ne okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ekim 2023

2023 Eylül Ayı Okuma Raporu


On kitapla okuma rekoru kırdığım Eylül ayı raporuna hepiniz hoşgeldiniz efenim. Okumalara doyamadığım bir ay oldu. Ayrıca Veba Geceleri'ni sonunda okunmuşa havale edebildiğim için az kalsın parti düzenleyecektim. :)

Orhan Veli - Bütün Şiirleri: Aslında Bütün Şiirleri tarzı kitaplar almayı pek sevmiyorum ama nasıl olduysa bu kitap bizim eve gelmeyi başarmış. Akşamdan akşama üç beş şiir okuyup bütün ağustosu bu kitapla geçirdim diyebilirim, eylülün ilk haftası bitirdim. Orhan Veli sevdiğim şairlerden birisidir, bilmediğim pek çok şiirine de denk geldiğimden keyifli bir okuma süreci oldu diyebilirim.

İki Kraliçenin Savaşı: Geçtiğimiz ay ikinci ve üçüncü kitabını okuduğum Kan ve Kül Serisi'nin dördüncü kitabını da okudum. Serinin diğer kitapları henüz basılmadı ama ben bu yazar ablayı tanıyorsam altı yediye kadar varır bu iş... Fantastik türünü çok seviyorsanız okuyabilirsiniz ama çok iyi diyebileceğim bir seri değil.

Davetiye: Çok satanlar kontenjanından ne yazsa aldığım Vi ablamızın son kitabını da okudum. Okurken eğlendiren ama bitince üç güne unutulan kitaplardan birisi, keyifli bir iki saat geçirmek isteyenlere öneririm.

Geri Döndüğüm Yerler: Bu kitabı bloglardan birinde görüp almıştım. Banu Hanım kitaplar hakkında yazmayı çok seven birisi ve bu eserinde de sevdiği kitapları anlatan yazıları var. Bir oturuşta bitecek bir kitap değil, zamana yayarak okudum. Okurken çok keyif aldım ve bu kitapta anlatılan bir çok kitabı da sipariş ettim. Bu açıdan beni çok masrafa sokan bir eser oldu diyebilirim.

Sonun Bacakları: Sevgili Buraneros'un önerisiyle yazarın Başa Dönemeyiz kitabını okumuştum, sonrasında yazarın nasıl öykü yazdığını merak ettiğim için bu kitabı da aldım. Makbule Hanım'ın çevirmenliği ne derece iyi bilmiyorum ama yazarlık şapkasını çok iyi taşıyor diyebilirim. Kitapta çarpıcı, güzel ve düşündüren öyküler mevcuttu. Öneririm.

Kral Kaybederse: Bu kitabı Storytel'de sesli dinledim. Üç yıldır her sezon dizisi çekilmek istenip de çekilemeyince, nedir yani diye bir merağa düştüm. İlginç bir şekilde kitabı sevdim. Aynı yazarın bir kitabını daha sesli dinledim ve kani oldum ki Gülseren Hanım iyi bir yazar değil, bir şeyi bilmek ya da vakıf olmak bir mesele onu gerçekten iyi anlatabilmek başka mesele. Ortak bir yazarla çalışması ya da çok daha iyi bir editörle çalışması daha iyi olurmuş diyebilirim.

Jason Thorn'u Sevmek: Kısa sürede okuyup keyifli bir kaç saat geçirmek amacıyla aldığım kitap amacını yerine getirdi ve beni de pek mesut etti. Hikayeyi gerçekten sevdim, ayrıca yazarın dili de güzeldi. Saçma sapan uzatmadan yerli yerinde bitti. Öneririm.

Veba Geceleri: Allahım evlerden ırak bir kitap, bir daha Orhan Pamuk okumayı kati suretle  düşünmüyorum. Orhan Bey çok iyi bir yazar olabilir ama benim tam olarak tahammül edemediğim bir yazar tiplemesi var ki o da budur. Gerçekten konunun saçma sapan uzatılması mı dersiniz, olmayacak milyon tane detay mı dersiniz, karakter kalabalığı mı dersiniz, ne ararsanız var. Burada Orhan Bey yoktan bir ada var etmiş, bu adayı ve halkını da Osmanlı zamanına yerleştirmiş. Bir çeşit İhsan Oktay Anar çeşitlemesi gibi geldi bana ama olmamış azizim. Onu da sevmemiştim bunu da sevmedim. Allahtan Storytel'de vardı da, oradan dinleyerek sonunda nihayete erdirebildim, çok şükür.

Aramızdaki Uçurum: Çok uzun zaman önce aldığım bir gençlik kitabıydı. Yazarın başka kitaplarını okumuştum seneler evvel, bu kitabını ise diğerlerinden daha çok sevdim ama herkese hitap edeceğini sanmıyorum. Araştırmadan almayınız.

Ejderhaların Kısa Tarihi: Bu küçük kitapları o kadar sevdim ki bulduklarımın hepsini alıyorum. Bu kitapta da ejderha efsanelerinden bahsediyor. Nerede hangi erjerhalar var, kaç yıllarında ortaya çıktı, ortaya çıkış sebepleri neler gibi bir sürü bilgi içeren küçük bir hazine... Çok severek okudum.

Evet dostlar Eylül böyleydi, Ekim dökümünde görüşmek üzere çav.

29 Haziran 2023

2023 Mart Ayı Okuma Raporu

Hello,

Mart ayında sürekli direksiyon sınavlarından kalmakla meşgul olduğumdan ancak bu kadar okuyabildim. (Utanç içindeyimin simgesi olarak burada gözlerini kapatan maymun emojisi varmış gibi hayal edelim.)

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin: Tezer Özlü itiraf etmeliyim ki bayıldığım bir yazar değil, bu kitabı görünce de hay allah diye içimden bir geçirmiştim ama denemelerden oluştuğu için çabuk okurum gibi gelmişti. Şubatta başlayıp martta ancak bitirdim. Sinema ve edebiyata ilgili iseniz bir göz atabilirsiniz ama oldukça uzun zaman öncesine ait yazılar var içinde demedi demeyin.

