ben neler yaptım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben neler yaptım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Şubat 2023

Durum Raporu: Yorulmak Olmaz!

Canlarım ciğerlerim,

Görüşmeyeli umuyorum ki hepiniz iyisinizdir. Ben ise henüz yeni durulmaya başlayan fırtınalı bir deniz gibiyim.

*Geçtiğimiz bu süre içerisinde bir arkadaşım çalıştığı şirkette bana çok uygun bir pozisyon olduğunu söyledi ve CV'mi istedi. Sonra oturdum baktım, ay benim ondanım yok ki....

*Harıl harıl CV yaptım, yolladım. Allahın İsveçlisi ile Paris üzerinden İngilizce görüşeceğim diye türlü sinir stres geliştirdim. Sonuç? Bu pozisyon için benimle devam edemeyeceklerini bildirdiler. Ya zaten ben size başvuru yapmamıştım ki siz beni önce çağırıp, sonra niye reddettiniz. Aşk olsun, gerçekten pek kırıldım.

*Bu arada dışarısı fırtınalı iken sanmayın ki bizim şirketin içinde durumlar stabil... Ekibimin içerisinde çok sinsi kişilikler var. Yani gerçekten insan ekip arkadaşına da arkasını dönemeyecekse... Lanet olsun sizin kurumsal dünyanıza diye sövüyorum gün aşırı...

*Bu arada ben herkese kendimi fazla açıyorum sanırım. Yani zannediyorum ki herkes de benim gibi iyilik olsun istiyor. Bir fikrimi söylüyorum, o fikrimi çalıp kendisinin gibi lanse ediyor. Ben karşımdakinin kıdemlisi olduğum halde üstüne gitmiyorum, o kuş kadar beyni ile benim projemi lead etmeye çalışıyor. Ben içerde bir pozisyon için başvuru yapayım diyorum. Hem üstü olduğum, hem kendisinden altı sene daha fazla bu alanda deneyimim olduğu, hemde o pozisyon için üç yıldır eğitimde olduğum halde bende başvurcam diye yüzüme böğürürcesine bir ifadeyle geliyor. Kardeşim engel mi olduk? Ne b*k yersen ye yahu allah allah... 

*Ha bide ben valla fazla fazla açığım yapacağım iş görüşmesini bile ekip liderime söyledim. Yok ya ben kadın olmam (adam olmam çok cinsiyetçi geldi bir anda içime, çünkü kızdıklarımın hepsi adam cinsinden ya hani), akıllanmam ben...

*Bütün bu pozisyon, yeni iş streslerinin arasında birde annem ameliyat oldu. Refakatçilik görevimi başarı ile atlattım ve bir kez daha anladım ki "yaralı parmağa işememek" atasözü çok doğru. Tam lazım olunca herkes bir anda nasıl da ortadan kayboluyor değil mi?

* Dertlerim derya olmuş ben arasında başıboş bir kayık gibi salınırken bir anda Azerbaycan'a gitme mevzusu çıktı. Pazartesi gidebiliriz dediler. Pazar akşam yola düştük; uçağımız o kadar çok rötar yedi ki, gece birde varacağımız yere sabah dörtte indik, otele beşte vardık. Artık uyuyacak zaman kalmamıştı, o günü uyumadan atlattım ama bütün dengem şaştı yeminle...

*Tam eve döndüm sabahına kayınvalidemler yola revan oldular. Onları uğurlayıp ay ben bu evi nasıl temizleyeceğim diye iki gün depresyona girdim. Arkasından da aldım elime bezi başladım ovalamaya; orası bugün, burası yarın derken hallettim gitti. Daha da tam bitmedi ama akşamdan akşama ovalamaya devam, hemde stres atıyorum. 

*Bloguma yorum yapan arkadaşlardan anladığım kadarıyla tüm blog alemi diyette... Diyet etkinliği falan vardı da bana mı demediniz? Bak valla çok bozulurum. :)

* Bu arada bilmem fark ettiniz mi ama iki aydır her postta yaza yaza hepinize en az on kez doğum günü kutlatmışım. Bende az sinsi değilmişim hani. :)

Bende durumlar böyle, kahvaltı hazırlamaya üşendiğim için ofise geldim, şimdi de oje sürdüm. Ofiste adeta bir tatil havası var bende ona uydum gitti...

