hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2022

Öleyazdım...

Dün sabah her zamanki gibi kalkıp işe gittim. Biraz halsiz hissediyordum ama pek birşeyim de yok gibiydi. Yoğun tempoda bazı sabahlar böyle hissettiğim oluyor.

İşyerinde de iyiydim. Saat iki gibi daha da halsizleştim. "Yemek yemiyorum ya öğlenleri bugün de halsiz gibiydim birşeyler atıştırsam iyi olacak" düşüncesiyle aşağıdaki fırına gittim. Birşeyler yedim, oturdum dinlendim. Bir yandan da ateşim çıkmaya başladı hafif hafif. Kocamı arayıp gelip beni almasını istedim.

Onu beklerken de covid falan çıkarsam diye küçük tek kişilik odalardan birine gittim, bir yandan da beklerken eğitimi dinliyorum. Eşim gelene kadar daha da fenalaştım. Eşyalarımı arkadaşlar getirdi, aşağıya nasıl indim, arabaya nasıl bindim bilmiyorum.

Arabada artık kendimi bıraktım sanırım. Çok sık hasta olmam genelde de hepsini ayakta atlatırım. Yatak, döşek düşmem pek. Acı eşiğim de yüksektir. Eşimde bu halimi bildiği için arabada beni öyle görünce çok korktu, hemen hastaneye gidiyoruz dedi.

Gidiyoruz ama istemsizce gözlerimden yaşlar süzülüyor. Güneş ışığı gözlerimi yakıyor. Tenime sığmıyorum sanki. Kıyafetlerin bana değdiği her yerim acıyor.

Net hatırladığım şeylerden birisi ters yönden geldiğimiz için hastane otoparkına değil, arabayı İspark'a bıraktığımız. Caddeden karşıya geçmemiz gerekiyor ve "ben oraya kadar gidemem" diye ağlamaya başladım.

Bir şekilde gittik. Müdahaleler yapıldı. İlaçlar, serumlar ama ateşim gittikçe çıkıyor. İlaçlara rağmen yükselmesi doktorları bayağı bir korkuttu. Üstümü başımı çıkarıp soğuk kompres yapmaya başladılar. Bundan sonrası hep beynimin içinde yaşandı.

Derin bir karanlık görüyorum. Öyle bir karanlık ki, dönüyor girdap gibi... Sağ ucu minicik bir ışık sanki. Önce bayılıyorum sandım. Ama sonra beynim panik yaptı. -Şunu bilin ki bir kez bayılmışsanız bu hayatta her zaman bayılacağınızın bilincine varırsınız o son anlarda.- Bu o bayılmalar gibi değildi, çekiliyorum sanki karanlığa, beynim bağırıyor resmen bu bayılmak değil diye, ilkyardım eğitimlerinden hatıra "senkop" kelimesi çınlıyor kafamın içinde (bayılmanın tıbbi adı). Dedim ki galiba ölüyorum. Bu sefer de Çınar'ı göremeden ölücem diye ağlamaya başladım.

Eşim Çınar hastalandı diye düşünüyorum sandığı için Çınar'ın birşeyi yok, sakin ol. O iyi diyip duruyor ama ben kendim gidiciyim sanıyorum.

Sonrasında ilaçlar etki etmeye başlayınca ağrılarım, tenimin acısı geçti ama ateşim düşmediği için sayıklamalarım ve o uyku ile uyanıklık arasındaki halim devam etti. Acildeyiz, çocuklar var. Ağlıyorlar durmaksızın. Onlar ağladıkça Çınar ağlıyor ve ben gidip bakamıyorum diye bende ağlıyorum. Eşim de neden ağladığımı anlamıyor. Covid olmuşumdur ve Çınar'a bulaştırırsam o da bu kadar çok acı çeker benim elimden birşey gelmez diye korkumdan sürekli ağlıyorum. Çocuklar ağlıyor, ben ağlıyorum. "Allahım oğlumu koru" cümlesi bir mantra gibi zihnimde belki onbin kez tekrar etti...

Sesim çıktığında söylediğim ilk şey "Çocuklar ağlamıyor." oldu. Eşim de bitti tedavileri gittiler onlar dedi. 

Sonra ne kadar geçti bilmem ayılır gibi oldum. Eşim görüş alanıma girdi bir an, bir baktım sapsarı kesilmiş. Aynı Çınar'ın sarılığı tavan yaptığındaki o görüntü. Tam tekrar bilinçsizliğe gidiyordum ki "Eray'a ne olmuş?!" diye korkuyla tekrar açtım gözlerimi...

