30 Eylül 2023

30- En son dinlediğin podcast nedir?

O kadar bilmiyorum ki podcast nedir, nasıl dinlenir??

Bu dünyadan bihaber yuvarlanıp gidiyorum. 
Kötü bir dinleyici değilim ama çok iyi bir konuşmacıyımdır. Acaba ben mi podcast kaydetseydim?
Kafamda deli sorular....

Ve hayırlısı ile bir çelıncın daha sonuna geldik dostlarım, ben yazmak
konusunda ne kadar sebat edersem edeyim, sizin güzel yorumlarınız olmasa yarı yolda
bu işin peşini bırakabilirdim.

Destekleyici yorumlarınız için hepinizi kocaman kucaklarım.
Olmasaydınız olmazdık. :)
29 Eylül 2023

29- Hayattan en son neyi öğrendin?

Hiçbir diyetin muvaffak olamayacağını...

Dün tüm kötü içerikli nimetlere yine ve yeniden tövbe eyleyip yattım. 

Sabah kalktım efendi efendi işime geldim. Ofise gelmem talep edildiği için de taksiye tonla para bayıldım, çünkü yağmuru kovayla döküyorlardı gözünü sevdiğimin semasından.

Sabah sağlıklı sıhhatli kahvaltımı ettim. Sakin sakin kahvemi içerken boş bulunup bugünkü happy hoursun konseptini sordum ki...

Vay bana, vaylar bana.... Islak hamburger ve bira imiş. Ofis bile diyete karşı arkadaşlar... Gidip şu köşede biraz sızlanayım.

Bugünde glutensiz beslenemedim anne, ühüüüüü!!!!
28 Eylül 2023

28- Utanç verici bir anda arkadaşına nasıl yardım edersin?

Buna nasıl bir cevap vereyim bilemedim ki; yani ihtiyacı neyse onu çözecek şekilde yardımcı olmaya çalışırım. Ama genelde utanç verici anları yaşayan kişi arkadaşlarım değil de ben oluyorum. O yüzden asıl bana yardım lazım. :)

27 Eylül 2023

2023 Ağustos Ayı Okuma Raporu

Ağustos ayında gezmekten bu yazıyı yazmaya fırsat bulamamıştım. Bu ay da challenge aldı yürüdü derken, kısmet bugüneymiş.

Ten ve Ateş Krallığı: Bu kitap en çok kitabını okuduğum yazar unvanını hala elinde bulunduran J. L. Armentrout'un Kan ve Kül serisinin ikinci kitabıdır. Serinin ilk kitabını geçen sene okumuş ve çok sevmiştim ama seri ilerledikçe -ki bu yazıda üçüncü kitabı da göreceğiz- baş karakter Poppy'den ruhuma gına geldi. Güçlü kadın karakterler yazdığı için sevdiğim yazar bu sefer nasıl oldu da hem bu kadar güçlü hem de gerzek bir karakter yarattı anlamış değilim. Fantastik sevmiyorsanız pas geçiniz. Seviyorsanız baş karaktere rağmen çok güzel bir dünya. :)

Kaç Zil Kaldı Örtmenim: Sevgili Şule'nin geçen sene düzenlediği Seri Kitapları Seri Okuyoruz etkinliğinde kazandığım kitaplardan birisiydi. Kitap doğu bölgesinde öğretmenlik hayatına atılan Filiz'in anılarından oluşuyor. Filiz de aslında yazarımızın kendisi yani bir nevi anı derlemesi diyebiliriz bu kitap için. Dili çok güzel olan bu kitabı çok sevdim. Gencecik bir kızın yaşadığı zorluklar, düştüğü ikilemler, sevdiği adamın peşinden koşamayacak kadar ayrı dünyaların insanları olduğunu okumak acıklıydı bir yerde... Sonuyla da beni bayağı bir ağlattı ama neyleyelim hep de gülecek değiliz ya?

