28 Aralık 2015

Pazartesileri hiç sevmem...


Depresyonik bir pazartesiden merhabalar canlarım.

Ne kadar da bahtsız şu pazartesi.
Her hafta binlerce insan verip veriştiriyor, halbuki günün suçu ne?
Haftanın ilk günü olmayı da o seçmedi ya...

Lakin işte Fatmagül'ün de suçu yoktu neticede ama olanlar ortada...

Sabahın kör bir vaktinde uyanmaktan gram memnun olmayan bünyem şu anda
sağlıklı şeyler yazamıyor canlarım. Aklımı başıma
toplayamadım henüz.

Sizlere Kaan Tangöze'den "Bekle Dedi Gitti"yi armağan edip,
çalışmaya gidiyorum.

Applesodaa hepinize güzel bir gün diliyor.

Not: Kendinden 3. tekil şahıs olarak bahsetmek hangi hastalığın belirtisi acep?
23 Aralık 2015

Bir mumdur, iki mumdur, ev yansın haberim yoktur...

Mum yakmayı, ev yakmakla karıştırmış da olabilirim.

Bendeki her sevdanın sonunda başıma bir dert açılıyor illa ki...
Elimi attığım kül oluyor a dostlar.

Gelelim başıma gelenlere, vallahi "kendim ettim kendim buldum"
cümlesinin ayaklı kanıtı gibiyim.

Resimde üstte yer alan minik mumlukları geçenki Mudo ziyaretimizde Müdürem
bana hediye etti. Alttaki tatlılıkları da ben balayında
Muğla-Dalyan'dan almıştım.

Bir mum ve mumluk sevdasına kapılmamla beraber bulduğumu zulaladığım doğrudur.
Zula yapmakla da kalmadım ara ara yakıp denemeler de yapıyorum.
En son Mudo ganimetlerimi yakayım bir dedim ki....
Zaten ne olduysa, orada oldu.

Ben mumlukları yaktım bir güzel.
Sonra çamaşır makinesinin bitiş sinyalini duyunca arkada odaya çamaşır asmaya gittim.
İşim bitince de şu mumlukları da söndüreyim de yatayım diye düşündüm.
Mumluğun yanına vardım ki az daha tv ünitesini yakıyormuşum.

Minicik mumluk, o resimde gördüğünüz yerde beş dakika yanarak,
o üniteyi nasıl ısıtmış belli değil.
Azıcık geç kalsam hakikaten yanacakmışız.
:(

Demek ki neymiş; beni evde tek başıma bırakmak maddi-manevi
her türlü zararlıymış.

Bu sırada kocam koltukta mışıl mışıl uyuyordu.
Evle beraber yanacaktı garibim, dünyadan habersiz...

Allah bana akıl fikir ihsan eylesin.

Sevgilerle.
Applesodaa yemek öncesi bültenini sundu.

Kendime not: Ateşle oynama!

Balkabaklı Pastalar Aşkına

Bir "balkabaklı pasta" yaparım, yanağını dayar uyursun 
demek isterdim lakin diyemedim.

Eee ne de olsa bir Cafe Fernando değilim canım.

Neyse buraları geçelim şimdi. Ben bir balkabaklı pasta yaptım canlarım.
Fena da olmamıştı hani, gayet güzeldi, afiyetle yedik.

Öncelikle "Neden balkabaklı pasta?" diye soranlara cevap vereyim.
Sevgili eski iş arkadaşım Cerenciğim daha önce Hacıbozan'da yemiş, ve de aylarca 
anlata anlata bitirememişti.
Biz de Ceren'in evlenmesine müteakip ev ziyaretine gideceğimizden,
ay dedim yapayım, arkadaşımın gönlü şenlensin.

Nasıl da mükemmel bir arkadaşım yalnız. :) Evet evet gene üzerimden mütevazilik akıyor.

Gelelim Balkabağı'nın güzelliğine; yani nasıl yaptım?
Hafta içi yapacak olduğumdan üzerimde fil kadar bir üşengeçlik vardı.
Bende herşeyi hazır kullandım. :)

Kabakları marketten hazır doğranmış aldım.
Yıkadım. Tencereye attım, bir kase şeker koyup 3 saat kadar beklettim.
Sonra da kısık ateşte pişirip tatlı yaptım.

