26 Ocak 2017

Döndüm...

Applesoda is back... Sevgiler, saygılar canlarım, ciğerlerim.

Taşındım!

Bomba haberi patlattığıma göre sizleri sürecin detayları ile sıkmak isterim.
Ay benim canım zaten burnumda derseniz, lütfen okumayınız zira içinize fenalık gelebilir.
Hatta böğrünüze öküz bile oturabilir.

Evi alma kısmından daha önce bahsetmiştim.
Ama alt detaylara inersek eğer bayağı sancılı oldu süreç.
Stresten sivilcelerim buradan Ankara'ya yol oldu. :( 
Bankalarla işlerimizi hallettikten sonra eşim tapuya gitti ve kalan işlemleri halletti.

İş değişikliği yaptığım sırada arada bir gün boşluğum olduğundan krediyi ben çekemedim eşim çekti.
Kredi kimin adınaysa ev de onun adına oluyormuş.
Benim resmin o tapunun üstünde olacaktı ama ahhh ahhh...

Neyse kanayan yaramı geçip, toplumun kanayan yarası nakliye şirketlerine gelelim.
İnternetten bir dünya nakliye şirketi buldum. Hepsini tek tek aradım.
Eşyalarımı tek tek saydım, Nereden nereye gidecek evler kaçıncı katlarda hepsini belirttim.

Gelen fiyatlar arasında uçurumlar vardı.
Yani nasıl o kadar alakasız teklifler verebiliyorlar hiçbir şekilde akıl sır erdirebilmiş değilim.
Orta halli bir şirketle anlaştık.

Yüreğim ağzımda taşınma gününe geldik.
(Nakliye şirketi seçmenin inceliklerini sizlere başka bir yazıda detaylı olarak anlatacağım.)
Ve de kış günü yağmur çamur taşındık.

Bir an hiç bitmeyecek. Bir daha hiç gün yüzü göremeyeceğim zannettim.
Akşam on gibi annem ve kayın annemin de yardımıyla büyük kısmını hallettik.

Ama işte sanmayın ki bitti...
Günlerce doğalgaz işlemlerini bekledik. Elektrikli ısıtıcı ile ısındık.
Su kaynatıp da kovalara koyup yıkandık.

Medeniyetin ortasında çekmediğimiz eziyet kalmadı. :)
Şimdi güldüğüme bakmayın, yaşarken çok sinir bozucuydu.
İleride çocuklarıma "Biz bu eve taşındığımızda daha gazı yoktu gazı!..." diyeceğimi
düşünerek kendimi avutuyorum.

:)

Nakliye şirketi seçmenin incelikleri, taşınmanın püf noktaları ve yeni ev dekorasyonumu (artık ne zaman biterse) başka yazılarda yayınlayacağım.

Esen kalın.

Applesodaa.

Not: Resimdeki yastık benim bu durumumu çok iyi ifade ettiği için onu görsel olarak kullandım.
Nereden alabilirim derseniz şöyle buyurun. => Tıkla bana!

Notun Notu: Bana bu yastığı ev hediyesi olarak almak isterseniz hiç itiraz etmem aklınızda bulunsun.
2 Ocak 2017

İnsanlar Kötüydü Kitaplara Sığındım... #2016


Bu sene ilk kez okuduğum kitapların bir listesini tuttum.
Ne kadar kitap okuduğumun hem bir çetelesi olsun istedim, hemde çok okumaktan
bazen bazı kitapları hatırlamadığımı fark ettiğim için elimde güvenilir bir
kaynak olsun istedim. Öyleyse başlayalım mı?

