acemi ev hanımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acemi ev hanımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2022

Ev mi işi?

Kayıtlara geçelim cumartesi günü alerjiden öleyazdım.

Cuma günü alerji ilacım bitmiş, halihazırda kendisi bir hastanede çalışan kocama gelirken (hastanenin bahçesinde yer alan) eczaneden ilacımı almasını rica ettim. Unutmuş.

Ertesi sabah kalktığımda gözlerim şişmiş zor açılıyordu. Burnum çeşme misali sürekli akıyordu ve ben psikolojik olarak tükenmiştim.

Annem sen bu halinle çocuk bakamazsın deyip oğlumu da alıp karşıya (Avrupa Yakası) teyzeme gitti. Nasıl gözü yiyor bebek arabası + Çınar ikilisi ile o kadar yol yapmayı bana sormayın, ben bilmiyorum.

Ayağımı bacağımı uzatıp yatacağım derken, makinedeki çamaşır geldi aklıma... Onları as, ötekileri katla, şurayı şöyle, burayı böyle derkeeen... 

Bir de baktım ki bütün dolapların yazlık kışlık işi bitmiş. Ay aman ortalık çok toz oldu diye süpürge yapmışım. Tuvalet banyo böyle kalmasın diye oraları da temizlemişim...

Benim kendimle derdim ne bende bilmiyorum. Akşam oturdum baktım şöyle etrafa görünürde hiçbişey de yok. Mesela kocama sorsak evde ne yapmışım fark etmez bile. 

Ev işi nankör diye boşuna demiyorlar demekki... Neyse ödül olarak kendime ne zamandır canımın istediği ama gidip yiyemediğim waffle'ı sipariş ettim. O kadar da iyi geldi ki afiyetle yedim.

Sonra pazar günü ne yapsak diye düşünürken Çınar baffle dedi (waffle), kocam da canım ne zamandır istiyor diye gidelim dedi. Bende sanki dün koca waffle'ı mideme indirmemişim gibi hiçbir şey çaktırmadan gittim bir daha yedim. 

Hiç pişman değilim, gene olsa gene yerim. 

Şu an yine bir canım waffle çekiyor. Ay nerden düştüm ben bu tatlı batağına? 
Biri bana bir dur desin rica edicem. Lütfeen.
19 Ocak 2018

52/2: Evim, yuvam dediğiniz yer hakkında yazın...

Evim evim güzel evim...

Ayakları evin kapısından geçmeden bünyesi rahat edemeyengillerdenim.

25 sene yaşadığım ana evimi de, velhasıl-ı gittiğim başka her bir evi de çok fena yadırgıyorum.
Yatamıyorum, uyuyamıyorum. Belli bir saatten sonra ayağımı uzatamayınca
sinirleniyorum.

Ne zaman ki evimin kapısından giriyorum, o zaman rahata eriyorum.

Ev benim için, kendi düzenimin olduğu yeri ifade ediyor sanırım.
Yastıklarda kendi kokumu duymak istiyorum. Koyduğum
eşyayı koyduğum yerde bulmak istiyorum.

Kendi seçtiğim renklerin içinde huzurla ayaklarımı uzatmak istiyorum. :)

Ev dekorasyonumuz ağırlıklı yeşil krem, evlenirken fark ettik ki ben bayağı bayağı
yeşil seviyor muşum. :)

Halısını marketten, kitaplığını internetten aldığım evim...
Eşyalarını ellerimle seçtiğim bu evi içinde yaşayarak yuva yaptık.

Yuvamı seviyorum. :)
4 Kasım 2017

16. Gün: Kek yapmasını çok severim fakat yemem!


Kek yapmayı severim.
İlk kez annem düzgün bir şekilde kek pişirmeyi öğrettiğinden
beri de bir tek keki bile ziyan etmişliğim
yoktur.

Tarifi aklımın en derin noktalarından birine saplanmış vaziyettedir.
Her şeyi unutsam o kek tarifini unutmam. :)

Ama kek yemem.
Şimdi yaptığım kekler güzel olmuyor da ondan yemiyorum sanmayın.
Keklerim çok güzel oluyor. Hatta misafirliğe gelmeden
önce arayıp, "Kek yap, geliyoruz." diyen güzel insanlar tanıyorum.

Bunlara rağmen kendim de yapsam, başkası da yapsa
kek yemeyi katiyyen sevmiyorum.

Sadece meyveli top kek yerim. :)
O kadar ev yapımı şahane, nefis kendi keklerim dururken ben neden böyleyim
hiç bilmiyorum.

Günaydınlar Applesodaa..
21 Ekim 2017

2. Gün: Evlenmeden önce daha çok görüşüyorduk.

Sevgili kocamla güzide evliliğimizde iki yılı geride bıraktık geçtiğimiz günlerde...

Yalnız başıma evde oturduğum akşamlardan birinde derin düşüncelere dalmışken sevgili
olduğumuz vakitlerde daha çok görüştüğümüzü fark ettim.