Bu canım güzelim tatlıdan azıcık yiyip, kalanını çatalla ezdim.
(Mikserden geçirmedim, çünkü koyu kıvamlı birşey olsun istedim.)

Pasta keki olarak Uno kullandım.
Keki azıcık sütle ıslatıp, Dr. Oetker pasta kremasını üzerine sürdüm.
Sonra üzerine balkabağını yaydım. Krema ve sütle ıslanmış kekle kapanışı yaptım.

Üzerini canınız nasıl isterse süsleyebilirsiniz.
Biz bir gece dinlenmiş halini tattık, çok beğendik.

Applesodaa gururla sundu.

Adeta bir Emine Beder değilsem vursunlar beni. :)

Gözlerinizden öperim.
Saygılar.
12 Aralık 2015

Sing for you...


Müzik söylenemeyen ve hakkında sessiz kalmanın imkansız olduğu şeyleri ifade eder.
Victor Hugo

Cumartesi sabahı siz yatağınızın sıcaklığında keyif yaparken,
ben geldim çalışıyorum Casperlar.

Güzel bir cumartesi olması dileğiyle.
Applesodaa
11 Aralık 2015

#şiirsokakta


Öyleyse iyi geceler...

Güzdüz iş kadını, akşam ev hanımı...



Malumunuz bir süre önce evlendim.
Henüz 2,5 ay olsa da ben 2,5 yıldır evli gibi hissediyorum kendimi....
İlk haftalarda neyi ne zaman yapacağımı şaşırsam da şimdilerde
biraz aklıma da kendime de sahip olabiliyorum. :)

EKBS 1: Bu akşam ne pişireceğim?
Evlendim evleneli şu yemek mevzusunu bir çözemedim gitti.
Yemek yapmayı bilirim, iyi de bilirim, lakin akşam olup da evin yoluna düşünce
"Ay Allahım Allahım, ben pişireceğim bu akşam!" diye düşünmekten
menapozlu kadınlar gibi ter basıyor beni.
Sanki bütün yemek tarifleri aklımda uçup gidiyor.

EKBS 2: Pişirsem bir, pişirmesem bin dert!
Yemek pişirmesem; aç kalacağız. Pişirsem; ziyan olacak.
Beş kişilik evden, iki kişilik eve transfer olunca
yemeklerin ayarını da tutturamaz oldum.
Azıcık pişirme konusunu çözemedim; bazen artıyor, bazen yetmiyor. :(
Sevdiceğim de her akşam yemekte evde olmadığından, kalınca kalıyor.
Hal böyleyken ne yapsam olmuyor, olmuyor.

EKBS 3: Yıkanarak çoğalan çamaşırlar!
Ödeye ödeye bitiremediğim borç çilesinden sonra şimdi başım çamaşırlarla belada!
Yıkandıkça çoğalıyor sanki kirli sepetinin nüfusu.. :(
"İki kişinin nasıl bu kadar çamaşırı olur?" sorusunun cevabı hala meçhul.

EKBS 3.1: Bir nevresim seremonisi.
Bu madde üst maddenin içeriğine dahil olmakla beraber
problemin yarısını oluşturuyor da olabilir.
Gelen-giden-kalanlara müteakip nevresimler çıkarılıp kirli sepetine atılıyor.
Sonra kirli sepetinin hali perişan, ben perişan, kimse yok iki mandal uzatan...
O nevresimlerse beni benden aldılar. 
Bütün takımlarımın çarşafları farklı renk, başlayacağım böyle estetik görünüşe...
Bir nevresim iki postada yıkanıyor bu durumda.
Gerisini uzatmaya gerek yok, siz beni anlarsınız canlarım.

EKBS 4: Temizlemeli mi temizlememeli mi?
Evi ne zaman temizlesem misafir geliyor.
O saatten sonra evin temiz olmasının bir anlamı zaten kalmıyor.
Evi temizlememe işini denedim geçenlerde, iki hafta geçti ne gelen ne giden...
Dedim bir temizlik yapayım artık, pisliğe karışacağız.
Temizliği yaptım, ertesi sabah (sabah namazından da önce hatta) kapıda misafir.
Bu işte de bir Murphy seziyorum lakin, kanıtım yok. :(

EKBS 4: Evlilik, bir çözemediğim olaylar silsilesi...