Sizde neler var, neler yok? Anlatın biraz.

Çüs...
2 Eylül 2022

Yorulmak olmaz, yorulmak olmaz...

Ne diyordu şair "içimden kendim yorgun benim" mi? Benim içim dışım her bir yanım çok ama çok yorgun...

Geçtiğimiz haftasonundan itibaren yatılı misafirlerin biri geldi, biri gitti. Misafirler de hep sevdiğim insanlar Allahtan yoksa herhalde herşey gözümde kat kat büyürdü.

Annem de Karadeniz'in tatlı çilesi fındık işini hale yola koymak için memleketteydi.

Yani bir yandan çalıştım, bir yandan çocuk baktım. İki ayrı yatılı misafir grubu ağırladım -hepsi de çocuklu- ay valla bak yazarken bile insana yeniden bir yorgunluk geliyor.

Yeni ofisi de hafta başında gittim gördüm, güvenlikte x-ray, girişi nerde bilemedim. Lazım olan kata çıkmak için başka asansöre binmek gerekiyormuş. Kendimi uzun süredir bulunduğum ortama bu kadar Fransız hissetmemiştim... Ofis de buzhane gibi, ısıyı ayarlamak için gerekli modüller henüz gelmediğinden takılamamış, üflüyor en ama en düşük dereceden, yaz ortasında dondum allah diye bağırıyorduk.

Ekip arkadaşım izinde, arkasında halledilmesi gereken ufak bir iş bıraktığını söylemişti, lakin altından buzdağı çıktı. İşi en başından kendim yapsam daha kolay olacaktı. 

Eee tabi bu kadar yorgunluğun üzerine de bana gelenler geldi. Ofise dönüşünden sonra muhteşem olacak herşey gidip gezdiği her bir günü burnundan getirmeye ant içtim. Öyle de kin tutarım.

Annemin doğum gününü unutup, kızlarla plan yapmışım bir de... Kafam yerinde değil ki, neyse ofisten koştur koştur eve gelip kutlama işini halledip kızlara koştum. Oradan geldim saatte bir uyanan oğlum kucağımda evin içinde iki saat tur attım...

Bir akşam dışarı çıkmanın dönüşü böyle olmamalı diye içimden biraz söylenmiş olabilirim ama neylersin işte...

Yatak odası dönüşümünde de sona geliyoruz. Daha onu halletmeden yer fayanslarını boyamaya karar verip bazı birtakım siparişler de vermiş olabilirim.

Daha da yazarım da neyse valla derdim çoktur benim hangisini anlatayım. En iyisi çekilişi bir gün gecikmeyle de olsa açıklayayım. Kazanan arkadaşım bana en geç bu akşam ulaşırsa yarın kargolar kapanmadan göndereyim. :)

26 Eylül 2018

Deli deli esen rüzgarım ben, yol yakınken geri dönmem...

  • Bu aralar sürekli hastane projesi çalışıyoruz. Hastanelerden tam olarak bezmiş durumdayım. Doktora gitmem gerekse ayaklarım geri geri gidecek durum o kadar vahim.
  • Annem aşure mevlüdü okuttu. Bir kase aşureden sonrasını göremedim, ışık hızıyla tükendiler. Aşure yapan varsa, bana da bir tabak gönderse ya...
  • Havaların soğumasıyla inceden inceden mutlu oluyorum. Kışı seven tek kişi ben olamam değil mi? Kış çok güzel şey..
  • Bu aralar yollarda ya ilkokul öğretmenlerime, yahut ilkokul arkadaşlarıma denk geliyorum. Garip hisler içerisindeyim.
  • Bu sabah da metroda bir kıza denk geldim. Tahminim üniversite öğrencisi olduğu yönünde. Hava olmuş 15 derece, sürekli çiseleyen bir yağmur var. Kızın üzerinde crop top bluz var. Yani üstten dekolte alttan da göbek dışarıda. Kıza baktıkça bir üşüme geldi bana anlatamam size, kimin ne giydiğine karıştığımdan da değil ama o bluz bu mevisimin giysisi mi diye sorgulamadım değil.
  • Geçen gün de markette iki ufak çocuğa denk geldim. Okuldan artırılan harçlıklar itina ile harcanmaya gelmiş. Kasada önümdeler; kek ve meyve suyu almışlar kafadan hesaplıyorlar ne kadar tuttu, paramız yetecek mi telaşıyla. Bir düşündüm peynire gelen zammı takip etmekten ne kekin ne de meyve suyunun fiyatından haberim var. Sonra da bu zamanda bir çocuğa ne kadar okul harçlığı verilir acaba diye düşüncelere daldım. Sahi siz ne kadar harçlık veriyorsunuz çocuklarınıza?
  • Bende durumlar böyle, kış geldi diye resmen halim Leyla. Sevgiyle kucaklarım, Applesodaa.
  • Başlıkta yer alan sözleri şu şarkıdan çaldım. --> Sade Şarkı
22 Mayıs 2018

