17 Kasım 2017

29. Gün: Doğma büyüme Çengelköylü, sonradan yerleşme Tuzlalıyım.

Annemle babam, düğünü yapar yapmaz İstanbul'a göç etmişler.
Akrabalarımızın hepsi Avrupa yakasında ikamet ediyor olsa da bizimkiler hayatlarında
bir kez bir akıllılık edip Çengelköy'e yerleşmeye karar vermişler.

Yıllar içinde üç kez ev değiştirsek de, semt değiştirmedik.
"Semt bizim, ev kira!" lafını biz çıkarmış da olabiliriz yani. :)

Bu resimdeki annemlerin 2003 yılından beri ikamet ettikleri evin manzarası, kaç kere
manzaraya karşı çay içmişizdir. Kaç kere gülmüş, kaç kere ağlamışızdır
kim bilir?

Ben evlendikten sonra Tuzlalı olmak durumunda kaldım.
Bu sıralarda da Çengelköy kentsel dönüşüme girdi. Artık o mahallelerde her gün
bir nakliye aracı, her gün bir komşuyu daha uğurlama hali.

Lüks konutlar yapılacak, şimdiki sakinlerinin gücü oralarda oturmaya yetmeyecek.
Kim bilir belki de "Bir gün herkes Tuzlalı olacaktır..."

Günaydınlar, Applesodaa...
16 Kasım 2017

28. Gün: Anne tarafında 20, baba tarafında 19 kuzeniz...

Welcome to kalabalık aile...

Amcalar, teyzeler, dayılar, halalar sayıca çok olunca,
kuzenler olarak biz de ultra kalabalık olduk.

Kuzenlerimin sayısı gayet makul aslında, asıl siz bu kuzenlerin yüzde doksanının
iki çocuk sahibi olduğunu hesaba katarsanız; o noktada ortalık
karışıyor.

Topluca bir araya gelmek mümkün değil, bulunduğumuz noktada üçüncü dünya
savaşı çıkıyor. O yüzden grup grup, ekip ekip
görüşüyoruz.

Sloganımız: Kuzenler olarak çok güçlüyüz.

We love to kalabalık aile! <3

Sevgiler, Applesodaa...

Not: Resim temsilidir.
15 Kasım 2017

27. Gün: İlerde bir gün hamile kaldığımda kullanmak üzere hazırda beklettiğim aşerme listem var...

Annem bana hamileyken gece on ikide babamı karpuz almaya yollamış.
Annem istikrarlı aşeren bir kadındı; bana hamile iken muz ve kapuz istemiş sadece.

Kız kardeşime hamile iken kola ve zeytin aşerdi. Erkek kardeşime hamile iken de yeşil erik
aşermişti. Ama ne aşermek ağacı yedi doymadı resmen. :)

Annemin aşermeleri beni çok eğlendirirdi. Anlatılacak güzel hikayeleri vardı.

Benim hamile olmayan halimin bile canı sürekli zamansız şeyler istediğinden
ailem de kocam da bu hallerimden bıktı ve senin hamileliğin
de hiç çekilmez sözünü dillerine doladılar.

Buradan yola çıkarak; intikam hamile iken aşermektir dedim ve bir liste yaptım.
Saatli falan böyle hemde; gecenin körü avokadolar, sabahın körü baklavalar
istemezsem ne olayım. :)

Bu da böyle bir fikrimdi işte...
Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle, Applesodaa.
14 Kasım 2017

26. Gün: Çikolata sevmiyorum.

Sevdiğim, hatta aşık olduğum, hatta kutusuyla beraber bile yiyebileceğim tek çikolata
bu resimdekidir.

Bu bebeğim dışında kalan tüm çikolatalar sizin olsun.
Sarelle, nutella benzeri kahvaltıda yenilen çikolataları da sevmiyorum.

Ben en iyisi gidip bugün bir kutu çikolata alayım kendime. :)
Yazarken bile canım çekti.

Naneli çikolata tadında sabahlarınız olsun.
Applesodaa.
13 Kasım 2017

25. Gün: Canım bir şey çektiğinde alırım ama yemem.

Canı yemek değil de "almak eylemini" çeken bir insan evladıyım.