Niye görüşemiyoruz diye sorarsanız, kendisi hastahanede çalıştığı için nöbet sistemleri var.
Haftada en az bir kere gece nöbetine gidiyor.

Evlenmeden önce yaşadığımız sosyal çevreden çok uzakta ikamet ettiğimiz için de
arkadaşları ile görüşmek istediğinde eve gelmesi gece yarısından sonrasını
buluyor.

Hastane nöbetleri, arkadaşları ile halı saha maçları, şehirler arası katılmamız gereken
düğünler, benim kızlarla buluşmalarım derken haftada üç akşamı beraber geçirebilirsek
kâr sayıyoruz.

Bu kadar çok yazdığıma bakıp da konudan şikayetçiyim sanmayın.
Hem özlemek çok güzel, hem de istediğimde kendimle
baş başa kalabilmek çok güzel.

Evliliğin en sevdiğim yanlarından biri oldu bu alan özgürlüğü.

Velâkin ben ne kadar şikayetçi olmasam da; hem ailemiz hem de çevremizdeki arkadaşlarımız
ya mutsuz, yahut da benim evde hep yalnız başına bırakılan kadın olduğumu
düşünüyor.

Oysa ki ben; kendimi seviyorum, kendimi dinlemeyi, kendimle kalabilmeyi.
Kocamı da seviyorum tabii, görüştüğümüz zamanlarda. :D 

Sevgiler Applesodaa.
7 Temmuz 2017

Şu başıma gelenler...



Evlilik denilen müessesesinin kendisi mi ilginç olaylar mıknatısı yoksa sorun bende mi bilemiyorum.
Buyurun analiz edelim. :)

Geçtiğimiz yıl evimi nereden geldiği ve de nereye gittiği belli olmayan karıncalar işgal ettiler. Sanırsınız benim ev onların göç yoluna kondurulmuş. Mutfaktan girip yatak odası istikametine doğru seyahat ediyorlar. Ne kadar istemesek de göremediğimiz anlar oluyor eziyoruz, veyahut açtığım her kapağın altından çıkıveriyorlar diye tırlatma noktasına gelmiştim ki 
kendileri ile yollarımız ayrıldı. 
Öylece ne olduğumu da anlayamadan bir karınca sürüsü geldi ve de geçti.

Bir gün kapıyı sabah kilitleyip çıktım. Akşam geldim eve giremiyorum.
Sanki başkasının anahtarıyla açmaya çalışıyormuşum gibi kapıda sarsılmaz bir duruş var ki
görmeyin. Kocam da hastanede nöbette olduğundan öylece bakakaldım kapıya.
Neyse ki internet var da en yakın çilingiri imdada çağırdım.
Babam yaşındaki çilingir bana "Kilidin dili düşmüş abla." diyerek açıklamayı yaptı ve de kapıyı açtı.
Dedim ki kapıya" Be hey insafsız, sabah bir şeyciğin yoktu da akşama ne oldu sana?"
Cevap vermeyerek sarsılmaz duruşunu korumaya devam etti.

Karıncalarla yaşadıklarımız da yetmemiş göreceğim varmış ki,
bu sene de sinek istilasına uğradık. Lakin öyle böyle değil her odada, her yerde, tavanlarda
benek benek duruyorlar küçük sinekçikler. Mide bulantısını falan da geçtim de nereden geliyor bu
mahlukların kaynağı diyerek ardiyesinden kilerine bütün evi taradım ve ne göreyim; banyodaki su giderini istila etmişler. (Oysa ki ben bir mercimek paketi falan sineklenmiştir diye kendimi avutuyordum.) Her yeri pir-ü pak temizlesem de evi sineklerle paylaşma olayımıza bir son veremedik. Yazıktır günahtır diye bir şişe fısfıs alıp üstlerine de sıkamadım.
Öyle geçinip gidiyoruz şimdilik.

Applesoda evden bildirdi.


12 Mayıs 2017

Israrcı bir misafir durumu söz konusu...

   Bugünlerde bizim evin misafir potansiyeli çok yüksek. 

   Sürekli birilerinin bir gelmek isteme durumu var. (Bu da nasıl bir cümle olduysa.. Neyse idare ediverin.)

   Kendi evimize geçtiğimizden beri zaten insanlar "Ay, bir gelip göremedik." minvalinde cümleler kuruyorlar.

Ah be ablacım be.. Gelme ne olacak. Bütün hafta iş yerinde tuvalete gidecek vakit bile bulamadan çalıştığımı biliyor musun? Haftada en az iki kere mesaiye kaldığımdan haberin var mı? Mesaiye kalamadığım zamanlarda da bilgisayarı eve taşıyıp akşamı mail kutusunun başında geçirmeme ne diyorsun?

   Ben bu kadar canımdan bıkmışken, kocama güler yüz gösterecek halim kalmamışken, akşamları depresyonlardan depresyon beğenirken kusura bakmayın ama fırını bile olmayan şu evimde misafir ağırlamak istemiyorum.