Applesodaa Art Craft #4

Selam Casperlar,

Hayırsız bir blog sahibesi olduğum su götürmez bir gerçek bilirsiniz. Buraları boş vermişken evde hobi işleri ile meşgul oluyordum.

Bakalım neler yapmışım..

Bu üzgün, yorgun, yılların silsilesini yemiş, bitmiş, tükenmiş sehpayı arkadaşım çöpte görmüş. Demiş bizim kız bunu kullanır almış bana getirmiş.

Görüyorsunuz çöp görenin aklına ben geliyorum. :)

Bu sehpacık işini bilmeyen katil kimselerce sprey boya ile boyanmıştı. Bendeniz güzelce bir zımparaladım. Burada zımparalanmış hali ile bakışmaktasınız.





Ahı gidip, vahı kalmış bir halde olduğundan
elini yüzünü toparlamak kolay olmadı.

Tastamam beş kat boya ile ancak elini yüzünü düzeltebildim. :)

Nitekim pek de yakışıklı oldu.







Beyaz mobilya görmekten hiç hoşlanmadığımdan
kendisine bir el edip renk vermek gerekiyordu.

Ben de tabiki her zaman favorim olan toprak renklerinden tercih ettim.

Alt kısım rengin kendisi, üst kısmı bir tık beyaz boya ile açarak boyadım.

İkişer kat renkli boyadan sonra boya badana işleri bitti nihayet. :)







Ikea peçeteleri gerçekten evimin herşeyi. :)

Diş fırçası kabından tutun da çerçeveye kadar bir çok şeyi Ikea peçeteleri ile göz zevkime göre yeniden tasarladım.

Burada da bir Ikea peçetesinin fayansmış gibi gelip sehpanın ortasına kurulmasına göz atıyoruz.

Peçete aplik medium ile (yani peçete tutkalı) bir güzel yapıştırdım.




Ta daa!!

Bu arada koltukları da ben kapladım tabiki ama onlar artık başka yazıya. :)

Sevgiler Applesodaa.
14 Şubat 2018

Durumlar böyle...



  • Taşınırken aklıma geldi, bence nakliye işlerine kadınlar bir el atsın. Bu erkeklerin taşınmaktan da taşımaktan da haberi yok. Düşünsenize bir nakliye şirketinin başına bir kadın geçiyor. Her şey anne özeni ile sarılıp sarmalanır bir tek eşya bile çizilmez.
  • Yine taşınırken fark ettiğim husus resmen eşyanın kölesiyiz. Biz eşyaları kullanmıyoruz da, eşyalar tarafından kullanılıyoruz. Her bir eşyam bir yere çarptığında yüreğim ağzıma geldi resmen... Ama ne yapayım canım para verdik içim acıyor. :(
  • Sevgililer günü genelde bizim taşınmalara denk geldiği için karambole geliyor, ikimiz arasında da bir aksiyona sebep olmuyordu. Bugün kocam sürpriz yaparak bir kutu makaron yollamış, not olarak da "Ağzımızın tadı bozulmasın yazmış." çevremizde gördüğümüz bazı durumlar sebebiyle resmen kıymetimi anladı adam ne diyeyim. :D
  • Bende geçenlerde tiyatro bileti almıştım, bu hafta sonu gidip izleyeceğiz. Jestine jest yaptım daha ne olsun, durduk yerde de Valentine Day diye masrafa girmeyelim şimdi... Zaten yeni taşındık, borç borç üstüne..
  • Her bir ev değişiminde bir eşya sırra kadem basıyor. Geçen sefer mikserin elektrikli kısmı kaybolmuştu, geriye elimde 220 volt veremediğim aleti edevatı kaldı. Bu sefer de çaydanlığın kapağı kayboldu. Acaba internette sadece kapak satılıyor mudur?
  • Bir de set üstü ocak almam lazım ama resmen üşeniyorum. O nasıl bir üşenmektir hele hiç anlatamam, tam bakayım diyorum kollarımdan güçler çekiliyor. Taşındık diye bende iyice bir cimri oldum galiba...
  • Şimdilik bizde durumlar böyle, yarın çekilişin havlularını kargoya vereceğim. Yeni yeni havlulara bile başladım... Başlamak da bir şey değil siparişim bile var.. Tastamam yerleşmişim demekse...
  • Sevgilerle Applesodaa aklının odalarında kalanları sundu.
31 Ocak 2018

