şu başıma gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şu başıma gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ekim 2018

Ufak bir problem çıktı!


Sabah evden çıkmadan
şarj aletini almak için salona girdim.

Girmeseydim daha iyiymiş, çünkü
tastamam şu manzara ile
karşılaştım.

Tavan bildiğiniz yere inmiş,
yukarı bakınca betonu görebiliyorsunuz.

Evin temeline kadar açılmış,
hatta bu çöken kısmın yan tarafı da 
aşağı doğru eğilmişti.

Muhtemelen akşam eve gittiğimde
o kısım da çoktan kendini 
yerlere atmış olur.

Ne yapalım artık başa gelen
çekilecek.

Sevgilerle,
Applesodaa hayal kırıklıkları ile 
karışık tavan kırıkları arasından bildirdi.
8 Haziran 2018

Kargo firmaları ile imtihanım...

Sevgili Özlem'in Yurtiçi Kargo ile olan macerasını okuyunca aklımda olan ama
paylaşmayı çoktan unuttuğum kendi kargo macerelarımı
gelip anlatayım dedim. :)

Yılın ilk üç ayı içerisinde başıma gelen olaylar sırası ile aşağıdaki gibidir...

-Sürat Kargo-
Suratsız çalışanları ile meşhur süratle gelemeyen Sürat Kargo'dan yüklü miktarda ayakkabı 
dolu bir paket bekliyoruz.
Tam da yeni yıl zamanı. Yalnız bu kargonun şöyle bir olayı var ki; bir paket için
asla kalkıp teslimata gelmezler.
Beklerler ki üç beş paket olsun da öyle teslimata çıkılsın.
Böyle eli kulağında hissi ile bekliyoruz da bekliyoruz derken bir baktım eski patronum geliyor. 
Tabii ben oradan ayrılırken rakip firmaya geçmişim yaptığım hiç olur iş değil.
Nereye kaçacağımı şaşırdım. :)
Sonra da şöyle bir paylaşım yapmıştım instagramda "Şu kapıdan eski patronum
bile geldi, bir sen gelemedin Sürat Kargo!"

-Horoz Lojistik-
Adını sanını hiç duymadığım bu firma ile Hepsiburada'dan yeni eve set üstü ocak aldığımda
tanışmak zorunda kaldık. Kargo bilgisi gelince "Horoz Lojistik de neymiş ya!"
olup nette biraz araştırdım ki sıkıntılı bir firmaymış kendileri, "Adres bulunamadı." bilgisi girip teslimat yapmamakla nam salmışlar.
"Ya nasip" deyip beklemeye başladım ki; en nihayetinde o beklenen gün geldi. İş yerinde
ihaleye dosya teslim edeceğiz herkes çıldırmış vaziyette ve bir telefon geliyor bana...
Düşündükçe hala inanamıyor olmamla beraber aynen aşağıdaki gibidir.
Kargo: Hanımefendi Horoz Lojistik'den arıyorum da adresi tarif eder misiniz?
Ben: Ne yapar mıyım?
Kargo: Teslimata geliyoruz da adresi tarif eder misiniz?
Ben: Beyefendi ben sizin nerede olduğunu bile bilmiyorum. Şu köşedeki marketin
oradan sağa kıvrılın şeklinde bir adres tarifi falan mı bekliyorsunuz.
Kargo: Biz Yavüztürk'teyiz  şimdi.
Ben: Peki, sizin navigasyonunuz yok mu?
Kargo: Ya o şimdi her zaman doğru göstermiyor, siz tarif edin de biz bırakalım.
Ben: Beyefendi kargocu olan sizsiniz, adres bilmek sizin işiniz. İşimin gücümün orta yerinde
size taksici muamelesi yapıp adres tarif edemem. Bütün kargo firmalarının bilip de gün aşırı paket getirdiği bir adresi ilk kez görüyormuş gibi davranmanız da çok acayip.
Kargo: O zaman adres bulunamadı deyip geri götürürüm ben bu paketi.
Ben: Siz bilirsiniz. Ben de gayet tabi şikayet edebilirim sizi. İyi günler.
Telefonu kapattım.  Kız kardeşimi aradım ve kargo eğer gelirse teslimatı yapan kişinin yaka numarasını al dedim. Teslimat on dakika sonra yapılmıştı.  Adam adresi tarif etmememe 
rağmen evi bulabilmişti. Ama tabii şikayet edileceği korkusu ile 
koşarak uzaklaşmıştı. Kız kardeşim imza bile almadı, fırladı gitti dedi.