   Tabii bunları yüksek sesle dile getirsem gelinlerin yüz karası ilan edilip, toplumdan dışlanırım. Bende bu sebeple dişimi sıka sıka "Buyurun!" diyorum. "Buyurun, buyurmaz mısınız?"

   Hal böyleyken bir şahıs arayıp "Canım yarın sana ikindi çayına gelelim." diyor. O bahsettiği tarih 1 mayıs, işçi ve emekçi bayramımız 1 mayıs... Resmi tatil ya ben evdeyim, hiç bir işim de olamaz zaten o günü bulmuşken aman gelin.

   Ben dişçi randevum olduğu için sabah kahvaltısına gelin, öğleden sonra evde değilim dedim. Ne oldu peki, gece birde aldığım bilgilere göre iptal oldu gelmediler.

  Bir hafta sonra bir cuma akşamı sana çaya geliyoruz diye tekrar aradılar. Bir takım hazırlıklar yapıp, oturup bekledik. Aradılar iptal ettiler.

  Bir hafta sonra bir salı günü arayıp "Akşam evdeysen sana çaya gelelim, ama hazırlık filan yapma, gerek yok." dediler. Tam o anda tepemin tası attı ve "Siz kimsiniz?" dedim. O da bana kafileyi saydı.

  İçimden bir "Ya sabır!" çekip, "Peki." dedim, "PEKİ!"...

  Akşamüzeri arayıp tekrar iptal ettiler.

  Şimdi soruyorum size, yeterince sabırlı davranmamış mıyım? Allahın verdiği üç hakkı da tükettiklerine göre, bir sonraki aramalarına "Lanet olsun, gelmeyin ulan gelmeyin. Sayenizde bana geldiler zaten!" deme hakkım yok mu?

   Bu yaptıklarını çok normal bir davranış gibi görmelerine mi kızayım? Her buldukları fırsatta bizim eve damlamak istemelerine mı kızayım?

   Yorgun ruhuma, bitkin bedenime, 26 yaşımda hayatımdan bezdiğime mi yanayım.

   Ne yapayım?
8 Eylül 2016

Derdim çoktur hangisine yanayım??


  • Aslında bugün çok da dertli değilim sevgili Casperlar. Bu yazıyı dün yazsaydım derdin biri bin paraydı o ayrı...
  • Ev aldığımızı, evin sadece temelinin olduğunu, sonunda nasıl bir evimiz olacağını bilmediğimi burada sizlere daha önce belirtmiştim.
  • Zamanın hiç yerinde durmayışının da etkisiyle, ev gitgide görünür hale gelmeye başlamıştı. En son baktığımızda tuğlalar da gelmişti artık yavaş yavaş evimiz şekil alacaktı...
  • Benim nev-i şahsına münhasır kocam da dün sabah nöbet dönüşü eve bir bakayım deyince olanlar oldu. Aradı beni ve "Ev olmamış, burası çok küçük, bizim hiçbir eşyamız sığmaz." dedi. 
  • Ben yandım, tutuştum ve de bittim. Akşamı zor edip, bir endişe içerisinde koşarak gittim ve ne göreyim. Ev olmuş, iyi de olmuş. Bayağı da olmuş yani.
  • Anladım ki benim kocamda göz bozukluğu falan var. :)
  • Ev tabi ki küçük ( büyük ev mi kaldı artık) olmakla beraber, kullanışlı da. Tabii birtakım çözümler üretmemiz gerekmedi değil. Küçük tuvalet olarak planlanan alanı biz ardiye olarak yeniden yaptırmaya karar verdik ama o kadar kusur kadı kızında da olur canım...
  • Şimdi evin iç kısmına yavaş yavaş geçileceğinden yeni yeni dertlere gark oldum canlarım. Fayans, banyo dolabı, gömme dolap, ankastre fırın vs. arayışlarına kendimi verdim.
  • Resimde gördükleriniz de inşallah Rabbim nasip ederse benim mutfak fayanslarım olacaklar. :)
  • Eskiden tüm paramı giyim kuşama yatırırdım. Evlenirken kendimi ev eşyalarına verdim. Evlendikten sonra tabak çanak sevdasına düştüm. Şimdi de fayans, kale-bodur, dolap vs...
  • Hayatımda tecrübe etmediğim alış veriş kalmadı. :)
  • Demek ki neymiş "Her yeni gün yeni bir deneyimmiş." :) (Tırnak işareti içerisinde olan kısmı şarkı gibi uzata uzata söyleyiniz.)
  • Kocaman sevgiler gönderir. Banyo dolapları ile aşk yaşamaya giderim.
  • Applesoda günün son haberlerini sundu.
  • Saygılar.
19 Temmuz 2016

Applesodaa Art Craft #2

Sayın casperlar,

Hepinizi bu güzel ve demokrasi dolu günde sevgiyle kucaklıyorum.

