durumlar böyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
durumlar böyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ağustos 2025

Durum Raporu: Herkesin derdi para olmuşsa...


Ben geldiiiim,

Bu sefer de böyle konuya dan diye gireyim istedim. Şu hayatta en zorlandığım şeylerden biri blog yazılarına başlık bulmaktı, onu çözdüm, şimdi de giriş cümlesinde bir miktar zorlanıyorum neden bilmem?..
  • Nerelerdeydim diye sorarsanız eğer? Bilirsiniz ki sormazsanız da söyleceğim. Cevap veriyorum dostlarım sıkı durun; evdeydim. Bütün bir yazı başarı ile evde sonlandırmaya çok yaklaştım bakın. Bende kendime şaşırmıyor değilim ama napalım, kısmet.
  • Arada annem geldi, bir hafta için gelmişti ama madem geldi deyip alıkoydum iki hafta kadar kaldı. Milletin annesi gelince yemek yapar, ev temizler falan, ne bileyim bir takım yardımlar olur yani, benimki gidince ben ev temizledim. Hayat zor.
  • Annemi burda alıkoyduğum süre içerisinde hızlıca bir Mısır'a iş seyahati yapıp geldim, onu artık bilahare başka bir yazıda anlatırım. Hem Mısır'ın bence anlatılacak çok şeyi var, hemde seyahatim boyunca yanımda olan iş arkadaşım sağolsun olaysız beş dakikamız geçmedi.
  • İstanbul'da kimseyle görüşemiyorum, koca bir yaz mevsimini böyle kendi başıma elim böğrümde yedim gibi. Hafta içi sürekli Çınar'la beraberim ancak çocuklu arkadaşlarım ile denk getirebilirsek görüşebiliyoruz. Hafta sonu rutinimiz olmadığı için (hala herşey çok karışık) hiç bir plan yolunu bulup da tamamına eremiyor benim hayatımda. Haliyle bende plan yapmayı bıraktım.
  • Ex eşim bana Can Bonomo için konser bileti almış, bir ay kadar önce de vermişti. -Zamanında aldığım ama kendisi beni hep son dakika ektiği için gidemediğimiz etkinliklerin diyetiydi sanırım bir nevi.- Çok sevdiğim ve dosdoğru dinleyebilme şerefine asla erişemediğim bu sanatçının konserine bu biletlerle gidesim de hiç yoktu açıkçası. Kızlar "O kadar alınmış bilet ziyan mı olsun, iki bilet de sende zaten git istediğin gibi." deseler de ne bileyim işte bir şekilde içime sinmiyordu. O gün yine aldığı bileti unutan ex eşim "Akşama işim var Çınar sende kalsa olur mu?" diyerek kendi hediyesini kendi baltaladı.
  • Elbet bir gün dinleyeceğim seni Can Bonomo, sırf çektiğim şu kadar şeyin hatırına en ön sıradan mı alsam acaba bileti? Düşüneyim bakalım.
  • Dişlerim yapıldı, hatta takıldı, ama bilmiyorum ki gerçekten benim dişlerim mi bunlar. Tastamam olmuş gibi hissetmiyorum. Geçici dişlerden çok daha konforlu olsa da tam da olmadı sanki, cuma günü doktorcuğumla randevum var bakalım ne diyecek. Kalıcı olarak yapıştırmaya karar verecek mi göreceğiz.
  • Bu arada kimseyle görüşemiyorum demiştim ya, arada işte güncel durumları bilen -sınırlı sayıda- arkadaşlarımdan bazıları mesaj atıyor. Her zaman her mesajlaşma ya da konuşma mutlaka şuraya geliyor. "Aman tüm haklarını al, aman hiçbirşeyini karşı tarafa yar etme, para, para, para, para!" Gerçekten yıldım, sinirlenip çemkirsem o da işe yaramıyor. Çünkü karşı tarafın varsa bir tecrübesi (bizzat veya dolaylı yoldan) illa ki örneklendirmeye başlıyor. Yani herkesin mi dini imanı para oldu? Ben nasılım, ne durumdayım, iyi miyim diye merak eden asla yok. Yalandan bir ay görüşemedik diyip hoop para konusuna gene geri geliyorlar. "Malımın, mülkümün ortağı mısınız ya?!" diye çıldırsam da anlamayacakları için bende bu gibi sorularda iletişimi pat diye kesmeye başladım. Yetti artık.
  • Sürekli Çınar'la beraber olduğum ve günlük kaosun içinde kendimi kaybettiğim için sanırım ağlamaya asla vaktim olmuyormuş benim. Mısır'a vardım, akşam odada yalnızım öyle tavanı seyrediyordum (en sevdiğim aktivitelerden biridir) beni bir ağlamak tuttu. Böyle hıçkıra hıçkıra, sarsıla sarsıla deli gibi ağladım. O kadar çok ağladım ki, bir süre sonra kendi kendimi "tamam sakin ol, geçecek hepsi" diye telkin ettiğimi fark ettim. Kendi kendimin sırtını sıvazlarken ben anlarından biri daha tarihte yerini aldı. Aman neyse fakat ne ağladım be canım, iyi geldi.
  • Geçen gün gene parkta, park teyzeleri ile olaylara karıştım. Bu arada, hani olur ya bir gün karakola falan düşersem kesin arkasından bir park kavgası çıkar. Demedi demeyin.
İşte durumlar böyle; kısmetse üç, beş, bilemediniz on güne kesin gelirim. Bu hafta izinliyim de. :)

Öperim gözlerinizden.

Applesoda.
3 Nisan 2025

Durum Raporu: Durumlar öyle böyle...

Selamlar çiçeklerim,

Ne zaman içim sıkılsa soluğu aldığım yerdeyim. Buraya gelmek de bir nevi kendi kendime mi sığınmak aslında, bilemiyorum dostlarım.

Dün şöyle düşünüyordum; "Yanlış yoldayım ama yol nasıl güzel."