Uygarlıkların Batışı: Bu kitap yine ofis içinde okuduğumuz bir kitaptı. İlk Amin Maalouf deneyimim olarak beğendim. Benim açımdan değişik bir okuma oldu, Lübnan'ın yakın geçmişine ışık tutuyor diyebiliriz. Aslında bir üçlemenin son durağı imiş ama tek başına da gayet anlaşılır. Yakın geçmişe ilgili iseniz öneririm.

Felaketzedeler Evi: Bu kitap da Küba'dan Miami'ye göç eden bir adamın hikayesi, aslında bir miktar da yazarın kendi hayatından esinlenilen noktalar mevcut. Çarpıcı, rahatsız edici, düşündürücü bir eser.  Jaguar Kitap'ın olayı neymiş diye aldığım fakat sonrasında sevdiğim bir kitap oldu. Yine de araştırmadan almayın derim.

Martta durumlar böyleydi, ülkeler arası bir geziye çıkmışım resmen... 

Nisan ayının okuma raporunda görüşmek üzere.

Çav.
25 Haziran 2023

2023 Şubat Ayı Okuma Raporu

Şubat ayında kendimi okumaya verdim denilebilir. Deprem gündeminden uzakta kalmak için kitaplara bir miktar daha fazla zaman ayırdığım bir aydı.

İspanyol Aşk Aldatmacası: Kızlar arasındaki kitap kulübü için son okuduğum kitaptı. (Bu kitaptan sonra kulüp sessizliğe gömüldü, aktif olarak okuduğumuz birşey kalmadı.) Klasik bir chick lit olsa da sevdiğim yerler de oldu, sevmediğim yerler de... Ama alanında çok daha güzel örnekleri var, indirimde değilse yanından geçip gidebilirsiniz.

Vişne Bahçesi: Ofiste kurduğumuz "Reading Interest Club" için okuduğumuz ilk kitaptı, akabinde de tiyatrosuna gidecektik ama deprem nedeniyle çok uzun bir süre ertelendi. Sonrasında da benim takvimime uymadığı için gidemedim. Kitap kısa ve hoştu ama yine bir klasik olarak Ruslara sormak istiyorum sizin derdiniz ne kardeşim ya, bu isimlendirme problemi beni bitirdi...

Rüzgar Bizi Götürecek: Çeviriden kaynaklı sanıyorum Furuğ şiirleri bana çok tat vermedi. Halbuki Makbule Aras Eivazi'nin "Başa Dönemeyiz" kitabı ne güzel anlatıyordu Furuğ'u... Şiir kitabını da Makbule Hanım çevirmiş ama dil değişimi kaynaklı bir eksiklik hissediliyor kitapta...

Unutma Beni Apartmanı: Hep Kitap'ın kullandığı yazı karakteri ayrı Nermin Hanım'ın yarattığı kurgu karakterleri ayrı baydı beni... Yine neden bu kadar çok övüldüğünü anlamadığım bir hikayenin içinde buldum kendimi. Editörü ben olsam en az yüz sayfa daha kısaltırdım bu kitabı, bazı yerlerde gerçekten çok çok gereksiz uzatmalara girilmişti. Kitap dallı budaklı bir ağaç gibi, bir dalı takip ediyorsunuz ama bir yere varmıyor aslında ordan hop ana hikayeye geri dönüp beş sayfa okuyor sonra başka bir dala gereksiz uzanıyor, sonra yine geri dönüyorsunuz... Elimde bir de son kitabı var yazarın sanırım aradakileri pas geçeceğim.

Çatlak Krallık: Amaçsız olarak okuduğum adını bile anımsamadığım serinin son kitabıydı. Paranıza yazık etmeyin kardeşim, almayın...

Ermiş: Her bir öyküsü bir günde okunsa çok tat verecek kitabı ben zırt diye bir gecede okuduğum için aldığım haz biraz alt seviyede kaldı. Siz sindire sindire okuyun.

Uçurtmayı Vurmasınlar: Çok ama çok çocukken televizyonda filmini izlediğimi anımsıyorum. Sonra çok aklıma geldi ama bir daha izlemedim. O ilk izlediğim andaki haliyle kalsın istedim zihnimde ama okuması keyifliydi. Öneririm.

Sevgiyle kalın.
17 Ağustos 2022

2022 Temmuz Ayı Okuma Raporu

Temmuz ayı bayram telaşesine karıştı ve ışık hızıyla bitti. Bu ay içerisinde altı kitap okuyabildim. Ayın yarısında tatilde olduğum düşünülürse bayağı iyi bir hızla ayı kapattım diye kendimi avutuyorum.

Otomatik Portakal: Bu kitap için ne desem bilemiyorum gerçekten... Neden bu kadar ünlü olduğunu anlamaya ben vakıf olamadım. Kitabı kesin bir tarafsızlıkla okuyabilmek için kitapla aramda bayağı bir duygusal mesafe bırakmışım okurken, dönüp bakınca fark ediyorum. Ne öneriyorum, ne önermiyorum karar size kalmış.

Kalp Kırmanın 16 Yolu: Otomatik Portakal sonrası havam değişsin diye başlamıştım. Kitabımızda ayrılan bir çiftimiz var. Biz kitabı, kızın eski sevgilisine yazdığı mektuplar üzerinden takip ediyoruz. "Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar?" cümlesine bir örnek bu kitap, kızın sevgili oldukları dönemde yaşadıklarını, hissettiklerini ama erkeğin bunlara ne kadar farklı bakıp, olayları nasıl farklı hatırladığını görebiliyorsunuz. Esas kızı ben sevdim, kitabın güzel ve hızlı okunan bir yapısı var öneririm. 

Kızımın Katiline Mektuplar: Bu kitabı 5 lira indirimlerinden almıştım. Hikayeyi annenin gözünden okuyoruz. Kızı vahşice katlediliyor ve o andan itibaren katilin arama çalışmaları, katilin bulunması, kadının içinde yaşadıkları, duygu durumu hepsini takip edebiliyoruz. O kadar çok kadın cinayeti oluyor ki ülkemizde, bu kitap bir yerde bizim her gün haberlerde gördüğümüz olayların iç yüzüne götürüyor bizi... Hiçkimsenin hayatının dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını, şiddetin; şiddet mağduru istemediği müddetçe dışarıdan anlaşılmayacağını çok güzel gösteriyor. Tavsiye ederim.

