gündüz iş kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gündüz iş kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mayıs 2017

Israrcı bir misafir durumu söz konusu...

   Bugünlerde bizim evin misafir potansiyeli çok yüksek. 

   Sürekli birilerinin bir gelmek isteme durumu var. (Bu da nasıl bir cümle olduysa.. Neyse idare ediverin.)

   Kendi evimize geçtiğimizden beri zaten insanlar "Ay, bir gelip göremedik." minvalinde cümleler kuruyorlar.

Ah be ablacım be.. Gelme ne olacak. Bütün hafta iş yerinde tuvalete gidecek vakit bile bulamadan çalıştığımı biliyor musun? Haftada en az iki kere mesaiye kaldığımdan haberin var mı? Mesaiye kalamadığım zamanlarda da bilgisayarı eve taşıyıp akşamı mail kutusunun başında geçirmeme ne diyorsun?

   Ben bu kadar canımdan bıkmışken, kocama güler yüz gösterecek halim kalmamışken, akşamları depresyonlardan depresyon beğenirken kusura bakmayın ama fırını bile olmayan şu evimde misafir ağırlamak istemiyorum.

   Tabii bunları yüksek sesle dile getirsem gelinlerin yüz karası ilan edilip, toplumdan dışlanırım. Bende bu sebeple dişimi sıka sıka "Buyurun!" diyorum. "Buyurun, buyurmaz mısınız?"

   Hal böyleyken bir şahıs arayıp "Canım yarın sana ikindi çayına gelelim." diyor. O bahsettiği tarih 1 mayıs, işçi ve emekçi bayramımız 1 mayıs... Resmi tatil ya ben evdeyim, hiç bir işim de olamaz zaten o günü bulmuşken aman gelin.

   Ben dişçi randevum olduğu için sabah kahvaltısına gelin, öğleden sonra evde değilim dedim. Ne oldu peki, gece birde aldığım bilgilere göre iptal oldu gelmediler.

  Bir hafta sonra bir cuma akşamı sana çaya geliyoruz diye tekrar aradılar. Bir takım hazırlıklar yapıp, oturup bekledik. Aradılar iptal ettiler.

  Bir hafta sonra bir salı günü arayıp "Akşam evdeysen sana çaya gelelim, ama hazırlık filan yapma, gerek yok." dediler. Tam o anda tepemin tası attı ve "Siz kimsiniz?" dedim. O da bana kafileyi saydı.

  İçimden bir "Ya sabır!" çekip, "Peki." dedim, "PEKİ!"...

  Akşamüzeri arayıp tekrar iptal ettiler.

  Şimdi soruyorum size, yeterince sabırlı davranmamış mıyım? Allahın verdiği üç hakkı da tükettiklerine göre, bir sonraki aramalarına "Lanet olsun, gelmeyin ulan gelmeyin. Sayenizde bana geldiler zaten!" deme hakkım yok mu?

   Bu yaptıklarını çok normal bir davranış gibi görmelerine mi kızayım? Her buldukları fırsatta bizim eve damlamak istemelerine mı kızayım?

   Yorgun ruhuma, bitkin bedenime, 26 yaşımda hayatımdan bezdiğime mi yanayım.

   Ne yapayım?
31 Ekim 2016

Kasvetli pazartesi...


