yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Kasım 2022

İçimden geldiği gibi...

Eski bir dizinin aklımda yer etmiş repliğinde der ki:

Esas Oğlan: - Gelmeseydin gelecektim.
Esas Kız: - Gelmeseydim ölecektim.

İşte neden yazıyorsun sorusunun cevabı benim için de budur tam olarak; "Yazmasaydım ölecektim."

Öyle fiziken küt diye öteki aleme gitmek değil elbet, lakin yavaş yavaş solmak. Solarak silinmek, silinerek yok olmak... Kim olduğumu unutmak gibi.

Sıkıştığım, çıkar yol bulamadığım tekdüzelikten çıkış biletimdi bloga geri dönmek. Kapısı kapanmış, penceresi olmayan dünyama balyozla pencere açmaktı.

Kendin için yaptığın en iyi şey ne deseler, yazmaya geri dönmek derdim.

Neden bilmem ama yazmanın benim için böyle rahatlatıcı bir yönü var. İçimden akıtmak gibi, dolup dolup taşmadan boşalmak gibi, bir nevi terapi sanırım.

Karşıda birisi olsa da olmasa da, birileri yorum yapıp tepki verse de vermese de, yazmanın insana iyi gelen bir tarafı var. İlaç gibi... Yazarak yavaş yavaş iyileşiyorum sanki, oysa ki bir yerimden yaralı değildim. Ya da ben öyle biliyormuşum, belki de ruhummuş yaralı olan...

O yüzden çok teşekkür ederim size, bilmeden terapime ortak yoluma yoldaş olduğunuz için... İyi ki varsınız.

Çünkü siz bilmiyordunuz fakat ben yazmasaydım ölecektim.

Sevgiler...
25 Mart 2016

Nerelerdeydim?

   Uzunca bir zamandır buralara gelemedim. Her gün blogun kontrol panelini açıp, kimler uğramış diye baktıysam da yazamadım.

 Yoğunluktan olduğu zaten aşikar, lakin gelemediğim bu sürelerde yazmanın benim için ne ifade ettiğini de sıkça düşündüm.

 Dün akşamüzeri metroya yürürken en sonunda kararımı verdim. Yazmak; insanın kendini ifade etme biçimlerinden biri olsa da benim için yazmak,  aynı zamanda paylaşmak demek. Bir de yazmanın taşırma hali var içerimde, biriktirip biriktirip de artık içimde tutamadığım o anlarda taşırıyorum içimdeki dünyayı yazarak.  

  Bunca yoğunluk bana yaramadı. Çok felsefi konuşmaya başladım. :)

 Onca yıldır buralara içimi döküp, ruhumu saçıp, kendimden bahsettiğimden kimi zaman neyi yazıp, neyi yazmadığımı anımsayamıyorum. 

   Bu girişin gelişmesi de şu ki; bahsettim mi bilemedim ama şu anda çalıştığım firmada satış ekibinde yer almaktayım. Yeni yıla müteakip satışlarımız çok şükür elhamdülillah tavan yaptı. Satmak iyi güzel ve hoşta, sattıktan sonra başlayan bir dökümantasyon işi var ki, evlerden ırak casperlar. Şu sıra sattığımız tüm işler için ofisçe oturmuş kırtasiye işi yapmaktayız. :)

   Bu arada en sonunda aradığımı buldum galiba, bu şirket dördüncü iş yerim olmakla beraber şimdiye kadar en mutlu olduğum yer ve de beni en tatmin eden iş de burada yaptığım. Bilgisayar programcılığı okuğumu şimdi bir hatırlayalım. Buna rağmen ilk işim çağrı merkezi idi. Sonrasında yazılım şirketine geçsem de, onlar bendeki çene potansiyelini farkedince marketing işleri de bana kalmıştı. Sonrasında dünyanın en basit işini yapayım, asistan olayım dedim. Dedim ama kime dedim? Bir kere hiç basit bir iş değilmiş. İkincisi de kendimi yine satışta bulmuştum. Son olarak anladık ki satış benim işim! :) Bu yılın ilk iki projesini satmama müteakip göğsümü gere gere yürümeye başladığım doğrudur. :)

   Neticede gelemediğim şu vakitlerde gündüzleri iş kadını, akşamları ev hanımı olmak ile meşguldüm. Şimdi bir yığın iş dağ olmuş beklese de, yazmanın taşırma halindeyim şu an... Bir gelip içimi dökmem gerekiyordu canlarım.

   Tekrardan gelene kadar beni özleyin.
   Applesoda iş dünyasından son gelişmeleri bildirdi.
   Sevgilerle.

   Not: Büyüdüm de iş kadını bile oldum. :) Zaman ilginç bir kavram....

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.