çınarla anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çınarla anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Eylül 2026

Çınar'la İngiltere turuna çıkıyoruz.

 Dostlarım,

Uzun zamandır Çınar'la yaptığımız ilk yurtdışı gezisini yazmak istiyordum, ancak kısmet oldu. Hazırsanız başlayalım! Bu oldukça uzun bir yazı olacak, çayınızı-çerezinizi yanınıza almayı unutmayın.

İlk yurtdışı gezimiz tabii ki de Çınar'ın Merme'sine olacaktı. İngiliz Merve'yi görmek için mart ayında düştük yollara. Bu arada biletleri o kadar uzun zaman önce almıştım ki, ara tatile denk getirip Çınar'a sürpriz yapmak istemiştim ama bir yerde bana da sürpriz oldu. Çünkü meğerse tatilimiz tam olarak Ramazan'ın son haftasına denk geliyormuş.

Gezimiz daha havalimanında olaylı başladı, Çınar'ın uzun zamandır sallanan dişi havalimanında düştü, dişi de düşürüp kaybettik o hengamede. 

Yolculuk nedeniyle miktar duygusallaşan çocuğumun modu yerine gelsin diye, gel oyuncak bakalım dedim. Bu arada seyahatlerimizden önce bir oyuncak sınırı belirliyorum, bu seyahatta Çınar'ın dört oyuncak hakkı vardı. -Kendisi sıkı pazarlıkçıdır bu arada; bir diye başlıyoruz pazarlığa artık nerede insafa gelirse.-

Bir de Melike önceki seyahatinden kalan 20 poundu Çınar'a harçlık olarak verdi. Onunla alacaklarına da biz karışmadık ama seyahat boyu parasının hesabını yapması, kalanı artanı hesaplaması açısından hoştu.


Ben bileti çok uzun zaman önce alınca, havayolu firması da on dakika, yirmi dakika diye diye bileti aylar boyunca öteleyince kendimizi gece yarısı seyahat ediyor bulduk.

Çınar'ın bi uyuyup bi uyanması bakımından benim için çok zorluydu, çünkü uçaktan inince trenle Gatwick'den Luton'a geçmemiz gerekiyordu.

En trajikomik olansa, Luton bileti gece yarısı diye onu almayıp daha erken bir saate Gatwick için bilet almıştım. Ama günün sonunda havayolu firması sağolsun gene olmaktan korktuğum yerde buldum kendimi.

Bu arada inişimizle trenin kalkışı arasında 40 dakika vardı. Havalimanının içinde depar attım çocukla ve iki valizle resmen. Tam herşeyi hallettim, tren biletlerini makineden çıktı aldım, oh be dedim ki....

Çınar "Anne tuvaletim geldi." dedi. Ağlamadım arkadaşlar, içime attım, bir de üstüne bir tur daha havalimanında depar attım. Ama sonuç olarak o trene yetiştim.

Maşallah bana!

Neyse ki sonrasında Merve bizi Luton'dan aldı, Ramazan olduğu için arkadaşı da bizi sahura davet etmiş, arkadaşına sahura gittik. Gittiğimiz evin çocukları da Çınar'la yaşıt olunca, uykusu sürekli bölündüğü için nemrut nemrut bakınan oğlumun yüzüne renk geldi.

Bu arada sol üst fotoğraf Merve'nin köyü Cranfield'dan, Merve'nin küçük evinin manzarası, sağda ve sol altta Merve'nin okulunda tura çıkan küçük danam, en son fotoğraf da Merve'nin gecikmeli doğum günü kutlaması.

İkinci gün Londra'ya gittik. Çınar'ın Londra metrolarındaki rahatlığı beni benden aldı. Metrolar korkunç pis olduğu için ben elimi cebimden çıkarmazken oğlumdaki rahatlık seviyesini soldaki ilk fotoğrafta görebilirsiniz.

Natural History Museum'u Çınar'la detaylı gezerim diye daha önceki gelişimde kısacık gezmiştim. Çınar sadece vahşi hayvanlar ve müze shopları ile ilgilendiği için ancak dinozorlara kadar görebildim.

Solda dinozor mutlusu Çınar, ortada Çınar'a genel kültür yüklemesi yaparken Merve, en sağda da ahretliğim ve ben. 