-PTT Kargo-
Bir dergi almıştım, bu sefer de şansıma PTT kargo düşmüştü.
Ben çoğu kargoyu gündüz evde olmadığım için annemlerin evine gönderiyorum.
Bu kargo da oraya gelecekti, günlerden cumartesi saat 11 civarı kapı çaldı.
Kesin kargo gelmiştir dedim. Kapıyı açtık ama yukarı çıkan yok.
İçeri geri dönüp ön tarafa bakan cama çıktım. Aşağı seslendim, kargocu aşağıda bekliyor.
Diyor ki; "Applesodaa adına bir kargo var ama zilde farklı bir soyisim yazıyor."
"Evet, getirin siz." dedim.
Geldi yukarı bu sefer ki konuşma da şöyle:
Kargo: Zilde farklı isim yazınca herhalde yanlış dedim.
Ben: Gündüzleri genelde evde olmadığım için kargolarımı annemlerin evi olan buraya
yolluyorum lakin kimse soyisim farklılığını sorgulamamıştı şimdiye kadar.
Kargo: Aaa buranın annenlerin evi olduğunu bilseydim, kahvede babanı gördüm ona bırakırdım.
Bu kadar yol gelmezdim.
Ben: Error error error!!!


5 Şubat 2018

Olaylar olaylar...


  • Durduk yerde bir taşınma işi çıkarıp en gündem gelin ben olayım dedim ve lakin ailenin öbür cephesinde durumlar çok farklı gelişince gündeme en sonundan bile giremedim... :D
  • İşin şakası bir yana ciddi bir aile meselesi mevcut ve nasıl çözeceğiz bilemediğimiz bir durumlar bir hallerdeyiz...
  • Ben şahıslar arasında ara buluculuk yapmak için bir ileri bir geri elçi olarak gönderildiğimden, ev kendi kendine toplanıp taşınacak diye umuyorum... o_O
  • Bir yanda koliler, eşyalar öbür tarafta bitmek bilmez yorgunluğum ve ben... Bu hafta sonu bu evi taşırsak çok büyük bir başarı olacak.
  • Yine de hayat devam ediyor elbette, kaşla göz arasında bir yerlerde hediye çekilişindeki havluların mesajlarını yazmayı başardım, sadece şiirli havlunun yazısı kaldı. Herkesin affına sığınıyorum ama hediyeleri haftaya göndereceğim, taşınma arası istediğim gibi hazırlayamam diye bir hafta erteliyorum.
  • Başım şu an hafiften zonkluyor, bir haber bekliyorum o sebeple de bu haftaki çelınç yazısını bir kaç gün geciktireceğim. Eğer o haberi alırsam haftanın en güzel haberi o olacak çünkü. :)
  • Daha da yazacaktım ama yazı zaten sıkıntı postası gibi oldu, aşırı yüklenme yapmayayım sonra geri gelirim.
  • Sevgilerle, Applesodaa.
31 Ocak 2018

Evi kiraladım zannederken ben...

Gün 1, olay 1. :)

Dün naçizane evin camına asmak için kiralık ilanı çıktı alıyorum.
Fakat bakın ne yapmışım.

SAHİBİNDEN KİRALIK
0 555 55 55
E.... Ç...

Yani aslında ne yapmışım kocamı kiralığa çıkarmışım.
Yapmışım da, yaptığımdan bile haberim yok. :)

Sabah sabah kocam telefonda çemkirince mevzuya ayıldım.