Bugün doğru yoldayım ama sanki hayatın rengini çekip aldılar.

Aman neyse anlayacağınız o ki depresyon modunu açtım yine. Genelde bahara doğru bana gelmezlerdi ama kısmet demek ki...

Gelelim haberlere;

* Yıllık performans değerlendirmem ummadığım kadar iyi geçti demiş miydim? Dememiştim. Çok iyi geçti gerçekten bende şaşırdım. Tam o sıralarda mevcut rolümde bir seneyi de doldurdum, Ramazan bitsin kutlama yapacağız modunda gezerken hoop müdürüm değişti. Hatta aynı hafta içinde iki kez değişti. Bakalım bundan sonra başımıza neler gelecek, yaşayıp göreceğiz.

* Dört günlük mini bir bayram tatili yaptık. Tatili mini de yapsan uzun da yapsan; "çocukla ve kocayla çıkılan tatil, tatil değildir" önermem bir kez daha kanıtlandı. 
- Kendime not kız kıza birşeyler ayarla.

* Tatilde Bolu'daydık, on - oniki yıl kadar önce Kubbealtı'nda yediğim yoğurtlu gözleme hala aklımda olduğu için yemeğe herkesi oraya götürdüm. Aradan geçen yıllarda Kubbealtı meşhur bir yer olsa da lezzetinden hiçbirşey kaybetmemiş, doyamadım...

* Kız kardeşim ve İspanyol boyfriendi yedi gün sonra ülke sınırlarına giriş yapacaklar. Hummalı bir misafir ağırlama seansı bizi bekliyor. İspanyol damat namzedi şimdiden Hünkar Beğendi istedi, kendisi de bize Paella pişirecekmiş; gelsin kaloriler.

*Benim ailem Ordu'da olduğu için damat görmeye gelemeyecekler ama kız kardeşimin en yakın iki arkadaşının ailesi damat adayıyla tanışmak istiyor. Çok eğlenceli günler bizi bekliyor gibi hissediyorum.

* Kız kardeşim gelince bir klasik olarak kuaför ve alışveriş seanslarımız olacak. Ne yapsam bu sefer saçıma kararsızım, var mı bir öneriniz?

* Misafirlerin geri döneceği sabah onlardan bile önce yola çıkmam lazım. İş için bir Riyad ve Dubai yapıp geleceğim. Aslında bu seyehatleri ayarlarken çok heyecanlıydım ama yolda heyecanımı kaybettim, şimdi de ayaklarım yerinden bile kımıldamak istemiyor. Bana şans dileyin.

* Okullar tatil malum, Çınar ve ben evdeyiz. Yeni gelen mobilyalar yüzünden ortalık darmadağın, ruh halime de uyuyor gerçi... Yarın Çınar'ın dişçi randevusu var, bundan biraz korkmuyor değilim açıkçası, umarım sorunsuz geçer.

Evet bizde durumlar böyle, sizde neler oldu yokluğumda?

Öperim gözlerinizden.
Applesodaa

Not: Fotoğrafın konusu "Oğlum bana çiçek verdi."
28 Şubat 2025

Durum Raporu: Sanırım kocama güncelleme geldi...

Selam dostlarım,

Annemler tası tarağı toplayıp memleketi terk eyledi demiş miydim? 

Dememişsem de şimdi diyeyim de gelin toplaşıp azıcık ağlayalım.

Annemlerin gitmesinin ardından korkunç bir iş yükü tepeme bindi. Sabah çocuğu okula götürmekle başlayan serüvenim, işle, akşam yine çocuğu okuldan almakla devam ediyor.

Bitiyor mu derseniz, yok bitmiyor inanın ki eve gelip çalışmaya devam. Yemek, çamaşır, bulaşık vs. derken uyku saati gelmiş oluyor.

E tabi hal böyle olunca kocamla da iş bölümü yaptık. Eskiden de ev işlerine yardımcı olurdu kendisi ama bakın gerçekten adama bir haller oldu.

Geçen haftalarda hastalandım ve akşam Çınar'la yemek yedikten sonra uyuya kalmışım koltukta; tabak, çanak falan hep ortalıktaydı.

Bir ara uyku arasında kocamın geldiğini gördüm ama gerisi bende yok. Bazen böyle ölürmüşçesine uyuyorum arada vücudum error verip kendini komple kapatıyor sanırım.

Uykudan aklımda "Kahretsin, herşey ortalıkta uyuya kalmışım." düşüncesiyle uyandım. -Uyku bile beynimin çalışmasını durduramıyor inanın ki.-

Sonra baktım sehpa tertemiz, Çınar ve kocam uyumuşlar, odalar toparlanmış ne oyuncak var ne bir dağınıklık.

Mutfağa gittim kocam kesin eviyenin içine doldurmuştur hepsini diye, günahını aldığımla kaldım. Orası da temizdi, üstüne üstlük adam bulaşık makinesini bile çalıştırmış, herşey tertemizdi.

Sonra oturdum düşünmeye başladım; acaba gece kocama yeni sürüm güncellemesi mi geldi? Yoksa paralel evrenden yeni bir Eray mı gönderdiler, malumunuz bu ara hepimiz Manxcat'ın paralel evren hikayesini takip ettiğimizden inanmaya çok yakınım bakın.

Ve son olarak gördüğünüz gibi bana da asla iyilik yaramıyor işte, öyle bir nankörüm ama neylersiniz....
Sanırım huyum pis. :)

Durumlar şimdilik böyle...

Güncellemeler kalıcı olur mu bilemiyorum, bilahare size yazarım.

Sevgiler.
Applesodaa
10 Kasım 2023

Durum Raporu: Kafalar bi milyon...