Evi kiraladım zannederken ben...

Gün 1, olay 1. :)

Dün naçizane evin camına asmak için kiralık ilanı çıktı alıyorum.
Fakat bakın ne yapmışım.

SAHİBİNDEN KİRALIK
0 555 55 55
E.... Ç...

Yani aslında ne yapmışım kocamı kiralığa çıkarmışım.
Yapmışım da, yaptığımdan bile haberim yok. :)

Sabah sabah kocam telefonda çemkirince mevzuya ayıldım.

Sonra baktım böyle olmayacak evi emlakçıya verdim.
Ömrümde ilk kez ev sahibi olmuşum; annemlerde ev yok, kayın validemlerde ev yok.
Ben nereden  bileyim nasıl kiraya veriliyor bu meret canım...

Aaaaa, gelmeyin üstüme.

İsyankar Applesodaa akşam bültenini sundu.
4 Ocak 2018

17'yle 17

Cağnım Saçaklı ve Sonik Hanım bir mim oluşturmuşlar.
Saçaklı kendi sırasını savınca, araya kaynak yapmaya karar verdim. 
Karşınızda 17 fotoğrafla 2017...

Ben fotoğrafları kolajlamaya da tini mini boyutlarda düzenlemeye de pek üşendiğimden
orjinal boyutları saldım üzerinize gitti. :)

Dikkat ettim her yerde kendimi fotoğraflamışım, şu on yedi fotoğrafı bulana kadar
on yedi sene yaşlandım. Seneye çevreme daha çok dikkat etmeye karar verdim.
Bu da bana ders olsundu. 

Keyifli seyirler. :) 

- Yılın ilk haftası annemlere giderken yoldan bir görünüş. -

- Bu senenin ilk ve tek nişan şekeri siparişleri. -

- Kızılca Köy'de bir haşhaş tarlası. -

- Kuş bakışı Amasya. -

- Annemin evinde bir akşamüstü. - 

- Bakmaya doyamadığım Yason Burnu. -

- Köy yolunda gördüğümüz tilki yavrusu. -

- Kızılcıklar oldu, avuçlarıma doldu. -

- Anneannemin penceresinden. -

- Ordu, Saraycık. -

- Bir teleferik macerası. - 

- Gölcük'te günü batırmak. - 

- Çanakkale yolunda havadar bir umumi tuvalet. -

- Assos Antik Tiyatro. -

- Assos Antik Kenti. -

-Assos kıyısında.-

- Yılın son hobi çalışması. -

Bu sene düğünlerden ne çekmişim yahu, nereye gittimse bir düğüne sebep gittim. :)
Bitti sandıysanız, bitmedi. Sıra size geldi. Yorumlarda sizleri darlamak için
bende Saçaklı'ya yardımcı olacağım.

Ben çektim, siz çekmeden olmaz. Öyle de paylaşımcı bir insanım. :)
Sevgilerle Applesodaa!
3 Ocak 2018

Mim: Geriye Bakış 2017...

Sevgili Esseve Rin beni mimlemiş, kendisine teşekkür ediyorum.

2017'de okuduğum kitapları, izlediğim dizi ve filmleri paylaşmıştım. Şimdi o zaman sayılarla
2017'ye son bir bakış atalım.

