Hello dears,
Döndüm. Sorsanız neredeydim diye; cevabım orada burada şurada olurdu herhalde. Fiziksel olarak bir yerlerde olmanın dışında kendi kafamın da içinde kaybolmuştum.
Bazen hayat insanı bir anda alabora ediyor sanki. Depremden sonra çok uzun bir süre canım hiç birşey yapmak istemedi. Her yerden elimi eteğimi çekip uzaklaşmak istedim.
Tam inzivada sona yaklaşırken Dubai'ye eğitime çağırıldım. Bu sefer de depresyona girdim. İngilizce beni streslerden streslere sokuyor çünkü.
Yemin ediyorum beynim öğrenmemek için savaş veriyor. O kadar İngilizce'nin gündeme gelmesinden nefret geldi ki, sıfırdan İspanyolca öğrenmeye çalışsam heralde daha kolay öğrenirim.
Neyse hal böyle olunca kendimi hızlandırılmış eğitime almam gerekti. Duolingo'da bir süredir çalışıyordum zaten, Cambly aboneliği alıp ordan da çalışmaya devam ettim. Kendim de çalıştım derken aşırı yoğun İngilizce'li bir ay geçirdim.
Seçim günü oy verip yola koyuldum. Dört günde orada sıcaklardan sıcak, soğuklardan soğuk, streslerden stres beğenemedim. Oraya giderken kuş kadar yoluna koyduğum birtanecik yabancı dilim de dönüşte ziyan oldu. Neden? Çünkü sürekli Arap ve Hintli arkadaşlarla konuşmak zorunda kaldım. İddia ediyorum onlar İngilizce konuşuyorsa bizim konuştuğumu Tingilizce falan bence. Korkunçlar bende tabii iyiye değil, kötüye meyledip onlara döndüm hemen. Dönüşte Cambly'deki hocamla konuşurken aşırı zorlandım.
Geldikten iki hafta sonra bir daha oy verme merasimi akabinde de tatile gidiş derken beynim artık bitmişti de tatilde suya yatırır temizlerim diyordum ki... Beterin beteri oldu. Gittiğimiz bölgede salgın hastalık başladı otellerde... Herkes bağırsak enfeksiyonu, herkes kusuyor, herkes ishal, her yer serum. Bizde sadece kocam hasta oldu. Çınar'la bende birşey yoktu çok şükür. Tatili yarıda kesip apar topar döndük. Doktor otelden çıkmanız lazım sizi hasta şey zaten orada bu gidişle kalan sağlamlar da hasta olacak dedi.
Otelden çıktık, acentamız bize kullanmadığımız günlerinin ücretini aide etti. Ama devlet hastanesine bir görünün vaktini varsa, kaydınız olsun, hukuki birimimiz işlem başlatacak dedi. Nasıl olsa yola çıkmadan tekrar serum taktıracaklar bari devlete gidelim dedik, gittik. Doktor otellerden bu kadar çok insanın aynı vakayla gelmesini şüpheli bulup jandarmaya bildirmiş. Oradan ifade vermeye Jandarma Karakoluna gittik.
Eşimle arkadaşlar ifade verirken bende Çınar'la bir lavaboya gideyim dedim ki herkes "Hayıııır!" diye ayağa kalktı. Dedim ne oluyoruz tövbe ya. Meğerse karakolun tuvaletine yılan girmiş. Onu yakalamaya çalışıyorlarmış.
Çınar'a giremiyoruz gel dönelim arabaya dedim. "Neden?" deyince tuvalette yılan varmış dedim. "Anne beni kandırmıyorsun dimi?" dedi. :) Yok dedim. Gitti jandarmalara diyor ki "Yılan ne renkmiş?"....
Bu olay da Çınar'a yer etti sürekli herkese gülerek bu olayı anlatıyor. Çok komiğine gitti çocuğun nedense, oysa ki ben ay allahım bi yerden çıkacak diye korkumdan üç buçuk atıyorum.
Neyse ki herkes iyi, olay adli vaka olduğu için birşey yapamıyoruz artık. Bu da böyle bir anımızda beh dedim geçtim ama kafam hala bi milyon.
Ehh işte bende ne yapayım kalktım size geldim. :)
Yalnız nasıl pek olaylı gelmedim mi?
Görüşürüz, çav.