Durup dururken, zamansızca herkesin canı bir şeyler çekebilir.
Bana da aynısı oluyor ama sonrası herkesle aynı şekilde vuku bulmuyor.

Aldıktan sonra derin bir nefes bırakıp rahatlıyorum.
Yeme ihtiyacı duymuyorum.

Bu sebeple ben alıyorum, kocam yiyor. :)

Günaydınlar, bir huyu da normal olamayan Applesodaa'dan.
12 Kasım 2017

24. Gün: Kredi kartı kullanamıyorum!


İlk işime başlar başlamaz banka adıma bir kredi kartı çıkartmıştı.
Ah ne sevindim, ne sevindim. :)
Ne de güzel kullanacaktım, neler alacaktım neler...

Hayaller elitliğimden ölmeyeyim duruşu, hayatlar borç batağında kıvranmak.
Umduğum gibi olmadı, benim hesaplar çarşıya hiç uymadı.
Bitmek bilmeyen bir kredi kartı borcu ile karşı karşıya kaldım. Bu arada kartın limiti
bin lira. Öyle aşırı aşırı yüksek bir rakam da değil.

Ama ben bin lirayla bile borç batağına saplanıp kaldım.
Sonra baktım ki kullanmayı beceremiyorum. Borcu ödedim karttan kurtuldum.

Her iş değişikliği yaptığımda adıma çıkarılan kartları da; "Bunu çıkarırken kime sordunuz?!"
diye bağıra çağıra iade ettim.

Mutluyum.
Beceremiyorum ne yapalım.

Kredi kartını olması gerektiği gibi kullanabilen üstün varlıklara saygım sonsuz.
Önümüzde eğiliyorum senseiler.

Saygılar, Applesodaa.
11 Kasım 2017

23. Gün: Altına alerjim var, imitasyonla gel bana!

Genç kız olmak kolye küpe takmayı gerektiriyordu ben de gittim bir çift küpe aldım.
Bir çift daha bir çift daha derken küpe koleksiyonum ve kulaklarım geçinip gittik.

Nişanda adetmiş, kıza küpe de alınırmış. Böylece bana da bir çift altın küpe alındı.
İlk takma teşebbüsümde kulaklarım yara oldu.

Aylar sonra ikinci bir delik açtırdım kulağıma, eczacı gümüş ve altın dışında küpe takma dedi.
Altın takamam yine alerji olur, bari gümüş alayım dedim.

Gümüş küpe de kulağımı yara yaptığında;
alışmadık totoda don, alışmadık kulakta altın gümüş durmaz dedim.

Bu aydınlatıcı tespitimden sonra altın ve gümüşten uzaklaşıp, imitasyon
bebeklerimle mutlu mesut yaşamıma devam ettim. :)

Bu arada altın veya gümüş fark etmez kolye de takamıyorum.
Kızarıklık ve kaşıntı oluyor.

Sevgiler, bir değişik Applesodaa.
10 Kasım 2017

22. Gün: Küçük şeylerle mutlu oluyorum.

Beni tarifsiz mutluluklara sevk eden minnak şeyler var.

*Akşam kocamın çiğ köfte ile eve gelmesi.
*Yeni bir oje almak.
*Tek başına içilen bir fincan kahve.
*Yağmur yağarken evde olup, camın önünde izlemek.
*Soda-ayran ikilisi.
*Sabah aldığım sıcak simit.
*Güzel bir blog yazısı okumak.
*Saf-i sessizlik.
*Kağıt helva kemirmek.
*Kuş lokumu.
*Naneli after eight.
*Pembe battaniyeme sarılıp, güzel bir kitap okumak.
*Kitaplığımı seyretmek.
*Sabah gökyüzüne selam vermek.
*Herkes uykudayken, hava henüz aydınlanmamışken sokakta yürümek.
*Annemin pazar kahvaltısı.

Not: Fark ettim ki çoğunlukla yemek türevi şeylerle mutlu oluyorum. :)
Önemli Not: Bugün 10 Kasım, huzur içinde uyu Atam!

Saygılar, küçük şeylerin kızı Applesodaa'dan.
9 Kasım 2017

21. Gün: Adını "Applesodaa" koydum...


Blogumun adı daha önce farklıydı.
Ancak ifşa olduk. :( 

Eskiden sevip, sonradan hiç sevmediğim bir şahsiyet yazdığım yazılardan birini üzerine
alınıp, facebookta hakkımda bir yazı yazdı.