  • Jet / Dövmeli Adamlar Serisi - Jay Corowner
  • Ölüm Tuzağı / Eve Dallas Serisi 8 - Nora Roberts
  • Ölümüne Sadakat / Eve Dallas Serisi 9 - Nora Roberts
  • Marslı - Andy Weir
  • Telepati - Leonardo Patrignani
  • Kimi Öptüğüne Dikkat Et - J. L. Armentrout
  • Kalbi Kırık - Amelia Kahaney
  • Umutsuz - Colleen Hower
  • Oyunbozan - Jaci Burton
  • Kuralsız Oyun - Jaci Burton
  • Şeytan Marka Giyer - Lauren Weisberger
  • Prenses ve Kraliçe / Siyahlar ve Yeşiller - G. R. R. Martin
  • Sonsuza Kadar Benim - Heidi McLaughlin
  • Kime Dokunduğuna Dikkat Et - J. L. Armentrout
  • Sağdıç /Gamble Kardeşler Serisi 1 - J. L. Armentrout
  • Eksik Parça - Michelle Hodkin
  • Karşı Konulmaz Fırtına - Samantha Towle
  • Kan Şarkısı / Kuzgunun Gölgesi 1 - Anthony Ryan
  • Kule Efendisi / Kuzgunun Gölgesi 2 - Anthony Ryan
  • Sen Benimsin - Tessa Bailey
  • Gözde Bekar - Inara Scott
  • Tehlikeli İçgüdü - Abbi Glines
  • Sevgili John - Nicholas Sparks
  • Herşey Bizim İçin / Kötü Çocuklar - M. Leighton
  • Beklenmedik Bir Anda / Landry Serisi 2 - Abigail Strom
  • Yerdeniz Büyücüsü - Ursula K. Le Guin
  • Atuan Mezarları - Ursula K. Le Guin
  • En Uzak Sahil - Ursula K. Le Guin
  • Tenahu - Ursula K. Le Guin
  • Yerdeniz Öyküleri - Ursula K. Le Guin
  • Öteki Rüzgar - Ursula K. Le Guin
  • Benimsin / Brand Clan Serisi 2 - Maureen Smith
  • Sende Tutuklu Kaldım - Slyvia Day
  • Muz Sesleri - Ece Temelkuran
  • Yanlış Anne - Sophie Hannah
  • Kum Şehri / Eve Serisi 2 - Anna Carey
  • Füreya - Ayşe Kulin
  • Gölgedeki Işığım - A. Meredith Walters
  • Rome / Dövmeli Adamlar Serisi - Jay Corowner
  • Kimi Seçtiğine Dikkat Et - J. L. Armentrout
  • Tam İsabet - Alice Clayton
  • Çevrimiçi Kız Turnede - Zoe Sugg
  • Rockstar Sevgilim - Eleanor Wood
  • Paramparça - Anna Todd
  • Çarpışma - Gail McHugh
  • Trendeki Kız - Paula Hawkins
  • Rhett - J. S. Cooper
  • Oyuncu / Gamble Kardeşler Serisi 2 - J. L. Armentrout
  • Hayalet Çocuk - Martin Pistorius
  • Külkedisi Uyurken - Kristina Ohlsson
  • Küçük Bir Yalan - K. A. Tucker
  • Harika Sürtük - Christina Lauren
  • Aşkın Melodisi - Kylie Scott
  • Marslı - Andy Weir
  • Delice - Hande Altaylı
  • Kızım - Jane Shemilt
  • Görünmez - Andrea Cremer & David Levithan
  • Toza Sor - John Fante
  • Vegasta Olan Vegasta Kalır - Elle Casey
  • Nabız / Çarpışma Serisi 2 - Gail McHugh
  • İlik - Tarryn Fisher
  • Alice Hakkındaki Gerçek - Jennifer Mathieu
  • Geri Dönüş / Titan 1 - J. L. Armentrout
  • Geceyarısı Leydisi / Karanlık Sanatlar 1 - Cassandra Clare
  • Kemikler Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 1 - Cassandra Clare
  • Küller Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 2 - Cassandra Clare
  • Camlar Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 3 - Cassandra Clare
  • Düşmüş Melekler Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 4 - Cassandra Clare
  • Bodyguard / Gamble Kardeşler Serisi 3 - J. L. Armentrout
  • Savaşçı - Melissa Landers
  • Kayıp Ruhlar Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 5 - Cassandra Clare
  • Hızlı Kız - Suzy Favor Hamilton & Sarah Tomlimson
  • Düzenbaz Prens - G. R. R. Martin
  • Cennet Ateşi Şehri / Ölümcül Oyuncaklar 6 - Cassandra Clare
  • Bane Günlükleri - Cassandra Clare & Sarah Rees Brennan & Maureen Johnson
  • Sınırları Zorlamak - Katie McGarry
  • Taç / Seçim 5 - Kiera Cass
  • Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları / Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları 1 - Ransom Riggs
  • Gölge Şehir / Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları 2 - Ransom Riggs
  • Ruhlar Kütüphanesi / Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları 3 - Ransom Riggs
  • Sığ Sularda Kaybolan / Into The Deep Serisi 2 - Samantha Young
  • Ölümüne Sadakat / Eve Dallas Serisi 9 - Nora Roberts
  • Ölüm Tanığı / Eve Dallas Serisi 10 - Nora Roberts
  • Ölüm Yargısı / Eve Dallas Serisi 11 - Nora Roberts
  • Harry Potter ve Felsefe Taşı - J. K. Rowling
  • Harry Potter ve Sırlar Odası - J. K. Rowling