Yıldırım Sesli Manasçı / Askerin Oğlu / Beyaz Yağmur: Kasvetli bir kitap sonrası havam değişsin diye Aytmatov'un bu ince öykü kitabını okudum. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere üç öyküden oluşuyor kitap. Aytmatov için çok fazla söze gerek yok kendini su gibi okutuyor. Bu kitapta en sevdiğim öykü Yıldırım Sesli Manasçı oldu.

Aşk Hipotezi: Çok satan kitapları okumayı severim, bu kitabı da bir müddet çok satanlarda kaldığı için almıştım. Kitabı kısaca özetlemek gerekirse çok sevdim. Kitabımızdaki karakterlerden esas oğlan profesör, esas kızımız ise sanıyorum doktora öğrencisiydi. O kısım aklımda kalmamış. Hikayemiz bir aşk oyunu ile başlayıp gerçeğe dönüyor. Sıkmadan bunaltmadan akıyor. Olayların arka planı kitaplarda pek görmediğimiz bir arka plan olduğu için (laboratuvar) kitap daha ilgi çekici bir hale geliyor. Bir de en sevdiğim kısım esas kızımızın tez hocasının adı Ayşegül'dü. :) Öneriyorum.

Kehribar Geçidi: Bu kitabı Nazan Bekiroğlu ismini görür görmez aldım. Üzerinde hiç araştırma yapmadım, ne anlatıyor hiçbir fikrim de yoktu. Arka kapak yapısı da gizemli bir dille yazılmış, esas içeriğe dair pek bir ipucu vermiyor.

Kitabımız bir yedi uyuyanlar hikayesi, hikayemiz MS 300 yıllarında başlıyor. Kahramanlarımız bir azatlı köle, bir lahit kopyacısı, bir yazıcı köle, bir tapınak kandilcisi, bir uykusuz çoban, bir gezgin, bir yüzbaşı bir de Kehribar... Her bir karakterin kendi hikayesi var, her karakterin hikayesine vakıf oluyoruz. Arka planda ise Nasıralı İsa Hristiyanlık dinini duyuralı 300 sene olmuş, kimi insanlar ise gizliden gizliye Hristiyan olup, Hristiyanlığı yaşamaya çalışıyor. Derken imparator Hristiyanlığı yasaklıyor ve Hristiyanlıktan vazgeçmeyenler için bir katliam başlatıyor. Bu katliamdan kaçan karakterlerimiz ise kendilerini yüzyıllar sonrasında buluyorlar. Ne Roma eski Roma, ne de Hristiyanlık eski Hristiyanlık... Hiçbirşey bıraktıkları gibi değil...

Kitap aslında güzel, 600 sayfa olmasına rağmen sıkmadan bunaltmadan kendisini okutuyor. Karakterlerin her biri üzerinde çok düşünülmüş ve derin derin anlatılmış. Nazan Bekiroğlu'nun sekiz yıllık çalışması olduğu söyleniyor ve üzerinde uzun süre çalışıldığı belli. Ama arka kapak yazısına bakarak konuyu anlamak mümkün değil. Ben daha farklı bir hikaye beklerken çok başka yerde buldum kendimi, konuyu bilsem bu kitabı bir başka zaman okurdum. Çünkü o sıra aradığım hikaye bu değildi. yine de sevdim ve 600 sayfa da ne canım diyorsanız öneririm. :) 

Ağustos raporunda görüşmek üzere...
21 Temmuz 2022

2022 Haziran Ayı Okuma Raporu


Malumunuz tatildi, bayramdı derken neredeyse temmuzun sonuna geldik ama ben haziran raporunu ancak yazabiliyorum. Bu ayın hasılatı da on kitap efenim, yılın yarısını geçtiğimize göre iyi bir okuma hızı yakalayabildiğim aylarda ortalamamın on kitap olduğunu söyleyebiliriz.

Bakalım neler okumuşum.

Haşhaş Savaşı: Bu kitabı gerçekten çok merak ediyordum, geçtiğimiz yılın sonunda çıkan güncel bir fantastik romandır kendisi. Ben ilk kitabı okuyana kadar ikincisi de çıktı bu arada, alacaksanız aklınızda olsun. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var, kurgusu ilginç, ana tema savaş üzerinden ilerlese de okurken insanı sıkmıyor. Haşhaş tüketiminin yasak olduğu bir evrendeyiz, bundan önce çıkan büyük çaplı savaşlar da hep haşhaş yüzünden çıkmış. Şimdi yeni bir savaş kapıya dayanıyor ve bizde bu noktadan itibaren hikayeye dahil oluyoruz. Hikayenin ana karakteri bir kadın ve güçlü kadın hikayelerini okumaya bayılıyorum, sırf bu sebepten bile öneririm. Lakin siz beklentiyi çok da yukarıda tutmayın bir Zaman Çarkı da değil yani.

Gül Rengini: Küçük bir şiir kitabı Gül Rengini, İlknokta'dan yaptığım alışverişlerden birinde kargo parası ödemek yerine kitap alayım diyerek yazarın ikili kitabını sepete atmıştım. Dili bana çok hitap etmedi açıkçası, zaman zaman ne okuyorum ben diye düşüncelere daldım. Ama yok illa merak ediyorum derseniz de ben engel olmayayım.

Yürümek: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden bir kitap Yürümek, ayrıca benim ilk Thoreau okumamdı. Güzeldi, ince olması nispeten okunuşunu kolaylaştırıyor. Doğa ile alakalı Thoreau'nun düşünceleri üzerinden ilerleyen bir kitaptı, sevdim.