Yine bir kendin yap çalışması ile karşınızdayım. Gelelim ne yaptığıma...

Burada görmüş olduğunuz dört adet renkli ürün, haşhaş. Eşim en son Amasya'ya gittiğinde getirmişti.

Dışı su kabağı gibi ahşabımsı bir görüntüye sahip, en önde yer alan zaten boyanmamış orjinal hali. Birini orjinal bırakıp (eşim istemese onu da boyardım), diğerlerini akrilik boya ile boyadım.

Sadece boya beni kesmedi. Üzerlerine simli ojeler ile ikinci bir kat geçtim. O kat buradan net görünmese de ışık altında, çok hoş oluyor. Orjinal olanın başı kel kalmasın diye onu da vernikledim.

Sonrasında elde ettiğim bu dört objeyi oda kokusunun şişesinin içine koydum.

Saygılar,
Applesodaa Art Craft sundu.

11 Mayıs 2016

Hellö!

Selam Casperlar...

Pazartesi halsizdim, dün hastaydım. Bugün geldim, buradayım.

O üzerimdeki ağırlık hissine müteakip gelen üşüme... Ben donuyorum derken, sevdiceğimin "Ateşin var." demesiyle ne olduğumu şaşırdım. Geçen sefer beni beş gün yatıran illete yeniden yakalandım sandım, lakin öyle değilmiş şimdi iyiyim.

İlaçlarımı içtim. Çorba, meyve, C vitamini, bol ilgi derken darlandım geldim. :)

Ay bana iyilik de yaramıyor haklısınız.

Dün evde yatarken nelerin farkına vardım peki?

Evde yatmak bir gün için olduğunda cidden güzel, iki de idare eder, ancak üçten sonrası çalışmaya alışmış kadına depresyon etkisi yaratıyor, ben diyeyim. 

Evlilik programları halen ekranlarda boy boydu. Seç, beğen, katil ol minvalinde evlendirememeye devam ediyorlar.

Yeni yeni şeyler de yok değildi, neyi oldurmaya çalıştıklarını çözemediğim "Kısmetse Olur", birbirleri üzerine oynamaktan başka bir şey yapmayan "Fenomen" ekibi, Acun'un artık etini sütünü geçip, kılından tüyünden dahi faydalandığı Survivor'ın tartışma ekseni "Survivor Panaroma", ve oturup izlemeye karar verdiğim "Gelin Evi".

Gündüz kuşağında tv izlemek imkanı olan insanlara televizyon kanallarının salak muamelesi yaptığına artık kani oldum. Şu yukarıda saydıklarımın başka bir açıklaması yok bence, ama reyting alıyor denildiğini de duyar gibiyim. Alsın varsın. Ne olurdu oraya başka bir program konulsaydı, onu düşünelim. Ekranda öğreten programlar ve benzerleri olsaydı sadece, Esra Erol el işi yapıyor olsaydı, Zuhal Topal yemek programı sunuyor olsaydı. Gene alırlardı reyting, en neticesinde sunulanlar önemli diyorum. İnsanlara farklı şeyler sunmak gerek artık!!

Son olarak hazır yeni gelinim, ev almışım borcum da boyumdan çok... Şu "Gelin Evi" programına bir katılayım diyorum. :) Katılırsam "Katil olur muyum acaba?" ihtimalini iyi bir düşüneyim ondan sonra kararımı bildiririm.

Gözlerinizden öperim.

Applesodaa.

Not: Ya gerçekten katılırsam programa... Neler olur bir hayal edin??
15 Nisan 2016

Cumalar candır, hafta sonu canan!!


  • Resimde, hafta sonu için planımı gördünüz. Evde koltuğumla aşk yaşamayı, yata yata mabâdımı ağrıtmayı planlıyorum. Hatta öyle ki yatıp dinlenmekten sıkılmak derecesine kadar vardırmak istiyorum bu işi.. :)
  • Bu hafta her sabah, azıcık daha uyuyabilseydim keşke düşünceleri ile cebelleşmekten banyoya giden yol üzerinde türlü tehlikeli durum içerisinde buldum kendimi. (banyo kapısına kaş çarpmak, dengeyi kaybedip lavaboya çarpmak, gözü açamayıp duvara toslamak vs. vs.)
  • Hâl böyle olunca, hafta sonu kocasının çalışmak zorunda olduğunu duyan taze ev hanımı Applesodaa'nın yüreği bayram etti. :)
  • Dinlenmek, dinlenmek ve dinlenmek üzerine olan planların hayatta yapılabilecek en güzel planlar olduğuna kanaat getirdim Casperlar.
  • Aslında evimde bir bahar temizliği yapılması lazım. Zira perdelerim karardı, camlar da toz duman, ama ne yapayım yahu.. Temizle temizle nereye kadar? Bahar temizliğini önümüzdeki aya bırakayım en iyisi ben, bir nisan yağmuru falan vurur sonra camlarıma emeklerim boşa gider. (Biliyorum çok inandırıcı bir bahane değil ama yüzüme vurmayın canım.)
  • Dinlenme işini de her şeyi abarttığım gibi abarttım ve kocama dedim "Hayatım yemek de yapamam şimdi dinlenmekten, öyle güzel şeyler bekleme karnımızı doyuracak bir şeylerle geçiştiririz hafta sonunu." dedim.
  • Allah affetsin. :)
  • Bugün mesai saatinin sonunu gördüm mü, hafta sonu kutlamalarına başlıyorum demektir. Siz de bu hafta sonu kendinize vakit ayırın, hep istediğiniz ama ertelediğiniz bir şey yapın. 
  • Kocaman sevgilerle, Applesodaa mübarek cumadan bildirdi.
12 Nisan 2016