Solda, St. James parkında sicap besleyen yavrum mutlu ama aslında sincapları beslemek yasakmış, oysa ki kajuyu ona acıktı diye atıştırmalık olarak vermiştim ne bileyim arkamı dönünce sincapları besleyeceğini. 

Ortada, Victoria & Albert Müzesinin kafesinde yine mutlu edemediğim evladım. Ne yapsanız yaranamazsınız bazen, oruç aklımızla sürekli Çınar'ın yemek yemesi için mekanlarda oturmak bi tık zorlamadı desem yalan olur. Bir de üzerine günde neredeyse yirmi bin adım attığımızı hesaba katarsanız, hayat bir hafta boyunca oldukça zordu arkadaşlar.

En sağda Science Müzesinden aldığı astronot yemeğini bize öven Çınar, o kadar ama o kadar övdü ki şu dandik şeyi, gidip bir tane de kendimize mi alsak, iftardan sonra denerdik diye düşündük.

Londra gezimizi Open Iftar etkinliği ile sonlandırdık. Trafalgar Meydanı'nın tamamı bu etkinlik için kapatılmıştı. Open Iftar oldukça prestijli bir etkinlikmiş ve bir çok Avrupa şehrinde yapılıyormuş, Merve'cim bir daha ne zaman Ramazan'da geleceksiniz sanki deyip bize de bilet almış.

Etkinlik çok kalabalıktı, kalabalık olacağından da bir saat kadar erken gidip giriş yaptık. Öncesinde birlik beraberliğe çağıran konuşmalar yapıldı, meydanda kuran okundu, namaz kılındı. Bu anlamda çok güzeldi. Tek kötü yanı bir saat boyunca beklerken donduğumuz için yemeklerin de soğuk dağıtılmasıyla beraber hepten donduk.

Öğrendiğime göre ilk kez bu sene böyle soğuk yemek servis edilmiş, neyse katıldığıma mutlu oldum ancak bir sonraki sefere böyle bir etkinliğe gidersem yanımda yemeğimi götürürüm.

Dipnot: Dağıtılan hurmalar mükemmeldi, ben hurmanın asıl membağı olan ülkere seyahat ediyorum ama bu kadar büyük hurmaya hiç denk gelmemiştim.

Sonraki gün Cambridge'e gitmeye karar verdik. İlk fotoğrafta arabadan iner inmez bana çiçek toplayan küçük romantik sıpam var.

İkinci fotoğrafta bir bir köprünün üstündeyiz ama kadrajda ünlü Matematik Köprüsü var.

Son fotoğraf ise bulunduğumuz köprüden nehrin diğer yakası...

Cambridge'de inanılmaz bir göz şenliği yaşadık, her yerde pembe beyaz manolyalar açmıştı. Gezdikçe içimiz açıldı.

Ortada bir kilise bahçesinde bulduğum manolya ağacı altında çocuklarım.

En sağda ise Newton'un başına düşen elmanın ağacının torununun torununa bakmaktasınız.

Solda sokaklarda şen şakrak gezen benimkiler. Ortada Fitzgerald Müzesi'nin girişi, en sağda ise müzenin iç merdivenleri.

Bu müzeyi ben atmosferi yüzünden çok sevdim, Çınar ise sergiledikleri kılıç kalkanlar açısından.

Müzede çocuklara kağıt - boya kalemleri vs veriyorlar, müzeyi gezerken resim yapsınlar diye.

Solda ressamımız Çınar Bey'e poz veriyorum, ortada ise ressamımızın eserini görebilirsiniz.

En sağda ise Çınar'ın müzeden aldığı şövalye, torunum olur kendisi.

Solda meşhur Corpus Clock'un mekanizmasını Çınar'a anlatan Merve, ortada bulduğumuz tatlış bir kitapçıda harita arayan Merve, en sağda da Cambridge sokaklarında benimkiler.

Soldaki ve ortadaki fotoğraf Cambridge Üniversitesi'nin kitapçısından, şurada oturup zaman geçirmek isterdim ama Çınar'la ne mümkün. En sağda ise İngiltere'de her yerde görebileceğiniz Harry Potter ürünleri satan dükkanlardan birisi.

Günü Cambridge Merkez Camii'nde sonlandırdık, iftarı da burada yaptık. Ramazan boyunca dünyanın her yerinden müslüman toplulukları bu şekilde iftarlar organize ediyormuş. İlk iki gün Merve'nin okulunda iftar yapmıştık, iftar organizasyonunu Türklerin yaptığı günlerdi.