EKBS 4.1: Vaka 1 - Turşunun iyisi pet şişeye yapılmayandır.
Tam temizliği-yemeği yapmış, huzura ermiş, kocamı beklerken
dedim bir turşu çıkarayım. Ah demez olaydım!
İlk kez pet şişeden turşu çıkaracağımdan olayın mevzuatını da bilmiyorum.
Kapağını açarak işe girişeyim dedim ki....
Kapağı azıcık çevirmemle birlikte kapak tavandan sekti,
turşu suyu boyumu geçti, duvarda biber yaprakları...
Tam "perişanım şimdi" anı.
Sonrası...
Sonrası yer sil, duvar sil falan filan....

EKBS 4.2: Vaka 2 - Buzdolabımın etiketi alıp başını gitti mi?
Evde mevlüt okuttum. Yeni evliyim ya evimin bereketi olsun dedim.
Başıma ne geldiyse şu iyi niyetimden zaten...
Mevlüt sonrası buzdolabının etiketinin yarısının yerinde yeller estiğini fark ettim.
Ya etiket alıp başını gitti.
Yahut bir insafsız amaçsızca söktü.
Bilemedim.

EKBS 4.3: Vaka 3 - Maşallah dediğim üç gün yaşamıyorsa...
Birde sevdiceğimin traş köpüğünün nedensiz patlaması var.
Tam bir önceki gün banyoyu düzenlemiş, herşeyi yerli yerine koymuşum,
sonra kapıdan banyoya bakıp ne güzel oldu diye düşünmüşüm.
Sonraki gün traş köpüğü patlasın...

İki buçuk ayda ev hanımı olmaya dair yaşadıklarım bunlar.
Lakin iyi yaptığım şeyler de var canım.
Mesela geçen akşam ilk kez kabak tatlısı yaptım.
Yiyen memnun, yiyemeyen bin pişman. :)

Gündüzleri iş dertleri, akşamları ev dertleri...
Hem çalışıp, hem evli olmak sürekli iş yapmayı gerektiriyor kanımca.
Ben gene iyiyim hem çalışan, hem anne olanlara
Allahtan sabır ve enerji diliyorum.

Applesodaa evlilik yolunda son gelişmeleri bildirdi.

Acemi ev hanımı yanımdan sevgilerle...

Not: "EKBS" - Evli kadının başlıca sorunu manasında yapılan bir kısaltmadır.
Notun notu: Pet şişeye kurulan turşu öyle pat diye açılmaz, önce kıyısına kenarına bir delik
açılarak gazı alınır.
Tavsiye: Nevresimleri tek renk alın, sonra çok ağlarsınız.




Ziyadesiyle yorgunum...

9 Aralık 2015

İlandır.


25 yaşında, yeni evli, çalışan bir bayanım.
Arada bir gidilip-gelinecek komşu aranıyor.

Not: İkram şart değildir.
Notun notu: Konum veriyorum "Tuzla Kiptaş 2. Etap".
1 Aralık 2015

Yüzsüzlükte bir dünya markasıysam...



İyi ki doğdum!

Şimdi casperlarım, canlarım doğum günüm münasebetiyle buraya toplanmış
bulunmaktayız.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da istediğim hediyelerin bir listesini yayınlayacağım.
"Neden?" diye soracak olanlar olur ise; "Çünkü yüzsüzlükte
bir dünya markasıyım." :)
Cevabım yeterli olmuştur sanıyorum.

25 yaşıma giriyorum, 50'nin yarısı olması ve de 20'li yaşlarımın son 5'ine gireceğimden
bu yıl doğum günüm ayrı bir önem taşıyor.

Ayrı bir önem taşımadığı bir yıl var mı ki diye soracak olan yoktur sanıyorum.
Çünkü ben her seneye bir kılıf uyduruyorum.

Gelelim hediyelerime;

Günlerdir kafama taktığım bir nesne olması nedeniyle hediyelerim arasında yerini almaya hak kazandı.