Bloga yazmak için sağa sola bir sürü şey not ediyorum. Sonra notlar mitoz bölünerek çoğaldıkça çoğalıyor ama ben hiçbirini yazacak zaman bulamıyorum. Neyse efenim hazırsanız başlayalım!
  • Babam yeniden açık kalp ameliyatı oldu. Durumu çok şükür iyi annem de ortalık velveleye vericisi ay pardon refakatçisi olarak başında. Ameliyat yüzünden annem hepimizi her an teyakkuzda tutuyor desem yeri de neyse artık. Valla stresten vücuduma ağrılar giriyor artık.
  • Bu süreçte tabii bende evde; hem iş hem çocuk döngüsündeyim yeniden. O sırada resmi olarak geçişim yapılmasa da yeni müdürüm beni yeni ekibimin toplantılarına eklemeye başladı. Eski müdürüm de bunu duyunca; iki haftadır bana gram iş vermiyorken şimdi iş veresi geldi. "Ayy sağdan soldan her yönden bana geliyorlar Taahsiiin...." modundayım.
  • Kocamın çok önceden yapılmış bir planı vardı arkadaşlarıyla yarın akşam itibariyle minik bir tatile çıkıyor kendisi. Bende işte Çınar'la tek başımayım üç gün... Ne yapsak bilmiyorum bu üç gün geçer mi acaba ya?
  • "Kurşun Döktürüyoruz" isimli WhattsApp grubumuzdan bahsetmiştim. En sonunda muvaffak olup kurşun döktürebildik. Fakat hocanın dini bütün olanına denk geldik, günah diye yorum yapmadı bize, sadece kurşun döktü ve gitti. Pek birşey anlamadık biz bu işten ama neyse...
  • Grupta dört kişiyiz ve her gün en az bir kişi "Ayy çok kötüyüm, beni bir okuyun." yazıyor. Galiba bizim hepimizin yıldızı düşük. Gruba maaşlı hoca almayı teklif ettim, İngiliz Merve de "Bizi hoca kesmez, bize şeyh lazım şeyh!" yazmış. Vallahi bakın çevremde ben dahil bir gram aklı olan kimse yok. Yok yani.
  • Aaa durun bakın bir de şey var: Kızkardeşim İskandinav ellerinde kem gözlülerden korunsun diye (cümlesi sarışın ve renkli gözlü olan bir milletle yaşayınca pek de mümkün görünmüyor ama neyse) nerde bir nazar boncuklu obje bulsak alıyoruz. Fincandır, bilekliktir falan... Geldiğinde valizine koyduklarımız yetmiyor, yanına giden herkesle de yolluyoruz bişeyler sürekli. :)
  • Arada mutfağa giriyorum, şöyle glutensiz sağlıklı birşeyler pişireyim diye o sırada instagramda önüme gözleme, poğaça, börek tarifleri düşmeye başlıyor. Sesli dinlemeyi geçip zihin okumaya mı başladılar nedir?
  • Şekeri bırakayım diye niyet ediyorum. Küçük danam gelip elini öptürüp öptürüp bayramdan kalan çikolata, şekerleri veriyor. Herkes sağlıklı beslenmeye karşı inanın ki...
  • Geçtiğimiz ay mecburiyetten en az üç düğüne katıldım. En son instagramda isyan ettim "Yeter artık davetiyelere iban ekleyin, gözünüzü seveyim." diye. Tamam zamanında sen benim davetime gelmişsin ama üzerinden de sekiz sene geçmiş, artık boş gezenin boş kalfası değilim ki... Düğüne davete de hiç hevesim yok. Atayım takımı geçeyim, beni bir salın yahu...
  • Geçen gün birisi masamdaki kitaplara şöyle bir göz attı ve şunu dedi: "Ben sadece ödül almış kitapları okuyorum.". Şimdi tabii ki herkesin tercihine ben hiç karışmam da söyleyişindeki tavır beni acayip uyuz etti. Buradaki kastı ödül alan kitaplar iyi oluyor bende onları okuyorum demek aslında, kendisini pek iyi tanıdım şu süreçte. İyi de her iyi kitap ödül almıyor ki? Kaldı ki bununla övünmek neden? Ben mesela kimsenin bilmediği kitapları okumaktan da zevk alıyorum. Ben sana bununla övünüyor muyum? Ayy valla herkes kendi reklamını yapmanın peşinde, yıldım.
Evet bakayım, başka hiçbir notum kalmamış. Durumlar böyle yani ortaya karmakarışık... Napalım bu senede birbirinin aynısı iki rutin günümüz olması kısmette yokmuş, harekette bereket vardır diyelim.

O zaman adios canlarım. 
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...
13 Haziran 2023

Durum Raporu: Yokluğumda....

Hey,

* Buralarda olmadığım o günlerde kendimi çiçek böceğe verdim biraz da, evdeki çiçek sayısı öngörülemez bir şekilde arttı. Bir maşallah deyin de bende size vallahi bu sefer ölmüyor çünkü gönül gözümle bakıyorum onlara diye sırrımı vereyim. :)

* Geri dönüp de son yazdığım yazıyı okuyunca Çınar'ın yanlış telaffuzlarını ne kadar özlediğimi fark ettim. Büyüyor yavru tosbağam, artık konuşmaları oldukça düzgün. İşte analığın handikapı da o yanlış telaffuz edilen kelimeleri anımsayınca içinde peydah olan ufak sızıda gizli...

* Birde sağlıklı yaşama merak saldım. Aslında merak salmadım da doğrudan geçtim gitti. Gluteni, şekeri ve süt ürünlerini bıraktım. Damak tadıma uygun yeni tarifler keşfetmekle meşgul oluyorum aralarda... Ayrıca baharatları ve tuzu ısıl işlem görmemiş olanlarla değiştirdim. Deterjanları da kimyasal olmayan ürünlerle değiştirdim ama çamaşır deterjanına alışmakta zorlanmıyor değilim. Geçici birşey ya da sağlık sorunu olarak değil ama kalıcı bir yaşam şekli olması amacıyla geçtim. Tabii evdekilerin eski yemek düzenine benim yeni yemekler de dahil oluyor. Böyle böyle herkesi sağlıklı yaşama geçireceğim. Çınar tabii ki çocuk olduğu için onda sağlıklılar ağırlıklı ama süt ürünleri de dahil olmak üzere devam ediyoruz.

