tercih ediyorsunuz?

İlginç tercihlerin kadını Applesodaa'dan sevgiler.
20 Kasım 2017

32. Gün: Benimkisi "havalı ten" dedikleri...


Sinekler, böcekler korkulu rüyalarım.
Belki başkasında minik bir nokta olabilecek sinek ısırığı, bende kocaman bir ikaz lambası
misali kıpkırmızı oluyor.

Kıpkırmızı olsa yine neyse diyeceğim. Günlerce iyileşmeden orada öyle
kalıyor bir de...

"Havalı ten" öyle ismi gibi havalı bir şey değil.
Tastamam bir kabus.

Havalı günler dilerim, Applesodaa. :)
19 Kasım 2017

31. Gün: Pasta yaptığım dönemde çikolata kokusundan tiksinmişliğim var...


Bir vakitler şeker hamurundan pasta yapıp, satıyorduk.

O zamanlar yeni gelinlik bir iş kolu olmamıştı. Herkes; pastamı-kekimi ben evde yapayım,
kocişime sürpriz olsun. Aman şuralarına da bir fiyonk takayım
sunumun tam olsun moduna girmemişti.

İşte o vakitler, sipariş sipariş üstüneyken ben bir akşam çikolata kokusundan tiksindim.

Şeker hamurlu pastaların dik durması için ganajla kaplanması gerekiyor.
Ganaj için bolca kuvertür çikolata ve çiğ krema lazım.
O çikolataları sıcak çiğ kremaya atınca çıkan bir koku var ki...

İlk seferde koklamalara doyamadığım kokudan, zamanla tiksinir oldum.

Pasta yapma işini bıraktıktan sonra da bir daha ganaj yapmadım.
Hala hatırıma gelince bile midem bir fena oluyor.

Size mis kokulu günler dilerim, Applesodaa.
18 Kasım 2017

30. Gün: Topuksuz bot giymem.


Topuklu ayakkabıyla yürüyebildiğimi keşfettiğim günden beri, bir kadının 
isterse yapamayacağı şey olmadığını düşünürüm.

Topuklu botlara ayrı bir ilgim var.
Hem çok harikalar, hem de topuklu ayakkabıdan daha rahatlar.

Kış geldi mi bana bir bayram havası; gelsin beş santimler,
gitsin yedi santimler...

Yani demem o ki kış mevsiminin gelişinden gidişine kadar topuksuz bot
giymem abi! :)

Hele o topuk sesi, ah o topuk sesi!
Yürürken "tık, tık, tık" edişi yok mu beni benden alıyor.
Duruşum dikleşiyor, bakışım, görüşüm değişiyor.

Sevgilerle topuk sesli günler dilerim, Applesodaa. :)
17 Kasım 2017

29. Gün: Doğma büyüme Çengelköylü, sonradan yerleşme Tuzlalıyım.

Annemle babam, düğünü yapar yapmaz İstanbul'a göç etmişler.
Akrabalarımızın hepsi Avrupa yakasında ikamet ediyor olsa da bizimkiler hayatlarında
bir kez bir akıllılık edip Çengelköy'e yerleşmeye karar vermişler.

Yıllar içinde üç kez ev değiştirsek de, semt değiştirmedik.
"Semt bizim, ev kira!" lafını biz çıkarmış da olabiliriz yani. :)

Bu resimdeki annemlerin 2003 yılından beri ikamet ettikleri evin manzarası, kaç kere
manzaraya karşı çay içmişizdir. Kaç kere gülmüş, kaç kere ağlamışızdır
kim bilir?

Ben evlendikten sonra Tuzlalı olmak durumunda kaldım.
Bu sıralarda da Çengelköy kentsel dönüşüme girdi. Artık o mahallelerde her gün
bir nakliye aracı, her gün bir komşuyu daha uğurlama hali.

Lüks konutlar yapılacak, şimdiki sakinlerinin gücü oralarda oturmaya yetmeyecek.
Kim bilir belki de "Bir gün herkes Tuzlalı olacaktır..."

Günaydınlar, Applesodaa...
16 Kasım 2017

28. Gün: Anne tarafında 20, baba tarafında 19 kuzeniz...

Welcome to kalabalık aile...

Amcalar, teyzeler, dayılar, halalar sayıca çok olunca,
kuzenler olarak biz de ultra kalabalık olduk.

Kuzenlerimin sayısı gayet makul aslında, asıl siz bu kuzenlerin yüzde doksanının
iki çocuk sahibi olduğunu hesaba katarsanız; o noktada ortalık
karışıyor.

Topluca bir araya gelmek mümkün değil, bulunduğumuz noktada üçüncü dünya
savaşı çıkıyor. O yüzden grup grup, ekip ekip
görüşüyoruz.

Sloganımız: Kuzenler olarak çok güçlüyüz.

We love to kalabalık aile! <3

Sevgiler, Applesodaa...

Not: Resim temsilidir.
15 Kasım 2017

27. Gün: İlerde bir gün hamile kaldığımda kullanmak üzere hazırda beklettiğim aşerme listem var...

Annem bana hamileyken gece on ikide babamı karpuz almaya yollamış.
Annem istikrarlı aşeren bir kadındı; bana hamile iken muz ve kapuz istemiş sadece.

Kız kardeşime hamile iken kola ve zeytin aşerdi. Erkek kardeşime hamile iken de yeşil erik
aşermişti. Ama ne aşermek ağacı yedi doymadı resmen. :)

Annemin aşermeleri beni çok eğlendirirdi. Anlatılacak güzel hikayeleri vardı.

Benim hamile olmayan halimin bile canı sürekli zamansız şeyler istediğinden
ailem de kocam da bu hallerimden bıktı ve senin hamileliğin
de hiç çekilmez sözünü dillerine doladılar.

Buradan yola çıkarak; intikam hamile iken aşermektir dedim ve bir liste yaptım.
Saatli falan böyle hemde; gecenin körü avokadolar, sabahın körü baklavalar
istemezsem ne olayım. :)

Bu da böyle bir fikrimdi işte...
Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle, Applesodaa.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.