24 Eylül 2012

Sevdiğim??


Şimdi kendimi bu kız gibi hissediyorum.

Öyle özgür....

Not: "Benimle uzağa uçacaksın." diye çevirdi Google. Ama emin değilim uçacak mısın da olabilir. Neyse herşeyi devletten beklemeyin canım araştırın sizde aaa!

Telgrafın telleri... :)


  • Sabah daha kargalar bile ayılamadan düştük yollara babamla misafirlerimizi karşılamak için. :) Aman yarebbim o nasıl acılı bir bekleyişti, otobüs de rötar yapınca açlıktan karnım mideme yapıştı. :D
  • Bu şarkı da sabah radyoda çalıyordu biz arabada giderken.. :D En sevdiğim yeri de şurası: "Telgrafın tellerini arşınlamalı, Yâr üstüne yâr seveni kurşunlamalı..." Özellikle bu kısmını sevdiğime armağan ediyorum.. :)
  • Şiddetli seviyorum ben görüyorsunuz. :D
  • Bugün böyle bir halsizim aslında, pek neşem de yok. Ayrıca evde de sıkılıyorum... Eve çağıracak bir arkadaş bile yok etraflarda ki.. :( Yolunuz Çengelköy'e düşerse çaya çorbaya gelin canım..
  • Neyse sevdiğimin kuponları ile aldığım ayakkabı da büyük oldu bana. Bir hayırsever olarak bende onu bağışlamaya karar verdim. 38 bilemediniz 39 numara ayaklara sahip bir şahıs arayışı içindeyim. :)
  • Bugünlük benden haberler de bu kadar..
  • Applesodaa evden canlı bildirdi. İstanbul. 2012..
23 Eylül 2012

:) Sıkıcı bir pazar günü...



  • Sıkıcı bir pazar gününü en iyi bu resim özetler bence. :)
  • Bütün gün bir baş ağrısı aldı beni benden. Hiç iyi değilim. Ayrıca smsim bitti. Aslında ben sms de kullanmıyorum ama yokken özlüyorum yine de. Turkcell 5000 tane veriyor bana 500 tane bile bitmiyor ki.. Yine de özledim.. Ama çok özledim. :)
  • Dün bütün gün çok kuul takıldık Küboşcum'la. Ama bütün kuulluk mahalleye gelip de marketten çamaşır deterjanı alıncaya kadardı. Yani havası kaçan balon gibi fıss dedi gitti bütün havam. :D
  • Axess kart almayacağım diye düşündüm bugün. Dünyada tek kredi kartı o kalsa ona varmayacağım. O nasıl bir reklam anlayışıdır yahu? Resmen axess kartı olmayan herkese hakaret ediyor. Peki ben axess kart almak zorunda mıyım kardeşim?? Zorunda mıyım hee?!
  • Bize yine misafir geliyor.. :D Bizim evi bilen bilir. Geleni gideni hiç eksik olmaz. Ama bu sefer kalıcı geliyor. Kuzencezim diyeyim, kuzen sayılırız sanıyorum neyse işte Eliçe geliyor. :D Evdeki kız nüfusu 1 daha arttı. :D Yönetim elimizde!!
  • Malum yıllık izindeyim de tatile gitmeyince olmuyor olmuyor olmuyor... :(
  • Sevdiceğimle takılacağız artık bir süre bu hafta malumunuz benim için izin almıştı. :D
  • Benim evde çok içim sıkılıyor. :(
  • Applesoda ağrı kesici ile kafa bulmaya gidiyor..
  • Saygılar sevgiler..
  • Bu da bu gecenin müziği.. :)
22 Eylül 2012

:)


  • Bugünün türküsü olarak sizlere "Fincanı taştan oyarlar." armağan ediyorum. :)
  • Her daim söylediğim türkülere sissy'nin verdiği tepki "Seni doğululara vercez." oldu. Ben şu ağam olasan Ömer'i çok söylüyorum da. :D Ömer diye birini tanımıyorum ama. :D 
  • Bu akşam bir soğanı elimle kıracak kadar bile güce sahip olmadığımı farkettim.. Allahım ben bu kadar narin değildim canım..
  • O değilde kuru fasulye ile soğan etle tırnak gibidir. :D Ama nasıl da güzel gitti anlatamam. Kroyum ama zevk bende canım. :D
  • Ayrıca ben hepinize küstüm. O kadar da gözlüklerimizle oturduk niye gelmediniz ki yaa??
21 Eylül 2012

