gezi yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Haziran 2023

2023 Edirne

Bazen içinizden birşey geçirirsiniz, çok anlıktır aslında ama hayatın eşref saatine mi denk geliyor bilinmez bir zaman sonra gelir vuku bulur.

Bloglardan birinde Edirne gezisi okumuş ve içimden öyle bir gitmek hissi geçirmiştim. Erkek kardeşimin askerliği bitince onu almaya gitmek nasip oldu, gitmişken de bir miktar gezdik.

Burada Karaağaç Tren İstasyonu'na girerken Çınar'ı ve sağda da istasyon bahçesinde görünce bayıldığım o tatlı bankı görüyorsunuz.

Burası hem eski tren istasyonu hemde aslında üniversitenin bahçesi oluyor. 
Solda eski trende poz vermeye çalışan ben, ortada yine aynı bahçede yer alan Lozan Anıtı, sağda ise öyle eski bir kapı...

Yine aynı bahçede Heykel Atölyesi gibi birşey vardı. Çınar heykellere bayıldı, tek tek hepsini inceledi, detaylarına hakim olmadan hiçbirini bırakmadı. 

Sanatın ve sanatın destekçisi olarak yetiştiriyorum çocuğumu. :)


Anlatmaya gerek yok karışınızda Meriç...

Soldaki resim arabayı park ettiğimiz yerden, sokak ortasında böyle bir ayna vardı ve ben bayıldım.
Sağ üstte Meriç önünde aybalamla poz verdik.
Sağ altta ise gene bir eski kapı. :)


Burası Selimiye Camii'nin bahçesinin dışındaydı. Belki yirmi kere gitmişimdir Selimiye'ye
lakin burayı ilk kez farkettim ya da yeni çıkarıldı meydana.

Halam Edirne'de ikamet ettiği için aslında Edirne'ye çok gittim ama Selimiye dışında
hiçbiryerini gezmeye fırsatım olmamıştı.

Bu sefer akrabalara görünmeden gezip geldik.
Güzel oldu.

Not: Selimiye'de restorasyon çalışması vardı ondan sebep girmedik.
19 Temmuz 2022

Sonunda dönebildik yaylalardan...

Selamlar,

Bir tatilin daha sonuna geldik. Tüm valizler boşaltıldı, tüm çamaşırlar yıkandı. Herşey dönüp dolaşıp ait olduğu yerlere yerleşti. Hatta beni bütün bunlar kesmedi, tatilden bir gün erken döndüğümüz için boşa çıkan son günümü de değerlendirip cam, pencere ne varsa sildim, pakladım.

Vallahi nasıl bir rahatladım, anlatamam.
Evet gelelim tatilimize; tatil boyunca Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde yer alan Kızılca Köy Yaylasında kaldık. Genel olarak Kabaoğuz Yaylaları diye de adlandırılıyor.

Burası da bizim yayla evinin balkonundan görünen manzara, her sabah manzaraya nazır serin havada kahvaltı etmenin bir başka keyfi var. Bu arada istisnasız her gün, her odada mutlaka soba yakıldı. Yaylalar köylere oranla daha soğuktu ama köylerde de hava serindi. İstanbul sıcağı bize dönüşte bayağı bir sürpriz oldu.
Balkondaki soba ısınmaktan ziyade yemek pişirmek için hergün mutlaka yakılıyor. Sabahları kızartmalar hep sobada yapıldı. Şu sağdaki afili köfte yemeğini de ben yaptım, sanmayın ki yaylalarda yan gelip yatmışım. :)
İnanmazsınız ama köyde de park bulduk, okulun bahçesinde park da varmış meğerse... Ben daha önce çocuklu olmadığım için midir nedir hiç fark etmemişim, resmen algıda seçicilik. Ortadaki salıncak yaylada kurulu canı isteyen biniyor. Sağda da traktörden indiremediğim sıpam mevcut. Sırf Çınar istiyor diye traktör tepesinde gezmekten içimiz dışımıza çıktı.


Burası da Samsun'un Vezirköprü ilçesinde yer alan Şahinkaya Kanyonu. Biz Amasya'nın Çorum'a yakın kısmında kaldığımız için Amasya Merkez'e gitmek ile Samsun'a gitmek bizim için aynı oluyor süre bakımından, o sebeple mutlaka Samsun kısmında da gezilecek yerlere uğruyoruz.

