evlilik bir çözemediğim olaylar silsilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik bir çözemediğim olaylar silsilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ekim 2017

2. Gün: Evlenmeden önce daha çok görüşüyorduk.

Sevgili kocamla güzide evliliğimizde iki yılı geride bıraktık geçtiğimiz günlerde...

Yalnız başıma evde oturduğum akşamlardan birinde derin düşüncelere dalmışken sevgili
olduğumuz vakitlerde daha çok görüştüğümüzü fark ettim.

Niye görüşemiyoruz diye sorarsanız, kendisi hastahanede çalıştığı için nöbet sistemleri var.
Haftada en az bir kere gece nöbetine gidiyor.

Evlenmeden önce yaşadığımız sosyal çevreden çok uzakta ikamet ettiğimiz için de
arkadaşları ile görüşmek istediğinde eve gelmesi gece yarısından sonrasını
buluyor.

Hastane nöbetleri, arkadaşları ile halı saha maçları, şehirler arası katılmamız gereken
düğünler, benim kızlarla buluşmalarım derken haftada üç akşamı beraber geçirebilirsek
kâr sayıyoruz.

Bu kadar çok yazdığıma bakıp da konudan şikayetçiyim sanmayın.
Hem özlemek çok güzel, hem de istediğimde kendimle
baş başa kalabilmek çok güzel.

Evliliğin en sevdiğim yanlarından biri oldu bu alan özgürlüğü.

Velâkin ben ne kadar şikayetçi olmasam da; hem ailemiz hem de çevremizdeki arkadaşlarımız
ya mutsuz, yahut da benim evde hep yalnız başına bırakılan kadın olduğumu
düşünüyor.

Oysa ki ben; kendimi seviyorum, kendimi dinlemeyi, kendimle kalabilmeyi.
Kocamı da seviyorum tabii, görüştüğümüz zamanlarda. :D 

Sevgiler Applesodaa.
28 Mart 2016

Pazartesileri hiç sevmem, sevemem!

Kasvetli bir pazartesi sabahından sizlere kocaman bir günaydın sunarım casperlar.

Şu pazartesiyle yıldızım hiç barışmayacak sanırım. Yataktan kalkması bir dert, işe gelmesi bir dert, ayılması ayrı bir dert ve hepsi haftanın ilk günü olması neticesi ile bugün iki katı zor geliyor. İki mi dedim? On olsun o.

Hafta sonu yine şehirler arası kalmalı annelere ziyaret seyahati yaptığımızdan, bünyem baş aşağı dönmüş durumda. (Evimde yatamayınca ayarlarım bozuluyor benim.)

Pazar günü sürprizi olarak İzmit'e halama gittik. Plansız bir anda "haydi, kalkın gidelim" durumları bence en güzelleri, hayat spontane gelişince güzel. :)

Dönüşte kocamı işe bıraktık, beni de evime bırakacaklardı ki; tam ben ev alma sevdasından elimi eteğimi çekmişken, kısmetimize satılık bir eve bakmak da düştü.

Şimdi büyük konuşmuşluklarıma bir gelelim. Amerikan mutfaklı ev mi? Mümkün değil olmaz oturamam ben öyle derken, bu ev Amerikan mutfak olmasına rağmen bana kendini sevdirdi. Değişik bir şey var evde içine giren çok seviyor. Halbuki küçük aslında, benim şimdiki eşyalarım ile de birazcık sıkışık olabilir ama belki de kısmetimdir, ondan ısınmışımdır eve.. İnanın bende bilemedim.

Kafamdaki karışıklık bir yana, insanların küçük, amerikan mutfak, yarın öbür gün sıkılırsın demeleri de beynimi yedi. Bir kimse de iyi bir şey dese ölür mü ki?? İnsanların hep kötü yorumlar yapmaları olağan bir durum gerçi, lakin işte mevzu ev olunca kızıyorum. Bende çok daha iyilerini isterdim lakin pazar alışverişi gibi değil ki, biraz daha fazla para verip iyisini alasın. Azıcık daha iyisine niyet etsen 30.000-50.000 TL artış oluyor.

Ay daha dün evi gördüm, geceden beri nasıl taşınacağım diye düşünmekten beynim lapaya döndü. Evlilik zormuş casperlar. Annem "Kocanın, koca koca dertleri olur." derdi. Kocayı geçtim de evliliğin öyle vesselam.

Neyse sizi sıkıntılarımla yeterince boğduğuma göre, gidip biraz daha çalışabilirim.
Gözlerinizden öperim.