Yaldızlı Kemikler Tacı: Yukarıda bahsettiğim Kan ve Kül serisinin üçüncü kitabı olmakla beraber son kitabı da değil anladığım kadarıyla çünkü kitap öyle bir yerde bitti ki herşey daha yeni başlıyor gibi bir efekt yarattılar. Bu arada üretkenlikte çığır açan yazarımız serinin bir de yan kitabını yazmış. "Ablam önce bir seriyi bitireydin be." diye söylensemde de tabii ki gittim onu da aldım.

Not: İşte ben böyle böyle iflah olmuyorum arkadaşlar...

Karabibik: Kısacık bir Anadolu öyküsü, Ege bölgesinin diliyle yazılmış -ne kadar günümüze uyarlansa da okumak hala çok zor-, ilginç bir şekilde sıcak ve uzak ama düşündürücü. Edebi anlamda da önemli bir yeri vardı aslında ama unutmuşum valla, neyse zaten kırk sayfa alın okuyun canım aaa...

İslami Tasarım: Geometrik olarak İslami tasarım öğelerinin anlatıldığı bir kitap, kısa ama ilgi çekici olsa da eğer çok iyi bir şekilde geometri bilmiyorsanız benim gibi sadece okuyup geçersiniz sanırım.

Ağustosta hasılat sayı olarak az olsa da sayfa sayısı olarak bayağı etkileyiciydi diyor ve kapatıyorum. Eylül değerlendirmesinde görüşürüz.

Çüs...

27- Uyuyamadığın zaman ne düşünürsün?


Ne de güzel uyuyamadığımı düşünürüm. :)

Şaka bir yana eğer yatıp da uyuyamamışsam hiç de uyuyayım diye uğraşmam açarım telefondan müzik, dizi, sesli kitap birşey takarım kulaklığımı dinlerken bir noktada gidiyorum uykunun kollarına zaten.

Yarın erken kalkmam lazım, yok uyuyamadım diye düşünmek beni daha çok strese sokuyor.

O sebeple uykusuz kalacak olsam da uyumaya çabalamam.



26- Canın yansa bile doğruyu söylermisin?

Söylerim efendim neden söylemeyeyim ki, gelmişim kaç yaşıma yalan söyleyip de onu aklımda tutmaya mı uğraşayım. Söylerim gerekirse savunurum, gerekirse kavga ederim ama doğruyu söylerim. :)

26 Eylül 2023

25- Seni yüksek sesle ne güldürür?

Bu sıralar en çok bu velet güldürüyor diyebilirim.
24 Eylül 2023

24- Nelere şükrediyorsun?

Her gece yattığımda uyumadan aklımdan geçirdiğim bir şükür cümlem vardır. 

"Başımızı sokacak bir evimiz, yatacak yatağımız, yiyecek yemeğimiz, sağlıklı ve sıhhatli olduğumuz için şükürler olsun."

Bunun dışındaysa küçük şeylere şükretmekten haz duyarım.

Bazen mesela evde tek başıma kahve içerken "çok şükür" derim, bazen güzel bir kitabı bitirince, bazense Çınar'ı uzun bir günün ardından uykuya gönderince...

Küçük şeylerde mutluluk var ve bence en çok küçük şeylere şükretmekte haz var, huzur var.


23 Eylül 2023

23- Yarın kendini daha iyi hissetmek için bugün ne yapabilirsin?


Sabah uyandığımda kendimi daha iyi hissetmek istersem; yatmadan önce bir kahve
eşliğinde bir kaç sayfa kitap okurum.

Ve genelde yaptığım gibi gecenin kör vaktine kadar ayakta kalmadan erkenden yatarım.
Her yeni günün yeni bir başlangıç olduğuna inanmanın da faydası yok değil tabii.

Öyleyse iyi geceler...
22 Eylül 2023

22- Fobin var mı?


"Yalandan korkmam, yılandan korktuğum kadar!"