Kanyon deprem sonrası oluşmuş, bir kaç sene önce de turizme açılmış. Kanyon girişinde tekneler mevcut, bir saatlik bir tura çıkılıyor. Kanyonun içinden geçilerek en son kısma kadar gidilip geri dönülüyor. Püfür püfür bir gezi, tatilin belki de en keyif aldığım kısmıydı.
Burası da yine Samsun'un Ladik ilçesinde yer alan Ambarköy Açık Hava Müzesi, Samsun'un köylerinden toplanan ambarlardan oluşturulmuş. Ben daha önce açılmak üzereyken de gidip gezmiştim. Bu sefer arkadaşları götürdüm. Çocuklarla gezmek için çok güzel bir yer, salın ve keyfinize bakın. İçerisinde köprüsünden, değirmenine, çocuk parkından, kafesine herşey mevcut. 
Bu sene Amasya Merkez'de kaleye çıkmaya üşendik. Çocuklarla insanın gözü almıyor gerçekten. Harşena Kalesi'ne arabayla çıkılabiliyor aslında ama arabaları park ettiğimiz yerden çıkarıp sonra geri götürmeye çok üşendik. Pontus Kral Kaya Mezarlarına ise bir dünya merdiven ile çıkılıyor. Çocuklar kucak isteyeceği, merdivenler de yağ gibi kaygan olduğu için vazgeçtik ve kültür turumuza müzelerle devam ettik. 

En üstteki resim Amasya Arkeoloji Müzesi, büyük bir mumya ailesine de ev sahipliği yapan müzeden gerçekten çok keyif aldık. Sol altta Şehzadeler Müzesi görülüyor. Burada Amasya'da görev almış olan tüm şehzadelerin balmumu heykelleri sergileniyor. Çok küçük bir müze ancak ücreti 10 TL olduğu için bence şans verilebilir. Ortada Amasya Yeşil Irmak Kenarı'nda yer alan konaklar, sağda ise Hazeranlar Konağı var. Burada müze kart geçiyor, içerisi Amasya'da ev yaşamının eskiden nasıl olduğuna dair fikir edinmek için gerçekten çok güzeldi.

Eee hergün şehir merkezine inmedik tabi, burası bizim yayladan iki ilerideki Gürcü Yaylası. Evet kendimizinki kesmedi, milletin yaylasına da musallat olduk. Ama dümdüz çimenleri, içerisinden akan derenin sesi ve kocaman çam ağaçları ile adeta gelin burada piknik yapın diye bizi çağırıyordu.  Gitmişken sobada çıra niyetine kullanmak için bir çuval kozalak da topladık, ee yaylada böyle herşeyin etinden sütünden faydalanılıyor.
Biz çay keyfinde çimenlere serilmiş yatarken, bu iki veledi de dereden çıkaramadık tabi. Bu tatilin keyfini en çok bu ikisi çıkardı diyebilirim. Kuzencilik kazanacak.


Burası da kuşbakışı Amasya, gezmekten yorulduğumuz bir sırada hadi Vadipark'a gidelim diyen eltime uyduk ve gerçekten de çok güzel, keyifli bir yerdi. Girişinde çocuk parkı olmasa daha iyi olabilirdi tabii. Ordan çocukları çıkarıp içeri geçmemiz yarım saat sürdü. Tatil boyunca içtiğim en lezzetli çayı burada içtim. İçeride meşhur göğe kurulan salıncaklardan da var, ama emniyeti hiç yok. Sadece fotoğraf çekilmek için ayağınız yere basarken binmek en iyisi olabilir.


Bir iş için Amasya'ya giden eşimin kardeşinin peşine takıldık ve ikinci bir Amasya turu gerçekleştirdik. İlk resim İçeri Çarşı, aşağı doğru devam ederseniz dükkanlar ve restoranlar da önünüze çıkmaya başlıyor. İkinci resim Neyyire Artizan Lezzetler'in manzarası, burası eski bir konak ve gün boyu kahvaltı servis ediyor. Karadeniz mutfağından, Amasya mutfağına menüsünde yok yoktu. Biz karnımız tok olduğu için kahvaltı etmedik. Çocuklar patates yediler sadece, bir sonraki gidişimde buranın kahvaltısını deneyeceğim. Sağda ise Minyatür Amasya Müzesi var. Giriş ücreti 10 TL olan özel bir müze, Amasya'nın 1914 yılındaki halini minyatür olarak düzenlemişler. İçerdeki minyatür kocaman ama bence en güzel yanı rehberin anlattığı kısım, bir de ışıklı bir gösteri yapılıyor içeride, yarım saatte gezilecek bir yer.