Vahşi Kızlar: Kapağına aldanıp geçen sene indirimde aldığım kitaplardan biriydi. Ara ara Allahım ben ne okuyorum demedim değil. Sevdim mi, sevmedim mi, vallahi öyle kararsızım ki... Distopya desem değil, ütopya desem değil, değişik bir kurgu idi. Bir nevi Truman Show'un korkunçumsu versiyonu denilebilir. Dili akıcı en azından okurken yormuyor ama ben ne alın derim ne almayın. Nasıl bilirseniz öyle yapın. :)

Keşke Koleksiyoncusu: Ayşegül Kocabıçak üç sene önce Run Gülüzar Run kitabı ile keşfettiğim bir yazardı. O günden beridir de kitaplarını sırası ile okuyorum, Ayşegül Hanım için bir tık gözünü budaktan sakınmayan bir yazar diyebiliriz. Bizi ilk bakışta rahatsız eden olayları bile her yönü ile alıp düşünmeye sevkedebiliyor. Bu kitapta kızımız asla sevdiğine açılamamış. Sevdiği ise siz kardeş gibi büyüdünüz laflarını eliyle öteye itemeyip, annesinin bulduğu uygun kız ile evlenmiş. Ama yine de ikisinin de içinde sevda bağı kopmamış körelmemiş, üç senenin ardından yeniden bir araya gelmelerini okuyoruz. Dediğim gibi her yönüyle ele alınmış bir hikayeydi, ben sevdim. Bu kitap konusu itibariyle sizi açmayabilir belki ama Run Gülüzar Run kitabını mutlaka öneririm.

Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk: Bir çırpıda okunabilen, çok sevilesi, çok düşündürücü bir kitap. Çokça sevdim, iyi ki görüp almışım. Bir masal havasında okunuyor; ana karakterimiz bir yumurta tavuğu, oysa hep özgürce yaşamak ve bir bebeğe sahip olmak istiyor. Bir gün kaçma fırsatı bulunca olaylar gelişiyor. Anne oluyor ama işler pek de umulduğu gibi gitmiyor. Gerçekten mutlaka ama mutlaka bir şans vermenizi istediğim bir kitap, aklınızda olsun.

Yerçekimi Melodisi: Bu kitaba dair fikirlerim sürekli ama sürekli değişti. Önce indirimde görüp kafa dağıtmalık ergen kitabı diye aldım. Sonra uzun müddet kitaplıkta bekleyince bir yordu beni daha okumadan ay niye aldım ki dedim. Kitaba başlayınca hikaye kahramanlarımızın erken yaşlarında başladığı için off çocuk kitabı mı bu dedim. Daha sonra gözümü bile kırpmadan okumaya başladığımı fark ettim, tuvalete bile elimde kitapla gittim. Çok severek de bitirdim konuyu kapattım. Şuraya kadar yazdıklarım dönüp okuyunca fikren bir daha yordu beni, eğer şu an bu cümleyi okuyorsanız vallahi iyi dayandınız buraya kadar canlarım.

Konusuna gelirsek Isaac Newton'un hayatı üzerinden bir kurgu okuyoruz. Paralel evrenler de işin içine giriyor. Yüzyıllar öncesinde yaşayan Isaac'ın günümüzde yaşayan Alex'le olan aşkıyla başlayan hikaye bir çok dönemeçten geçse de ikinci erkek adamı da harcamadan bittiği için benim kalbimi kazanıyor.

Küçük Ama Büyük Yalanlar: Bu kitap HBO tarafından Big Little Lies adıyla dizi olarak da çekilmişti. Bakınız yerli versiyonu da Ufak Tefek Cinayetler... Tastamam ne eksik ne fazla Ufak Tefek Cinayetler havasında bir kitaptı. Eğer seviyorsanız öneririm. Yazarın dili zaten çok akıcı, gereksiz detaylar ve betimlemeler vermeden kitabın sonuna kadar götürüyor bizi. Ve çok önemli bir not katili tahmin edemedim arkadaşlar, bu demektir ki bu kitap okunur. :)

Suya Düşen Hayalleri Kurtarma Rehberi: Kapağına bakıp yazın güzel okunur diye aldığım kitabın, tanıtım yazısını okuyunca sıkıcı olacak gibi diye düşünmüştüm. Oysa çok güzel ve farklı bir hikayeydi. Semtlerinde kapanmakta olan bir havuz yaşlı bir kadını ve genç bir gazeteciyi bir araya getiriyor. Sonrasında olanlar pek tahmin edebileceğiniz cinsten değil. Hikaye çok nahif bir şekilde ilerleyip, tatlı bir sona bağlanıyor.

Aynada Yürüyen Sesler: Gün Rengini kitabının yazarı Mehmet Özkan Şüküran'ın ikinci kitabı, yine ne okudum ben yahu düşünceleri ile nihayete erdirdiğim bir kitaptı. Bu kitaplara dair beğendiğim iki şey var; isimleri ve kapak tasarımları, içeriği anlamaya vakıf olamadım maalesef.

Evet bende durumlar böyleydi. Temmuz ayı için de şimdiden uyarayım vallahi işler kesat, ayın yarısında evde olmayınca okumalarım pek verimsiz geçecek gibi duruyor, neyse bitmedik aydan umudumu kesmeyeyim yine de...

Aylık okuma raporu toplantımız bitmiştir arkadaşlar.

Dağılalım.
2 Haziran 2022

2022 Mayıs Ayı Okuma Raporu

Fakat ne okuduk be canım diyerek konuya giriş yapayım. Mayıs ayı okumalarım genellikle zorlu geçti. Nedense bu ay çok sıkışık zamanlarda kitap okudum. Yolda yürürken kitap okuma yeteneklerimi de gözle görülür derecede geliştirdim. Neyse gelelim kitaplara, 11 kitapla verimli bir ay geçirdim diyebiliriz.

Dune Çocukları: Dune serisine bir kaç ay ara vermekle çok iyi bir karar vermişim. Peşpeşe okumak için zorlayıcı bir seri diyebilirim. Ayda bir kitap olarak yola çıkılsa çok daha zevk alınabilir. Bilimkurgu seviyorsanız bu seriyi gerçekten öneriyorum. Atreides ailesinin Dune gezegenine gönderilmesiyle başlayan olaylar zincirini ele alıyor. Kitaplar zamansal olarak birbirinin devamı değil. Kitaplar arasında uzun bir zaman dilimi geçmiş oluyor ve böylece farklı kahramanlar üzerinden gezegen üzerinde yaşanan macereları takip edebiliyoruz. Serinin üçüncü kitabı olan Dune Çocukları benim en sevdiğim ikinci kitap oldu. Serinin diğer kitapları için heyecanlıyım.