Notlar: 
  • Bu yıl ilk kez kitap listesi tuttum, kendi adıma ne kadar okuyormuşum görmek istedim.
  • Ölümüne Sadakat kitabını bu yıl iki kere okumuş oldum yılın en başında ve sonunda olmak üzere... Eve Dallas zaman zaman geri dönüp okuduğum sadık yarim kategorisinde tuttuğum bir seri olduğundan genelde çoğu kitabını iki kere okumuşumdur. 2017'de Türkçe'ye çevrilmiş olan tüm kitaplarını okuyabilmek dileğiyle...
  • Marslı'yı çok beğenmeme mütevellit yıl içinde iki kere okumuş oldum.
  • Ölümcül Oyuncaklar serisini son kitap hariç okumuştum aslında ama son kitaba başlamadan önce bir daha okumak istedim.
  • Yerdeniz ve Kuzgunun Gölgesi serilerini bayılarak okudum.
  • Külkedisi Uyurken ve Kızım ilginç kitaplardı, sevdim.
  • Hızlıca bir karar vererek Harry Potter serisini bir kez daha en baştan okumaya karar verdim. 2017'nin açılışını da Harry Potter ile yapmış oldum. :)
  • Bu yıl toplamda 86 kitap okumuş oldum. 2017'de daha fazlasını okuyabilmek dileğiyle... 
  • Sevgiler, Applesodaa.

7 Aralık 2016

Kapadokya'dan neler aldım...

Kapadokya gezimiz boyunca hediyelik eşyalar da aldık tabi...

Ben hepsini fotoğraflamamışım ama zaten iki göz bebeğimi göstermek istiyorum sizlere.

Bu solda görmüş olduğunuz narlar ikinci göz bebeğim aslında.. :) Bunları aldırmak için bayağı bir sızlanmış olabilirim. 

Ne zamandır nar almak istiyordum, lakin değişik bir yanı olsun istediğimden kaç kere denk gelsem de almadan geçmiştim. Kısmet tatileymiş demekse...

Bu narları gördüğüm anda almam lazım diye düşündüm eşimi ikna etmem bayağı bir sürdü tabi.. :) Aslında bu üçlü paket 20 TL'ye satılmakta ama öncesinde ben ne kadar ıvır zıvır varsa aldığımdan bunlar için biraz savaş vermem gerekti. Çok şükür kavuştuk. :)


İlk göz bebeğimse sağda görmüş olduğunuz bu kırmızı takım, içine ne konulur ne için yapılmıştır hiçbir fikrim yok... 


İlk gün Zelve'den Göreme'ye doğru giderken yol üstünde görüp uğradığımız Çavuşin Kilisesi'nin hediyelik eşya dükkanından aldık. 

Dükkandan içeri girer girmez gördüğüm ilk şey üzerindeki ibrik benzeri nesneydi. Ay benim evime de ne yakışır derken etiketine bir bakarım ki 125 TL... :( 

Ben tabi oracıkta vazgeçtim. Sonra baktım set halinde satılıyormuş. Ancak fiyatı yüksek olduğundan "neyse, sağlık olsun" dedim. Buna müteakip bardaklarının tek başına satıldığını görünce iki tane alayım kahve yanı bardağı yaparım dedim. Tanesi 30 TL. O sırada sezon bittiğinden her şey yarı yarıya indirimdeydi. 