Sonra baktım böyle olmayacak evi emlakçıya verdim.
Ömrümde ilk kez ev sahibi olmuşum; annemlerde ev yok, kayın validemlerde ev yok.
Ben nereden  bileyim nasıl kiraya veriliyor bu meret canım...

Aaaaa, gelmeyin üstüme.

İsyankar Applesodaa akşam bültenini sundu.
16 Ocak 2018

Durum bildiriyorum...

   Babamın ameliyatı sorunsuzca nihayete erdi. Kendisini yoğun bakıma aldılar, iki günlük bir yoğun bakım bekleyişi sonrası servise çıkaracaklar. Bir hafta kadar daha hastanede ikamet ettikten sonra inşallah eve götürebileceğiz.

   Babam ameliyata güle oynaya gitse de, annem yelkenleri kaptı koyverdi her an "ay bayılacağım ve tansiyonum düştü" aksiyonları ile ortalığı teyakkuz halinde tutmayı başardı.

   Dün geceyi de sebepsiz bir şekilde uykusuz geçirdikten sonra kalktım işe geldim.

   Hislendim, kimsem yoktu size geldim. Şaka şaka bu sabah mutluyum.

  Güzel günler diliyorum hepinize, kucak dolusu sevgilerle.

  Applesodaa sabah haberlerini sundu, söz sende blogspot.

  Son durum: Saat 9:55 itibariyle babam uyanmış doktora "Ne zaman hamsi yiyebilirim?" diye soruyormuş. :)
13 Ocak 2018

Felaketler kaçar kaçar geliyordu?

2017 yılının Aralık ayında bir gün kayın pederimin arayıp; "Kızım bana bir doktor randevusu
al." demesiyle beraber her şey tepetaklak oldu.

Ailelerimizin ıvır zıvır tüm işlerden sorumlu bakanı ben olduğum için doktor randevularından
telefon hafızalarına kadar bilumum alakasız derde derman olmakla mükellefimdir.

Kayın pederime kulak burun boğaz randevusu almışken, babam arayıp kalbinin sıkıştığından
bahsetti. Ona da bir kardiyoloji randevusu aldım.

Buna müteakip de sorunlar bir bir ortaya saçıldı.

Buradan sonrası yüksek dozda ruh sıkıntısı içerir, aman dikkat!

Kayın pederime uyku apnesi, babama kalp kapakçığının değişmesi gerektiğine dair teşhis koyuldu.
Kayın pederimi uyku testine, babamı anjiyoya yolladık.

Uyku testinin sonuçları ile babamın ameliyat tarihini bekleye duralım, annem iş yerinde
tabureden düşerek belini çatlattı.

Babamın ameliyat tarihi belli oldu ve cuma günü yatışını yaptık. Öğlen yatış yaptığımız
hastane ameliyat için kan gerektiğini saat 16:30'da bildirdi.

Babamın kan grubu 0 Rh- olduğundan hummalı bir koşuşturma sonucu kanları ve donörleri bulduk.
Ancak bu sefer açık kalp ameliyatı yapmaya karar veren hastane ilk başta istediği miktarı
ikiye katladı.

Ameliyat pazartesi sabahına kaldı.

Kanlar bulundu. Uyku testinin sonuçları hala gelmedi. Bu arada babam iyileştikten
sonra da annemin de ameliyat olması gerektiği ortaya çıktı.

Kendi hayatımda bir sağlık sıkıntısıyla zaten uğraşırken üzerine bir de
bu kadar ameliyat bana fazla geldi.

Tam resimdeki ayıcık gibiyim. Kafamı hangi duvara vursam diye derin derin düşünüyorum.

Tüm bunları hayatımın özel kısmında yaşarken, iş kısmında altı aydır beklediğimiz
devasa projenin ihale dosyaları da o sırada geldi.

Günlerdir gündüzleri proje saymaktan, günün geri kalan saatlerinde de sağlıksal sıkıntılar 
nedeniyle uykusuz kalmaktan helak oluyorum.