  • Selamlar Casperler... 
  • Yine uzun bir ara vermiştim ki, birden kalktım geri geldim. Zaten yıllardır yazarım, uzun uzun verdiğim aralarımla meşhurum kendi çapımda sanıyorum.
  • Camdan bakınca dışarıda ısıtmasada sıcak bir aydınlık yayan güneşin varlığını görebiliyorum. Oysa ki içimde kış mevsimi rüzgarları uğulduyor.
  • Sanırım depresyona girdim. Ara ara girip çıkıyor da olabilirim. Benim bu hallerimden eşime fenalıklar geldi onu da belirteyim.
  • Yeni bir iş, yeni bir mutluluk getirmiyormuş. Tecrübeyle sabit. Bünyemin işe alışamaması, işe gidip gelmek istemeyişlerim vs. derken bende bir sinir hali, bir halsizlik, bir yorgunluk. 
  • Geçen perşembe sırf bu isteksiz hallerimden hasta oldum sanıyorum. :(
  • Ne olacak benim halim, şu anda bilmiyorum. İçimde hep "Yine mi mutsuzuz, yine mi kasvet..." sözü dolanıyor. ("Yine mi güzeliz, yine mi çiçek." sözünü kendi ruh halime uyarladım.)
  • Ah bir de kıyafet sorunsalım var ki sormayın. Eski iş yerimde hep fazla "casual" bir tarzda giyindiğimden sanırım, buranın resmi hallerinden bana afakanlar basıyor. Gerçi burada da aslında resmi giyinme zorunluluğu var diye bir bilgi yok. Lakin işte herkes resmi giyinip de ben öyle salaş salaş takılınca çirkin ördek yavrusu gibi göze batıyorum.
  • Ay ama ne yapayım yani; sabah uykusu mu, yoksa biraz erken kalkıp giyinip kuşanmak mı deseler bana her seferinde sabah uykusunu seçerim net.
  • Neyse bu giysi işi elbet bir sona ulaşacak, ya benim tarzıma şirket uyacak, yahut ben asimile olacağım. (Allah muhafaza..)
  • Neyse geçelim buraları... Son zamanlarda kendimi paspas örmeye verdim. İlk deneme olarak kendime ördüğüm paspas biraz yamuk olmakla beraber şu an banyo zeminininde yatıyor. :) İkincisi hediye olacak. Örmeye devam...
  • Bu arada ilk kez bu yıl izlediğim filmler ve özellikle okuduğum kitaplar için yazılar hazırladım. Yıl sonuna kadar güncelleyeceğim ve yıl sonunda emrinizdeyiz efendim. :)
  • Sanırım yazarak biraz depresyonumu azalttım. Şimdi gideyim de bir kahve içeyim. Öğlene kadar boşum nasıl olsa. :) Kurumsal çalışma takvimi  böyle geniş oluyormuş...
  • Hepinize sevgiler Casperlar. Applesodaa depresyonik ofisinden bildirdi.
4 Mayıs 2016

Selamlar...


  • Aslında bir "Pazartesileri hiç sevmem!" yazısı yazmaya niyetlenmiştim üç gün önce lakin yoğun işler nedeniyle bir türlü yazamadım.
  • Hafta sonu fellik fellik gezdikten sonra değil pazartesi bütün hafta çalışmaktan nefret etmekteyim Casperlar.
  • Olsun yine de umudumu kaybetmeyeyim hemen, nasıl olsa bu hafta sonu da gezeceğim. :)
  • Üç gündür aynı proje üstünde çalıştığımdan olsa gerek, şu an yerimde duramama hali içerisindeyim. Ofisin içinde ters taklalar atasım var düşünün o derece bunaldım.
  • Ah birde dün yağan yağmuru gördünüz mü? Sitenin kapısından apartmana girene kadar (yaklaşık bir yüz adımlık mesafe, belki daha az) sırılsıklam oldum. Öyle böyle değil üzerimden sular damlıyordu şıp şıp... Fındık büyüklüğünde yağan doluyu da es geçmeyelim, yerler bembeyaz olmuştu.
  • Bugünlük benden bu kadar, gidip biraz daha çalışmam lazım, gözlerinizden öperim.
  • Applesoda Koşuyolu Ofis'ten bildirdi.
  • Saygılar...
12 Nisan 2016

Bi ara...

Ramazan gelmeden diyorum...
Bi ara birleşip, benim evi bir temizlesek mi?

Şaka şaka.
Buraya yorum yazmaya üşenen Casperlar, taa Tuzla'ya benim evi temizlemeye gelecek değil ya.

O değil de, benim evi kim temizleyecek sahi?
Şu cam silme ve perde yıkama işini başkasına devretsem..
Gerisini ben yapacağım ya gerçekten, söz veriyorum.
:)

Onu da geçtim de perdelere bakınca; "Hmm yıkanacak olmuş bunlar, hep gri gri..."
dediğim gün (geçenlerde bir hafta sonu) anladım ki ev hanımı olmak yolunda
bir kilometre taşını daha geride bırakmışım ben.

Kızçeler, annelerinizi üzmeyin..
Onlar yapılacak bu işler diyorlarsa bir bildikleri vardır.
Tecrübeyle sabit.

Kolaylar gele hepimize.
O temizlik bi ara yapılacak. Bi ara..
:)

Applesodaa.

1 Nisan 2016

Cumalar candır, gerisi heyecan!!!

Mübarek cumanın tam orta yerinden bildiriyorum;
mesainin bitmesine az kala sizlere bir selam etmeden gidesim gelmedi.