Okunulan Kitap Sayısı: 103
Bir önceki yılı 86 kitapla kapatmıştım. 2017 için hedefim 86'nın üzerine çıkmaktı, başarmışım.
2018 için hedefim 103'ün de üzerine çıkabilmek.
Klasiklerden ve Türk Edebiyatı'ndan daha çok kitap okumayı ve okuduğum yazarları
çeşitlendirmeyi umut ediyorum. :)

İzlenilen Dizi Sayısı: 22
Dizi izlemek açısından verimli bir yıl oldu. Yılın başında izlediğim Kore dizileri
gerçekten güzeldi. Sonrasında vasat dizilere denk gelmem ve havaların
ısınmasıyla beraber yerli yazlık dizilere döndüm ama
sırasıyla hepsi yayından kaldırıldı. :)

İzlenilen Film Sayısı: 4
Yazıyla dört, rakamla dört... Resmen kendimden utanıyorum. :)
Film anlamında çok vasat bir yıl oldu, 2018'de bunu kesinlikle değiştirmeyi planlıyorum.

Blogda Paylaşılan Yazı Sayısı: 98
2016'ya göre bu alandaki rehavetimi atmış sayılırım. Son katıldığım çelınç
sağ olsun, bugünlerde yazmazsam boşluğa düşecekmiş gibiyim. :)

Instagramda Paylaşılan Fotoğraf Sayısı: 41
Instagram hesabımda blogla alakalı paylaşım yapmıyorum ancak mimde olduğu için oturdum,
saydım. :)

Applesoda'nın 2017 bilançosu böyleydi. Varsa bende bir oturup hesap
kitap yapmak istiyorum diyen, yazsın okuyalım.

Sevgilerle, Applesoda.
28 Eylül 2017

Şu başıma gelene bakın...


Şu saatten sonra şunu bilir, şunu söylerim ki; bir şeyi çok istemeyeceksin!

Tatil, tatil diye kendimi yedim. (Kocamın başını yemedim, sadece kendi başımı yedim.)
Sonuç olarak ayarlamalar, planlamalar, rezervasyonlar,
kocamın maliyet hesapları derken o muhteşem gün ufukta göründü.

O ufuğa doğru emin adımlarla ilerlerken salgına yakalandım.
Boğaz ağrısı, bitmek bilmeyen hem içe hem de dışa akan yeşil burun salgılarım...
Yetiremediğim selpaklarım ve de hastalıktan kırılan bendeniz sadece inadım yüzünden
kızgın kumlara, serin sulara doğru yola çıktık.

"Eee? Çıktınız da ne oldu?" diye sorarsanız eğer velev ki sormasanız da anlatacağım.
Diyelim ki sordunuz. :)

Assos'ta kocam denize girerken arkasından baktım. Havuz soğuk geldi ayağımı bile sokamadım.
Güneş yaktı, canım daraldı, burnum durmadı.
Kocam buraya kadar geldik artık gezmek zorundasın diye bakışlar atarken,
her boş bulduğum tabureye sandalyeye kendimi zor attım.

Keyifsiz bakışlar attım, hiç alışveriş yapamadım.

Ve iki günün sonunda oradan Alaçatı'ya geçmek için beş saatlik mesafe gideceğimizin
gerçeğini kaldıramayıp, "Ben evimi özledim." diye diye kocamı
da canından bezdirdim.

Rezervasyonları iptal edip, kalmadığımız otellere paralar ödeyip,
rulo rulo selpağımızı da yanımıza alıp evin yolunu tuttuk.

İki gün de evde kendimi bilmeden sere serpe yattıktan sonra ayaklanacak gücü buldum.
Hastalığın artçı belirtileri hala üzerimde etkisini gösteriyor.

Öyle ki iptal ettiğim tatilime bile üzülemedim.

Buradan da canınız ne isterse öyle bir sonuç çıkarabilirsiniz. :)

Sevgiler, tatili rezil kepaze ettikten sonra tıpış tıpış eve dönen Applesodaa'dan!
1 Eylül 2016

The moment...