Şu anda evde proje sayıyor olmam gerekiyordu, fakat şirket ağına bağlanamadım.
Yaklaşık bir saattir yurt dışı ile yaptığım görüşmeler sonucunda onlar da problemi çözemedi
ve ileri bir tarihte çözmek üzere bir kayıt aldılar.

Derdim çoktur neresinden yanmaya başlayayım bilemedim.

Buraya kadar okuduysanız eğer, ruhunuzu böyle daralttığım için özür dilerim.

Applesodaa bir buhran anında bildirdi.

Sevgiler.
16 Aralık 2017

58. Gün: Türlü aksilikleri üzerime çekmemle tanınırım...

   En olmadık anlarda, olmadık durumlarla karşı karşıya kalmak gibi bir huyum var...

   Nasıl oluyor bilmiyorum ancak bir şekilde bir aksilik gelip yakama yapışıyor.

   O zaman şu başıma gelenleri bir kaç örnekle inceleyelim.

   Sözümüzün kesileceği gün misafirlerin gelmesine yarım saat kala, eteğim yırtıldı. Sırf bu söz için dünya para verip aldığım etek cart dedi yırtmaç kısmından yırtıldı. Terziye gitmeler gelmeler derken soluk soluğa o işi hallettim. Bu sefer gecenin ilerleyen saatlerinde bluzum kol altından kastı cartladı. :) Allahtan siyah bluzun altına siyah atlet giymişim de millet gidene kadar durumu idare ettik.

   Düğüne üç ay kala kocamın el bileğinde kırık olduğu ortaya çıktı. Doktorlar hemen ameliyat dediler. Bir hafta içinde ameliyatını oldu sağlığına kavuştu. Ancak sonrası komedi... :) Nikah düğünden bir ay önce kıyılacaktı. O tarihte doktor alçının çıkmasına izin vermediği için bütün fotoğraflarda kolu alçılıydı. :) Neyse düğünde durumu düzeltiriz dedik. Ancak doktor bir müddet daha kalsın deyince fotoğraf çekiminin yapılacağı günde de alçı bize eşlik etti. Düğün günü gelin kuaföre, damat berbere gider. Bizde damat gelini kuaföre bıraktıktan sonra alçısını çıkarttırmaya gitti. :)

   Annemin zoruyla KPSS sınavına gireceğim. Nasıl sınava girmek gelmiyorsa içimden sınav kağıdına şöyle bir bakıp kenara koymuşum. Sınav günü geldi çattı kız kardeşimle düştük yollara. Okula geldik, kapı duvar... Çevrede ne bir insan ne de bir hareket var. Mezarlığın yakınında, yüksekçe bir tepede, ıssız bir okul. Kız kardeşimle bir bakıştık, bir daha bakıştık. Hemen sınav kağıdını çıkarıp baktık ki yanlış gelmişiz. Bizim gideceğimiz okul Anadoluhisarı'nda, biz ise an itibariyle Beykoz'dayız. :) Gördüğümüz ilk taksiyi çevirip, sınava üç dakika kala okula vardık, lakin tükendik. :) Bir de 30 TL taksi parası ödeyip zarara girdik.

   Daha da örneklendirecektim lakin yorgun düştüm.
   Sevgilerle, bahtsız Applesodaa!

8 Eylül 2016

Derdim çoktur hangisine yanayım??