*Sağlıklı yaşama alıştığım şu sıralarda ofiste ya da gün içinde atıştırma ihtiyacım azaldı. Dün ofiste birisi karşımda gün içerisinde sıklıkla abur cubur yedi ve o yerken ben istemsizce kendimi içimden ıykklardan buldum. :) Sanki bende daha önce öyle değilmişim gibi böyle de hemen dışlarım yani, ne fena bir insanım.

*Sağlıklı rutinler ve sağlıklı yemeklerle ilerlerken kendimi bir anda 17 saat açlık 7 saatlik bir yeme düzeni içinde buldum. Ay hayatta o kadar saat aç kalamam derken çabasızca oraya doğru döndü rutinim. Hatta ilk fark ettiğimde bir toplantı yüzünden kalktığımdan beri birşey yeme fırsatım olmamıştı ve sonra 17 saattir hiç birşey yemediğimi fark edince çok şaşırdım. Ayrıca çay, kahveye olan düşkünlüğüm de çok azaldı...

*Blogda hangi içeriklere devam etsem hangilerine etmesem kararsızlığı yaşıyorum. Bu sene leyleği havada gördüm de fark etmedim sanırım. Sürekli bir seyahat halindeyim, o nedenle sırayla gittiğim yerleri yazmaya karar verdim. Ama aylık okuma raporu konusunda çok kararsızım, sizce devam etmeli miyim? Ya da burada okurken en çok sevdiğiniz yazı tarzı hangisi, yorumlarda beni bir aydınlatın rica edeceğim. :)

*Şimdilik bende durumlar böyle bir başka durum raporunda görüşmek üzere, çav.
19 Aralık 2022

Durum Raporu: Kafam Leyla...

Selam olsun benim gibi Leylalara...

O kadar çok şey not alıyorum ki buraya yazmak için ama yazamıyorum. Neden? Çünkü her birini başka başka yerlere not alıyorum. 

Elimdeki otuz bin milyon nottan kurtulmaya karar verdim. Yani demem o ki: Dikkat, dikkat bu yazı beyin yakabilir!

1. Bilenler bilir kasımda Can Bonomo konserine gidecektim. Bilmeyenlere selam olsun, merak etmeyin birşey kaçırmadınız. Birşey hakkında ne kadar çok heveslenirsen o kadar kötü çıkıyor önermem bir kez daha kanıtlandı. Beşiktaş If'e gitmek isterseniz aklınızda olsun ses sistemi çok korkunç.

Kendime not: Senin boyum kısa (1.55), çok kısa!!! O nedenle bir daha ayakta izlenen konserlere gitmeyeceksin.

2. İki arada bir derede nasıl ayarladıysak etkinlik kankam Merve ile ailelerimizi alıp Sapanca'ya gittik. Buz Bungalov'da bir gece konakladık, yer arayan varsa herşeyinden memnun kaldık öneririm. Arada bir şöyle alıp başını gitmek -her ne kadar kocam ve çocuğum yanımda olsa da- iyi geliyor insana. Tebdili mekanda ferahlık vardır diyenlerin bir bildiği varmış yani.

3. Yine bir saç sorunsalı döngüsüne girdim. Kısaltmıştım lakin uzasın diye beklerken bir anda bir gına perileri geldi yine ve kesime gitmekten son anda çocuğa bakacak kimse yok diye vazgeçmek zorunda kaldım. Durduğum yerde bir müddet daha durmam için bana güç ver Allahım. Saç konusunda çok ama çok anlık kararlar veriyorum, sonucunda da çok tatmin olmuyorum bu sıra. Ama şey diyecektim bir de brushligt diye birşey çıkmış, gördünüz mü? Her an gidip bana bundan yapın diyebilirim. :)

4. Doğalgaz faturamın rakamları mitoz bölünüyor. Ekimde 744 TL gelen fatura kasımda 1500 küsür oldu... Aralık sonu gelecek faturaya bakmaya yüreğim elvermeyecek gibi...

5. Bilmem fark ettiniz mi ama memleketçe bir usta sorunsalı yaşıyoruz. Hiçbirşeyin tam olarak bir ustası yok ve sürekli usta olmayan usta sıfatlı şahıslar tarafından mağdur ediliyoruz. Sırf millete işim düşmesin diye her haltı kendim yapar oldum ama yani arada da gelsin bir usta çözsün işimizi deyip bir mola vermek istiyor insan.... (Tavandaki sıva dökülmelerine fazlaca bakmış birisinin anlık isyanı...)

6. İki hafta önce kuzenimin nişanı vardı. Nişan pastasını almaya giden dayıma Çınar'la refakat edelim dedik. Giderken bir sorun yoktu ama dönerken pastayı koyması, Çınar'ı bindirmesi derken kafam durdu. Tam arabaya oturdum kafamı içeri alırken GÜM! Gözümün üstünü arabanın çerçevesine bilfiil geçirdim. Tastamam oraya uydurdum yani. Akşama gözüm şişti ama görünürde biraz kızarıklıktan başka birşey yoktu. Sabah kalkınca bir de ne göreyim, kan oturmuş gözümün kenarına... Bir hafta mosmor bir gözle gezdim....

7. Zaman zaman bazı kelimelere takılıyorum. Bu hafta dilimde bir "müko"dur gidiyor. Herşeye, herkese müko diyip geçesim var. Mükemmelin kısaltılmışı olarak kullanılıyormuş. Peki bu bilgi bende nasıl mevcudiyet buldu. Biliyorsam ne olayım. O zaman tamam, müko.