Kendi kendimi enerjik olmaya telkin ediyorum.
Zira yarın akşama misafirim var.
Bu da demektir ki sabahtan kalkılıp ev dip köşe temizlenecek, çamaşırlar yıkanıp-kurutulacak.
Üç çeşit yemek yapılacak.

Misafir gelmeden önce ev temizliği yapmanın gerekliliğini hiç anlayamamıştım,
taa ki evlenip, evimin hanımı olana kadar (sadece akşamları da olsa ev hanımı, ev hanımıdır).
Ne de olsa misafir gidince ev daha beter olacağından,
annemin evinde söylene söylene iş yapmayı
görev edinmiştim.

Lakin artık bende biliyorum ki; misafir gelecek ise o ev temizlenecek.
Türk kızı olmaktan mıdır, hamurumuzu annelerimiz böyle yoğurduğundan mıdır?
Yoksa bu toprakların havasından suyundan mıdır bilmem??
Artık bildiğim şey misafir geleceği zaman ev temiz değilse,
yüreğimin orta yerinin sıkıntılara gark olduğudur.

Misafirler arada bir teşrif ettiğinden, bizleri temiz pak hatırlasınlar isteriz.
Annelerimizden böyle gördüğümüzü bilsinler, 
gönül rahatlığı ile ikramlarımızı yiyip, içsinler isteriz.

Maddeleri çoğaltmak mümkün olmakla beraber,
annem gibi olmayacağım dediğim tüm zamanların üzerine
şimdi tam annem gibi oldum. :)

Türk kızı olmak kolay değil vesselam, misafire hürmet ve hazırlık etmek 
genlerimize işlenmiş bir kere azizim. :)

Öyleyse ben bir koşu evime gideyim.
Bu akşam dinlenip güç toplayayım, yarın ölümüne yorulacağım. :)

En piri pak yanımdan kocaman sevgilerle..
Bol misafirli hafta sonlarınız olsun...
(Ben misafiri tek başıma ağırlayacak değilim ya... Sizde çalışın..)
:)

Applesoda, en hamarat ev hanımı cuma haberlerini sundu...

Not: "Annemin evi"... Dikkat ettiyseniz eğer söylemesini geçtim, dilime değmese dahi yazması bile kalbimi sızlatıyor.

25 Mart 2016

Nerelerdeydim?

   Uzunca bir zamandır buralara gelemedim. Her gün blogun kontrol panelini açıp, kimler uğramış diye baktıysam da yazamadım.

 Yoğunluktan olduğu zaten aşikar, lakin gelemediğim bu sürelerde yazmanın benim için ne ifade ettiğini de sıkça düşündüm.

 Dün akşamüzeri metroya yürürken en sonunda kararımı verdim. Yazmak; insanın kendini ifade etme biçimlerinden biri olsa da benim için yazmak,  aynı zamanda paylaşmak demek. Bir de yazmanın taşırma hali var içerimde, biriktirip biriktirip de artık içimde tutamadığım o anlarda taşırıyorum içimdeki dünyayı yazarak.  

  Bunca yoğunluk bana yaramadı. Çok felsefi konuşmaya başladım. :)

 Onca yıldır buralara içimi döküp, ruhumu saçıp, kendimden bahsettiğimden kimi zaman neyi yazıp, neyi yazmadığımı anımsayamıyorum. 

   Bu girişin gelişmesi de şu ki; bahsettim mi bilemedim ama şu anda çalıştığım firmada satış ekibinde yer almaktayım. Yeni yıla müteakip satışlarımız çok şükür elhamdülillah tavan yaptı. Satmak iyi güzel ve hoşta, sattıktan sonra başlayan bir dökümantasyon işi var ki, evlerden ırak casperlar. Şu sıra sattığımız tüm işler için ofisçe oturmuş kırtasiye işi yapmaktayız. :)

   Bu arada en sonunda aradığımı buldum galiba, bu şirket dördüncü iş yerim olmakla beraber şimdiye kadar en mutlu olduğum yer ve de beni en tatmin eden iş de burada yaptığım. Bilgisayar programcılığı okuğumu şimdi bir hatırlayalım. Buna rağmen ilk işim çağrı merkezi idi. Sonrasında yazılım şirketine geçsem de, onlar bendeki çene potansiyelini farkedince marketing işleri de bana kalmıştı. Sonrasında dünyanın en basit işini yapayım, asistan olayım dedim. Dedim ama kime dedim? Bir kere hiç basit bir iş değilmiş. İkincisi de kendimi yine satışta bulmuştum. Son olarak anladık ki satış benim işim! :) Bu yılın ilk iki projesini satmama müteakip göğsümü gere gere yürümeye başladığım doğrudur. :)

   Neticede gelemediğim şu vakitlerde gündüzleri iş kadını, akşamları ev hanımı olmak ile meşguldüm. Şimdi bir yığın iş dağ olmuş beklese de, yazmanın taşırma halindeyim şu an... Bir gelip içimi dökmem gerekiyordu canlarım.