Bi ara...

Ramazan gelmeden diyorum...
Bi ara birleşip, benim evi bir temizlesek mi?

Şaka şaka.
Buraya yorum yazmaya üşenen Casperlar, taa Tuzla'ya benim evi temizlemeye gelecek değil ya.

O değil de, benim evi kim temizleyecek sahi?
Şu cam silme ve perde yıkama işini başkasına devretsem..
Gerisini ben yapacağım ya gerçekten, söz veriyorum.
:)

Onu da geçtim de perdelere bakınca; "Hmm yıkanacak olmuş bunlar, hep gri gri..."
dediğim gün (geçenlerde bir hafta sonu) anladım ki ev hanımı olmak yolunda
bir kilometre taşını daha geride bırakmışım ben.

Kızçeler, annelerinizi üzmeyin..
Onlar yapılacak bu işler diyorlarsa bir bildikleri vardır.
Tecrübeyle sabit.

Kolaylar gele hepimize.
O temizlik bi ara yapılacak. Bi ara..
:)

Applesodaa.

Borcum çoktur bende bilirim lakin, gel böyle kabul eyle beni...

Hayatı yaşayabilmek için çok bir şeye ihtiyacımız olmadığını düşünmeye başladım bugünlerde.
Yine de düşününce bir şeyleri almak için kendimize empoze ettiğimiz ilk düşünce;
"hmm buna ihtiyacım var"...

Bir düşünelim bakalım,
aslında aldıklarımızın hepsi bir ihtiyaç mı?

Sadece ihtiyacı kadarını alıp da gereksiz harcama yapmayan insanlar elbette ki var.
Onlara olmayan şapkamı çıkarıyor,
ellerini eski Türk filmlerindeki gibi koparacak kadar çok sallamak istiyor ve 
bu sır neyse benimde kulağıma fısıldamalarını istiyorum. :)

Şahsen benim hayatta başaramayacağım bir şey varsa; o da ihtiyacım kadarını almaktır sanıyorum.
Bir şeyi almayı gönlüme koyduysam da yavaş yavaş beynime "Bu benim ihtiyacım." düşüncesini yerleştirmeye başlarım.

Huyum kurusun, müsrifim işte ne yapayım?

Velhasıl-ı sen gel bir de borcum varken gör beni.
Evlilik hazırlıklarını yaparken kız tarafının payına düşenlerin büyük kısmını borç-harç kendim aldım.
Ödeye ödeye bitiremediğim borçlarımı buraya yazmaktan parmaklarıma kramp giriyordu ki,
borç bitti.

Yemedim-içmedim demeyeceğim şimdi ama oldukça tutumlu davrandım ve de
istediğim her şeyi aldım (alamadıklarımı kızlara hediye olarak aldırdım).
En nihayetinde borçsuz evlenme emelime ulaştım.

Tam borç yok, evlilik müessesine giriş dersini de (evlilik hazırlıkları) başarı ile geçtim,
günümü gün edeceğim derken...

Diyemedim işte, altı aylık safahat dönemim bitti.
Boyumdan büyük borcum var şimdi.
Buralarda geçenlerde bahsetmiştim ev alma fikrimizden. En nihayetinde aldık.
Eee ev bu on yıldan aşağı borcu bitmiyor.

Yani şimdilerde ben yine tutumluluk yollarını arşınlıyorum.
Bu süreçte mecburiyetten değil de cidden tutumlu olmayı öğrenebilirsem bu da benim
bu işten elde ettiğim kâr olur.

Demem o ki: "Borcum çoktur bende bilirim, lakin gel böyle kabul eyle beni..."

Tutumluları gözlerinde öperim.
Benim gibi müsriflere; Allah bizlere akıl fikir ihsan eylesin der, gözlerinden öperim.
Applesodaa önümüzdeki on yılın maddi eylem planını bildirdi.

NOT: Evi temelden aldık; yani bir kaç direk, birazcık da beton şimdilik ortalık.
Seneye bu vakitler taşınma telaşıma hep beraber düşeriz.