Çok hoşuma gitti açıkçası, dünyanın her yerinden farklı farklı insanlarla iftar münasebetiyle bir araya gelmek; hem sohbet şansı hem iftarı paylaşma duygusu çok güzeldi. Oruçlu olarak gezmek ne kadar zorsa da iftarların güzelleği bu zorluğu gölgede bıraktı açıkçası ve Ramazan'da seyahat ettiğime de sevindim. Yoksa nasıl haberim olacaktı ki?

Dipnot: Bu camiinin yapımı için birçok bağış toplanmış, ancak en büyük bağışların bir kısmı Türk Diyanet Vakfı ve Türkiye'den bazı vakıflar tarafından sağlanmış, o yüzden Türklerin camiinin yapımındaki katkısı nedeniyle camii Türk destekli olarak anılıyor.

Sonraki gün Oxford'a gittik. Solda Sighs Köprüsü, ortada Oxford'da deliler gibi koşturup her yere tırmanmak isteyen çocuğum ve en sağda ekibimiz.

Okul binaları Oxford'un tamamına yayılmış durumda, burası en meşhur olan Harry Potter'in yemek salonuna da ilham olan ana bina.

Turist olarak her binaya girmenin ayrı ücreti var, Merve ne kadar isterlerse vereceğimi bildiğinden, ev ekonomisi de yapmak amaçlı Oxford'da okuyan bir arkadaşına haber vermiş, arkadaşı bizi gezdirdi.

Oxford'da okuyorsanız yanınızda iki kişiyi ücretsiz binalara sokabiliyorsunuz, çoğu yerde Çınar'ı saymadılar, hep birlikte girdik dolaştık.

Burada bahçelerde koşturan küçük sıpam ve hoşuma giden bina girişlerinden bazı tavan detayları ile bakışmaktasınız.

Soldaki fotoğrafımız çok güzel çıkmış, bu geziden favorim bu fotoğraf.
Ortada ve sağda; New College binası aynı zamanda Harry Potter Felsefe Taşı filminde uçuş derslerinin çekildiği yer.


Burada New College'in iç kısmını keşfediyoruz, ortada yediği bazı bir takım haltlar yüzünden Merve tarafından azarlanan Çınar, sağda da ikisini kendi haline bırakmış olan ben.


Hala New College'dayız, ortada Harry Potter ve Ateş Kadehi filminde Moddy'nin Malfoy'u gelinciğe çevirdi o ağacın altı var.

Daha önce Merve ile Oxford'a gelen Melike bizim fotoğraflarımızı görünce "Ama ben buralara gitmedim." diye serzenişte bulundu. Bende "Merve Harry Potter izlemiş mi ki götürsün seni, ben elimde listeyle geldim." dedim. :)

Bir sonraki seyahatimizde Merve'yi satıp Melike ile Oxford'a gitmemiz lazımmış, notlarımıza ekledik.


Oxford okul binalarından vitray detayları, ortadaki kilise tam olarak hangi binadaydı hatırlamıyorum.


Yine Oxford okul binalarından bazı detaylar ve son karede eve dönüş yolunda minnak yavrumla ben.

Normalde Merve ne zaman birşey almak istesek gereksiz der, ona o para verilir mi der, hiç susmaz, birşey de aldırmaz. Merve'ye rağmen alışveriş yapmak zordur inanın.

Ama oruç başına vurduğundan Oxford'da gezerken aldıklarıma pek müdahele edemedi. 

Solda basilik kanını bile çay bardağında içen Türkler olarak biz, sağda da aldığım turist kazıklama ürünü içeçekler.

Tadı güzel değildi, ayrıca sağdakinin kaymakbirası olduğunu iddia ediyorlara ama uzaktan yakından alakası yok dostlarım.

İşte böyle bütün bir hafta orası senin, burası benim gezdik. Orucumuzu her gün farklı bir yerde farklı insanlarla açtık. Çınar aldıklarından ve gördüklerinden memnundu.

Benimse bu tatil sonrası dinlenmek için bir tatile daha ihtiyacım vardı.

Çınar bu tatilden önce Harry Potter izlememişti ama eve döndüğümüzde ilk filmi izlemesine izin verdim. Filmde kırmızı otobüsleri gördüğünde "Aaa anne biz buraya gitmiştik dimi!" diye çok şaşırdı, sonrasında uçuş derslerinin olduğu sahne gelince yine gittiğimiz yeri tanıdı.