Değil ben, bir kadın için asla söylenmemesi gereken sözler sarf etti.
Yazının en tepesine de adımı yazarak.

Sonrasında çok sinirlendim. Çok üzüldüm.
Kendimi elmalı sodaya verdim.
Üzülünce soda içerim. Tercihen elmalı, yoksa narlı, olmadı çilekli.

O günlerde sıkça soda içtiğimden blog adını değiştirmem gerektiğinde aklıma gelen
tek şey elmalı sodaydı. :)

Böyle adını "Applesodaa" koydum.
Çift a ile çünkü tek a ile olan isim alınmıştı.

Saygılar, Applesodaa.
8 Kasım 2017

20. Gün: Her gün belgesel izleyen bir ailenin evladıyım.

Yalancıktan değil sahiden belgesel izleyen bir ailem var.

İzlemek ama ne izlemek.
Bayağı oturup soluk soluğa, her gün heyecanla izliyorlar.

Annem ve ben bu aile fertlerinden olamadık ne yazık ki; beni bir hüzün sarıyor belgesel izlerken.
Birbirlerini yiyorlar; karnı doyana mı sevinsem, yemek olana mı üzülsem.
Ne yapsam olduramadığım bir hissiyat.

Ben böyle hissediyorum diye izlemeyecek değiller ya, sabahtan akşama
Nat Geo Wild'lar mı istersiniz, History'ler mi bitmek bilmeyen
bir belgesel silsilesi.

Evlendim kurtuluyorum demiştim ki kocamın da en az onlar kadar belgesel
delisi olduğunu fark ettim.

Şimdi onlar hep beraber izliyorlar, annemle biz de çay meyve servisi
yapıyoruz.

Bir de belgeselde yılan görmeye dayanamıyorum. Çığlık atıyorum istemsize,
içim çok fena oluyor.

Ay ben gidiyorum.
Sevgiler, Applesodaa.
7 Kasım 2017

19. Gün: Balık dışında tüm hayvanlardan korkuyorum.

Uzaktan hayvan sever bir kişilik olarak yaşamımı idame ettiriyorum.
Çünkü hayvanlardan korkuyorum.

Hem de ne korkmak; dokunamam, bana dokunulmasını da istemem.
Öyle uzaktan uzaktan hiç dokunmadan gözlerimle sevmek istiyorum. Gerçi ben ne
kadar korkuyor da olsam evimizde kaplumbağa,
muhabbet kuşu, tavşan gibi hayvanlar
beslendi.

Ben uzak durmayı tercih ediyorum. Beslemekten korkmadığım tek hayvan türü
balıklar. Evlenince güzel bir akvaryum da yapmıştık eşimle.

Ancak akvaryumdan kaynaklı bir sıkıntı nedeniyle tüm balıklarımız bir akşam geldiğimde ölmüştü.
O kadar üzüldüm ki bir daha balık beslemeye de cesaretim yok.

Bu hayvan korkumun temelinde küçükken bir koç tarafından
boynuzlanmam yatıyor olabilir.
Fakat kesin bir bilgi yok.

Gözlerinizden öperim, Applesodaa.
6 Kasım 2017

18. Gün: Köyde yaşayamıyorum, metropol insanıyım.

 Çocukluğunda her yaz köye giden çocuklardan olamadım. İlk kez iki yaşında bilinçsizce kat etmişim memleket yollarını.. Şuurum yerimde bir şekilde gidişim on iki yaşıma tekabül eder.

 Sonrası da on yedi yaşım çileli başım.. Yirmi altı yaşım arabada yatışım...

 Gülmeyin yahu son gidişimde hakikaten arabada yattım ama tercih meselesi değildi mecburiyetti.

 Neyse, her sene köye gitmeyip de metropol yolları taştan takılınca ottan böcekten korkar oldum.

 Köye gidince derin bir nefes alamıyorum, şimdi nereden ne çıkacak diye diken üstünde geziyorum. Ota değsem kaşınıyorum. (Tüm ot çeşitlerine alerjim varmış bu yaz öğrenmeye vakıf oldum.)