NOTUN NOTU: Rabbim isteyen herkese nasip etsin inşallah!
11 Nisan 2016

Pazartesileri hiç sevmem!


  • Günaydın gün ışıklarım, casperlarım! :)
  • Şehirler arası seyahatle geçen bir hafta sonunun ardından, gözlerim pazartesi sabahına açılmayı reddetse de bir şekilde geldim, şimdi işteyim.
  • Bizim Tuzla'da ailelerimizin Üsküdar'da oturması sebebiyle yapmış olduğumuz bu hafta sonu yolculukları beni benden alıyor. Bu işe başka bir çözüm bulmamız lazım, zira bünyem buna dayanamıyor...
  • Baharın gelip kapıya dayanması ile beraber gün ışığı camlara vurunca daha bir kolay kalkarım sanmıştım. Lakin tembel; kışın da tembel, yazın da tembel... 
  • Şimdilerde iki endişem var, birincisi; düğün sezonunun açılmasına müteakip çeyrek altın almaya para yetiştirememek. İkincisi ise yaklaşan Ramazan... 
  • İlk kez bir Ramazan boyunca kendi kendime kalkıp sofra kuracağım, kaldıracağım. Bu Ramazan benim de idare etmem gereken kendi evim olduğundan çok endişeliyim. Hele ki bir de akşam yemeklerine çare bulamamışken ben sahurda ne pişireceğim derdi şimdiden sardı beni... En iyisi mi ben şimdiden sahur için bir yemek listesi hazırlayayım.
  • Erken kalkan yol alır demişler, ben şimdiden planlamaya başlarsam Ramazan-ı Şerif'i de hayırlısı ve de gönül rahatlığı ile atlatabilirim sanıyorum.
  • Şimdi ikincisi tamam da bu ilk problemim ne olacak benim? Evlenmeyin yahu! Ev aldım, borcum boyumu aştı. Ben bütün bunlara nasıl yetişeceğim? Beni de düşünün azıcık ama değil mi? 
  • Neyse canım hayırlısı ise evlenin, ona da yetişirim bir şekilde inşallah. :)
  • Hafta sonu haberleri ve de benim şahsi problemlerimi de görüştüğümüze göre artık çalışmaya başlayabiliriz.
  • Gözlerinizden öperim, Applesodaa! :)
1 Nisan 2016

Cumalar candır, gerisi heyecan!!!

Mübarek cumanın tam orta yerinden bildiriyorum;
mesainin bitmesine az kala sizlere bir selam etmeden gidesim gelmedi.

Kendi kendimi enerjik olmaya telkin ediyorum.
Zira yarın akşama misafirim var.
Bu da demektir ki sabahtan kalkılıp ev dip köşe temizlenecek, çamaşırlar yıkanıp-kurutulacak.
Üç çeşit yemek yapılacak.

Misafir gelmeden önce ev temizliği yapmanın gerekliliğini hiç anlayamamıştım,
taa ki evlenip, evimin hanımı olana kadar (sadece akşamları da olsa ev hanımı, ev hanımıdır).
Ne de olsa misafir gidince ev daha beter olacağından,
annemin evinde söylene söylene iş yapmayı
görev edinmiştim.

Lakin artık bende biliyorum ki; misafir gelecek ise o ev temizlenecek.
Türk kızı olmaktan mıdır, hamurumuzu annelerimiz böyle yoğurduğundan mıdır?
Yoksa bu toprakların havasından suyundan mıdır bilmem??
Artık bildiğim şey misafir geleceği zaman ev temiz değilse,
yüreğimin orta yerinin sıkıntılara gark olduğudur.

Misafirler arada bir teşrif ettiğinden, bizleri temiz pak hatırlasınlar isteriz.
Annelerimizden böyle gördüğümüzü bilsinler, 
gönül rahatlığı ile ikramlarımızı yiyip, içsinler isteriz.

Maddeleri çoğaltmak mümkün olmakla beraber,
annem gibi olmayacağım dediğim tüm zamanların üzerine
şimdi tam annem gibi oldum. :)

Türk kızı olmak kolay değil vesselam, misafire hürmet ve hazırlık etmek 
genlerimize işlenmiş bir kere azizim. :)

Öyleyse ben bir koşu evime gideyim.
Bu akşam dinlenip güç toplayayım, yarın ölümüne yorulacağım. :)

En piri pak yanımdan kocaman sevgilerle..
Bol misafirli hafta sonlarınız olsun...
(Ben misafiri tek başıma ağırlayacak değilim ya... Sizde çalışın..)
:)

Applesoda, en hamarat ev hanımı cuma haberlerini sundu...

Not: "Annemin evi"... Dikkat ettiyseniz eğer söylemesini geçtim, dilime değmese dahi yazması bile kalbimi sızlatıyor.

21 Ocak 2016

Bugünlerde ben...

Bu hafta her sabah; çok kar varsa işe gitmeyeceğim diye kalktım.
Kar yoktu, işe gitmek zorunda kaldım.

