Bazen içinizden birşey geçirirsiniz, çok anlıktır aslında ama hayatın eşref saatine mi denk geliyor bilinmez bir zaman sonra gelir vuku bulur.
Bloglardan birinde Edirne gezisi okumuş ve içimden öyle bir gitmek hissi geçirmiştim. Erkek kardeşimin askerliği bitince onu almaya gitmek nasip oldu, gitmişken de bir miktar gezdik.
Burada Karaağaç Tren İstasyonu'na girerken Çınar'ı ve sağda da istasyon bahçesinde görünce bayıldığım o tatlı bankı görüyorsunuz.
Burası hem eski tren istasyonu hemde aslında üniversitenin bahçesi oluyor.
Solda eski trende poz vermeye çalışan ben, ortada yine aynı bahçede yer alan Lozan Anıtı, sağda ise öyle eski bir kapı...
Yine aynı bahçede Heykel Atölyesi gibi birşey vardı. Çınar heykellere bayıldı, tek tek hepsini inceledi, detaylarına hakim olmadan hiçbirini bırakmadı.
Sanatın ve sanatın destekçisi olarak yetiştiriyorum çocuğumu. :)
Anlatmaya gerek yok karışınızda Meriç...
Soldaki resim arabayı park ettiğimiz yerden, sokak ortasında böyle bir ayna vardı ve ben bayıldım.
Sağ üstte Meriç önünde aybalamla poz verdik.
Sağ altta ise gene bir eski kapı. :)
lakin burayı ilk kez farkettim ya da yeni çıkarıldı meydana.
Halam Edirne'de ikamet ettiği için aslında Edirne'ye çok gittim ama Selimiye dışında
hiçbiryerini gezmeye fırsatım olmamıştı.
Bu sefer akrabalara görünmeden gezip geldik.
Güzel oldu.
Not: Selimiye'de restorasyon çalışması vardı ondan sebep girmedik.