Fakir Kene: Birhan Keskin'in basılmış son eserini de okumuş bulunmaktayım. Okuyacak başka kitabının olmaması beni çok üzüyor. Diğer eserlerine nazaran daha az zevk aldım diyebilirim ama yine de iyiydi.

Nefret Mektupları: Geçen ay okuduğum Rakipler kitabının yazarı bu kitabın yazarlarından birisi aynı zamanda; Rakipler'i ne kadar önermiyorsam bu kitabı da o kadar öneriyorum. Gerçekten çok keyif aldım okumaktan. Karakterlerimizin tanışma hikayesi çok ilginç başlıyor. Charlotte gerçekleşmeyen düğününden elinde kalan gelinliğini satarken mağazada başka bir gelinliğe rastlıyor ve gelinliğin içindeki not dikkatini çekiyor. Bu notun peşine düşmesiyle birlikte de hikaye başlıyor.

Uzak: Oruç Aruoba'nın elimde olan son kitabını da okudum. Açıkçası bazı kitaplarını çok severken bazı kitaplarından da çok zevk alamadım. Bir müddet kitaplarını almayı düşünmüyorum.

Baharın Peşinde: Bu kitabı indirimde 5 TL'ye almıştım yanlış hatırlamıyorsam. Tam bir ergen kitabı, bir on sene önce okusam daha çok keyif alabilirdim sanırım, bu yaşımın okuması değilmiş. Ruhuma daral geldi okurken. 

İmkansız Kale: Bilgisayar oyunlarına bir de bilgisayarların tarihine ilginiz varsa bu kitap çok ama çok tatlı bir kitap. Kitabımız bilgisayarların atası Commodore zamanında geçiyor. Kitabın yola çıkış noktası çok komikti, başkahramanlarımız ki kendileri üç adet ergen oluyorlar; Playboy'da yayınlanan Vanna White fotoğraflarına erişebilmek için dergiyi satın alma planları yaparak her gün Zelinsky'nin dükkanına gidiyorlar. O sırada esas oğlanımız Billy, Mary Zelinsky ile tanışıyor. Mary'nin bahsettiği bir bilgisayar oyunu yarışmasına katılmaya karar vermesiyle birlikte de olayların gidişatı değişiyor. Çok keyif alarak okudum ama şunu belirtmeliyim ki benim ihtisasım Bilgisayar Programcılığı üzerine o nedenle siz bir araştırın almadan önce. :)

Dünyanın Ötesindeki Orman: Unutulmuş Fantastik Klasikler serisinde yer alan bu kitabı Tolkien'in esinlendiği kitaplardan biri olduğunu öğrendiğimde aldım. Bir çeşit eski zaman masalı olarak nitelendirebiliriz. İlginç bir kitap ama akıcı bir dili var, sakince okunuyor. Okurken keyif aldım, öneririrm.

Dağlı: Tamamen gezerken tesadüf eseri denk geldiğim kitaplardan biriydi Dağlı ve öylesine almıştım. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var ama arka kapak tamamen yanıltıcı diyebilirim. Kitabın içeriği bir aşk hikayesi gibi sunulsa da eşzamanlı olarak Mervani Devleti'nin de kuruluştan yıkılışa öyküsü anlatılıyor. 

Gökyüzü Herkesindir: Livaneli'nin Serenad'dan başka kitabını okumamıştım. Onu da yıllar önce okumuştum. Bir şiir kitabını alarak değişiklik yapayım dedim ve gerçekten güzel şiirlerle keyifli bir okuma oldu.

Kurtuluş Projesi: Hani bazı yazarlar vardır; bir kez seversiniz ve o andan sonra ne yazsalar kabulünüzdür. Andy Weir, Marslı ile birlikte benim favori yazarlarım arasına girdi (dünyanın en tatlış kitabını dünyanın en kötü filmi olarak çektiler ve bu beni sinir ediyor). Kurtuluş Projesi ise en sevdiğim ikinci kitabı oldu. Marslı'ya pozitif ayrımcılık yapıyor olabilirim. Zira eleştirilerde en iyi kitabının bu olduğu söyleniyor. Başkahramanımız Ryland Grace dünyayı tehdit eden bir organizmayı araştırmak üzere uzay yolculuğuna çıkıyor. Biz hikayeyi iki farklı zaman diliminden okuyoruz. Biri günümüz, diğeri ise Ryland'ın hafızası geri geldikçe geçmişten parçalar şeklinde anlatılıyor. Kitabı çok övmek istiyorum ama ne yazsam spoiler olacak. Okuyun, okutun hatırım için. :)

Palto: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden çıkan bu kitabı bir bookstagram hesabının önerisi üzerine almıştım. İnce Klasikler diye bir serinin varlığını da kitap gelince öğrendim. Öğrenmesem daha mı iyiydi onu bir sonraki yazımda anlatırım. Kısacık, güzel ve de çarpıcı bir hikaye Palto. Kahramanımızın kışın bastırması ile birlikte soğuktan korunmak için yeni bir palto diktirmek zorunda kalmasıyla açılan hikayemiz pek de beklenmeyen bir sona kavuşuyor. Gogol'un kalemi ile ilk kez tanıştım ve diğer kitaplarına dair merakım kabarmadı desem yalan olur.

Evet, benim mayıs ayındaki okumalarım böyleydi.
Ne diyorsunuz, siz neler okudunuz?
14 Mayıs 2022

2022 Nisan Ayı Okuma Raporu

 

Nisan ayını geride bırakalı epey oldu ama okuma raporu için ancak fırsat bulabildim. Benim açımdan 10 kitapla verimli bir okuma ayı oldu, ne zamandır beklettiğim bazı kitapları okunmuşa havale etmenin rahatlığı var üstümde...