Beynimde her sabah "Olamaz yine sabah oldu, yine kar yok!" çığlıkları yankılanıyor.
Tükenmişlik sendromuna yakalandım galiba, tatil istiyorum!!!

Bu hafta sonu sevdiceğim çalışacağından, bendeniz mâbadımı itina ile koltuklara yayacağım.
Biraz dizi izlerim, biraz örgü örerim.

Casperlarım size söylemeyi unuttum, her kış bir hobiye merak sardığımı iyi bilirsiniz.
Bu kış yeni bişey denemek istemedim. Örgüye geri döndüm.
Bir kaç çeşit ip aldım, çok tatlılar, rengarenk. :)

Şimdi sarhoş yolunu şaşırdı modelinden bir atkı yapıyorum kendime. :)

Bir ara da izlediğim kore dizilerini yazayım diye düşünüyorum.
Artık listesini bir tutayım bence. :)

Gözlerinizden öper, çalışmaya giderim.

Applesodaa.
Koşuyolu'ndan bildirdi.
Saygılar.
15 Ocak 2016

Oldu en sonunda oldu!


Çok ama çok uzun zamandır istemiş olduğum sinemaya gitme işini
nihayet dün gerçekleştirebildik. :)

Lakin hafta içi gitmesek daha iyi olabilirmiş sanırım. Zira sabah kendimi yataktan
sürükleyerek kaldırdım...

O sefil sürüklenme halimin üzerine
44 km. yol gitmiş olsam da, şu anda sizlere gözüm kapalı yazıyorum canlarım.

Bu arada üç haftadır evde temizlik yapamadım. Her yer toz içinde...
Benim içimse sıkıntılar içinde bu durumdan ötürü.

Lakin bu hafta da cumartesi çalıştığımdan, pazar da annemlerle gün toplantısı olduğundan
(hangi akla hizmet girdimse ben o güne) temizlik işini bir başka bahara
bırakmak durumunda kalacağım sanırım.

Bir ara diyorum casperlar toplanıp gelseniz de benim evi bir temizlesek mi? Ne dersiniz?

Applesodaa sabah haberlerini sundu.
Saygılar.
23 Aralık 2015

Bir mumdur, iki mumdur, ev yansın haberim yoktur...

Mum yakmayı, ev yakmakla karıştırmış da olabilirim.

Bendeki her sevdanın sonunda başıma bir dert açılıyor illa ki...
Elimi attığım kül oluyor a dostlar.

Gelelim başıma gelenlere, vallahi "kendim ettim kendim buldum"
cümlesinin ayaklı kanıtı gibiyim.

Resimde üstte yer alan minik mumlukları geçenki Mudo ziyaretimizde Müdürem
bana hediye etti. Alttaki tatlılıkları da ben balayında
Muğla-Dalyan'dan almıştım.

Bir mum ve mumluk sevdasına kapılmamla beraber bulduğumu zulaladığım doğrudur.
Zula yapmakla da kalmadım ara ara yakıp denemeler de yapıyorum.
En son Mudo ganimetlerimi yakayım bir dedim ki....
Zaten ne olduysa, orada oldu.

Ben mumlukları yaktım bir güzel.
Sonra çamaşır makinesinin bitiş sinyalini duyunca arkada odaya çamaşır asmaya gittim.
İşim bitince de şu mumlukları da söndüreyim de yatayım diye düşündüm.
Mumluğun yanına vardım ki az daha tv ünitesini yakıyormuşum.

Minicik mumluk, o resimde gördüğünüz yerde beş dakika yanarak,
o üniteyi nasıl ısıtmış belli değil.
Azıcık geç kalsam hakikaten yanacakmışız.
:(

Demek ki neymiş; beni evde tek başıma bırakmak maddi-manevi
her türlü zararlıymış.

Bu sırada kocam koltukta mışıl mışıl uyuyordu.
Evle beraber yanacaktı garibim, dünyadan habersiz...

Allah bana akıl fikir ihsan eylesin.

Sevgilerle.
Applesodaa yemek öncesi bültenini sundu.

Kendime not: Ateşle oynama!
11 Aralık 2015

Güzdüz iş kadını, akşam ev hanımı...



Malumunuz bir süre önce evlendim.
Henüz 2,5 ay olsa da ben 2,5 yıldır evli gibi hissediyorum kendimi....
İlk haftalarda neyi ne zaman yapacağımı şaşırsam da şimdilerde
biraz aklıma da kendime de sahip olabiliyorum. :)

EKBS 1: Bu akşam ne pişireceğim?
Evlendim evleneli şu yemek mevzusunu bir çözemedim gitti.
Yemek yapmayı bilirim, iyi de bilirim, lakin akşam olup da evin yoluna düşünce
"Ay Allahım Allahım, ben pişireceğim bu akşam!" diye düşünmekten
menapozlu kadınlar gibi ter basıyor beni.
Sanki bütün yemek tarifleri aklımda uçup gidiyor.