  • Aslında bugün çok da dertli değilim sevgili Casperlar. Bu yazıyı dün yazsaydım derdin biri bin paraydı o ayrı...
  • Ev aldığımızı, evin sadece temelinin olduğunu, sonunda nasıl bir evimiz olacağını bilmediğimi burada sizlere daha önce belirtmiştim.
  • Zamanın hiç yerinde durmayışının da etkisiyle, ev gitgide görünür hale gelmeye başlamıştı. En son baktığımızda tuğlalar da gelmişti artık yavaş yavaş evimiz şekil alacaktı...
  • Benim nev-i şahsına münhasır kocam da dün sabah nöbet dönüşü eve bir bakayım deyince olanlar oldu. Aradı beni ve "Ev olmamış, burası çok küçük, bizim hiçbir eşyamız sığmaz." dedi. 
  • Ben yandım, tutuştum ve de bittim. Akşamı zor edip, bir endişe içerisinde koşarak gittim ve ne göreyim. Ev olmuş, iyi de olmuş. Bayağı da olmuş yani.
  • Anladım ki benim kocamda göz bozukluğu falan var. :)
  • Ev tabi ki küçük ( büyük ev mi kaldı artık) olmakla beraber, kullanışlı da. Tabii birtakım çözümler üretmemiz gerekmedi değil. Küçük tuvalet olarak planlanan alanı biz ardiye olarak yeniden yaptırmaya karar verdik ama o kadar kusur kadı kızında da olur canım...
  • Şimdi evin iç kısmına yavaş yavaş geçileceğinden yeni yeni dertlere gark oldum canlarım. Fayans, banyo dolabı, gömme dolap, ankastre fırın vs. arayışlarına kendimi verdim.
  • Resimde gördükleriniz de inşallah Rabbim nasip ederse benim mutfak fayanslarım olacaklar. :)
  • Eskiden tüm paramı giyim kuşama yatırırdım. Evlenirken kendimi ev eşyalarına verdim. Evlendikten sonra tabak çanak sevdasına düştüm. Şimdi de fayans, kale-bodur, dolap vs...
  • Hayatımda tecrübe etmediğim alış veriş kalmadı. :)
  • Demek ki neymiş "Her yeni gün yeni bir deneyimmiş." :) (Tırnak işareti içerisinde olan kısmı şarkı gibi uzata uzata söyleyiniz.)
  • Kocaman sevgiler gönderir. Banyo dolapları ile aşk yaşamaya giderim.
  • Applesoda günün son haberlerini sundu.
  • Saygılar.
22 Şubat 2016

Pazartesileri hiç sevmem, yoksa sevsem mi??


  • Good morning casperlarım!!!
  • Bir hafta sonunu daha başarıyla yitirdikten sonra; sizlere güneşli pazartesi sabahından, ofisteki rahatsız koltuğumdan, cama yansıyan bilgisayar ekranımdan, az önce ettiğim kahvaltının ardından sesleniyorum...
  • Pazartesi ile olan karmaşık ilişkimiz devam etmekte, genellikle kendisinden ölümüne nefret etsem de bu yıl ikinci bir kez daha pazartesiye kavuştuğuma sevindim, size de kendime de yalan söylemeyeceğim.
  • Evlendiğimi hatırlarsınız casperlar, eskiden Çengelköy'de ikamet ettiğimde malum. Evliliğe müteakip Kocaeli il sınırına vardım, Tuzla'ya yerleştim. İşte bu noktada işler karıştı. Şimdilerde şehirler arası oturduğumu düşünürsek ne zaman annemlere gelecek olsak kalmak zorunda kalıyoruz.
  • Bu kalma merasimleri beni benden alıyor artık... Haftalardır evimde temizlik yapamadığıma mı yanayım? Hafta sonu evimde sere serpe yatamadığıma mı yanayım? Yoksa 24 yıl yaşadığım ev dahi olsa, artık rahat edemediğime mi yanayım? Oy ben nerelere gideyim??
  • En iyisi akşam olsun da eve gideyim, evim evim güzel evim...
  • Bu arada bu hafta sonu iki doğum gününe katıldık ve ben bu işin çok masraflı olduğuna karar verdim... Hayat çok pahalılaşmış be canım.
  • Applesodaa size ofisten ev hasretiyle bildirdi. Sevgiler, saygılar...
15 Şubat 2016

Pazartesileri hiç sevmem!