Onun dünyasının bu kadar küçük olması, dünyasında ve hayallerinde her yerin erişilebilir olması beni çok mutlu ediyor. Çünkü ben Harry Potter okuduğumda Londra benim için dünyanın bir ucuydu ve bir gün gerçekten gidip görebilir miyim diye o küçük aklım asla hayal kurmamıştı.

Buraya kadar okuduysanız azminize sağlık, gözlerinizden öperim.

Adios, Applesodaa.

8 Kasım 2023

#Çınar'dan seçmeler.

Uzun bir aradan sonra size Çınar'dan seçmeleri getirdim. Yanda dayısının nişanında giyinip süslenmiş bir adet Çınar görmektesiniz. Şimdi bakalım neler yumurtlamış benim minnoş danam. :)

1. Annemlerin evdeki kedi kızgınlık dönemine girmiş, sürekli oralara buralara sürtünüyordu. Çınar'a da kedinin bu halleri pek garip gelmiş. Annemler konuşurken de kızgınlık dönemini duymuş sanırım, akşam eve geldim. Bir heves bir heyecan koştu yanıma; "Anne biliyor musun, bizim kedi tribe girmiş." dedi. Sonuçta kızgın insanlar trip atabiliyorsa, kızgın kediler de atabilir diye düşündü sanırım.

2. Bir akşam evde bizi delirtti. Tutturdu illa onun istediği olacak. Dedik ki olmaz saat geç oldu, yatman lazım başka zaman yaparız. Kollarını kavuşturdu, geçti karşımızı "Bak ağlıyorum, ağlicam." diye bizi tehdit etmeye durdu. O halleri çok komikti ama yemedik tabii ki.

3. Annemin memlekette olduğu sürede bir iki gün Çınar'a bakmaya kuzenim Demet geldi. O sıralar da eylül başı hava malum ateş atıyor. Demet sürekli evde "Yanıyoruz Fuat Abi" diye geziyor. Benim yavrum da "Yanıyoruz Fuat Abi" yerine "Sıcaklıyoz Necati Abi" diyor. Necati Abi; Kral Şakir'den bir karakter aslında ama iyi denk getirmiş. Sonra hepsini unuttu bir ara Demet'e diyor ki "Demet sıcakladık, ne dicektik?".

4. Her Türk ailesinde illa ki istenilmeyeni yapan bir aile bireyi vardır. Bizde de bu babam oluyor, nerede çocuğa öğretilmeyecek birşey varsa mutlaka elini atar. Çınar biraz büyüyüp de pipisinin farkına varınca (sürekli bir pipi ile oynama sevdaları), babam da bir Karadenizli olarak oğlumun pipisine "hamsi" adını takmış. Fakat yeni nesil senin benim bildiğim gibi değil ki çiçeğim... Bir gün Çınar'ı tuvalete götürdüm, çıktığında üzerini giydirirken bana dedi ki: "Anne bu pipi ama dedem bunu hamsi sanıyor." meğer çocuğum dedesi yaşlı diye onun gönlünü eğliyormuş. Ne desem bilemiyorum.

5. Ordu gezimizde Yoroz'da zirveye çıkınca Çınar orda duran kayanın üzerine tırmandı ve şöyle dedi "Ben bu dağın kralıyım ve karıncalarımı koruyorum.", bende öyle baktım ne diyeyim.

6. Bizim kapıda gariban bir kedi var, doğurduktan hemen sonra annesine araba çarpmış. Bu garip de kalmış tek başına, o sıra bizde burada yoktuk, gözleri enfeksiyon kapmış. Dönünce eşim ve Çınar'ın ilgi alakası sayesinde bir gözünü kurtardık şükür. Çınar kediyi çok sevince eşimle mama almaya gidince tasma da almış. Sonra o tasma çalındı. Sonra eşim gitti yenisini aldı - tasma da yakışıyor tombik bir yavru kedi olduğundan- o da çalındı. Eşim son bir tur tasma aldı geldi, takarken de söyleniyor "Memleket hırsız kaynıyor, hırsız." diye. Çınar'da akşam anneannesine durumu anlattı üzerine de "Anane memletek hırsız kaynıyo hırsız" diyor. :)