8. Bazen bazı şeyler hiç beklediğim gibi çıkmıyor. İsimlerinden mütevellit midir, nedir bilmem ama Barış Bıçakçı ve Melisa Kesmez deyince gözümde 30'un az üstü insanlar beliriyordu. Bir de baktım ohooo hiç düşündüğüm gibi değil.Tam tersini de Nermin Yıldırım'da yaşadım. Şöyle Gülseren Budayıcıoğlu gibi bir teyze imajı vardı zihnimde, fakat ne göreyim alakası yok. Durup durup bir daha şaşırıyorum.

Kapanış: Buraya kadar okudunuz ve hala beyniniz yanmadıysa benden size kocaman bir helal olsun. :)

Not: Böyle 1,2 falan diye madde madde yazmayı da çok sevdim nedense... :)
31 Ekim 2022

Durum Raporu: Beni bi salın!

Kızkardeşim ilk kez İsveçten ziyaret amacıyla arz-ı endam eylediği için bende izin almıştım. 

İlk birkaç gün İsveçten gelen hediyelere mest olan oğlumun durup durup "Teyze bana bunları aldığın için çoook teşekkür ederim." nidalarıyla şenlendi.

Bir günümüz kız kıza o avm senin bu avm benim İsveç soğuğuna dayanacak yünlü kıyafetler aramakla geçti, yollarda da bağıra çağıra Tarkan dinlendi. Sahi ne özlemişiz ya, ben bayağıdır Tarkan dinlememiştim, güzel geldi.

Hem kız kardeşimin, hem arkadaşımız Melike'nin hem de oğlumun doğum günü ekimin son on gününe toplaştığından bolca pastalı ve hediyeleşmeli bir hafta oldu. Herkes bir miktar sevgi kelebeğiydi.

O kadar gelene-gidene, telaşeye rağmen oğlum ve kankası Mert'le Müze Gazhane'ye gidecek vakit bile bulundu. Bu resimdekiler de sergi şaşkınları. :)

Kız kardeşimi uğurladığımız günün akşamı erkek kardeşimin sevgilisinin ailesi geldi. Ev görme mi, yer görme mi, yoksa bi bakalım nasıl insanlar diye mi geldiler hiç bişey anlamadım. Erkek kardeşim de askerde bu arada, bari çocuk buradayken gelselerdi diyecektim de amaaan neyse dedim.

Pazar günü de evdeki her türlü işi bırakıp; insanlık için küçük ama kişisel tarihim için çok büyük bir şey için düştük Çınarla yollara ve beni sürücü kursuna kaydettirdik. Şu yazıda niçin hala ehliyetim yok kısmından bahsetmişim ama o zamanlar kocamın "Ben seni kursa kaydettiririm, velin olurum." esprilerinden bahsetmemişim. Kocama kısmet olmadı, oğluma kısmetmiş, velim Çınar oldu. :)

Kişisel tarihimin mihenk taşlarından birine adım atmışım kutlamasa mıydık? Kutlama maabında da gittik Çınar'a oyuncak aldık. Oradan da rotayı parka döndürdük.

Park çok büyük üç ayrı bölümden oluşuyor. Yukarıdaki en büyük kısımda biraz sallanan oğlum "Burası çok yaşlı, aşağıya gidelim." diye tutturdu. Yaşlıdan kastı da bazı çocukları dedeleri-neneleri getirmiş onlar yani...

Neyse efenim aşağıda kimse yoktu. Tek başımıza bir saatten fazla takıldık. Ben tabi Çınar'ın bu yorgunluğun üzerine yürümeyeceğini düşünerek annemi arayıp bebek arabasıyla parka gelmesini istemiştim. Annem gelince biraz daha kaldık, o sırada da bir yaşlı teyze ile torunu geldi. Teyze Çınar'a dönüp dönüp "Hadi oyna abinle." diyor. Benim oğlum zaten tükenmiş oyun falan yok gözünde, kadını da takmıyor. 

Bir on dakika Çınar'ı eve gitmeye ikna etmekle geçti, eve gitmeye yanaşmayan Çınar'da tuttu yeni gelen çocuğun yanına gitti. Ben o sırada peşinde dolanıp durduğum için neyse ikna oldu, aldım geliyorum. Teyze "Ee sen çocuk tam oynamaya başladı, aldın götürüyorsun." diyor. Annem de dönmüş kadına açıklama yapıyor, onlar bir saatten fazladır buradaydılar falan diye.

Çınar'ı arabaya bindiriyorum. Teyze bu seferde "E bırak yürüsün çocuk." diyor. Vallahi gözüm döndü. Şu ülkede bir anne olarak gerçekten cinnete ramak kala yaşamak zorunda mıyım ben ya?! Döndüm dedim ki; "Teyze sana nesi? Ya gerçekten sana ne? Ben seni tanıyor muyum? Hayır! Sen beni tanıyor musun? Hayır! Sen o zaman neye istinaden bana akıl verip duruyorsun?! Ben sana sordum mu?!" diye alenen parkın ortasında bir çemkirdim.

Döndüm gidiyorum. Annemde bana kızıyor. "Niye insanların kalplerini kırıyorsun?" diye. Dedim ki "Belki de üstüne vazife olmadığı halde, her işime karışıp durarak o benim kalbimi kırıyordur. Herşeye tek taraflı bakmayı bırakın artık!"

Çocuğu olmayan birisi yolda acayip acayip hareketler yaparak yürüse bile dönüp "Kardeşim sen hayırdır?" diyecek birisi çıkmaz. Ama çocuğun varsa yolda dümdüz yürüsen bile "Hava sıcak montunu çıkar, yok çok soğuk o çocuk üşür. Karnı aç diye ağlıyordur. Yedirme daha karnı doymuştur. vs. vs." diye milyon tane mantıksız öneriyle gelen insandan kurtulamazsın.

"Allah aşkına beni bir salın!" diye alnıma mı yazdırayım ya?!