  • Önceki hafta cuma akşamı ağır bir ateşlenme ile eve vardım, cumartesi sabahı soluğu hastanede aldım. Gribal enfeksiyonumu kabullenip, 5 gün bilfiil yattım.
  • Nasıl bir bahtsızım bilemedim?? Bu enfeksiyonu nasıl kaptım, nereden edindim hiç bir fikrim yok lakin tüm şirkete benden bulaştığı kesin bilgi...
  • Benim hasta olup, inzivaya çekilmeme müteakip peşimden tüm şirket hastalanmış. Ben döndüğümde deyim yerindeyse ofiste in cin top oynuyordu.
  • Şimdi her ne kadar azıcık sıhhatim yerine gelmiş olsa da, üzerimde bir isteksiz çalışma hali... Ay nerelere gideyim neler edeyim...
  • Bu arada sattım Casperlar, sattım!!! Yeni yılın açılışını yaptım, iki proje birden sattım! :) Hadi gene iyiyim. :)
  • Sevdiceğime sevgililer günü sürprizi yapıp ceket alayım dedim, bu yoğunlukta bir haftayı bulur gelmesi deyip sipariş ettiğim ceket ertesi gün geldi. Benim de sevgililer günü sürprizim yalan oldu, eve gider gitmez hediyemi takdim ettim. (Takdim etmekten kastım; masanın üzerine bıraktım gelince bulsun diye zira o sıra yüksek ateşle cebelleşiyordum.)
  • Bana bir sevgililer günü hediyesi ise henüz gelmedi, büyük bir şey gelecekmiş, haydi hayırlısı dedim bekliyorum.
  • Bu arada sevgililer gününde bir değişiklik yapmak istedim, ailelerimizi kahvaltıya çağırdım, gayet de güzel vakit geçirdik. :)
  • Çok fazla hastalıklı ve sevgili kelimesi içeren bu yazı için affınıza sığınır, henüz tam atlatamadığım hastalığımı bahane ederim.
  • Applesodaa geçtiğimiz iki haftanın özetini sundu, saygılar.
15 Ocak 2016

Oldu en sonunda oldu!


Çok ama çok uzun zamandır istemiş olduğum sinemaya gitme işini
nihayet dün gerçekleştirebildik. :)

Lakin hafta içi gitmesek daha iyi olabilirmiş sanırım. Zira sabah kendimi yataktan
sürükleyerek kaldırdım...

O sefil sürüklenme halimin üzerine
44 km. yol gitmiş olsam da, şu anda sizlere gözüm kapalı yazıyorum canlarım.

Bu arada üç haftadır evde temizlik yapamadım. Her yer toz içinde...
Benim içimse sıkıntılar içinde bu durumdan ötürü.

Lakin bu hafta da cumartesi çalıştığımdan, pazar da annemlerle gün toplantısı olduğundan
(hangi akla hizmet girdimse ben o güne) temizlik işini bir başka bahara
bırakmak durumunda kalacağım sanırım.

Bir ara diyorum casperlar toplanıp gelseniz de benim evi bir temizlesek mi? Ne dersiniz?

Applesodaa sabah haberlerini sundu.
Saygılar.
28 Aralık 2015

Pazartesileri hiç sevmem...


Depresyonik bir pazartesiden merhabalar canlarım.

Ne kadar da bahtsız şu pazartesi.
Her hafta binlerce insan verip veriştiriyor, halbuki günün suçu ne?
Haftanın ilk günü olmayı da o seçmedi ya...

Lakin işte Fatmagül'ün de suçu yoktu neticede ama olanlar ortada...

Sabahın kör bir vaktinde uyanmaktan gram memnun olmayan bünyem şu anda
sağlıklı şeyler yazamıyor canlarım. Aklımı başıma
toplayamadım henüz.

Sizlere Kaan Tangöze'den "Bekle Dedi Gitti"yi armağan edip,
çalışmaya gidiyorum.

Applesodaa hepinize güzel bir gün diliyor.

Not: Kendinden 3. tekil şahıs olarak bahsetmek hangi hastalığın belirtisi acep?
23 Aralık 2015

Bir mumdur, iki mumdur, ev yansın haberim yoktur...