Vee son. İnanır mısınız bilmem ama eve dönmek gibisi yok. Tatilin uzunundan ziyade kısası daha makbulmüş, evdeki çamaşır yığınına bakarken ona kanaat getirdim.

Sizde benimle gezmiş kadar olun istedim. Umarım ki öyle hissetmişsinizdir.
Eee anlatın bakalım neler oldu yokluğumda.

Sevgiler.
15 Kasım 2016

Bu bir gezi yazısıdır: Kapadokya!

Göreme Açık Hava Müzesi
  • Bu cumartesi sabahın köründe Kayseri uçağına binmemize müteakip seyahatimiz başladı sevgili Casperlar. Arkadaşımızın ailesini de ziyaret edeceğimizden yolculuğumuzun başlangıç ve bitiş güzergahı Kayseri oldu.
  • Develi'ye geçip kahvaltı ziyaretimizi yaptıktan sonra, yolculuk için bir araba alarak Ürgüp'e doğru yola çıktık. Kapadokya'yı gezmek için olmazsa olmazlarınız bir araba, bir müze kart ve bir harita olacaktır aklınızda bulunsun derim.
  • Ürgüp Tepe'yi ziyaret ederek manzaraya hayran olduktan sonra rotamızı Zelve'ye çevirdik. Zelve'den sonra Çavuşin Kilisesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Nazar Ağacı ve Uçhisar'a rotamızı çevirdik.
  • Çavuşin'de kiliseden ziyade seramik mağazası beni benden aldı. Bir 90 TL bırakıp, öylece çıktık oradan...
  • Göreme Açık Hava Müzesi'nde biz üç saat kadar kaldık. Ancak bir bütün gün kalınsa sindire sindire ancak gezilir sanıyorum. Müze'ye giriş ücreti 40 TL, içeride istediğiniz kadar kalabilirsiniz. 
  • Nazar Ağacı; müzeden çıkışta yol üstünde sağda kalıyor. Nazar Ağacı ve Testili Ağaç'da fotoğraf çekilmek ücretsiz, nazar boncuğu asmak isterseniz 1 TL. Biz Nazar Ağacı'nda hatıra fotoğrafımızı çekildikten ve nazar boncuklarımızı da astıktan sonra yolumuza devam ettik. 
  • Uçhisar Kalesi'nin muazzam güzelliğine ancak yerden bakabildik. Ziyaret saati kapandığı için yukarı çıkamadık. Ekibimizdeki arkadaşlardan birinin yükseklik korkusu olması nedeniyle belki de çıkamazdık, ama siz giderseniz mutlaka çıkın, bana da resim atın... Uçhisar Kalesi'ne çıkış ücreti 7 TL.
  • İlk günü böylece tamamladık. Bir öğleden sonrası için iyi gezmişiz diye düşünüyorum. :)
Çavuşin Kilisesi
  • İkinci gün rotamızda Aynalı Kilise, Ortahisar Kalesi, Üçgüzeller, Avanos Sallanan Köprü, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri ve Ihlara Vadisi vardı.
  • Kapadokya'da hiç gezmediğimiz kadar kilise gezdik. Eski yerleşimlerin çoğunu Rumlar oluşturduğundan her yer kiliseydi diyebilirim. Bir süre sonra bütün kiliselerin birbirine benzemeye başladığını düşünmeye başladım. Aynalı Kilise'de de farklı bir durum yoktu. Yukarı çıkmak için 5 TL ödemek gerekiyordu. Biz sadece ücretsiz kısımlarını gezdik.
  • Ortahisar Kalesi, Uçhisar kadar yüksek olmasa da görülmesi gereken yerlerden, giriş ücreti 2 TL. Henüz kalenin tamamı açılmamış, biz yarı kısma kadar çıkabildik. Üst kısımlar önümüzdeki sezon gezmek üzere açılacakmış. 
  • Üçgüzeller meşhur Kapadokya'nın yan yana duran üç peri bacası.. Ben manzaraya bakmakla yetindim. Bileğim burkulduğu için aşağıya kadar inmedim. 
  • Üçgüzeller ile vedalaştıktan sonra Avanos istikametine döndük. Avanos'da nehrin üzerinde ahşap bir köprü var ve köprü gerçekten de sallanıyor. Üzerindeki insan yoğunluğu arttıkça köprünün salınımı da o oranda artıyor. Sallanan Köprü'ye çıkıp ördekleri izleyebilir veya besleyebilirsiniz.