EKBS 2: Pişirsem bir, pişirmesem bin dert!
Yemek pişirmesem; aç kalacağız. Pişirsem; ziyan olacak.
Beş kişilik evden, iki kişilik eve transfer olunca
yemeklerin ayarını da tutturamaz oldum.
Azıcık pişirme konusunu çözemedim; bazen artıyor, bazen yetmiyor. :(
Sevdiceğim de her akşam yemekte evde olmadığından, kalınca kalıyor.
Hal böyleyken ne yapsam olmuyor, olmuyor.

EKBS 3: Yıkanarak çoğalan çamaşırlar!
Ödeye ödeye bitiremediğim borç çilesinden sonra şimdi başım çamaşırlarla belada!
Yıkandıkça çoğalıyor sanki kirli sepetinin nüfusu.. :(
"İki kişinin nasıl bu kadar çamaşırı olur?" sorusunun cevabı hala meçhul.

EKBS 3.1: Bir nevresim seremonisi.
Bu madde üst maddenin içeriğine dahil olmakla beraber
problemin yarısını oluşturuyor da olabilir.
Gelen-giden-kalanlara müteakip nevresimler çıkarılıp kirli sepetine atılıyor.
Sonra kirli sepetinin hali perişan, ben perişan, kimse yok iki mandal uzatan...
O nevresimlerse beni benden aldılar. 
Bütün takımlarımın çarşafları farklı renk, başlayacağım böyle estetik görünüşe...
Bir nevresim iki postada yıkanıyor bu durumda.
Gerisini uzatmaya gerek yok, siz beni anlarsınız canlarım.

EKBS 4: Temizlemeli mi temizlememeli mi?
Evi ne zaman temizlesem misafir geliyor.
O saatten sonra evin temiz olmasının bir anlamı zaten kalmıyor.
Evi temizlememe işini denedim geçenlerde, iki hafta geçti ne gelen ne giden...
Dedim bir temizlik yapayım artık, pisliğe karışacağız.
Temizliği yaptım, ertesi sabah (sabah namazından da önce hatta) kapıda misafir.
Bu işte de bir Murphy seziyorum lakin, kanıtım yok. :(

EKBS 4: Evlilik, bir çözemediğim olaylar silsilesi...

EKBS 4.1: Vaka 1 - Turşunun iyisi pet şişeye yapılmayandır.
Tam temizliği-yemeği yapmış, huzura ermiş, kocamı beklerken
dedim bir turşu çıkarayım. Ah demez olaydım!
İlk kez pet şişeden turşu çıkaracağımdan olayın mevzuatını da bilmiyorum.
Kapağını açarak işe girişeyim dedim ki....
Kapağı azıcık çevirmemle birlikte kapak tavandan sekti,
turşu suyu boyumu geçti, duvarda biber yaprakları...
Tam "perişanım şimdi" anı.
Sonrası...
Sonrası yer sil, duvar sil falan filan....

EKBS 4.2: Vaka 2 - Buzdolabımın etiketi alıp başını gitti mi?
Evde mevlüt okuttum. Yeni evliyim ya evimin bereketi olsun dedim.
Başıma ne geldiyse şu iyi niyetimden zaten...
Mevlüt sonrası buzdolabının etiketinin yarısının yerinde yeller estiğini fark ettim.
Ya etiket alıp başını gitti.
Yahut bir insafsız amaçsızca söktü.
Bilemedim.

EKBS 4.3: Vaka 3 - Maşallah dediğim üç gün yaşamıyorsa...
Birde sevdiceğimin traş köpüğünün nedensiz patlaması var.
Tam bir önceki gün banyoyu düzenlemiş, herşeyi yerli yerine koymuşum,
sonra kapıdan banyoya bakıp ne güzel oldu diye düşünmüşüm.
Sonraki gün traş köpüğü patlasın...

İki buçuk ayda ev hanımı olmaya dair yaşadıklarım bunlar.
Lakin iyi yaptığım şeyler de var canım.
Mesela geçen akşam ilk kez kabak tatlısı yaptım.
Yiyen memnun, yiyemeyen bin pişman. :)

Gündüzleri iş dertleri, akşamları ev dertleri...
Hem çalışıp, hem evli olmak sürekli iş yapmayı gerektiriyor kanımca.
Ben gene iyiyim hem çalışan, hem anne olanlara
Allahtan sabır ve enerji diliyorum.

Applesodaa evlilik yolunda son gelişmeleri bildirdi.

Acemi ev hanımı yanımdan sevgilerle...

Not: "EKBS" - Evli kadının başlıca sorunu manasında yapılan bir kısaltmadır.
Notun notu: Pet şişeye kurulan turşu öyle pat diye açılmaz, önce kıyısına kenarına bir delik
açılarak gazı alınır.
Tavsiye: Nevresimleri tek renk alın, sonra çok ağlarsınız.




Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.