Mum yakmayı, ev yakmakla karıştırmış da olabilirim.

Bendeki her sevdanın sonunda başıma bir dert açılıyor illa ki...
Elimi attığım kül oluyor a dostlar.

Gelelim başıma gelenlere, vallahi "kendim ettim kendim buldum"
cümlesinin ayaklı kanıtı gibiyim.

Resimde üstte yer alan minik mumlukları geçenki Mudo ziyaretimizde Müdürem
bana hediye etti. Alttaki tatlılıkları da ben balayında
Muğla-Dalyan'dan almıştım.

Bir mum ve mumluk sevdasına kapılmamla beraber bulduğumu zulaladığım doğrudur.
Zula yapmakla da kalmadım ara ara yakıp denemeler de yapıyorum.
En son Mudo ganimetlerimi yakayım bir dedim ki....
Zaten ne olduysa, orada oldu.

Ben mumlukları yaktım bir güzel.
Sonra çamaşır makinesinin bitiş sinyalini duyunca arkada odaya çamaşır asmaya gittim.
İşim bitince de şu mumlukları da söndüreyim de yatayım diye düşündüm.
Mumluğun yanına vardım ki az daha tv ünitesini yakıyormuşum.

Minicik mumluk, o resimde gördüğünüz yerde beş dakika yanarak,
o üniteyi nasıl ısıtmış belli değil.
Azıcık geç kalsam hakikaten yanacakmışız.
:(

Demek ki neymiş; beni evde tek başıma bırakmak maddi-manevi
her türlü zararlıymış.

Bu sırada kocam koltukta mışıl mışıl uyuyordu.
Evle beraber yanacaktı garibim, dünyadan habersiz...

Allah bana akıl fikir ihsan eylesin.

Sevgilerle.
Applesodaa yemek öncesi bültenini sundu.

Kendime not: Ateşle oynama!
12 Aralık 2015

Sing for you...


Müzik söylenemeyen ve hakkında sessiz kalmanın imkansız olduğu şeyleri ifade eder.
Victor Hugo

Cumartesi sabahı siz yatağınızın sıcaklığında keyif yaparken,
ben geldim çalışıyorum Casperlar.

Güzel bir cumartesi olması dileğiyle.
Applesodaa
11 Aralık 2015

Güzdüz iş kadını, akşam ev hanımı...



Malumunuz bir süre önce evlendim.
Henüz 2,5 ay olsa da ben 2,5 yıldır evli gibi hissediyorum kendimi....
İlk haftalarda neyi ne zaman yapacağımı şaşırsam da şimdilerde
biraz aklıma da kendime de sahip olabiliyorum. :)

EKBS 1: Bu akşam ne pişireceğim?
Evlendim evleneli şu yemek mevzusunu bir çözemedim gitti.
Yemek yapmayı bilirim, iyi de bilirim, lakin akşam olup da evin yoluna düşünce
"Ay Allahım Allahım, ben pişireceğim bu akşam!" diye düşünmekten
menapozlu kadınlar gibi ter basıyor beni.
Sanki bütün yemek tarifleri aklımda uçup gidiyor.

EKBS 2: Pişirsem bir, pişirmesem bin dert!
Yemek pişirmesem; aç kalacağız. Pişirsem; ziyan olacak.
Beş kişilik evden, iki kişilik eve transfer olunca
yemeklerin ayarını da tutturamaz oldum.
Azıcık pişirme konusunu çözemedim; bazen artıyor, bazen yetmiyor. :(
Sevdiceğim de her akşam yemekte evde olmadığından, kalınca kalıyor.
Hal böyleyken ne yapsam olmuyor, olmuyor.

EKBS 3: Yıkanarak çoğalan çamaşırlar!
Ödeye ödeye bitiremediğim borç çilesinden sonra şimdi başım çamaşırlarla belada!
Yıkandıkça çoğalıyor sanki kirli sepetinin nüfusu.. :(
"İki kişinin nasıl bu kadar çamaşırı olur?" sorusunun cevabı hala meçhul.