  • Yer üstünde gezmek bu kadar yeter dedik ve yeraltı şehirlerine gitmeye karar verdik. Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı şehirlerini gezik. Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı'ya göre daha derli topluydu. Ancak inmek için 204 geriye çıkmak içinde bir 204 basamak daha çıkacağınızı söylemem gerek. Yeraltı şehirlerine giriş ücretleri 25'er TL.
  • Yer altını da fethettikten sonra yönümüzü Ihlara'ya çevirdik. Ihlara Vadisi, Derinkuyu'ya 40 dk. mesafedeydi. Vadiye giriş ücreti 20 TL, güzeller güzeli manzaraya ulaşmak için ineceğiniz merdiven sayısı 350. Ihlara Vadisi 14 km boyunca uzanıyor. Vadi içerisinde bolca kilise mevcut, eskiden konumu nedeniyle rahipler gelip yerleştiğinden, en sonunda Ihlara bir din merkezine dönüşmüş. Kiliselerin çeşitliliği de bundan mütevellit. Biz sadece Ağaçaltı Kilisesi'ni gezdik. Vardığımız saat nedeniyle kiliseler çoktan kapatılmıştı. Vadi boyunca yürüyüş yaptık, ve vadi içerisinde yer alan suyun üzerine kurulmuş küçük çay bahçesinde mola verip bir yorgunluk çayı içtik. Sonrasında otele dönüp yorgunluktan bayıldık diyebilirim. :)
Göreme Açık Hava Müzesi
  • Üçüncü gün geri aynı zamanda geri dönüş yapacağımız gündü. Rotamızda Asmalı Konak, Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi ve Marika'nın Hikayesi vardı.
  • Asmalı Konak'ın etrafından iki kez geçmemize rağmen ancak üçüncü gün sabahı içine girip gezebildik. Giriş ücreti 2 TL, içerisinde Bahar ile Seymen'in odası, mutfak ve avluyu gezebilir; takı mağazasından alışveriş yapabilirsiniz. (Takıların dehşet ötesi pahalı olduğunu belirtmem gerek, biz sadece bakarak çıktık.)
  • Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi; eski adıyla Sinassos yeni adıyla Mustafapaşa Köyü'nde yer almaktadır. Kiliseyi bulmak için epey bir çaba sarf ettik ancak tavsiye üzerine gittiğimizden bulmak için kararlıydık. :) Müzeye giriş ücreti 12 TL, içerisinde Sibel Radiye Gül'ün yapmış olduğu kitre bebek kompozisyonları yer alıyor. Keloğlan ile Cankız'dan Osmanlı Padişahlarına, Nasreddin Hoca'dan, Hanım Sultanlara kadar geniş bir çeşitlilik yer almakta, müzede ayrıca konaklama yapabileceğiniz odalar da mevcut. Biz müzeyi gezerken gerçekten çok keyif aldık, iyi ki görmeden gitmemişiz dedik.
  • Mustafapaşa Köyü'nde Aşk ve Mavi dizisinin çekimlerine de denk geldik. Çekimleri pas geçip asıl dinlemeye geldiğimiz hikaye için Cavit Amca'yı bulmak üzere köyün girişine doğru yürüdük. Cavit Amca'dan Marika'nın Hikayesini dinledik ve yola revan olup dönüşe geçtik.
Kapı üzerinde yer alan söz Marika'nın el yazması. "Sabır büyük bir ilaçtır, kullanmasını bilene" yazıyor. Marika bu yazıyı 1914 yılında yazmış.
  • Üç günde dolu dolu bir tatil yaptık. Kapadokya'ya aşık olduk, oralardan ev alma hayalleri kurduk. Yine gitmek üzere içimize niyet tohumları ektik. Belki bir on sefer daha da gitsek gezmekle bitiremeyiz görülecek yerleri.. "Taşı toprağı altın memleket bizimkisi..." sözünün doğruluğuna bir kere daha kanaat getirdik.
  • Göreme Açık Hava Müzesi, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri'nde müze kart geçiyor. Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi özel bir müze olduğundan müze kart geçmiyor. Zelve ve Sallanan Köprü ücret ödemeden gezebileceğiniz noktalar.
  • Sevgiyle gezgin Applesodaa..
Not: Bütün resimler telefonumda olmadığından resimlerde çeşitlilik mevcut olamadı maalesef. :(

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.