7. Geçen gün dışarı çıkarken montunu giydiriyorum. Malum çocuklarda bir kıyafetin kolunun montun içinde sıyrılıp kalması durumu vardır. Tam o an bu durumu yaşadık, Çınar'da bana şöyle dedi; "Kolum içine kaçtı alla alla ya neden anlamıyosun sen bu işlerden"... Hem kıyafetini düzgün giyemiyor, hem bana söyleniyor. :)

8. Çınar'a takım elbise alacağım malum nişan için gösteriyorum hangisini alalım diye gidip en cart mavileri seçiyor. Baktım böyle olmayacak "Siyah alalım mı? Dayın da siyah giyecek. Dayın büyük damat, sen küçük damat olursun." dedim. Demez olaydım o da şöyle dedi "Peki gelin kim olacak, Şüheda da gelmiyor ki..."... Şüheda arkadaşımızın kızı, Çınar'ın kankası oluyor bu arada...

Bonus: Bu aralar ilginç bir şekilde telaffuz ettiği kelimeler aşağıdaki gibidir.

Flamingo - Fingalino - Filalingo (aklına hangisi gelirse)
Tarla - Talla
Şimdilik - Şimdicilik
Spider Man - Spaydur Men
Sıyırılmış - Sıvrık (Kolum sıvrık benim diyor.)
Egzersizimi - Egzersimizi
Hipopotam - Pipopotam
Bukalemun - Kalemun
Geğirmek - Gehirmek
Vezir - Rezil (Satranç oynarkan rezili aldım falan diyor, çok gülüyorum.)

Eveet, güncel olarak durumlar böyle. 
Favorinizi yorumlara bırakmayı unutmayın. 

Görüşmek üzere.
28 Şubat 2023

#Çınar'dan seçmeler.

Hello canlarım,

Size bir adet boyuna göre market arabası bulduğu için sevinçten ağzı kulaklarına varan Çınar ve Çınar'dan seçmeleri getirdim. :)

1. Bu aralar kafayı polislikle bozdu bizim oğlan;

Ben: Babaanneni neden tutukladın?
Çınar: Çünkü babaannem dedemin kalbini çalmış.

2.Çınar'ın odasındaki oyuncak sepetinin en üst bölmesine boyu yetişmiyor. Babasına oradan istediği şeyleri söyledi, babası da Çınar'a uzattı.

Çınar: Sen çok iyi bi babasın.

3. İkea'nın meşhur tren setini bir kurup bir kaldırıyoruz. Yine bir akşam kurduk, bana nasıl sürüleceğini öğretti ve şöyle dedi;

Çınar: Hey çocuklar sizde böyle tren oyunu oynuyor musunuz? Yorumlara yazın, hoşçakalın.

Yemin ediyorum çocuk değil youtuber doğurmuşum diye bir tırsmadım değil...

4. Çınar benim terliklerimi giymiş geçen gün şöyle bir şey söyledi;

Çınar: Ben anneyim, benim başım dönüyor.

Bunu yazarken başım yine bir tur dönedurdu, ne olacak bu halim benim, başım fır fır...

5. Her akşam bir tur Çınar'ı yatağa yatırmak için ikna seansına başlıyoruz. "Pijamalarımızı giyelim, yatağa yatalım, çizgi film açalım." dedim. Cevap olarak bana;

Çınar: Immm bu çok sıkıcı.

6. Marketten Çınar'a bir kitap almıştım. Uzun bir zaman sonra dikkatini çekti. "Hadi bunu okuyalım." dedi. Ben okudum, dinlerken kötü kalpli avcı karakterine kafayı taktı. Sonra kitabı eline alıp, o bana hatırladıklarını anlatmaya başladı.

Çınar: İşte kötü adam buradan ağacın tepesine çıkmış, buradan böyle kaçmış.
Ben: Aaa öyle mi?
Çınar: Kötü adamın yanına geldik.
Ben: Kötü adamın yanına mı geldik?
Çınar: Bak bu kötü adam işte.
Ben: Vay canına.
Çınar: Şu ters bacaklıyı görüyor musun?
Ben: O ters bacaklı mı?
Çınar: Evet bak bi ayağı burada, biri burada, ağzı burada, sinirli, baykuşlara yardım etmek istemiş, kafesleri görüyor musun?
Ben: Görüyorum.
Çınar: Bunlar böyle kötü adama yazıklar olsun diyolar...
Ben: Öyle mi diyorlar.
Çınar: Hımm.
Ben: Peki.