O kadar da aç gözlü değilim canım ikisini birden istemiyorum. Sadece kahverengi çanta istiyorum.
Benzerleri de kabulümdür. :)


Cüzdan
Alıcısına bıraktım. Cüzdan olsun benim olsun.
Not: Tatlı iç açıcı bir renk olsun lütfen, rica ediyorum.


Ben kıyafet almak istiyorum diyenler buraya lütfen.
1
2
3

Kitap alsam mı diye düşünenleri buraya alalım.
Kitabın günahı olmaz başka seçeneklere de açığım. :)

Her türlü, takı, çorap, aksesuar da hediye olarak kabulümdür.

Kocam bana ne alsın diye hala düşünüyorum.
Önerisi olan bir casper varsa, üşenmesin yazsın lütfen.
:)

Yüzsüzlük sınırlarını iyice zorladığıma göre artık gidebilirim.
Sevgiyle.

Applesodaa.

Not: Doğum günüm 31 Aralık / 1 Ocak'tadır. Aklınızda bulunsun dedim. :)



Harikayım, harikasın, hadi başlayalım!

   Bu sabah geç kalkmış olabilirim. Uzun uzak yollar gelmiş olabilirim. Velakin yorulmamış da olabilirim. :)

  Enerjimi iş yerinde yapacağım kavgalara sakladım. :) Dün iş açısından kötü hatta kötü ötesi bir gün olduğundan bugün için güç depoladım diyelim.

   Sema ile facebookta arkadaşlığımızın birinci yılını doldurmuşuz. Bunu kutlamaya karar verdik, kahve içeceğiz. :)

   Tarihler 1 Aralık'ı gösterdiğine göre artık doğum günü propagandalarıma başlayabilirim. Günün ilerleyen saaatlerinde konu ile ilgili bir post atacağım, takipte kalın.

   1 Aralık demişken; bir yılın sonuna ne çabuk geliyoruz değil mi? Geçen yıl bu zamanlarda burada işe başlayalı 1 ay olmuştu, şimdi bir yılı devirdik. Her ne kadar beklediğin bir şey olduğunda kaplumbağa hızıyla geçiyormuş gibi gelse de aslında çok hızlı geçiyor zaman. Yakalayabilene aşk olsun...

   Yakalayabilene birleşik mi yazılıyor bilemedim??

   Daha yazacaktım ama biraz işle meşgul olunca kafam karıştı, ne yazacaktım unuttum.

   Gözlerinizden öperim.

   Applesodaa.

   Not: "Bir şeye başlamak için harika olmaya ihtiyacın yok, harika olmak için başlamaya ihtiyacın var." üç aşağı-beş yukarı resim buna benzer birşey söylüyor. :) 

   Notun notu: Çevirilerim üzerinde sorumluluk kabul etmiyorum.
27 Kasım 2015

Kavuşma...


Siz bu satırları okurken; ben rezene çayım elimde,
 sevdiceğimin yanına kıvrılmış, televizyona bakıyor olacağım muhtemelen. :)

Sevdiceğimin nöbeti, benim katılmam gereken etkinlikler nedeniyle
geç bir vakitte de olsa buluşacağız.

Sokaklar uyumuşken, siz belki uyumuş, belki uykuya dalmak üzereyken
biz hasretle birbirmize bakıyor olacağız.

Şşşşşşşşşş! 
Herkesler uyudu, artık öpüşebiliriz. :)

İyi geceler Casperlarım.

Sevgiyle.
26 Kasım 2015

Hepimiz hayatta uyabileceğimiz bir yer arıyoruz.


"Hepimiz hayatta uyabileceğimiz bir yer arıyoruz.
Kim olduğumuzu veya ne yaptığımızı değiştiren bir yer değil...
Belki bizi şekillendiren, daha iyi yapan, daha fazla yapan bir şeyi ama daha çok bizi bir huzur hissiyle saran, ne yaparsak yapalım, 
kim olursak olalım, kendimizi yalnız hissetmediğimiz
bir yer."