   Tekrardan gelene kadar beni özleyin.
   Applesoda iş dünyasından son gelişmeleri bildirdi.
   Sevgilerle.

   Not: Büyüdüm de iş kadını bile oldum. :) Zaman ilginç bir kavram....
21 Ocak 2016

Bugünlerde ben...

Bu hafta her sabah; çok kar varsa işe gitmeyeceğim diye kalktım.
Kar yoktu, işe gitmek zorunda kaldım.

Beynimde her sabah "Olamaz yine sabah oldu, yine kar yok!" çığlıkları yankılanıyor.
Tükenmişlik sendromuna yakalandım galiba, tatil istiyorum!!!

Bu hafta sonu sevdiceğim çalışacağından, bendeniz mâbadımı itina ile koltuklara yayacağım.
Biraz dizi izlerim, biraz örgü örerim.

Casperlarım size söylemeyi unuttum, her kış bir hobiye merak sardığımı iyi bilirsiniz.
Bu kış yeni bişey denemek istemedim. Örgüye geri döndüm.
Bir kaç çeşit ip aldım, çok tatlılar, rengarenk. :)

Şimdi sarhoş yolunu şaşırdı modelinden bir atkı yapıyorum kendime. :)

Bir ara da izlediğim kore dizilerini yazayım diye düşünüyorum.
Artık listesini bir tutayım bence. :)

Gözlerinizden öper, çalışmaya giderim.

Applesodaa.
Koşuyolu'ndan bildirdi.
Saygılar.
15 Ocak 2016

Oldu en sonunda oldu!


Çok ama çok uzun zamandır istemiş olduğum sinemaya gitme işini
nihayet dün gerçekleştirebildik. :)

Lakin hafta içi gitmesek daha iyi olabilirmiş sanırım. Zira sabah kendimi yataktan
sürükleyerek kaldırdım...

O sefil sürüklenme halimin üzerine
44 km. yol gitmiş olsam da, şu anda sizlere gözüm kapalı yazıyorum canlarım.

Bu arada üç haftadır evde temizlik yapamadım. Her yer toz içinde...
Benim içimse sıkıntılar içinde bu durumdan ötürü.

Lakin bu hafta da cumartesi çalıştığımdan, pazar da annemlerle gün toplantısı olduğundan
(hangi akla hizmet girdimse ben o güne) temizlik işini bir başka bahara
bırakmak durumunda kalacağım sanırım.

Bir ara diyorum casperlar toplanıp gelseniz de benim evi bir temizlesek mi? Ne dersiniz?

Applesodaa sabah haberlerini sundu.
Saygılar.
11 Aralık 2015

Güzdüz iş kadını, akşam ev hanımı...



Malumunuz bir süre önce evlendim.
Henüz 2,5 ay olsa da ben 2,5 yıldır evli gibi hissediyorum kendimi....
İlk haftalarda neyi ne zaman yapacağımı şaşırsam da şimdilerde
biraz aklıma da kendime de sahip olabiliyorum. :)

EKBS 1: Bu akşam ne pişireceğim?
Evlendim evleneli şu yemek mevzusunu bir çözemedim gitti.
Yemek yapmayı bilirim, iyi de bilirim, lakin akşam olup da evin yoluna düşünce
"Ay Allahım Allahım, ben pişireceğim bu akşam!" diye düşünmekten
menapozlu kadınlar gibi ter basıyor beni.
Sanki bütün yemek tarifleri aklımda uçup gidiyor.

EKBS 2: Pişirsem bir, pişirmesem bin dert!
Yemek pişirmesem; aç kalacağız. Pişirsem; ziyan olacak.
Beş kişilik evden, iki kişilik eve transfer olunca
yemeklerin ayarını da tutturamaz oldum.
Azıcık pişirme konusunu çözemedim; bazen artıyor, bazen yetmiyor. :(
Sevdiceğim de her akşam yemekte evde olmadığından, kalınca kalıyor.
Hal böyleyken ne yapsam olmuyor, olmuyor.