  Börtü böcek görsem hoplayıp, zıplıyorum. Bir de çığlık attığım vakitler var ki bizimkilerin beni aile üyeliğinden men edesi geliyor.

 Ne yapayım gitmeyince, görmeyince köy kızı olamadım. Bina seviyorum, arada yeşiller, karşıda deniz olsun istiyorum. Geçinip gidiyorum.

 Yazarın notu: Düğün sebebi ile gittiğimizden bir odada beş bayan yatacaktık. Ancak odada horlamayan tek kişiydim. Oda Trt Yurttan Sesler korosundan halliceydi. Birinin horultuyu kestiği yerde diğeri nağmeli bir şekilde giriyordu. Aklımı oynatmamak adına gittim arabada yattım. :)

 Notun notu: Resimdeki şahıs ben, mekan ise Ordu Yoroz Tepesi'ne tırmanış yolunun başı, aklı selim bir gününüzde gökyüzü de açık ise bir çıkmayı deneyebilirsiniz. :)
5 Kasım 2017

17. Gün: Iphone'a bireysel olarak karşıyım!

Iphone kullanmayı hiç denemedim.
Kullanan arkadaşlarımın telefonlarında bir şey aradığım vakitse, bulamadığımdan çıldırıyorum.
Android candır, gerisi heyecan aramaktır kanımca.

Ama en çok karşısında yer almama sebep olan durum ise işin finansal kısmı.
Ömür boyu taksitle telefon almaya karşıyım arkadaşım.
Parası olan alır, hiç karışmıyorum.
Taş gibi bir telefon yıllarca kullanırsınız amenna. Piyasanın en iyisi olduğunu
ben de biliyor ve dile getiriyorum.

Ancak ekonomik olarak gücü yetmeyen herkesin elinde iphone arkasında 
bir milyon borçla gezmesini anlayamıyorum.
Iphone her sene iki veya üç adet olmak üzere yeni telefon çıkarıyor.
Maksimum üç veya dört sene sonra elinizdeki telefondan sistem desteğini çekiyor.
Siz daha borcunu yeni bitirmişken, hoop yenisini almak zorunda kalıyorsunuz.

Welcome to kısır döngü.

Ekonomik telefondan yanayım ve bunlar şahsi fikirlerim. 
Yanlış düşünüyorsun diyen varsa dilediğince eleştirebilir.

Benim sadık yarim Sony'dir. Iphone'u bedava verseler kullanmam.
Bu da böyle bir değişik halimdir.

Sevgiler Applesodaa.

Varsa bir merak edeni:  Kullandığım telefonu eylül ayında değiştirdim. Fiyatı 1300 TL'dir. 

4 Kasım 2017

16. Gün: Kek yapmasını çok severim fakat yemem!


Kek yapmayı severim.
İlk kez annem düzgün bir şekilde kek pişirmeyi öğrettiğinden
beri de bir tek keki bile ziyan etmişliğim
yoktur.

Tarifi aklımın en derin noktalarından birine saplanmış vaziyettedir.
Her şeyi unutsam o kek tarifini unutmam. :)

Ama kek yemem.
Şimdi yaptığım kekler güzel olmuyor da ondan yemiyorum sanmayın.
Keklerim çok güzel oluyor. Hatta misafirliğe gelmeden
önce arayıp, "Kek yap, geliyoruz." diyen güzel insanlar tanıyorum.

Bunlara rağmen kendim de yapsam, başkası da yapsa
kek yemeyi katiyyen sevmiyorum.

Sadece meyveli top kek yerim. :)
O kadar ev yapımı şahane, nefis kendi keklerim dururken ben neden böyleyim
hiç bilmiyorum.

Günaydınlar Applesodaa..
3 Kasım 2017

15. Gün: Şiir okursam dinletirim, şarkı söylersem blog aleminden men edilirim!

Ömrü billah sesi güzel olan kişilere
özendim.

Güzel şarkı söyleyebilmek isterdim
velakin
şarkı söylerken bir kargadan bile hallice
değilim. :(

Oysa güzel şiir okurum.
Uydurmuyorum canım, gerçekten güzel
okurum.

Şiir yarışmalarına katılmışlığım,
derece almışlığım da var.

Lakin şarkı...
Ah, ah o şarkıların gözü kör olsun.

:(

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.