Samantha Young - Derin Tutku

Not: Resim benim düğün günü fotoğraf çekimimden sizin de tahmin ettiğiniz üzere, soldan sağa sırtları tanıtıyorum: Kuzenim, kuzenim, ben (en güzel gelin), kız kardeşim ve böcüğüm Yelit. Ve tabii ki fotoğrafı çeken güzel insan Gamzem... Tüm güzel anlarımı kaydetti, ellerine sağlık bacımın. :)

Tüm atlatmalar adına...

 Perşembeyi geçip doğrudan cuma sabahına gözlerimi açmak istemiş olsam da; kolaya kaçmak adına dilediğimiz hangi dilek kabul olmuş ki, bu dileğim kabul olsun...

   Baktım olacak gibi değildi, bende olurunu bırakıp yolunu açtım. Önce içimdeki sıkıntıyı bir salladım şöyle benden uzağa... Sonra dedim ki kendime: "Tatlım, sen neleri başarmış insansın, bunu yapamayacağını düşünmen olacak iş değil!"

   Kendime bu yaptığım doğru değildi zaten, oturmuş küçük kızlar gibi sızlanıyorum. İçimden yapmak istemediğimi geçiriyorum sürekli. Kendi kendimi bir azarladım önce! Sonra dedim kocaman kadınsın, evelallah bunu da atlatacaksın.

 Sızlanmakla, somurtmakla, oturup ağlamaklı  ağlamaklı bakmakla ne geçti ki elimize? Bu taktikleri yüzyıllardır erkeklere uyguladık da ne oldu? Ne başımız göğe erdi, ne dünyanın yönetimine el koyabildik... Geçtim erkekleri oturmuş basit bir karar için sızlanıyorum.

   Kendimden utandım. Kuşandım zırhımı ruhuma, bu akşam düşüyorum yollara. İnsan isterse her şeyi yapabilir. Her şey olabilir. Her yolu yürüyebilir. Her güçlüğü aşabilir. Önce kendimize bir inanalım. Unutmayalım kendimize en büyük zararı herşeyden önce biz verebiliriz. Güçlüyüz biz, doğum sancısına katlanabilecek yapıda bir canlının kendinden şüphe etmesini kabul etmiyorum. Kendimizi olduğumuz gibi kabul edelim. Güçsüz değiliz, hiç bir zaman. Akıllıyız. İstersek, kafamıza koyarsak yapamayacağımız ne var ki???

   Şimdi yavaşça şu üst paragrafı bir düşünün, rica ediyorum. Haksız mıyım? 
   
   Bence değilim. Bunu sizde biliyorsunuz. Benim yaptığım hataya düşmeyin. Kimseden hiçbirşey beklemeye ihtiyacımız yok. Halledebiliriz. Genlerimizde var bizim yapmak, üretmek, güçlükleri aşmak, ilerlemek, her gün bir öncekinden daha iyi olmak, denemek, pes etmemek. 

   Ben bu günü güzelce atlatacağım. Sizler de bugün canınızı sıkan ne varsa onu bir atlatın. Yarın tüm atlatmalar adına burada toplanalım.

   Hepinize kucak dolusu sevgiler casperlarım.

   Not: Resim "Eğer hazır olana kadar beklersek, hayatımızın geri kalanını bekleyerek geçireceğiz." gibi birşey diyor. Tam çeviri için bana kesinlikle güvenmeyiniz.

   Notun notu: Kendimden ilk kez kadın olarak bahsettim, gördünüz mü hala mızmızlansam da ben büyüyorum. Galiba, sanırım.
25 Kasım 2015

Morning.