Ay neyse işte hafta güzel başlamıştı ama kadın beni çileden çıkarttı. Genel olarak geçen haftanın özeti ise "nasıl başladı bitti bu hafta hiçbirşey anlamadım" minvalinde oldu.

Hadi bakalım yeni haftamızın gazası mübarek olsun.

Umuyorum ki kimseyi paralamam.

Sevgiler.
9 Ağustos 2022

Durum Raporu: Kısa kısa ortaya karışık.

*Banyoyu su basıyor. Bilfiil, hergün, mütemadiyen su içindeyiz. Sanırsın ki Çengelköy'de değil yağmur ormanlarındayız. Şıp şıp şıp tavandan damlamak suretiyle altı ay önce başlayan su maceramız. Eh artık bu olayın b*ku çıktı mertebesine vardı. Ev sahiplerine ağzımı açtım, bilen bilir ben had safhaya ulaşınca çok ağır konuşurum. Daha artık ne diyeyim ya...

*Bu hafta olaylar çok sulu bir hal aldı. Çınar önceki gece ağlayarak kalktı, çişin mi var oğlum diye sorarken çok terlediğini fark ettim. Odasında üzerini değiştirdim. Tekrar kucağıma aldım sakinleşsin derkeeenn ılık ılık birşey göbeğimden aşağı doğru akmaya başladı. Daha vahimi ne biliyor musunuz dostlar? Sular bir saat önce kesilmişti. Çamaşırlar ve bulaşıklar makinede kalmıştı, bende öyle çişli kaldım. Bu da böyle bir anımdı işte. İlerde dönüp bakınca komik gelir belki. Ama tabii ki yaşarken trajikomikti.

*Kocam drone aldı. Hay alayım mı diye sorduğunda "Al hayatım sen bilirsin." diyen ağzıma tüküreyim. Türkiye'de droneların köküne kıran girmiş gibi gidip teşhir ürününü aldılar arkadaşıyla. Üç kez batarya değişimi, bir kez de servis ziyaretine rağmen yok arkadaş efektif olarak çalışmıyor. Mağazadan görüp aldıkları için iade şansı doğmamıştı şimdiye kadar, şimdi iadeye gönderdi. Kabul olur da inşallah şu drone çilesi biter.

*Ofis taşınmasının sonundayız. Bu hafta size son kez ofisten sesleniyorum. Haftaya eşyalarımız taşınacağı için homofis olacağız. Sonraki hafta da yeni yerimizdeyiz. :)

*Kendime bir okuma listesi yapmaya karar verdim. Deep'in son yazısını okurken 2023 için hedefler belirlesem güzel olur diye düşündüm. Mesela hiç Bulgakov okumadım, o nedenle bir adet Bulgakov oku diye bir maddem olacak. Bu sene hiç tiyatro eseri okumadım, onu da listeye alacağım. Varsa böyle afili önerileriniz yorumlara beklerim efenim.

*Herşeyi bir sosyal medya gönderisi olarak mı düşünmeye başladım acaba diye bir sorguladım kendimi bu sabah... Yeni ofis için giriş kartlarımız geldi. Eskisi ve yenisini yanyana koyup story attım, zaten kullandığım tek sosyal medya uygulaması da instagram. Yeni kartı alınca aklıma şu story fikrinin gelmesi beni bir düşündürdü. Siz ne diyorsunuz?

*Kitap kulüplerimde gelişmeler devam ediyor. Kulüplerim diyorum çünkü bir tanesi beni kesmedi arkadaşlar ve ben iki tane daha kurdum. :) İlki için instagramda yakın arkadaşlar olarak etiketlediğim bir gruba duyuru yaptım. Hedefim altı kişiydi ve hedefime hemen ulaştık. İlk kitabımızı seçtik -Sarıyaz - Mahir Ünsal Eriş- siparişlerimizi verdik ve hatta bir iki arkadaşım bitirdi bile, ay sonunda bir kafede toplanıp "kitap bahane sohbet şahane" diyeceğiz inşallah. :) 

Blogda gelişmeler devam ediyor Deep sağolsun etkinliğimizi duyurduğu için daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyorum. Şu an için oniki kişilik hedefimize ulaşamasak da Eylül ayında başlayacağız. Umuyorum ki kervan yolda düzülür de gaza gelip hepiniz bize katılırsınız. 

Üçüncü kulüp için ise şirketimin İnsan Kaynakları ile görüştüm. Yeni yerimize geçtiğimizde kitap kulübü için bir duyuru yapacağız. Şu anda birçok katta dağılmış durumdayız. Aynı katta olmadığımız arkadaşları genelde tanımıyoruz. Yeni ofis tek kat olacak, o nedenle kaynaşmak için de güzel olur diye düşündüm. Bakalım neler olacak? Gelişmeleri haber ederim.

*Durum raporu bitmiştir arkadaşlar, dağılabiliriz.
22 Temmuz 2022

Durum Raporu: Kafamda kentsel dönüşümler...

* Sanırım tatil dönüşü sendromu yada onun gibi birşeye yakalandım. Asla çalışmak istemiyorum. Galiba ben koştur koştur nefessiz kalınarak çalışılan bir tempoya bu kış iyice alışmışım, yazın rehavete uğrayan sektörüm nedeniyle buhranlara girdim resmen. Atın üzerime ihale falan atın diye bağıracağım az kaldı.

* Yazılarıma yapılan yorumları biriktirip toplu cevaplamaktan çok hoşlanıyorum. Sanki o anda her biriniz karşımdaymışsınız da hepinizle sohbet ediyormuşum gibi geliyor. Anlatamam acayip bir his.

* Şu uygulamaların paralı üyelikleri beni ele geçiriyor arkadaşlar. Paramı saçmaya falan bayıldığımdan da değil ama yok yok bende. Durup bir düşünmek istiyorum ben bu hale nasıl geldim diye... Bunu başka bir yazıda detaylı ele alalım isterim.