Satıcılar seti 100 TL dediler. Eşimde üç aşağı beş yukarı derken 90 TL'ye aldık. :) Bu güzellik de evimizde yerini aldı. Hayatta bir nesneye böyle bağlanmamak lazım lakin yine de baktıkça mutlu oluyorum vesselam. :)

Bunların dışında aldıklarımız da var tabi.. İş yerinde arkadaşımın doğum günü olduğundan kendisine bir kupa almıştım. Bolca buz dolabı süsü taşıdık. Annemlere 2 adet küçük peri bacası biblosu aldım. Bu biblolar iki adedi 1 TL şeklinde satılıyor. :)

Mustafapaşa Köyü'nde Marika'nın hikayesini anlatan Cavit Amca'nın dükkanından gördüğüm anda bayıldığım balon desenli masa örtüsünü aldım. :)

Siz siz olun pazarlığınızı yapın. Yüksek fiyat verdikleri nesnelerde mutlaka fiyatları aşağı çekiyorlar. Onun dışında da her yerde hemen hemen aynı şeyler olduğundan fiyatları iyice öğrenmeden almayın. :)

Neler oluyor hayatımda?


  • İçimdeki yazma aşkı nerelere gitti bilmiyorum... Bu sıralar hep bir koşturmaca, telaş içinde olduğumdan belki de yazamıyorumdur.
  • Gelelim hayatımdaki karmaşaya...
  • Öncelikle bunalmaktan helak olduğum bir dönemde, habersizce çıkıp gelen destursuz misafirler de canıma tak etmişken "diren kızım" dedim kendime, tatil ufukta...
  • Nitekim sonunda önceden alıp, plan programını yaptığımız üç günlük "hayata mola" tatilimize de sıra geldi.
  • Üç gün boyunca dere, tepe, dağ, taş demeden gezdik. Ayaklarımıza ağrılar girene kadar gezdik. Öyle ki akşam sekizde otele geldiğimizde tek kelam etmeden sızıp kalıyorduk... :)
  • Tatil bitip de geri dönünce yeniden mutsuzluk kozama geri döndüm. Bizi bu şehir mutsuz ediyor, demedi demeyin... Ah oralar öyle güzeldi ki; geri dönmek gelmedi içimizden, oralardan ev alsak fırsat buldukça kaçsak dedik...
  • Nitekim burada hali hazırda bir ev aldığımızdan, oradan alamadık. :( Buradan aldığımız evde de umduğumuzu bulamadık...
  • Ev git gide küçülmekle beraber, oradan buradan çıkan kolanlarla hevesimi kursağımda bırakmışken, bir de üzerine tuvaleti kapı ağzına üstelik kıbleye bakar şekilde koymaları canıma yetti. Ustayı ben getireyim, yerini biz değiştirtelim dememe rağmen adamlar bu işe yanaşmadı. Eh bende kıbleye dönerekten hacet gideremeyeceğimize kanaat getirip bize başka ev gösterin dedim.
  • Ellerinde mevcutta bitmiş olan bir evi alıp, adamlardan da kurtulalım gitsin dedik. Ama tabi ellerindeki evler bizim aldığımızdan biraz daha pahalıydı. :(
  • Onlar da bu işin kurdu üstelik, bankadan şu kadardan fazla kredi çekemezsiniz dediler. Onların dediği miktara konut kredisi olarak başvurduk. O krediyi alabileceğimize dair bilgi gelince, işlemler devam ederken arada kalan tutar için de ihtiyaç kredisine başvurduk.
  • Şimdi ihtiyaç kredisi onaylanacak mı diye bekliyoruz... Günlerdir süren bu banka bekleyişleri beni de eşimi de gerim gerim gerdi. Midemde ağrılar çöreklendi...
  • Rabbim hayırlısıyla yol göstersin diyorum ve sizlere veda ediyorum. Bu konulara gelince yine bütün enerjim çekildi... :(
  • Applesodaa, sevgiler.
15 Kasım 2016

Bu bir gezi yazısıdır: Kapadokya!