  • Günaydınlar canlarım, casperlarım.
  • Bugün "Ay hayır ben bugün hiç uyanmak istemiyorum." düşüncesiyle güne başladım. Hastayım, her yanım dökülüyor, tabiri caizse bir temiz sopa yemiş gibiyim... Bildiğiniz gibi değil, iyi değilim...
  • Şirketten arkadaşların birer birer ayrılmasıyla beraber sonbaharı iliklerimize kadar hissettik. Gelenler gidenleri aratacak mı? Onu da bekleyip göreceğiz.
  • Aralık diyorum bir de... Gelse artık. Kar, kış, okullar tatil olur, sevdiğimin doğum günü, sonra benim doğum günüm. Ah, primler de yatacak onu atlamayayım. Yani bütün umutlarımı Aralığa yükledim. Mutluluğa giden kapım aralanacak mı göreceğiz.
  • Bugün aklım karmakarışık ne yapacağıma karar veremiyorum. Yapmak istediğim şey, yapmak zorunda olduğumu hissettiğim şey... Aklımda terazinin iki kefesine koyuyorum hep denk geliyor. Neden birşeyleri yapmak zorunluluğumuz var ki? Kim beni buna mecbur ediyor? Niye??? Ah benim bu kahrolasıca vicdanım... Dünden bugüne iki düşünce arasında sıkıştım kaldım. Biz perşembeye boşverelim, çarşambayı cumaya bağlayalım. Beni bu kararı vermekten kurtaralım...
  • Dünden bugüne düşünmekten ruhum daraldı, dedim yazayım rahatlayayım ama hala karar veremediğimden ne o rahatlama hissine erişebildim, ne de şu filler kalktı üstümden...
  • Of içime fenalık geldi. Bana akıl danışacak biri lazım. Hemen lazım!
  • Applesodaa fenalık geçirmeye gitti.
  • Sevgiler, saygılar.
Not: Birşey doğruysa, kolay değildir. Dedi resim.
16 Kasım 2015

Pazartesileri hiç sevmem!


  • Good morning everybody!!!
  • 10 gün olmuş görüşmeyeli, bence beni özlemişsinizdir. :) Şu yazamadığım günler içerisinde bolca ama çok bolca hatta hasta olup, fenalaşacak kadar bolca çalıştım... :( Evimde mevlüt okuttum. :) Gezdim, tozdum, temizlik yaptım, darlandım, bunaldım, açıldım, geldim. 
  • Aaa birde alışveriş yaptım. Onu yazmayı unutmuşum casperlarım. :) Bu arada şunu belirtmeden geçemeyeceğim bu maddeyi: Bunca yıldır çalışır, kendi paramı harcarım lakin kocamın parasını harcamak kadar güzeli yokmuş. :) 
  • Sabah otobüste ortaokula giden bir grup çocuğa denk geldim. Onları izlerken birşey farkettim. İçlerinde en çok konuşup, espri yapan, güldüren çocuğa bakıyordu tüm kızlar lakin aralarında sessiz, arada bir sıkılgan bir bakış atan, of hepiniz çok basitsiniz düşüncesi gözeneklerinden sızan bir çocuk daha vardı. Popüler çocuk şimdilerde kızların gözbebeği ama lise zamanları gelince, sessiz, ben hepinizden daha çok şey biliyorum bu hayat hakkında bakışları atan bu umursamaz çocuk kızların gözdesi olacak. Ne çok değişiyoruz zamanla değil mi? Denk geldiğiniz zamanlarda çocukları gözlemleyin yollarda, ne çok değişmişsiniz göreceksiniz.
  • Müdürümüz doğuracak yıl sonuna doğru, bizde hediye arayışına girdik geçtiğimiz hafta ve arayışımızı yoğurt makinesi ile sonlandırdık. Zamane analarının gözbebeği bu makinaymış. Şahsen ben kendi adıma gereksiz bir icat gibi görsemde, babyshower kadar popülermiş bu makine hamile-çocuklu dünyasında... Devir yoğurt makinesi devriymiş artık azizim...
  • Yeri gelmişken şunu da yazayım, devir teknoloji devri ama her makine ancak bir tek işi becerebiliyor. Ev fiyatlarının uçtuğu, evlerin küçüldüğü, mutfak tezgahlarının bit kadar kaldığı bir devirde bu kadar teknolojik makineyi alıp da nereye koyacağız onu da düşünseler iyi olacak. Neden bir makine hem çay, hem filtre kahve, hem türk kahvesi yapıp, ekstra da su ısıtamıyor? Şu alet edevatı bi toparlamadan da bana teknoloji çağı havası atmasınlar lütfen, rica edeceğim!!!
  • Kolye yapmak için bir kaç malzeme aldım. Almasına aldım da yapacak vakti bulamadım. Hayalimdeki kolyeleri bir ara gerçeğe dönüştürmem lazım. Güzel fikirleriniz varsa beklerim.
  • Applesodaa şimdilik sabah haberlerini sundu.
  • Sevgiler, saygılar.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.