  • Yeni bir iş, alışma süreci, Gamze'nin çeyiz telaşları derken günler birbirini hızla kovalamış... Bunu ancak maaşımı alınca fark edebildim. :)
  • Ay başı sen ne güzel şeysin...
  • Bugün annemin doğum günü sayın seyirciler ve kız kardeşim mesaj atana kadar ben durumdan bayağı bir bihaberdim.
  • Kız kardeşler bu günler içindir.
  • Anneme en acilinden bir hediye almam, akşam annemlere gitmem lazım...
  • Çok yorgunum sayın okur. Dün misafirliğe gitmemize müteakip, eve dönüşümüz gecikti. O gecikince uyku saatimde haliyle gecikti. Şimdi ofislerde uykusuzum...
  • Akşam misafirlikte dikkat ettim. Sohbet, muhabbet hoş da o arada insanlar ara ara telefonu eline alıp şöyle bir bakınıyor... Haliyle sohbet duruyor. Hayat duruyor. Başkalarının hayatlarında neler olmuş onları bir kontrol etmemiz lazım neticede...
  • Su uyuyor, sosyal medya uyumuyor.
  • O zaman bugün biraz anı yaşayalım ha! :)
  • Hepinize sevgiler.
  • Applesodaa.
23 Ağustos 2016

Hayatta her şey olabilirsiniz!

Hayatın her anının sürprizlerle dolu olduğu bir gerçek...
Bilemediğimiz şey ise sürpriz elmanın bizim başımıza düşüp düşmeyeceği...

Hiç hissettiniz mi; bilmediğiniz, hiç ilginiz alakanız olmayan bir konuda ufacık bir bilgi edindiniz. 
O anda bunun nerede lazım olacağı aklınıza hayalinize bile gelmedi. 
Aradan bir kaç gün geçince o konuda edindiğiniz bilgi birden sizin kurtarıcınız oldu.
Anlatabildim değil mi? Sizin de başınıza geldi.

Bu durum benim sıklıkla başıma gelir ve ne zaman yeniden böyle bir durumla karşılaşsam içimden
bir gülümser ve kendime hayali bir "çak" işareti yaparım.

Evet belki de biraz manyağım.. :)

Peki bu sürprizlerin konumuzla ne alakası var?
Sürprizli bir iş değişikliği yaptım. İçimde mutluluk kelebekleri uçuşuyor ve evet kendimle
gurur duyduğum için sürekli gizli bir sırıtma halindeyim...

Nereden başlasam bilemiyorum. O zaman en başından başlayalım mı??

Birazcık sıkılmaya hazır mısınız?

Öğrenim hayatım boyunca hep çok başarılıydım, lakin bir o kadar da umursamaz...
Çevremdeki insanların benden çok şey beklediğini biliyordum.
Ama sanırım benim kendimden o kadar beklentim yoktu.

Belki de ortaokuldaki o matematik öğretmeni yüzündendir hepsi...
Bilemiyorum. Bildiğim şey ise, bir şey olmak için uğraşmadığım. O zamanların meşhur sınavları
ile bir Anadolu Lisesi kazandım, ancak okulun yurt problemleri nedeni ile gidemedim.

Kız Meslek Lisesi'nin kapısından bir sinir harbi sonucu geçtiğim doğrudur.
Sonrasında ise tüm notu yüksek öğrencilerin yaptığını yaptım ve "Bilgisayar Programcılığı"
bölümünü seçtim.

Lisede zamanın ÖSS sınavlarına gram kafa yormadığım için iki yıllık geçiş hakkımı
kullandım ve bir Meslek Yüksek Okulu'na geçiş yaptım.

Orada da çok başarılı olsam da motivasyonum hep sıfır, sıfır, sıfırdı.
Okul birinciliğini alttan dersim olduğumdan başkasına kaptırdığımda bile içimde bir sızlama olmadı.

Yoksa ben hissiz miydim?
Sanıyorum hissiz değil ilgisizdim.

Eğitim hayatımı kendi ellerim ile nasıl mahvettiğimi yeterince okuduysanız; kariyer hayatımı
dişimle, tırnağımla nasıl var ettiğime gelelim.

Eğitim hayatının içime ekemediği tohum olan "birşeyler olma hissiyatı" 
iş hayatına başladığımda içimde filizlendi.

İlk iş deneyimim bir çağrı merkezi işiydi. Sıfırdan başlamışım ha. :)
4 aylık gecesi, gündüzü belli olmayan bi maratonun ardından çağrı merkezi bana hayatımın
aşkını kazandırsa da, "evet ben bu olmalıyım hissini" kazandıramadı.