Not: Arada bir Çınar'la konuşurken ses kaydı alıp teyzesine atıyorum, bunu da o anda kaydetmiştim. Sonra kayıttan yazdım diyaloğu, buraya eklemeyi becerebilsem ekleyecektim ama olmadı, maalesef. 

7. Bir sabah uyandık, ben şöyle kollarımı kaldırıp bir gerindim, bana baktı ve şöyle dedi.

Çınar: Anne seninde kolunda sakalların var mı?
Ben: Sakal mı ne sakalı?
Çınar: Hani böyle babamın oluyor ya siyah siyah..
Ben: Hımm benim yok ondan.
Çınar: Benim de yok.

Bonus: Bu aralar ilginç bir şekilde telaffuz ettiği kelimeler aşağıdaki gibidir.

Rica ederim - hica ederim
Namaz - mamaz
Yuvarlak - yuvallak
Vanilyalı - valinyalı
Navigasyon - mamigasyon
Gitar - bitar

Not: Bu yazıyı şubatın başında yazmıştım. Olanlardan sonra yayınlamayı unutmuşum. Yeni bir ayın ilk yazısı olsun, bir parça gülümsemeye, biraz umuda ihtiyacımız var.
16 Aralık 2022

#Çınar'dan seçmeler.

Size Çınar'ın selamını getirdim. :)

Gün geçmiyor ki yeni yeni şeylerle beni dumura uğratmasın. Bu aralar boyundan büyük ne gibi laflar etmiş bakalım...

Not: Resimde berberden saç traşından gelmişti. Küçükken berbere gitmemek için sinir krizi geçiren çocuk nerde, berberden gelip de poz veren bu minik delikanlı nerde? Hey gidi günler hey...

1. Ben: Sen çorbanı içtin mi?
    Çınar: İçmedim.
    Ben: Neden?
    Çınar: Elektrik kesikti o yüzden.

Bu bahaneyi de üç yaşında öğrenmezsin be yavrum demedim değil ama öğrenmiş işte...

2. Kızkardeşim Çınar'a 50 TL verdi. Sonra bir de 50 Kron verdi. Birini şimdi birini de İsveç'e gelince harcarsın diye anlattı. Benim çocuğum efendi efendi dinledi ve sonra şöyle dedi. "Tamam. Teyze şimdi bana gerçek para ver." Gerçek para dediği bozuk para oluyor. Kağıt parayı, paradan kabul etmiyor. :)

3. Kızkardeşimin tatile geldiği ilk gece teyzesiyle yatmak istedi. Onlar salonda yatarken bende duş almaya gidiyordum. Diyalog şöyle:

Çınar: Çikolata yiyelim mi?
Teyze: Anne izin vermez şimdi çikolata yemeye.
Çınar: Neden?
Teyze: Bugün çok yedin. Anne izin vermeden ben veremem sana çikolata.
Çınar: Ama bende burda yaşıyorum, ben izin veriyorum. Ben burda yaşamıyor muyum?

4. Birlikte bir oyun oynuyorduk. O sırada ben biraz aceleci davranınca "Ya anne bi duy ya biyaz sabıylı ol." dedi bana.

5. Marketten gelirken ufak bir şey almıştık, poşeti ona verdim.

Çınar: Niye ben taşıyorum?
Ben: Sen taşıyorsun ben dinleniyorum.
Çınar: Ben taşıyorum sen dinleniyor musun bak bak bi de sıpaya bak ya...

Bu cümlenin son kısmı babasından sıklıkla duyduğu bir kalıp, Çınar'ın şebeklikleri için kullanıyor. Sonra Çınar da geldi cümle içinde kullandı iyi mi?

6. Bir an durup dururken bana "Sen hiç denizde kutup ayısı gördün mü?" dedi.

7. Ben: Bu kitabı niye yırttın?
    Çınar: Daha yahat okumak için yırtmışım.

8. Ben: Ellerini yıkayalım hadi yemek yiyeceğiz.
    Çınar: Neden?
    Ben: Kediyi elledin ya.
    Çınar: Ben yemicem ki sen yedirceksin.