Körelten Hançer: Fantastik kitapları seviyorsanız tartışmasız öneririm. Bu kurguyu daha önce okumamış olmanın da güzelliği var tabi. Beşleme olarak yazılan serinin ikinci kitabı, tuğla kalınlığında ama nasıl bitirdiğinizi bile anlamayacaksınız. Bu hikayenin kurgusunun temelinde renkler var. Bazı renklere hükmedebilen kişilere ışıktar deniliyor ve tüm renklere hükmeden kişiye de Prizma deniliyor. Hikayenin tek bir kahramanının olmaması ve aynı anda devam eden yan hikayelerinin de olması nedeniyle gerçekten güzel yazılmış bir eser.

Yaz Geçer: Murathan Mungan'ın bu kitabındaki bir çok şiiri internet sağolsun zaten biliyordum ama yaz mevsimi yaklaşırken düştü aklıma bir okuma hevesi... Genel olarak çok güzel bir kitap, ben üstteki tuğlanın arasına alarak okudum.

Çengelköy Defteri: Bu kitabın bir hikayesi de yok, birşey anlatma derdi de... Ancak en çok sevdiğim Oruç Aruoba kitabı belki de bu oldu. Yazarın Çengelköy'de ikamet ettiği sırada tuttuğu not defterinden derlenmiş notlarını içeriyor. Yaşlılığın verdiği yalnızlığı, yalnızlığın düşündürdüklerini... Bir meşgale bulmak için olur olmaz şeylere kafayı takmayı anlatıyor. Ben çok sevdim. İlginizi çekerse öneririm.

Selvi Boylum Al Yazmalım: Öncelikle evet vallahi çekilen Türk filmi ile neredeyse birebir aynı diyebilirim. İkincisi neden esas kızın adının Asya değil de Asel olduğunu daha önce hiç duymadım bilmiyorum ama siz de eğer duymadıysanız benden duymuş olun. :) Aytmatov çok geç okumaya başladığım bir yazar olsa da çok sevdiğim bir yazar oldu. Belki de daha önce okusam bu kadar sevmezdim. Böyle çok sevince de sevgili Leylak Dalı'nın önerdiği bütün Aytmatov kitaplarını sipariş ettim. Maceralarımız devam edecek efenim. :)

Rakipler: Baştan uyarıyorum bu kitap 18 yaş üstü ve de önermiyorum. Vi Keeland'ın kitaplarının hepsini okudum. Çoğunu da severim fakat en az sevdiğim bu oldu diyebilirim. Ana konu güzeldi aslında ama artık "yok ben bu adamdan nefret ediyorum lakin cazibesine dayanamıyorum" çerçevesinde yazılan kitaplardan da bıktım. Yok illa okuyup bende biraz sinir olayım derseniz. Yorum bırakın bendeki kitap sizin olsun. :)

Soğuk Kazı: Elimdeki Birhan Keskin kitapları bir bir tükeniyor ve yazar yenisini de çıkarmıyor. Hafif depresifim bu hususta... Ah canım Birhan, yine çok güzeldi.

Şeftali Kokan Bir Aşk: Sonunda bu seriye noktayı koydum. Serinin bence en güzel kitabı ilk kitabıymış ama neyleyelim diğerlerini de okudum, yoksa merakımdan duramazdım. Çok fazla para vermediğim için üzgün değilim ve küçük kitap arkadaşıma göndereceğim için onun yaşı itibariyle kıymetini benden daha çok bileceğini düşünerek kendimi avutuyorum.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü: Bu ay ki kitap okuma rutinimde her telden çalmışım görüyorsunuz. Klasik olmadan olmazdı. Kitabı bloglardan birinde görüp not almıştım ama affola blogun ismini anımsayamadım. Bu kitabı çok sevdim ve sayfa sayısı itibariyle de yormadığı için bence merak eden herkes okumalı. Zaten konusu isminde aşikar olduğu için çok bir yoruma gerek yok bence.

Aşk-ı Memnu: Bildiğim hikayeleri okumak niyeyse ilgimi çektiğinden almıştım kitabı malumunuz. Bence bu kadar eski tarihte yazılmış bir kitabın dizi uyarlamasını yaparken muhteşem bir iş çıkarmışlar. (Gerçi diziyi de tastamam izlemiş değilim, annemler izlerken aralarda gördüğüm kadarıyla vâkıfım.) Diziyi izlediyseniz kitabı okumanıza gerek yok. Pek az olay, bolca ruhsal durum analizi barındırıyor. Bu tarz okumayı sevmediğim için beni okurken bayıltmasına ramak kaldı diyebilirim.

Tanrı Tavşanken: Sarah Winman ile geçen sene Teneke Adam kitabıyla tanıştım. İlginç bir dili var; çok akıcı, günlük dile çok yakın, çok yalın ve naif. Kendisini okumayı bu nedenle sevmiştim. Bu kitap da beni yanıltmadı. İki küçük arkadaşın çocukluğundan başlayıp günümüzde sona eriyor olay örgüsü. Sarah Winman kitapları biraz farklı değerlendirebilir sanırım çünkü "eh işte" diyecek kimse olmayacaktır diye düşünüyorum. Ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. Arası yok hissi veriyor. Ben seven kısma dahil olduğumdan son kitabını da sepetime attım.

Bu ay okumalar böyleydi işte, biraz o türden biraz bu türden. 
Sizde nasıl durumlar? Neleri okudunuz?

Sevgiyle kalın.

3 Mart 2022

2022 Şubat Ayı Okuma Raporu

 

Şubat ayında İngilizce çalışmalarına ağırlık verecektim sözde, sonra bir de baktım ki okuma çalışmalarına ağırlık vermişim.

12 kitap ile bir önceki ayı da geride bırakarak kendi rekorumu kırdım. İzninizle kendimi bir tebrik edeyim: "Ayy canım kendim, kalp." :)

Sevgiler, Carter: Klasik bir bestseller kitap , ben çok sevdim. Okurken hiç sıkılmadım ve ayrıca eğlenceliydi. Keyifli bir kaç saat geçirip üniversite yıllarınıza doğru uzanmak isterseniz öneririm.

Bağbozumu Şarkıları: Şükrü Erbaş'tan okuduğum ilk kitap, çok sevdim diyemem ama yazarı anlayabilmek için bir kaç kitabına daha baksam güzel olur diye düşünüyorum.