Bir arkadaşımın çalıştığı yazılım şirketine geçiş yaparak, şansımı eğitimini aldığım
alanda denemeye karar verdim. Düşünsenize "6 yıl" boyunca ilmek ilmek her bir bilgiyi kafanıza
kazıdığınız bilişim alanının size uygun olmadığını bir kaç aylık bir çalışma hayatının
sonunda şıp diye anlıyorsunuz.
Ah ne gam!!!
Altı yıl boyunca bunu nasıl anlamadığımı, hala daha anlayamadım.
(Eğitim sistemimizin eksiklikleri bunun nedeni de olabilir. Bir araştırılsın bence...)

Bilişim sektörü tarafından yenilgiye uğratıldığımı kemiklerimde bile hissetmişken,
bir anda beni satış departmanına geçirdiler.
Çenem sağolsun.

İyi hoştu da; hiç saha tecrübesi olmayan gencecik 21 yaşında bir kız için elinde laptop
sahalara sürülmek kızın gözünü korkuttu işte. Aslında bu işte iyi olduğunu biraz daha iş hayatında
piştikten sonra deneyimleyecekti...

Bilişim sektöründen temelli kopuşumun şerefine, "Şeytan Marka Giyer" filmine özenip asistan
olacağım dedim. (Tüm o eğitimi kaldır at, lazım değil zaten...) Asistan oldum da 
lakin "şeytan"a denk geleceğimi hiç tahmin etmemiştim. 
Öyle şeyler filmlerde olmaz mıydı canım..? Gerçek hayatta da olabiliyormuş.
Tecrübeyle sabit.

Hayatta her an, her kişi ve verdiğiniz her karar size birşeyler öğretir. 
Şeytan da bana iş hayatını öğretti. Kurtları, kuzuları öğretti. Kurtlar nasıl düşünür, 
kuzular nasıl yem olur hepsini bir bir beynime kazıdı. Hayatı bana zindan etse de 13 yıllık 
eğitim hayatımın toplamında öğrenemediğim en gerekli şeyleri öğrenmiş olarak 
şeytanın kapısından ayrıldım.

Sonrasında kendimi yeni bir şirketin kapısında buldum.
İşi öğrendim, kendimi geliştirdim. İşimi iyi yaptım. İşe kendimi verdim, kendimden
birşeyler kattım. Şirket de bana hakettiğim değerin sadece bir kısmını gösterdi.
Yine de şartlarım iyiydi ve bende mutluydum.
Daha iyi bir fırsatın kapımı çalacağını bilmiyordum elbet.

Benim çalıştığım yer ünlü bir yabancı markanın bayisiydi. Markanın kendisi bana iş teklifi ile geldi. 
Şartlarda anlaşınca bende kendi açımdan yılın transferini gerçekleştirdim.

Şimdi çok daha iyi bir yerdeyim.

Eğitim hayatımın içine etmiş olsam da... (Evde denemeyiniz.)
Kariyer hayatımı bir yerlere getirmeyi başardım.
6 yıl eğitimini aldığım işi bir kenara kapı süsü yapıp, bambaşka bir alana geçiş yaptım.
2 yıllık bir okuldan mezun olmama rağmen kendime en sonunda
bir "ünvan" kazandırabildim.
Çalışma şartlarımı eğitimime rağmen çok daha iyi yerlere getirebildim.

Öyleyse bana bir bravo!
Buraya kadar okuduysanız size de bir bravo!! :)

Bu eğitimle erişemeyeceğim bir seviyeye; çalışarak, işi öğrenerek, pişerek,
kendimi geliştirerek gelmeyi başardım. Şimdi artık bir üst lige çıkmış gibi hissediyorum.
Buradan daha yüksek bir noktaya gelebileceğimi sanmıyorum
ve açıkçası gözüm çok da yükseklerde değil.

Kurumsal hayatıma beş ila yedi yıl arasında bir süre biçiyorum.
Bu süre sonunda evin borcu bitmiş olacağından bende kendim için bir değişikliğe gideceğim.
MSA'da alınacak ultra pahalı bir mutfak eğitimi düşlüyorum.
Restoran açmam sanırım. Hatta şef olarak bile çalışmam. Bakarsınız çocukluk hayalim
olan bir "cafe"m olur en sonunda...

Yıllar sonra size burada bu hayalimi de gerçekleştirdiğimi yazabilmeyi umuyorum.

Sizi sevgiyle kucaklıyorum.

İnanmak başarmanın yarısıysa; çok çalışmak da kesinlikle öbür yarısıdır bence.

Sevgiyle Applesodaa

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.