9. Genelde eşime hep hayatım diyorum. İlk kez dalgınlıkla Çınar'a söyleyince aramızda böyle bir diyalog geçti. 

Arabada gelirken her zaman olduğu gibi hiç susmadan birşeyler anlatıyordu. Bana birşey söyledi.

Ben: Tamam hayatım.
Çınar: Anne ben hayat mıyım?
Ben: Değil misin?
Çınar: Değilim baba hayat.
Ben: Hımm tamam, sende aşksın o zaman.
Çınar: Evet ben aşkım.

Bonus: Bu aralar Çınar tarafından ilginç bir şekilde telaafuz edilen kelimeler de aşağıdadır.

Kaldırma - Kaldırım
Böğürtben - Böğürtlen
Zeterjan - Deterjan
Sovan - Soğan
Şovanda - Şu Anda

Eee ne diyorsunuz okurken yüzünüze şöyle bir gülümseme yayıldı mı?
Yorumlara favorinizi bırakın. :)
20 Ekim 2022

#Çınar'dan seçmeler.

O kadar hızlı büyüyor ki iki gözümün çiçeği. Her gün yeni bir macera... Boyundan büyük lafları var mesela. O yüzden anısı kalsın istediğim için bazılarını not aldım bu hafta. Bakalım siz ne düşüneceksiniz.

1. Akşamları eve gitmeme işi çıkardı bu aralar. Annemden çıkıp kendi evimize giderken evi pas geçip yola devam ediyor. Bir kaç akşam bu sokağın sonuna kadar gitme maceramız devam etti. Bir akşam yine eve geçiyoruz, aldı başını gidiyor. "Çınar yine nereye gidiyorsun?" dedim. "Sizin ev bana yetmiyor, ben kendime ev bakcam." dedi. Kocamla tabiri caizse apışıp kaldık.

2. Yine bir akşam annemden çıktık eve gidiyoruz. "Anne dur!" dedi. Durdum bekliyorum. Kafasını kaldırıp yukarı baktı. "Tamam." dedi. Yürürken yeniden yukarı baktı. "Anne bak yıldızlar da yürüyor." dedi. Sonra eşime anlattım. Biz taş çatlasın bunu sekiz yaşımızda falan düşünmüşüzdür. Bu çocukların bu kadar erken yaşta nasıl aklına geliyor diye beraber hayret ettik. 

3.Eşimle beni işe bıraktılar. Oradan da anneme kahvaltıya gideceklerdi. Pastaneye uğrayıp simit-poğaça almışlar. Çınar şunda ne var, bunda ne var diye pastaneciye on dk ter döktürdükten sonra kaşarlı poğaça seçmiş kendine. Tam çıkmışlar arabaya giderken eşime; "Baba şurda yer varmış, şurda oturup yeseydik!" diye pastaneyi gösteriyormuş. Eşim anlatmak için aradığında gülmekten konuşamıyordu. Aynı sana çekti, evde yemesinde restoran-pastane fark etmiyor diye de lafını soktu, kapattı. :D

4. Haftasonu mevsimin açık hava etkinlikleri için son güzel zamanları diye annemle Çınar'ı alıp Yıldız Parkı'na gitmeye karar verdim. Hem kahvaltı ederiz, hemde Çınar eğlenir, koşar, zıplar, enerjisini atar diye. Akşam yatmadan da anlattım, yarın böyle yapıcaz, şöyle yapıcaz diye. Artık aklına nasıl yer etti bilmem ama bir heyecan yapmış belli ki; sabah erkenden uyanmış. Hani biri sizi seyredince istemsizce bir his oluşur ya insanda, o hisle gözlerimi açtım. Bana "Uyandın mı yavlucum." dedi. :D Kalkayım da gidelim diye bekliyormuş meğerse ve kendisi r'leri söyleyemiyor evet. :)

5. Çınar'a banyo yaptırdım. Sardım, sarmaladım, kucağıma aldım, giydirmek için odasına götürüyordum ki şöyle dedi; "Anne sakın beni üzme, üzersen ananenin evine giderim."

Ne diyorsunuz olmuş mu bu? Ergenliğe girme yaşı kaça düştü, ya da yeni nesil hep mi ergenlikte? Yoksa hoşgeldin üç yaş sendromu mu demeliyim? Kafamda deli sorular...

Bilenler bilmeyenlere tecrübelerinden bir demet sunsun.

Çınar'dan sevgiler.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.