Öyle böyle değil deli korkuyorum. Yani mesela görsem direkt düşer bayılırım sanırım. Yılan da beni yer.

Çocukken gece rüyamda sürekli yılanlar görürdüm. Yılanlar beni kovalardı, yılanlar her yerde olurdu. Ödüm kopardı, kalbim ağzımda atarken uyanırdım birden...

Neyse ki büyüdüm de o rüyalardan kurtuldum. Ama yine de acısı gitti, anısı kaldı. Bugün bile televizyonda olsa bakamam...

İçim bir acayip oluyor a dostlar.

Not: Fotoğrafı restorasyon sonrası Yerebatan Sarnıcında çektim, Medusa Heykeli.

21 Eylül 2023

21- Şu an okuduğun kitaptan, dinlediğin şarkıdan, izlediğin filmden bir replik paylaşır mısın?


"Dünyamsın benim, zorbam, düzenim,
Bundan gözlerim göğe çevrili,
ellerim denizde.
Hiç katılmadan sende yaşıyorum,
dirimimsin benim,
doğarken öldüğüm."

Daktiloya Çekilmiş Şiirler / Nilgün Marmara

Not: Fotoğrafı Yedikule Zindanlarında Genç Osman'ın boğdurulduğu hücrede çektim.
20 Eylül 2023

20- İyi ki itiraz ettim dediğin bir konu var mı?

Arkadaşlar ben mütemadiyen itiraz ederim.

İnsanların sessiz kalmasına da pek tahammülüm yok açıkçası, özellikle de iş hayatında... Bana, benimle hiçbir ilgisi olmayan bir iş verildiğinde "Bu iş benim görev tanımımda yer almıyor." diye ben diyim itiraz siz deyin çemkirmek işte yapıyorum birşeyler.

Bundan birkaç sene evvel işyerinde bir proje için satıştan sorumlu arkadaş "Bu çok acil bunu yapman, lazım elindeki herşeyi bırak." dedi.

Dedim ki ona "Üzgünüm ama elimdeki herşey zaten acil, o nedenle en acilinden sıralayarak işleri elimden çıkarıyorum ve sen benim listemde yoksun."

Bana şöyle dedi "O zaman bunu git X Bey'e de anlat da görelim." X dediğim kişi zamanın satış müdürü oluyor.

Burada şöyle bir dipnot düşeyim, bu arkadaş bizimle çalışmaya başlayalı bir yıl olmamıştı daha ve kendisiyle çok fazla projede çalışmadığımız için de beni pek tanımıyordu.

Bu tehdidin üzerine yerimden kibarca kalktım, aheste aheste satış müdürünün odasına gittim. İçeri girdim ve şöyle dedim. "X Bey maalesef bu bina projesine çalışmam mümkün değil.". Tabii ki "Neden?" diye bir soru geldi. Bende elimdeki işleri saydım ve dedim ki "Ama siz diyorsanız ki bunları bırak, bina projesine başla tamam o zaman, benim için sorun yok."

X Bey de şöyle dedi; "Yok yok sen elindekilere devam et, bu proje kalsın."

Kendimi övmek için yazmadım aslında, sadece insanlar her yolla sizi ezmeye çalışır bunu anlatmak için yazdım. Hakkımızı savunmayı bilelim arkadaşlar, bunun en önemli yollarından biri de itiraz etmekten geçiyor. 

Full itiraz, hep itiraz, yaşamaya devam ne yapalım. :)
19 Eylül 2023

19- Enerjinin sıfırlandığını anlarsan ne yaparsın?

Hemen içerisinde bulunduğum birtakım güzide vatsap gruplarına;

"Ay galiba ben nazarlandım, beni bir okuyun!" diye ivedi bir mesaj atarım.

İnanmazsınız ama "Kurşun döktürüyoruz..." diye bir grubumuz bile var. Henüz gidip de yerinde icra edemesek de bu kurşun dökünme olayını niyetimiz ciddi arkadaşlar.