Göreme Açık Hava Müzesi
  • Bu cumartesi sabahın köründe Kayseri uçağına binmemize müteakip seyahatimiz başladı sevgili Casperlar. Arkadaşımızın ailesini de ziyaret edeceğimizden yolculuğumuzun başlangıç ve bitiş güzergahı Kayseri oldu.
  • Develi'ye geçip kahvaltı ziyaretimizi yaptıktan sonra, yolculuk için bir araba alarak Ürgüp'e doğru yola çıktık. Kapadokya'yı gezmek için olmazsa olmazlarınız bir araba, bir müze kart ve bir harita olacaktır aklınızda bulunsun derim.
  • Ürgüp Tepe'yi ziyaret ederek manzaraya hayran olduktan sonra rotamızı Zelve'ye çevirdik. Zelve'den sonra Çavuşin Kilisesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Nazar Ağacı ve Uçhisar'a rotamızı çevirdik.
  • Çavuşin'de kiliseden ziyade seramik mağazası beni benden aldı. Bir 90 TL bırakıp, öylece çıktık oradan...
  • Göreme Açık Hava Müzesi'nde biz üç saat kadar kaldık. Ancak bir bütün gün kalınsa sindire sindire ancak gezilir sanıyorum. Müze'ye giriş ücreti 40 TL, içeride istediğiniz kadar kalabilirsiniz. 
  • Nazar Ağacı; müzeden çıkışta yol üstünde sağda kalıyor. Nazar Ağacı ve Testili Ağaç'da fotoğraf çekilmek ücretsiz, nazar boncuğu asmak isterseniz 1 TL. Biz Nazar Ağacı'nda hatıra fotoğrafımızı çekildikten ve nazar boncuklarımızı da astıktan sonra yolumuza devam ettik. 
  • Uçhisar Kalesi'nin muazzam güzelliğine ancak yerden bakabildik. Ziyaret saati kapandığı için yukarı çıkamadık. Ekibimizdeki arkadaşlardan birinin yükseklik korkusu olması nedeniyle belki de çıkamazdık, ama siz giderseniz mutlaka çıkın, bana da resim atın... Uçhisar Kalesi'ne çıkış ücreti 7 TL.
  • İlk günü böylece tamamladık. Bir öğleden sonrası için iyi gezmişiz diye düşünüyorum. :)
Çavuşin Kilisesi
  • İkinci gün rotamızda Aynalı Kilise, Ortahisar Kalesi, Üçgüzeller, Avanos Sallanan Köprü, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri ve Ihlara Vadisi vardı.
  • Kapadokya'da hiç gezmediğimiz kadar kilise gezdik. Eski yerleşimlerin çoğunu Rumlar oluşturduğundan her yer kiliseydi diyebilirim. Bir süre sonra bütün kiliselerin birbirine benzemeye başladığını düşünmeye başladım. Aynalı Kilise'de de farklı bir durum yoktu. Yukarı çıkmak için 5 TL ödemek gerekiyordu. Biz sadece ücretsiz kısımlarını gezdik.
  • Ortahisar Kalesi, Uçhisar kadar yüksek olmasa da görülmesi gereken yerlerden, giriş ücreti 2 TL. Henüz kalenin tamamı açılmamış, biz yarı kısma kadar çıkabildik. Üst kısımlar önümüzdeki sezon gezmek üzere açılacakmış. 
  • Üçgüzeller meşhur Kapadokya'nın yan yana duran üç peri bacası.. Ben manzaraya bakmakla yetindim. Bileğim burkulduğu için aşağıya kadar inmedim. 
  • Üçgüzeller ile vedalaştıktan sonra Avanos istikametine döndük. Avanos'da nehrin üzerinde ahşap bir köprü var ve köprü gerçekten de sallanıyor. Üzerindeki insan yoğunluğu arttıkça köprünün salınımı da o oranda artıyor. Sallanan Köprü'ye çıkıp ördekleri izleyebilir veya besleyebilirsiniz.
  • Yer üstünde gezmek bu kadar yeter dedik ve yeraltı şehirlerine gitmeye karar verdik. Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı şehirlerini gezik. Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı'ya göre daha derli topluydu. Ancak inmek için 204 geriye çıkmak içinde bir 204 basamak daha çıkacağınızı söylemem gerek. Yeraltı şehirlerine giriş ücretleri 25'er TL.