Dünya Üzerinde Sekiz Gün: Ne zaman BKM'den 5 TL'ye bir kitap alsam umduğumdan çok daha farklı yerlere çıkıyorum. Gençlik kitabı diyebiliriz ama anlatım tarzı, olayların gidişatı, hikayenin kendisini ben çok sevdim. 5 TL verip 30 TL'lik keyif aldım diyebilirim.

Kış Gecesi Ejderhaları: Ocak ayında okuduğum Güz Alacakaranlığı Ejderhalarının devam kitabıydı. İlk kitabın anlatımı oldukça yavaştı, bu kitapta ise hikaye aşırı ivme kazandı. Biter bitmez üçüncüye başlamamak için kendimi zor tuttum diyebilirim.

Deli Kızın Türküsü: Bu kitapla beraber Gülten Akın'ın zaten sevebileceğim bütün şiirlerini evvelden okuduğuma kanaat getirdim. Bir üstteki kitabı okurken araya alarak okumuştum. Öyle aman aman olmasa da altını çizdiğim yerler oldu. 

Chanel - Efsanesi ve Hayatı: Chanel kitabı BKM alışverişlerimden birinde hediye olarak gelmişti. Modaya işte kendim kadar ilgiliyim ama Coco Chanel'i duymayan yoktur tabi, benimde bir miktar ilgimi çekince bir ara okurum diyeli tam bir sene falan oldu sanırım. Ayın başından itibaren günde bir bölüm diye yola çıkmıştım ki, ayın ortalarına doğru bitirdim. Çünkü gerçekten kitap bir süre sonra çok ilgimi çekmeye başladı. Biyografi türü kitaplara ilginiz varsa öneririm. Ama demedi demeyin ilk bölüm boyunca dişinizi sıkmanız lazım. Şahsen kitabın en kötü yazılmış bölümü olduğunu düşünmekteyim.

de ki işte: Oruç Aruoba sevdiğimi düşünürdüm ama eseri bir bütün olarak okuyunca kendisine bayıldığımı anladım. Gerçekten çok keyifli bir okuma deneyimiydi, su misali alıp götürüyor kitap sizi. Biraz daha sindire sindire okuyabilmek için bir kaç bölümde bir başka kitaba geçiş yaptım.

Gulyabani: Ne umdum ne buldum a dostlar... Bir kere kitabın Gulyabani meselesi dışında film ile hiç bir benzerliği yok. Ana hikayeyi almışlar ve karakterlerin hepsini toptan değiştirmişler. Kitap ise gerçekten ama gerçekten enfes, bazen okurken gülmekten iki büklüm oldum. Kitabın başında Hüseyin Rahmi'ye yazılan bir mektup ve Hüseyin Rahmi'nin de cevabı var. Buradan anlıyoruz ki gelen mektuptaki ricaya istinaden Hüseyin Rahmi bu kitabı yazıyor. İyi ki de yazmış, filmi aklınızdan atın ve öyle başlayın eminim çok keyif alacaksınız.

Josh ve Hazel'in Sevgili Olmama Rehberi: Son çıkan kitaplara bakarken görüp aldıklarımdan biriydi ve yine bestseller bir eser olduğunu belirtmek isterim. Kitabı çok sevdim, hikayesi çok güzeldi. Okurken bir an bile sıkmadı beni... Kitaba dair en sevdiğim şeyse bambaşka, Hazel biraz egzantirik diyebileceğimiz karakterlerden, ağzının filtresi olmayan, nerede ne yapacağı belli olmayan bir karakter. Yazarın böyle bir karakter yaratmasını ve yaşadıklarına rağmen Hazel'in ben buyum değişmeyeceğim diye düşünmesini çok sevdim. Günümüzde insanlar karşımdaki ne düşünür diyerek şekilden şekile giriyor. Hazel'in olduğu gibi olması çok hoşuma gitti.

Ba: Birhan Keskin işte ne diyebilirim ki, çok seviyorum yazdıklarını... O çok meşhur "Dürtme içimdeki narı, üstümde beyaz gömlek" var dizeleri de bu kitaptaki bir şiirde yer alıyor. Kısacık ama keyiflice bir saat dilerseniz öneririm.

Şeftali Kokan Bir Yaz: Bu kitap bir üçlemenin ilki, seriyi BKM'nin bir kampanyasında 29 TL'ye almıştım. Daha çok bir gençlik serisi gibi duruyordu. Okumaya başlayınca anladım ki ben bu kitabı 21 belki 22 yaşımda iken Büyük Beşiktaş Çarşısı içindeki sahaftan almış ve okumuştum ama bu yeniden okumama engel olmadı tabi ki. Basım tarihlerini kontrol edince yeni basım olduğunu gördüm. Oldukça eski zamanlarda hatta daha cep telefonları bile yokken geçen bir gençlik hikayesi, samimi bir anlatımı var. Ben sadece ilk kitabı okumuştum, seri olduğunu ya da devamı olduğunu bilmiyordum. İşte sahaftan alınca da böyle oluyor, ne yapalım. :) Serinin devamında kızların büyümelerine, üniversite hayatlarına ve iş deneyimlerine tanıklık edecekmişiz. Devamını okumak için sabırsızlanıyorum.

İnsan Neyle Yaşar: Ayın kapanışını şöyle sakince, usulca yapayım diye düşünerek Tolstoy'u seçtim. İçinde 5 ya da 6 hikaye olan (kontrol etmeye üşendi)  bir kitap İnsan Neyle Yaşar. Tolstoy'a aşina iseniz zaten yalın anlatım şeklini bilirsiniz. İçinde sayfalarca betimleme barındırmayan, hikayeleri dupduru ama ilgi çekici bir şekilde yazılmış bir kitap, kitaplığınızda hala okunmadan duruyorsa ben kapağını açmanızı öneririm.

Şubatın sonunda, yıllık hedefime doğru emin adımlarla ilerlediğime dair bir his peydah oldu içimde diyebilirim. Sizde durumlar nasıl, verimli bir okuma ayı oldu mu? 

Şimdiden keyifli Mart okumaları diliyorum.

Sevgiler.
4 Aralık 2021

2021'de Son Kitap Alışverişim

Efendim öncelikle kendimi peşinen savunmak için aşağıya bir hashtag koymak isterim.