EKBS 3.1: Bir nevresim seremonisi.
Bu madde üst maddenin içeriğine dahil olmakla beraber
problemin yarısını oluşturuyor da olabilir.
Gelen-giden-kalanlara müteakip nevresimler çıkarılıp kirli sepetine atılıyor.
Sonra kirli sepetinin hali perişan, ben perişan, kimse yok iki mandal uzatan...
O nevresimlerse beni benden aldılar. 
Bütün takımlarımın çarşafları farklı renk, başlayacağım böyle estetik görünüşe...
Bir nevresim iki postada yıkanıyor bu durumda.
Gerisini uzatmaya gerek yok, siz beni anlarsınız canlarım.

EKBS 4: Temizlemeli mi temizlememeli mi?
Evi ne zaman temizlesem misafir geliyor.
O saatten sonra evin temiz olmasının bir anlamı zaten kalmıyor.
Evi temizlememe işini denedim geçenlerde, iki hafta geçti ne gelen ne giden...
Dedim bir temizlik yapayım artık, pisliğe karışacağız.
Temizliği yaptım, ertesi sabah (sabah namazından da önce hatta) kapıda misafir.
Bu işte de bir Murphy seziyorum lakin, kanıtım yok. :(

EKBS 4: Evlilik, bir çözemediğim olaylar silsilesi...

EKBS 4.1: Vaka 1 - Turşunun iyisi pet şişeye yapılmayandır.
Tam temizliği-yemeği yapmış, huzura ermiş, kocamı beklerken
dedim bir turşu çıkarayım. Ah demez olaydım!
İlk kez pet şişeden turşu çıkaracağımdan olayın mevzuatını da bilmiyorum.
Kapağını açarak işe girişeyim dedim ki....
Kapağı azıcık çevirmemle birlikte kapak tavandan sekti,
turşu suyu boyumu geçti, duvarda biber yaprakları...
Tam "perişanım şimdi" anı.
Sonrası...
Sonrası yer sil, duvar sil falan filan....

EKBS 4.2: Vaka 2 - Buzdolabımın etiketi alıp başını gitti mi?
Evde mevlüt okuttum. Yeni evliyim ya evimin bereketi olsun dedim.
Başıma ne geldiyse şu iyi niyetimden zaten...
Mevlüt sonrası buzdolabının etiketinin yarısının yerinde yeller estiğini fark ettim.
Ya etiket alıp başını gitti.
Yahut bir insafsız amaçsızca söktü.
Bilemedim.

EKBS 4.3: Vaka 3 - Maşallah dediğim üç gün yaşamıyorsa...
Birde sevdiceğimin traş köpüğünün nedensiz patlaması var.
Tam bir önceki gün banyoyu düzenlemiş, herşeyi yerli yerine koymuşum,
sonra kapıdan banyoya bakıp ne güzel oldu diye düşünmüşüm.
Sonraki gün traş köpüğü patlasın...

İki buçuk ayda ev hanımı olmaya dair yaşadıklarım bunlar.
Lakin iyi yaptığım şeyler de var canım.
Mesela geçen akşam ilk kez kabak tatlısı yaptım.
Yiyen memnun, yiyemeyen bin pişman. :)

Gündüzleri iş dertleri, akşamları ev dertleri...
Hem çalışıp, hem evli olmak sürekli iş yapmayı gerektiriyor kanımca.
Ben gene iyiyim hem çalışan, hem anne olanlara
Allahtan sabır ve enerji diliyorum.

Applesodaa evlilik yolunda son gelişmeleri bildirdi.

Acemi ev hanımı yanımdan sevgilerle...

Not: "EKBS" - Evli kadının başlıca sorunu manasında yapılan bir kısaltmadır.
Notun notu: Pet şişeye kurulan turşu öyle pat diye açılmaz, önce kıyısına kenarına bir delik
açılarak gazı alınır.
Tavsiye: Nevresimleri tek renk alın, sonra çok ağlarsınız.




Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.