Ondan sonra da giderek ayıldım. İki saattir hastanede bulunduğumuzu öğrendim.

Kan testimde çok hafif bir enfeksiyon çıktı. O kadar hafif ki içinde üç tanecik antibiyotik olan bir kutu ilaç yazmış doktor. Influenza da değilmişim. Covid'i bekleyelim, eve gidebilirsiniz ama ateşi çıkarsa hemen geri gelin demişler.

Eve geldik, yemek yedik, ilaçlarımı-vitaminlerimi içtikten sonra iyiydim. Hatta eşimi arkadaşı balığa çağırınca gönderdim zorla. Ölümüne korktu çünkü gitsin biraz havası değişsin diye.

Çınar'ı yıkayıp, yatıracak gücüm de vardı. Bir çay içip, yattım. Bu resimdeki de o çay, vallahi tadını pek almadım ama rengi bile psikolojime iyi geldi.

Gece eşim saati kurmuş üçte tepemde edevlet şifresi soruyordu. O baktığında sonuçlar çıkmamıştı. Ben altıda uyanınca baktım covid de değilmişim.

Neydi şimdi bu? 

Ben hiç bilemedim. Belki de bir kaç senenin yoğun temposu sonrası vucüdumun kendine daha iyi bak, dur-dinlen isyanıydı.

Üzerine biraz daha düşüneyim.

An itibariyle "bu da böyle bir anımdı işte" oldu.

Not: Resimdeki "Mim & More - Christmas Kiss - Limited Edition - Narlı Yılbaşı Çayı"
12 Ocak 2022

Hastalıktan ölmedim ama bayılacağım.

  • Bir şekilde hasta olmayı başardım. Bana kalırsa artık bu tempoya dayanamayan vücudum iflas etti. Zorunlu bir mola verdik sanırım. Ama herkes "Covid misin?" diye beynimi yediği için gidip, test verdim. Sanırım test sonucu çıkana kadar covid bile olsam iyileşeceğim. Hastanelerde nasıl bir yığılma var anlatamam.
  • Ekip liderim haftalık iş planını yaparken test verdiğimden bahsettim. İnşallah negatif çıkar diye duaya durdu. Ama negatif bile çıksa gerçekten hastayım. Çalışacak enerjim yok ve bunu kimse görmek istemiyor.
  • Ekip liderimin bir altındaki pozisyonda yer alan arkadaş da beni aradı. Sesin iyi geliyor ama dedi. Şu anda biraz iyiyim ama özellikle sabahları çok ağrım oluyor diye söyledim. Çalışamayacak kadar mı kötüsün dedi bana.
  • İnsanlara laf anlatmaya mecalim kalmadı gerçekten. Evet o kadar kötüyüm. Bütün vücudum ağrılar içinde ölmedim ama bayılmama ramak var diye haykırasım var.
  • Siz siz olun asla ama asla işyerinizde herkesin muhtaç olduğu kişi konumunda olmayın. Ben istem dışı bu pozisyona düştüm. Aynı işi yapan üç kişiydik. Bir arkadaşımız bütçe kesintileri nedeniyle geçtiğimiz sene işten çıkarıldı, diğer arkadaşımız da Katar'a transfer oldu. Yeni gelen arkadaş afedersiniz ama Allaha emanet herkesin umutlarını yerle yeksan etti. Her bir şey dönüp dolaşıp gene bana geliyor. Alıp başımı gidesim var. Rakip firmanın takım lideri beni Linkedin'den eklemiş. Her an herşey olabilir, ben kendimi de bir hazırlayayım.
  • Aslında şöyle güzel özenle hazırlanmış bir yazı yazmak istiyorum lakin içim o kadar dolup taşıyor ki, burası da dert duvarına döndü.
  • İçinizi sıktıysam affola. Gidip bir kahvaltı edeyim bari ancak fırsat bulabildim.
Not: Kuzenim bana doğum günü hediyemi kendim alayım diye para attı ve bilin bakalım ben ne aldım. Bol bol kitap, artık üç beş on güne gelirlerse bir kitap alışverişi yazısı yazarım. :)

20 Ekim 2021

#1 Git burdan hastalık...