* Elimdeki kitapları bitirmeden kitap almayacağım diye tövbeler etmiştim ki Amazon'da İthaki Yayın Grubu indirime girdi. Yok ben duramam diye Amazon'a girecektim ki giremedim. Üyelik erkek kadeşimin adına kendisi de askerde olduğundan telefondan istenilen onayı giremiyor. Bende siteye giremiyorum. Neyse ben alamadım bari siz alın, sonra ben duymadım falan demeyin bana bakın, rica ediyorum.

* Artık leyleği havada mı gördü dersiniz, yoksa malum yerlerinde kurt mu çıktı dersiniz ben bilmem ama yeni bir seyahat kapıda dostlarım. Elticiğime ziyaret ve de gezme amaçlı olarak ikinci geleneksel Karabük gezimiz 1 Ağustos tarihi itibariyle başlayacak. #fakatnegezdim etiketlerini hazırladım bekliyorum. :)

* İşte şimdilik bende durumlar böyle... Resme de yazının şarkısını bıraktım. Gözlerinizden öperim.
5 Temmuz 2022

Durum Raporu: Karmakarışık.

  • Yine bir bavul toplama seremonisi ve ev kalkmış gidiyor. Yaylaya gitmek için hazırlıklara başladım dostlarım. Dün gece hediyesinden ev eşyasına ne aldıysam hepsini topladım. Darısı bavulların başına...
  • Bu bavul toplama işlerini sevmeyen tek insan ben olamam değil mi? Havalar da bir acayipmiş; yazlık - kışlık ne varsa alıp gideceğiz. Bir nevi küçük taşınma...
  • İçimde tanımlayamadığım bir yorgunluk var. Böyle oturup, oturup üşenesim var. Anlatılacak gibi değil, tabii bunun toparlanma işlerine hiç de yardımı olmuyor.
  • Pazar günü arkadaşım Gamze'ye gittik, kendisi şehrin bir ucunda oturduğu için sıklıkla görüşmek mümkün olmuyor. Hazır gelmişiz biraraya, çocukları babalarına bırakıp gittik iki dakikada kulaklarıma yeni delikler deldirdik. Düşünüyorum da; ne zaman kendimce radikal bir değişiklik yapacak olsam hep Gamze ile birlikteyim. Bir önceki kulak deldirme maceramızda da birlikteydik, saçlarımızı da turuncuya beraber boyatmıştık. Yanyana gelince illa ki yapacak birşey buluyoruz. İnsanın birşey yapmak istediği zaman "e hadi kalk gidelim" diyecek bir dostu olmalı, illa ki lazım oluyor. Yazın bu sözümü bir kenara. :)
  • Kulak deldirme demişken, bir sonraki sefere kıkırdak kısmında bir delik açtırma niyetim var. Aramızda varsa bunu deneyimleyen arkadaşlar tavsiyelerini almak isterim.
  • Yaylada kitap okuyacak vakit bulamayacağım muhtemelen, bu ay okumak istediğim kitaplar sekteye uğrayacak diye bir miktar da asabileştim iç dünyamda.
  • Resimde gördükleriniz de sevgili Şule'nin aylık kitap çekilişinden kazandığım ganimetlerim. Şule çok güzel bir kitap listesi göndermişti, ben içerisinden seçim yaptım. Tabii aklım üç hakkıma sığmayan daha bir sürü kitapta kalmadı değil ama napalım. :)
  • O zaman... Bende şimdilik durumlar böyle dostlar, öperim gözlerinizden. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
17 Mayıs 2022

Ofisten bildiriyorum.

Sabah şerifleriniz hayrolsun dostlar,
Bu sabah böyle güne çok enerjik başladım nedendir bilinmez. Ay dur buldum, aylar sonra ilk kez bir pantolonun içine dert tasa çekmeden, tepinmeden girdiğim için olabilir. :)

Kilolu falan değilim de bu homofiste ye iç otur derken göbek yapmıştım ve pantolonlardan yana dertliydim. Ramazan ayında bayağı bir toparlamıştım ki Ramazan sonrası da iki öğün yemeğe devam etmeye karar verdim. Sabah ve akşam yiyorum. Aslında öğlenleri ben acıkmıyormuşum da, alışkanlıktan yiyordum demek ki... Şimdi öğlenleri kitap okuyorum ofiste ya da bahçede; bu düzeni sevdim bana iyi geldi.

Biraz ofis biraz homofis düzenine de henüz tam alışamadım. Çalışırken müzik dinlediğim zamanlar ofiste yüksek sesle şarkıya eşlik etmek geliyor içimden, alıştım tabi evde konser havasında takılmaya.

Konser demişken, çok konsere gidesim var. Ama Can Bonomo istiyorum ve henüz denk getiremedim. Neyse yaz yeni başladı, illa ki denk getiririm diye düşünüyorum.

Geçen gün instagramda bir arkadaşım kahve reelsi çekip paylaşmış. Kahveyi bardağa dökerken üç beş açıdan çekilmiş video parçalarını birleştirmiş. Ay düşündüm düşündüm, yani soğumuştur o kahve içilmez ki... Ne diyeyim çabasına sağlık valla üşenirim ben böyle şeylere.

Yolda gelirken Youtube Music'in bana önerdiği bir playlisti açtım. Ofise gelip tam yeni oturmuştum ki Sezen Aksu - Rakkas çalmaya başladı. Yav dedim noluyoruz, düğüne geldik sanki. Ama içimden bir oynamak hevesi de gelip geçmedi değil.

Akşama misafirim var. Yurtdışına transfer olan iş arkadaşım geliyor, bende kalacak iki gün çok mutluyum. Misafirin de işte böylesini severim, kendini özletenini, bilmem anlatabildim mi. :)

Dün öğlen ofise girdiğimden beri herkes beni tebrik ediyor. Ne oluyoruz ya falan oldum bir an, meğerse hepimizin dinlemesi gereken ikinci çeyrek değerlendirme toplantısında (ben kulaklığı bi kenara koymuş başka işler yapıyordum) satışı yapılan son projemiz için beni tebrik etmişler. Ben tabi konudan bihaber... Neyse toplantı kaydını yollamışlar açayım da bakayım ne demişler. :)

Bende durumlar böyle işte güzel insanlar.
Sizler nasılsınız?
25 Ocak 2022

Karlar düşer...