Neyse maşallah diyelim, durduk yerde kimseyi nazar etmeyelim. :)


18 Eylül 2023

18- Söylemekten kaçındığın kelimeler var mı?

"Valla..."

Neden bilmem ama benim için tasdik, onay gibi bişeyi simgeliyor bu kelime. 

Mesela "ay valla çok yorgunum..." gibi. 

O nedenle de bu kelimeyi sıklıkla kullanmaktan -ki inanamayacağınız kadar çok sık kullanıyorum- kaçınmaya çalışıyorum.

Yazılarımda da "ama, fakat, lakin" bu üçünü pek çok kullandığımı fark ediyorum zaman zaman.

Aman ne yapalım canım, oluyor işte böyle şeyler. :)
17 Eylül 2023

17- Komşular roman karekteridirler, var mı böyle bir komşun.?

Sizce?

Yani uzakta aramaya da gerek yok, annem var mesela iki bina ötedeki komşum. Sülalemizin genlerinin en baskın olarak kendini gösterdiği kişilerden olmakla beraber uzun süreli maruziyet insanı deli çıkarabilir.

Annem ve hatta teyzemi tanımanız için bir anımı anlatayım size. Bir gün kuzenimin eşinin doğum günü vardı. Sülale olarak da İstanbul'da pek dağınık ikamet ediyoruz. İş çıkışı oraya toplanacağımızdan dedik ki gece gece Anadolu yakasına tekrar dönmeyelim teyzemde kalalım. 

Ben o sıra nişanlıyım bu arada, gece eğlence bitti kuzenim bizi teyzeme bıraktı. Teyzem de annemle telefonda konuşup rapor veriyor şimdi geldiler diye. Annem de bu saate kadar nerdelermiş koca mı arıyorlarmış diyor. Bizim Karadeniz'in muhtelif sülalelerinde durumlar böyledir. Koca aranabilen birşeydir.

Teyzem de annemi simultane olarak bize çevirmekle beraber kendi yorumunu da ekliyor. Hadi bu nişanlı, size ne oluyor diye. -Nişan sahibi olmak, ananızın evinde elde edemediğiniz özgürlükleri kocanız izin verirse elde edebileceğinizin habercisidir.- 

O gün geç vakit geldik diye yediğimiz azardan bir hafta sonra herkes annemin evine toplanmış. Yeniliyor içiliyor, sohbet muhabbet derken televizyonda Ankara Yüksek Hızlı Tren'in açılış sebebiyle bedava olduğu duyuruluyor. Teyzem şöyle diyor; "Aaa bedavaymış Nesli (teyzemin kızı, kuzenim, yaşça en büyüğümüz) kızları da alın gidin, sabah gider akşama dönersiniz." Annem de yetkili makam olarak arkadan kafa sallamak suretiyle onay veriyor.

Yani böyle, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedikleri olay bizde gün aşırı yaşanır. Bakmayın böyle anlattığıma da ne gezdiğimize, ne tozduğumuza, ne giydiğimize karışılır. Ama sonra sanki onlar karşıyor da biz laf dinlemiyormuşuz gibi lafı yapılır.

Sabah dedikleri akşamı tutmaz. Yaşlılıktan mı yoksa öyle mi işlerine geldiğinden bilinmez; dediklerini de demedim diye yalanlarlar... Elli saat dedikodu yapıp, aaa ne dedikodusu biz dedikodu mu yapıyoruz derler. Dört kız kardeş olup, hepsi de telefon yedi yirmi dört kulağına yapışık gezerler, ama lazımlı bir durumda aradığınızda asla açmazlar.

Ortalığı birbirine katıp katıp, aaa biz ne yaptık derler. Yani efendime söyleyeyim ben aileden o kadar anormal insanlarla bir arada bugünlere geldim ki, komşuların benimkilerin yanında esamesi okunmaz öyle diyeyim.

Sonuç olarak, sülalecek değişiğiz, ne diyelim. :)

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.