Applesoda


NOT: Dua edin de ev işim hayırlısı ise olsun casperlar.
15 Ocak 2016

Oldu en sonunda oldu!


Çok ama çok uzun zamandır istemiş olduğum sinemaya gitme işini
nihayet dün gerçekleştirebildik. :)

Lakin hafta içi gitmesek daha iyi olabilirmiş sanırım. Zira sabah kendimi yataktan
sürükleyerek kaldırdım...

O sefil sürüklenme halimin üzerine
44 km. yol gitmiş olsam da, şu anda sizlere gözüm kapalı yazıyorum canlarım.

Bu arada üç haftadır evde temizlik yapamadım. Her yer toz içinde...
Benim içimse sıkıntılar içinde bu durumdan ötürü.

Lakin bu hafta da cumartesi çalıştığımdan, pazar da annemlerle gün toplantısı olduğundan
(hangi akla hizmet girdimse ben o güne) temizlik işini bir başka bahara
bırakmak durumunda kalacağım sanırım.

Bir ara diyorum casperlar toplanıp gelseniz de benim evi bir temizlesek mi? Ne dersiniz?

Applesodaa sabah haberlerini sundu.
Saygılar.
23 Aralık 2015

Bir mumdur, iki mumdur, ev yansın haberim yoktur...

Mum yakmayı, ev yakmakla karıştırmış da olabilirim.

Bendeki her sevdanın sonunda başıma bir dert açılıyor illa ki...
Elimi attığım kül oluyor a dostlar.

Gelelim başıma gelenlere, vallahi "kendim ettim kendim buldum"
cümlesinin ayaklı kanıtı gibiyim.

Resimde üstte yer alan minik mumlukları geçenki Mudo ziyaretimizde Müdürem
bana hediye etti. Alttaki tatlılıkları da ben balayında
Muğla-Dalyan'dan almıştım.

Bir mum ve mumluk sevdasına kapılmamla beraber bulduğumu zulaladığım doğrudur.
Zula yapmakla da kalmadım ara ara yakıp denemeler de yapıyorum.
En son Mudo ganimetlerimi yakayım bir dedim ki....
Zaten ne olduysa, orada oldu.

Ben mumlukları yaktım bir güzel.
Sonra çamaşır makinesinin bitiş sinyalini duyunca arkada odaya çamaşır asmaya gittim.
İşim bitince de şu mumlukları da söndüreyim de yatayım diye düşündüm.
Mumluğun yanına vardım ki az daha tv ünitesini yakıyormuşum.

Minicik mumluk, o resimde gördüğünüz yerde beş dakika yanarak,
o üniteyi nasıl ısıtmış belli değil.
Azıcık geç kalsam hakikaten yanacakmışız.
:(

Demek ki neymiş; beni evde tek başıma bırakmak maddi-manevi
her türlü zararlıymış.

Bu sırada kocam koltukta mışıl mışıl uyuyordu.
Evle beraber yanacaktı garibim, dünyadan habersiz...

Allah bana akıl fikir ihsan eylesin.

Sevgilerle.
Applesodaa yemek öncesi bültenini sundu.

Kendime not: Ateşle oynama!
11 Aralık 2015

Güzdüz iş kadını, akşam ev hanımı...



Malumunuz bir süre önce evlendim.
Henüz 2,5 ay olsa da ben 2,5 yıldır evli gibi hissediyorum kendimi....
İlk haftalarda neyi ne zaman yapacağımı şaşırsam da şimdilerde
biraz aklıma da kendime de sahip olabiliyorum. :)

EKBS 1: Bu akşam ne pişireceğim?
Evlendim evleneli şu yemek mevzusunu bir çözemedim gitti.
Yemek yapmayı bilirim, iyi de bilirim, lakin akşam olup da evin yoluna düşünce
"Ay Allahım Allahım, ben pişireceğim bu akşam!" diye düşünmekten
menapozlu kadınlar gibi ter basıyor beni.
Sanki bütün yemek tarifleri aklımda uçup gidiyor.

EKBS 2: Pişirsem bir, pişirmesem bin dert!
Yemek pişirmesem; aç kalacağız. Pişirsem; ziyan olacak.
Beş kişilik evden, iki kişilik eve transfer olunca
yemeklerin ayarını da tutturamaz oldum.
Azıcık pişirme konusunu çözemedim; bazen artıyor, bazen yetmiyor. :(
Sevdiceğim de her akşam yemekte evde olmadığından, kalınca kalıyor.
Hal böyleyken ne yapsam olmuyor, olmuyor.