EKBS 3: Yıkanarak çoğalan çamaşırlar!
Ödeye ödeye bitiremediğim borç çilesinden sonra şimdi başım çamaşırlarla belada!
Yıkandıkça çoğalıyor sanki kirli sepetinin nüfusu.. :(
"İki kişinin nasıl bu kadar çamaşırı olur?" sorusunun cevabı hala meçhul.

EKBS 3.1: Bir nevresim seremonisi.
Bu madde üst maddenin içeriğine dahil olmakla beraber
problemin yarısını oluşturuyor da olabilir.
Gelen-giden-kalanlara müteakip nevresimler çıkarılıp kirli sepetine atılıyor.
Sonra kirli sepetinin hali perişan, ben perişan, kimse yok iki mandal uzatan...
O nevresimlerse beni benden aldılar. 
Bütün takımlarımın çarşafları farklı renk, başlayacağım böyle estetik görünüşe...
Bir nevresim iki postada yıkanıyor bu durumda.
Gerisini uzatmaya gerek yok, siz beni anlarsınız canlarım.

EKBS 4: Temizlemeli mi temizlememeli mi?
Evi ne zaman temizlesem misafir geliyor.
O saatten sonra evin temiz olmasının bir anlamı zaten kalmıyor.
Evi temizlememe işini denedim geçenlerde, iki hafta geçti ne gelen ne giden...
Dedim bir temizlik yapayım artık, pisliğe karışacağız.
Temizliği yaptım, ertesi sabah (sabah namazından da önce hatta) kapıda misafir.
Bu işte de bir Murphy seziyorum lakin, kanıtım yok. :(

EKBS 4: Evlilik, bir çözemediğim olaylar silsilesi...

EKBS 4.1: Vaka 1 - Turşunun iyisi pet şişeye yapılmayandır.
Tam temizliği-yemeği yapmış, huzura ermiş, kocamı beklerken
dedim bir turşu çıkarayım. Ah demez olaydım!
İlk kez pet şişeden turşu çıkaracağımdan olayın mevzuatını da bilmiyorum.
Kapağını açarak işe girişeyim dedim ki....
Kapağı azıcık çevirmemle birlikte kapak tavandan sekti,
turşu suyu boyumu geçti, duvarda biber yaprakları...
Tam "perişanım şimdi" anı.
Sonrası...
Sonrası yer sil, duvar sil falan filan....

EKBS 4.2: Vaka 2 - Buzdolabımın etiketi alıp başını gitti mi?
Evde mevlüt okuttum. Yeni evliyim ya evimin bereketi olsun dedim.
Başıma ne geldiyse şu iyi niyetimden zaten...
Mevlüt sonrası buzdolabının etiketinin yarısının yerinde yeller estiğini fark ettim.
Ya etiket alıp başını gitti.
Yahut bir insafsız amaçsızca söktü.
Bilemedim.

EKBS 4.3: Vaka 3 - Maşallah dediğim üç gün yaşamıyorsa...
Birde sevdiceğimin traş köpüğünün nedensiz patlaması var.
Tam bir önceki gün banyoyu düzenlemiş, herşeyi yerli yerine koymuşum,
sonra kapıdan banyoya bakıp ne güzel oldu diye düşünmüşüm.
Sonraki gün traş köpüğü patlasın...

İki buçuk ayda ev hanımı olmaya dair yaşadıklarım bunlar.
Lakin iyi yaptığım şeyler de var canım.
Mesela geçen akşam ilk kez kabak tatlısı yaptım.
Yiyen memnun, yiyemeyen bin pişman. :)

Gündüzleri iş dertleri, akşamları ev dertleri...
Hem çalışıp, hem evli olmak sürekli iş yapmayı gerektiriyor kanımca.
Ben gene iyiyim hem çalışan, hem anne olanlara
Allahtan sabır ve enerji diliyorum.

Applesodaa evlilik yolunda son gelişmeleri bildirdi.

Acemi ev hanımı yanımdan sevgilerle...

Not: "EKBS" - Evli kadının başlıca sorunu manasında yapılan bir kısaltmadır.
Notun notu: Pet şişeye kurulan turşu öyle pat diye açılmaz, önce kıyısına kenarına bir delik
açılarak gazı alınır.
Tavsiye: Nevresimleri tek renk alın, sonra çok ağlarsınız.




Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.