Seveceğim seveceğim :)

  • Benim sevdiceğim adamın dibi ya!! Bitane o! :)
  • Yoğun tehditlerim sonrasında haftaya kendileri tam üç gün izin almış bulunuyor. :) Yani biz bir nevi balayına çıktık sayın siz. :)
  • Peki niye tehdit ettim çünkü ben yıllık izinde olacağım. Yani bugün sizlere son kez iş yerinden canlı bağlanıyorum dostlarım..
  • Ayrıca şu ayakkabı alışverişinde Markafoni olaya ağırlığını koydu ve ayakkabılar da jet hızıyla yola çıktı. Sanırım gittiğimde evde olacaklar..
  • Bu akşam bir İkea çıkarması yapmayı şiddetle planlıyorum. Oralarda olursanız her gördüğüne saldıran kıza selam edin.. (O ben olacağımdır muhtemelen. :D )
  • Yarın kahvaltıya saraya bekliyorum hepinizi gelmezseniz çok ağlarım.. :(
  • Hep demiştim ben saraylara layık insanım diye kimse dinlemedi beni.. :)
  • Şimdi sizlere şu şarkıyı armağan ediyorum.. Lütfen dinleyin ama ayıp..
Not:  Resim "Kimse seninle karşılaştırılamaz." diyor. :) Bu sefer kıt İngilizce'mle bile olsa eminim. Kalıbımı basarım öyle diyor yani. :D

She is the man Beylerbeyi'nden bildirdi. Saygılar efenim..

:) Sunshine ben oluyorum..

Herkese günaydın. :) Herkese benden çay demek geldi niyeyse içimden öyleyse diyeyim bari. :) Allah'ım, bu sabah yağmurda çok ıslandım, beynime su kaçtı ondan böyleyim siz bana takılmayın.. :)
20 Eylül 2012

Küçük Şeyler :)

  • Ta taa! Evet neresi bilemediyseniz söylüyorum Beylerbeyi Sarayı resimdeki yer.. :) Bu konuya daha sonra döneceğim canlarım. :)
  • İnternetten alışverişte (tamamen parasız, sevgilimin kuponlarıyla yani) dur durak bilmediğim şu noktada ilk kez başıma bir iş geldi. Siparişimin teslim edilememesi gibi bir durum var ortada.. Efendim, neymiş tedarikçi firma yani "Elle Ayakkabı" ile Markafoni arasında görüşmeler sürüyormuş.. Sanırım benim ayakkabılar yalan oldu.. Bakalım ne olacak gelişmeleri aktarırım size artık..
  • Tam gaz doğumgünü hazırlıkları devam ediyor. Yoruldum ama değdi yani. :) Tüm paketleme işlemleri sonunda bitti. Sadece bir tek sesimle kaydedeceğim güzel bir doğum günü mesajı kaldı geriye. :) Bir de pasta siparişi.. :)
  • Ayrıca zaman, zaman, zaman daha çok zaman istiyorum. Çünkü ne işe yetişeceğimi şaşırmış durumdayım.. 
  • Evlenmek üzere olan kuzenimin evinin eksiklerinin sissy ile bana düşenm kısmını almak için bu yakında bir İkea çıkarması yapacağız. :)
  • Sayın Birand'ı bir kez daha kınamak istiyorum. Dün gece haberleri sunarken giydiği denizci mavisi takımın üzerine yeşil neon saat taktığı yetmezmiş gibi bir de saatin olduğu eline yeşil neon bir kalem almış ki efendim saati iyice bir farkedelim. Senin moda anlayışına jant kapağı kaçmış Birandcım. Bir kontrol ettir de gel bakayım..
  • Sabahları şarkı söylemeyi çok seviyorum. Hatta evin ordaki yokuştan inerken bir ara elim kolum da oynuyordu. Sonradan ayıldım ve bir arkama bakayım dedim ki ordan bir çocuk iniyor o da bana bakıp biraz salındı, yani oynamaya devam dedi sanırım.. :( Utancımdan öleceğim..
  • Şirketin oradaki bakkalla kanka oldum. O sabahları bana niye sinirli olduğunu açıklıyor. Sonra ben aldığım ice-tea'yi banka kartı ile ödeyerek onu daha da sinirlendiriyorum. :)
  •  Bu aralar hiç yemek yiyemiyorum. Ne görsem midem bulanıyor. Niye böyle anlamıyorum. Ama acıkıyorum da.. Allahım çok şaşkınım.. 0 bedenin altına düşeceğim çok yakında..
  • Gelelim resmin açıklamasına. Cumartesi sabahı Küboşcum ve ben kahvaltımızı sarayda yapiciz. Kahvaltı ile ilgili izlenimlerimi sonra anlatırım. :) Neyse demem o ki; cumartesi sabahı gelirseniz bekleriz sizi de. Masalardan birinde güneş gözlüğü ile oturan iki kız görürseniz onlar bizizdir. Zira gözümüze güneş kaçmasın diye öyle oturmayı seviyoruz da. :) Samimiyet kaçıyor diyecekseniz eğer yok kaçmıyor. Küboş samimiyetin kareköküdür. :)
Not: Son madde eğer hava güneşli ise geçerlidir. Havada güneş yoksa, o zaman kikirdeyen iki kız arayınız.. :)