  • Balboncuğum hastaydı bir kaç haftadır. Bir türlü iyileşemedi derken dün kullandığı ilaç alerji yaptı. Öğlen gittiğimiz hastaneden akşam zor çıktık.
  • Gündüz tabi işi gücü bırakınca akşamları çalışmam gerekti. İki akşamdır Çınar'ı uyutup iş başına oturuyorum.
  • Az uyku, çok iş derken şuralara bayılmama ramak kaldı.
  • İki senedir doğru dürüst hasta olmayan çocuğum (covid hariç) bir grip oldu, bir türlü kurtulamadık.
  • Geçtiğimiz Nisan ayında covid olmuştu Çınar, ilginç bir şekilde bize bulaşmadı. Sadece Çınar yakalandı hastalığa...
  • Covidden çekmedik gripten çekdiğimiz kadar diye dolanıyor eşim ortalıkta....
  • Temiz tükendim dostlar.
  • Herkese iyi geceler.

13 Ocak 2018

Felaketler kaçar kaçar geliyordu?

2017 yılının Aralık ayında bir gün kayın pederimin arayıp; "Kızım bana bir doktor randevusu
al." demesiyle beraber her şey tepetaklak oldu.

Ailelerimizin ıvır zıvır tüm işlerden sorumlu bakanı ben olduğum için doktor randevularından
telefon hafızalarına kadar bilumum alakasız derde derman olmakla mükellefimdir.

Kayın pederime kulak burun boğaz randevusu almışken, babam arayıp kalbinin sıkıştığından
bahsetti. Ona da bir kardiyoloji randevusu aldım.

Buna müteakip de sorunlar bir bir ortaya saçıldı.

Buradan sonrası yüksek dozda ruh sıkıntısı içerir, aman dikkat!

Kayın pederime uyku apnesi, babama kalp kapakçığının değişmesi gerektiğine dair teşhis koyuldu.
Kayın pederimi uyku testine, babamı anjiyoya yolladık.

Uyku testinin sonuçları ile babamın ameliyat tarihini bekleye duralım, annem iş yerinde
tabureden düşerek belini çatlattı.

Babamın ameliyat tarihi belli oldu ve cuma günü yatışını yaptık. Öğlen yatış yaptığımız
hastane ameliyat için kan gerektiğini saat 16:30'da bildirdi.

Babamın kan grubu 0 Rh- olduğundan hummalı bir koşuşturma sonucu kanları ve donörleri bulduk.
Ancak bu sefer açık kalp ameliyatı yapmaya karar veren hastane ilk başta istediği miktarı
ikiye katladı.

Ameliyat pazartesi sabahına kaldı.

Kanlar bulundu. Uyku testinin sonuçları hala gelmedi. Bu arada babam iyileştikten
sonra da annemin de ameliyat olması gerektiği ortaya çıktı.

Kendi hayatımda bir sağlık sıkıntısıyla zaten uğraşırken üzerine bir de
bu kadar ameliyat bana fazla geldi.

Tam resimdeki ayıcık gibiyim. Kafamı hangi duvara vursam diye derin derin düşünüyorum.

Tüm bunları hayatımın özel kısmında yaşarken, iş kısmında altı aydır beklediğimiz
devasa projenin ihale dosyaları da o sırada geldi.

Günlerdir gündüzleri proje saymaktan, günün geri kalan saatlerinde de sağlıksal sıkıntılar 
nedeniyle uykusuz kalmaktan helak oluyorum.

Şu anda evde proje sayıyor olmam gerekiyordu, fakat şirket ağına bağlanamadım.
Yaklaşık bir saattir yurt dışı ile yaptığım görüşmeler sonucunda onlar da problemi çözemedi
ve ileri bir tarihte çözmek üzere bir kayıt aldılar.

Derdim çoktur neresinden yanmaya başlayayım bilemedim.

Buraya kadar okuduysanız eğer, ruhunuzu böyle daralttığım için özür dilerim.

Applesodaa bir buhran anında bildirdi.

Sevgiler.
28 Eylül 2017

Şu başıma gelene bakın...


Şu saatten sonra şunu bilir, şunu söylerim ki; bir şeyi çok istemeyeceksin!

Tatil, tatil diye kendimi yedim. (Kocamın başını yemedim, sadece kendi başımı yedim.)
Sonuç olarak ayarlamalar, planlamalar, rezervasyonlar,
kocamın maliyet hesapları derken o muhteşem gün ufukta göründü.