#kitapalmakkitapokumaktanbağımsızbirbağımlılıktır

Bu fikrime katılıyorsanız yorumlarda buluşalım. :)

Aslında kitap alışverişine tövbeli idim. Çünkü bendeniz bir posta yüklü miktarda kitap alıyorum, son kitaba gelmeden yeniden sipariş vermiyorum.

Ancak uzun zamandır peşinde olduğum Harry Potter serisinin resimli kitapları deli dehşet bir indirime girince onları almak istedim.

Evde okunmayı bekleyen tüm şiir kitaplarını temize havale ettiğim için biraz da şiir kitabı stoklayayım dedim.

Tabii öyle arada "Aaa bu da çok düşmüş, dur şu neymiş bakayım." dediklerim de sepete eklendi.

Velhasılı kelam asla pişman değilim. Malum gelecek zammı da duymuşsunuzdur. Tek pişmanlığım maddiyattan ötürü bir bu kadar daha alamamış olmam. :( 

Bunu yazarken aklıma geldi. Son zamanlarda neler okudum mu yoksa okunmayı bekleyenleri mi yazsam. Varsa istek peçete ile yoruma gönderin.

Gözlerinizden öperim.
Applesoda.
 

17 Mayıs 2017

S*ktir Et Aşkı - Tarryn Fisher

   Ne okusam diye dolanırken gözüme çarpan bu kitaba sırf yazarın Fırsatçı ktabını sevmiş olmamdan ötürü bir şans verdim ve çok da pişman olmadım.

   Aslında kitabın sonunu okumadan önce kitabı öyle böyle değil çok sevmiştim. Çünkü baş kahramanımız Helena tam bir Harry Potter fanıydı... 

   Orada Helena Harry Potter ile ilgili alıntılar yaptığında ben burada göz bebeklerinden kalpler saçan emojiye dönüşüyordum resmen...

   İşte sonra sonunu okuyunca kitaba olan hayranlığım azalarak yok oldu ve ben sadece içindeki Harry Potter alıntıları için okumuş olmaktan dolayı oluşan içsel mutluluğumla kalakaldım.

   Kitap akıcıydı, sonuna kadar hiç sıkılmadım diyebilirim. Ancak Helena'nın korkaklığı hatta zaman zaman esas oğlanımız Kit'in de korkaklığı ve bile bile kavuşamamaları beni neredeyse çıldırttı.

   Ayrıca kitabı alıp götüren, kitabın asıl önemli noktası olan o rüya kitabın sonunda "puf" sanki hiç yokmuş gibiydi. Böyle havada kalan sonları sevmiyorum. O sonu o rüyaya bağlayacaktın azizim...

   Ve bence o aslan kılıklı herifi de Kit'in rüyasına bağlamalıydın. Ben bağladım okurken ama sen bağlasaydın daha etkili olacaktı vesselam.

   Son paragrafı ancak kitabı okuduğunuzda anlayabileceksiniz. Lakin üzgünüm içimde tutamadım daha fazla...

   Benim kitapta en çok sevdiğim iki kısmı sizinle paylaşacağım şimdi.

   “Harry Potter,” dedi sol tarafımdan bir ses. “Hiç İncil okumayı denedin mi?”
   Kırklı yaşlarının ortalarında olan yüzü bol pudralı bir kadındı. Neden tüm İncil hayranlarının yüzünde sanki kabız olmuşlar gibi bir ifade oluyordu? İnsanları sınıflandırma, Helena! Nazik bir şekilde gülümsemek için elimden gelenin en iyisini yaptım.

  “Tanrı yapmamasını söylediği hâlde arkasında yanan şehre baktığı için taşa dönüşen kadının olduğu kitaptan mı bahsediyorsunuz?” diye sordum. “Ateşlere atıldıkları hâlde yanmayan üç cesur adamın olduğu kitaptan mı? Düşman ordunun generallerinden birini besleyip uyuttuktan sonra adamın beynine çadır kazığı sokmaya çalışan kadının olduğu kitap mı?” Bana boş boş baktı.
 
  “Ama o söylediklerin doğru. Bu ise kurgusal,” dedi Harry’yi işaret ederek. Şeytana tapınanların kitabı olduğunu söylememe bile gerek yok.”
 
  “A-ah, şeytana tapınmak mı? Tıpkı Yahudilerin altından bir inek yapmaları ve Tanrı diye ona tapmaları gibi mi?” Öfkelenmişti.
 
  “Okusan bu kitaba bayılırdın,” dedim Ateş Kadehı’ni ona doğru tutarak. “Bu İncil’in aksine PG olarak işaretlenmiş bir yapıt.”
  
“Siz, genç bayan, yozlaşmış ve kaybolmuş jenerasyonun bir parçasısımz.” Ayağa kalktı ve onu ön taraftaki hostes ile konuşurken gördüm. Arkasından pipetimi kaldırarak fısıldadım. “Avada Kedavra.”
 
  Kadın geri gelmedi ve orta koltuk boş kaldı.
“Teşekkürler, İsa; teşekkürler, Harry,” dedim.

  Not: PG olarak işaretlenmiş demek içindeki bazı diyalog ve konuşmaların yanında bir yetişkin olmadan okunmasının uygun olmayacağı anlamına geliyor.
 
  Sayfa 142- 143 

  "Ben sadece bir şeyler arayan fazla basit bir kızdım. Bir şeyleri aramaya çıkmamın nedeninin onun eski nişanlısıyla ilgili gördüğüm bir rüya olduğunu ya da zihnimde Harry Potter ile gerçek hayat arasındaki çizginin çok bulanık olduğunu söylemedim. Tabii öyle bir çizgi varsa." 

  Sayfa 162

Not: Resmi tastamam şuradan aldım. Çünkü ben ebook okudum. Resmini çekecek bir kitabım bile yoktu.
Bir diğer not: Kitapta Harry Potter ile ilgili alıntıları okurken eşsiz bir mutluluğa kapıldım. Çünkü ben anlıyordum ama Harry'yi asla okumamış biri anlayamayacaktı ve bu beni özel yapıyordu. Anlıyorsunuz değil mi muggle yoldaşlarım...

Sevgiyle Applesodaa

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.