İşe gitme kabusu..

 
Bu çocuğa katılmamak elimde değil... Her yeni başlayan iş günü diyorum daha da birşey demiyorum.. Diyemiyorum... Demek istiyor ki resimde; "Benim en kötü kabuslarım uyandığımda başlıyor." Açıklamaya takılmıyoruz. Bilirsiniz İngilizce'm iç güveysinden hallice.. :)
19 Eylül 2012

Benim bir sorunum var dostum!

   Hemde çok büyük bir sorun. Kıyafetlerle başım dertte.. Çok büyük dertte.

  • Pantolonlar beni çıldırtıyor. Alırsınız, giyersiniz sonra hemen bol gelir mesela.. Hevesiniz taa boğazınıza kaçar.. Bana kaderimin bir oyunu mu bu acaba? Zaten 34 beden giyiyorum. Daha küçüğü de olacak değil ya canım!
  • Sonra mesela tarz mevzusu var.. İş yerinde giydiğin günlük yaşam için fazla klasik kalır. Günlük giydiklerin iş için uygun değildir. Benim babam da Rahmi Koç değil ki otuz çeşit tarz yaratacak kadar kıyafet olsun dolabımda!
  • Sonra ayakkabılar var.. Henüz su almayan bir bot bulamamaktan muzdarip bu bünye ayrıca günlük kullanım için de bir ayakkabı bulabilmiş değil..
  • Bana bir akıl verin. Yazın babet giyiyorum tamam. Ama kışın bot dışında iyi havalarda ne giyeceğim ayağıma bilemiyorum... 
  • Sonra bluzlar, rahat olanlar çok zevksizdir. Güzel olan herşey için de sürekli eliniz bağrınızda kalır. Oram açıldı mı buram açıldı mı?? Ne yapalım çirkin mi olalım??
  • Sonra kişisel bir sorunum var mesela bir şeyi beğendim mi "Ya yeter başka kıyafetin yok mu senin?" yorumlarını alana kadar giymeliyim ben. Sonra ne oluyor bu sefer de bir daha görmek istemiyorum o kıyafeti.. 
  • Bu üstteki maddeyi takiben bazı kıyafetlerimi aylar yıllar sonra hatırlayıp çok mutlu olduğum zamanlar vardır benim..
  • Deli miyim? Sanmıyorum. Büyük ihtimalle normal değilim..
Ama işte sorunum var ne pantolonum ne bir tshirtim var.. Hiçbirşeyim yok mutsuzum...