O ufuğa doğru emin adımlarla ilerlerken salgına yakalandım.
Boğaz ağrısı, bitmek bilmeyen hem içe hem de dışa akan yeşil burun salgılarım...
Yetiremediğim selpaklarım ve de hastalıktan kırılan bendeniz sadece inadım yüzünden
kızgın kumlara, serin sulara doğru yola çıktık.

"Eee? Çıktınız da ne oldu?" diye sorarsanız eğer velev ki sormasanız da anlatacağım.
Diyelim ki sordunuz. :)

Assos'ta kocam denize girerken arkasından baktım. Havuz soğuk geldi ayağımı bile sokamadım.
Güneş yaktı, canım daraldı, burnum durmadı.
Kocam buraya kadar geldik artık gezmek zorundasın diye bakışlar atarken,
her boş bulduğum tabureye sandalyeye kendimi zor attım.

Keyifsiz bakışlar attım, hiç alışveriş yapamadım.

Ve iki günün sonunda oradan Alaçatı'ya geçmek için beş saatlik mesafe gideceğimizin
gerçeğini kaldıramayıp, "Ben evimi özledim." diye diye kocamı
da canından bezdirdim.

Rezervasyonları iptal edip, kalmadığımız otellere paralar ödeyip,
rulo rulo selpağımızı da yanımıza alıp evin yolunu tuttuk.

İki gün de evde kendimi bilmeden sere serpe yattıktan sonra ayaklanacak gücü buldum.
Hastalığın artçı belirtileri hala üzerimde etkisini gösteriyor.

Öyle ki iptal ettiğim tatilime bile üzülemedim.

Buradan da canınız ne isterse öyle bir sonuç çıkarabilirsiniz. :)

Sevgiler, tatili rezil kepaze ettikten sonra tıpış tıpış eve dönen Applesodaa'dan!
11 Mayıs 2016

Hellö!

Selam Casperlar...

Pazartesi halsizdim, dün hastaydım. Bugün geldim, buradayım.

O üzerimdeki ağırlık hissine müteakip gelen üşüme... Ben donuyorum derken, sevdiceğimin "Ateşin var." demesiyle ne olduğumu şaşırdım. Geçen sefer beni beş gün yatıran illete yeniden yakalandım sandım, lakin öyle değilmiş şimdi iyiyim.

İlaçlarımı içtim. Çorba, meyve, C vitamini, bol ilgi derken darlandım geldim. :)

Ay bana iyilik de yaramıyor haklısınız.

Dün evde yatarken nelerin farkına vardım peki?

Evde yatmak bir gün için olduğunda cidden güzel, iki de idare eder, ancak üçten sonrası çalışmaya alışmış kadına depresyon etkisi yaratıyor, ben diyeyim. 

Evlilik programları halen ekranlarda boy boydu. Seç, beğen, katil ol minvalinde evlendirememeye devam ediyorlar.

Yeni yeni şeyler de yok değildi, neyi oldurmaya çalıştıklarını çözemediğim "Kısmetse Olur", birbirleri üzerine oynamaktan başka bir şey yapmayan "Fenomen" ekibi, Acun'un artık etini sütünü geçip, kılından tüyünden dahi faydalandığı Survivor'ın tartışma ekseni "Survivor Panaroma", ve oturup izlemeye karar verdiğim "Gelin Evi".

Gündüz kuşağında tv izlemek imkanı olan insanlara televizyon kanallarının salak muamelesi yaptığına artık kani oldum. Şu yukarıda saydıklarımın başka bir açıklaması yok bence, ama reyting alıyor denildiğini de duyar gibiyim. Alsın varsın. Ne olurdu oraya başka bir program konulsaydı, onu düşünelim. Ekranda öğreten programlar ve benzerleri olsaydı sadece, Esra Erol el işi yapıyor olsaydı, Zuhal Topal yemek programı sunuyor olsaydı. Gene alırlardı reyting, en neticesinde sunulanlar önemli diyorum. İnsanlara farklı şeyler sunmak gerek artık!!

Son olarak hazır yeni gelinim, ev almışım borcum da boyumdan çok... Şu "Gelin Evi" programına bir katılayım diyorum. :) Katılırsam "Katil olur muyum acaba?" ihtimalini iyi bir düşüneyim ondan sonra kararımı bildiririm.

Gözlerinizden öperim.

Applesodaa.

Not: Ya gerçekten katılırsam programa... Neler olur bir hayal edin??

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.