  • Camın kenarında oturup yağan karı izlemeyi çok seviyorum. Dışarı çıkıp çocuklar gibi kar peşinde koşan kocama katılma hevesim hiç mi hiç yok.
  • Geçen seneki kadar yağdı bizim buralarda, bakalım geçen seneki yağışlardan fazlasını görebilecek miyiz?
  • Aşağıda komşumuzun oğlu Kaan evin önüne eskimo kulübesi yapıyor. Geçen sene de yapmıştı. İçine de bir battaniye atıp, son kar tanesi de eriyene kadar orada takılacak. İlginçtir eskimo kulübesi tüm kar ortadan kalksa dahi kalıyor, erimiyor.
  • Bir yandan da sabah iş var küçük bebemi ne yapacağım diye düşünmüyor değilim ama neleri halletmedik ki bunu da hallederiz elbet.
  • Bir kaç gündür akşam mesailerindeyim kitap okuma işleri biraz sekteye uğradı.
  • Kar yağışıyla beraber bana da bir dinginlik çöktü sanki, yazının havası da uykuya beş dakika kalaya dönmüş gibi hissediyorum şu an.
  • Gerçi inanmazsınız geçen hafta kendi adıma bayağı aktiftim. Salı günü yıllardır görüşmediğim (kendisi üst sokakta oturuyor) arkadaşıma gittik Çınar'la. Çocuklar oynarken bizde biraz sohbet terapisindeydik.
  • Çarşamba günü kreşlere yaptığımız geziden sonra ne olacak bu fiyatların hali diye dertlenmek için İpek ve Ayşe ile dışarıda buluştuk. Anne yada eş olmadan sadece kendim olarak geçirdiğim o iki üç saat gerçekten çok iyi geldi.
  • Pazar günü de çocukları babaları ile oyun parkına yollayıp, bizde cilt bakımına gittik. Cilt bakımından hemen sonra yüzümde sivilce çıkması size ne kadar normal? Şahsen ben bilemedim.
  • Bu hafta için de var birtakım planlarım ama bakalım hava muhalefeti olmazsa inşaallah. :)
  • Bende durumlar böyle, sizde ne var ne yok? En çok kar nereye yağdı?

10 Aralık 2018

Baktım olmuyooo...

Uzun zamandır gelip iki kelam edemiyorum.
Şu şarkıyı dinlerken sizlere derdimi yazmak geldi içimden...

İki dakikalığına işe ara verdim.

Yıl sonu mağduruyuz a dostlar, bazen tuvalete gidecek vaktim olmuyor.
Bu bilgiyi iletirken saatin üç olduğunu ve son bir saattir tuvalete gitmeyi unuttuğumu 
fark etmiş bulundum.

Şirket blogları engellemiş bir de... Açıp okuyamıyorum. Blogger panele erişebiliyorum.
Ama bloglara gidemiyorum. :(

Hal böyle olunca hepinizden habersiz kaldım.

Bu şarkıyı armağan eder. Gözlerinizden öperim.

"Dinle dinle, baktın olmuyo bu şarkıyı söyle. Bi gülümseme kondursun yüzüne... Sen hiç üzülme, asla ziyan olmazsın. Ziyan olmazsın sen..."

Sevgiler Applesodaa.
14 Şubat 2018

Durumlar böyle...



  • Taşınırken aklıma geldi, bence nakliye işlerine kadınlar bir el atsın. Bu erkeklerin taşınmaktan da taşımaktan da haberi yok. Düşünsenize bir nakliye şirketinin başına bir kadın geçiyor. Her şey anne özeni ile sarılıp sarmalanır bir tek eşya bile çizilmez.
  • Yine taşınırken fark ettiğim husus resmen eşyanın kölesiyiz. Biz eşyaları kullanmıyoruz da, eşyalar tarafından kullanılıyoruz. Her bir eşyam bir yere çarptığında yüreğim ağzıma geldi resmen... Ama ne yapayım canım para verdik içim acıyor. :(
  • Sevgililer günü genelde bizim taşınmalara denk geldiği için karambole geliyor, ikimiz arasında da bir aksiyona sebep olmuyordu. Bugün kocam sürpriz yaparak bir kutu makaron yollamış, not olarak da "Ağzımızın tadı bozulmasın yazmış." çevremizde gördüğümüz bazı durumlar sebebiyle resmen kıymetimi anladı adam ne diyeyim. :D
  • Bende geçenlerde tiyatro bileti almıştım, bu hafta sonu gidip izleyeceğiz. Jestine jest yaptım daha ne olsun, durduk yerde de Valentine Day diye masrafa girmeyelim şimdi... Zaten yeni taşındık, borç borç üstüne..
  • Her bir ev değişiminde bir eşya sırra kadem basıyor. Geçen sefer mikserin elektrikli kısmı kaybolmuştu, geriye elimde 220 volt veremediğim aleti edevatı kaldı. Bu sefer de çaydanlığın kapağı kayboldu. Acaba internette sadece kapak satılıyor mudur?
  • Bir de set üstü ocak almam lazım ama resmen üşeniyorum. O nasıl bir üşenmektir hele hiç anlatamam, tam bakayım diyorum kollarımdan güçler çekiliyor. Taşındık diye bende iyice bir cimri oldum galiba...
  • Şimdilik bizde durumlar böyle, yarın çekilişin havlularını kargoya vereceğim. Yeni yeni havlulara bile başladım... Başlamak da bir şey değil siparişim bile var.. Tastamam yerleşmişim demekse...
  • Sevgilerle Applesodaa aklının odalarında kalanları sundu.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.