Not: Allah'ım şöyle bir oda nasip et bana...

Biz sahip çıkamadık...

Adamlar bizim Ömer Hayyam'dan bile faydalanıyorlar görüyorsunuz.. Ayrıca bu arka plan lisedeki teknik çizim defterim gibi görünüyor yahu.

Hayyam tahminimce şöyle demek istemiş: Bu an için mutlu ol. Bu an senin hayatındır.

Not: Lütfen şahsımın yaptığı çevirilere pek kulak asmayınız. :)

Önceki hayatımda...


Önceki hayatımda vücut geliştiriciymişim... Avustralya'da yaşamayı kabul edebilirim ama vücut geliştirmek hiç bana göre değil.. Benim vücut geliştirme anlayışım yatmaktan ibaret.. :) Ayrıca önceki hayatımda Filipinler'de depremde ölmüşüm.. Çok üzüldüm şu an kendime... :(

Not: Reenkarnasyona inanmıyorum ama böyle şeyler beni eğlendiriyor. :) Uygulamayı denemek istiyorsanız şuraya doğru lütfen...
18 Eylül 2012

Her yeni gün;

  • Şehit haberleriyle güne uyanıyoruz. Ciğerimizin yanmadığı gün var mı ki?
  • +18 işaretli haberler görüyoruz.. Babası, bir yakını tarafından tecavüz edilen küçük çocuklar..
  • Küçük çocuklarla da sınırlı kalmıyor hayvanlara kadar vardırıyor işi o hayvandan da aşağı yaratıklar..
  • Okullarda öğrencileriyle cinsel birliktelik yaşayan öğretmenler görüyoruz..
  • Evladını katleden anneler görüyoruz..
    Artık görmediğimiz şey kaldı mı ki merak ediyorum doğrusu.. Ne yapalım diye düşünüyorum.. Ne yapmalı?? Bu çocukları okula göndermeyelim mi bu lanet öğretmenleri yüzünden? Zaten sokaklar güvensizdi artık evler, okullar da mı güvensiz olsun? "Babana bile güvenmeyeceksin." diye bir laf vardı eskiden.. O zamanlar sadece lafın laf olduğu zamanlardı işte.. Hadi hepsinden koruduk büyüttük diyelim.. Ya ne yapalım askere yollayıp da şehit mi yapalım??

   Lanet olsun diyorum, lanet olsun.. Bugün yarın evlenirsek biz hiç çocuk yapmayalım mı??

   Birşey demeyeyim diyorum ama desemde demesemde ne farkediyor ki zaten. Ha içine atıyorsun ha dışa vuruyorsun..
17 Eylül 2012

Tanrım beni baştan yarat...

"Hayat kendini bulmakla ilgili değil kendini yaratmakla ilgili.." gibi bir manası var sözün.. Her zaman olduğu gibi çeviriye takılmıyoruz lütfen. Zat-ı şahanemin İngilizcesi henüz ilkokul terk seviyesinde çünkü.. :) 
Bir de başlığa istinaden şunu dinleyelim o zaman...
15 Eylül 2012

?


  • Bu Mabel Matiz'in solistinin sesi hakikaten çok kötü yahu. İnanın benim sesim daha güzel.. Ama ne yaparsın bir "Söylese O Ben Söyleyemem" çalınca mecburi dinliyoruz.
  • Bizim mahalledeki caminin hoparlörü bozulmuş. İmamın ne dediği hiç anlaşılmıyor. Adam sela okusa millet ezan diye namaza gidecek öyle böle değil yani...
  • Evimizde kertenkele besliyoruz. Tüm çabalarımıza rağmen evden çıkartamayınca hayvanı annem çareyi onunla konuşarak anlaşmakta buldu. Git mutfaktaki elmaların yanında yat dedi.. Allah'ım sen aklıma mukayyet ol..
  • Bugün sesimin aslında güzel olduğuna inanıyorum, şarkı falan söyleyebilirim diye düşünüyorum. Umarım yarın hala böyle düşünüyor olmam.. 
  • Applesoda bildirdi. İyi akşamlar.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.