EKBS 3: Yıkanarak çoğalan çamaşırlar!
Ödeye ödeye bitiremediğim borç çilesinden sonra şimdi başım çamaşırlarla belada!
Yıkandıkça çoğalıyor sanki kirli sepetinin nüfusu.. :(
"İki kişinin nasıl bu kadar çamaşırı olur?" sorusunun cevabı hala meçhul.

EKBS 3.1: Bir nevresim seremonisi.
Bu madde üst maddenin içeriğine dahil olmakla beraber
problemin yarısını oluşturuyor da olabilir.
Gelen-giden-kalanlara müteakip nevresimler çıkarılıp kirli sepetine atılıyor.
Sonra kirli sepetinin hali perişan, ben perişan, kimse yok iki mandal uzatan...
O nevresimlerse beni benden aldılar. 
Bütün takımlarımın çarşafları farklı renk, başlayacağım böyle estetik görünüşe...
Bir nevresim iki postada yıkanıyor bu durumda.
Gerisini uzatmaya gerek yok, siz beni anlarsınız canlarım.

EKBS 4: Temizlemeli mi temizlememeli mi?
Evi ne zaman temizlesem misafir geliyor.
O saatten sonra evin temiz olmasının bir anlamı zaten kalmıyor.
Evi temizlememe işini denedim geçenlerde, iki hafta geçti ne gelen ne giden...
Dedim bir temizlik yapayım artık, pisliğe karışacağız.
Temizliği yaptım, ertesi sabah (sabah namazından da önce hatta) kapıda misafir.
Bu işte de bir Murphy seziyorum lakin, kanıtım yok. :(

EKBS 4: Evlilik, bir çözemediğim olaylar silsilesi...

EKBS 4.1: Vaka 1 - Turşunun iyisi pet şişeye yapılmayandır.
Tam temizliği-yemeği yapmış, huzura ermiş, kocamı beklerken
dedim bir turşu çıkarayım. Ah demez olaydım!
İlk kez pet şişeden turşu çıkaracağımdan olayın mevzuatını da bilmiyorum.
Kapağını açarak işe girişeyim dedim ki....
Kapağı azıcık çevirmemle birlikte kapak tavandan sekti,
turşu suyu boyumu geçti, duvarda biber yaprakları...
Tam "perişanım şimdi" anı.
Sonrası...
Sonrası yer sil, duvar sil falan filan....

EKBS 4.2: Vaka 2 - Buzdolabımın etiketi alıp başını gitti mi?
Evde mevlüt okuttum. Yeni evliyim ya evimin bereketi olsun dedim.
Başıma ne geldiyse şu iyi niyetimden zaten...
Mevlüt sonrası buzdolabının etiketinin yarısının yerinde yeller estiğini fark ettim.
Ya etiket alıp başını gitti.
Yahut bir insafsız amaçsızca söktü.
Bilemedim.

EKBS 4.3: Vaka 3 - Maşallah dediğim üç gün yaşamıyorsa...
Birde sevdiceğimin traş köpüğünün nedensiz patlaması var.
Tam bir önceki gün banyoyu düzenlemiş, herşeyi yerli yerine koymuşum,
sonra kapıdan banyoya bakıp ne güzel oldu diye düşünmüşüm.
Sonraki gün traş köpüğü patlasın...

İki buçuk ayda ev hanımı olmaya dair yaşadıklarım bunlar.
Lakin iyi yaptığım şeyler de var canım.
Mesela geçen akşam ilk kez kabak tatlısı yaptım.
Yiyen memnun, yiyemeyen bin pişman. :)

Gündüzleri iş dertleri, akşamları ev dertleri...
Hem çalışıp, hem evli olmak sürekli iş yapmayı gerektiriyor kanımca.
Ben gene iyiyim hem çalışan, hem anne olanlara
Allahtan sabır ve enerji diliyorum.

Applesodaa evlilik yolunda son gelişmeleri bildirdi.

Acemi ev hanımı yanımdan sevgilerle...

Not: "EKBS" - Evli kadının başlıca sorunu manasında yapılan bir kısaltmadır.
Notun notu: Pet şişeye kurulan turşu öyle pat diye açılmaz, önce kıyısına kenarına bir delik
açılarak gazı alınır.
Tavsiye: Nevresimleri tek renk alın, sonra çok ağlarsınız.




Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.