  • Yer altını da fethettikten sonra yönümüzü Ihlara'ya çevirdik. Ihlara Vadisi, Derinkuyu'ya 40 dk. mesafedeydi. Vadiye giriş ücreti 20 TL, güzeller güzeli manzaraya ulaşmak için ineceğiniz merdiven sayısı 350. Ihlara Vadisi 14 km boyunca uzanıyor. Vadi içerisinde bolca kilise mevcut, eskiden konumu nedeniyle rahipler gelip yerleştiğinden, en sonunda Ihlara bir din merkezine dönüşmüş. Kiliselerin çeşitliliği de bundan mütevellit. Biz sadece Ağaçaltı Kilisesi'ni gezdik. Vardığımız saat nedeniyle kiliseler çoktan kapatılmıştı. Vadi boyunca yürüyüş yaptık, ve vadi içerisinde yer alan suyun üzerine kurulmuş küçük çay bahçesinde mola verip bir yorgunluk çayı içtik. Sonrasında otele dönüp yorgunluktan bayıldık diyebilirim. :)
Göreme Açık Hava Müzesi
  • Üçüncü gün geri aynı zamanda geri dönüş yapacağımız gündü. Rotamızda Asmalı Konak, Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi ve Marika'nın Hikayesi vardı.
  • Asmalı Konak'ın etrafından iki kez geçmemize rağmen ancak üçüncü gün sabahı içine girip gezebildik. Giriş ücreti 2 TL, içerisinde Bahar ile Seymen'in odası, mutfak ve avluyu gezebilir; takı mağazasından alışveriş yapabilirsiniz. (Takıların dehşet ötesi pahalı olduğunu belirtmem gerek, biz sadece bakarak çıktık.)
  • Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi; eski adıyla Sinassos yeni adıyla Mustafapaşa Köyü'nde yer almaktadır. Kiliseyi bulmak için epey bir çaba sarf ettik ancak tavsiye üzerine gittiğimizden bulmak için kararlıydık. :) Müzeye giriş ücreti 12 TL, içerisinde Sibel Radiye Gül'ün yapmış olduğu kitre bebek kompozisyonları yer alıyor. Keloğlan ile Cankız'dan Osmanlı Padişahlarına, Nasreddin Hoca'dan, Hanım Sultanlara kadar geniş bir çeşitlilik yer almakta, müzede ayrıca konaklama yapabileceğiniz odalar da mevcut. Biz müzeyi gezerken gerçekten çok keyif aldık, iyi ki görmeden gitmemişiz dedik.
  • Mustafapaşa Köyü'nde Aşk ve Mavi dizisinin çekimlerine de denk geldik. Çekimleri pas geçip asıl dinlemeye geldiğimiz hikaye için Cavit Amca'yı bulmak üzere köyün girişine doğru yürüdük. Cavit Amca'dan Marika'nın Hikayesini dinledik ve yola revan olup dönüşe geçtik.
Kapı üzerinde yer alan söz Marika'nın el yazması. "Sabır büyük bir ilaçtır, kullanmasını bilene" yazıyor. Marika bu yazıyı 1914 yılında yazmış.
  • Üç günde dolu dolu bir tatil yaptık. Kapadokya'ya aşık olduk, oralardan ev alma hayalleri kurduk. Yine gitmek üzere içimize niyet tohumları ektik. Belki bir on sefer daha da gitsek gezmekle bitiremeyiz görülecek yerleri.. "Taşı toprağı altın memleket bizimkisi..." sözünün doğruluğuna bir kere daha kanaat getirdik.
  • Göreme Açık Hava Müzesi, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Derinkuyu Yeraltı Şehri'nde müze kart geçiyor. Kapadokya Sanat Tarihi Müzesi özel bir müze olduğundan müze kart geçmiyor. Zelve ve Sallanan Köprü ücret ödemeden gezebileceğiniz noktalar.
  • Sevgiyle gezgin Applesodaa..
Not: Bütün resimler telefonumda olmadığından resimlerde çeşitlilik mevcut olamadı maalesef. :(
7 Kasım 2016

Pazartesileri de sevebilirim...

   Yine bir hafta sonu faciasının ardından pazartesinin kutsallığı ile aşk yaşıyorum sevgili Casperlarım...

   Nasıl bir faciaydı diye sorarsanız eğer canlarım (ki sormasanız da anlatacağım) anlatılmaz yaşanır tarzında feci ötesi kötü bir olaydı vuku bulan... (Allah yaşatmasın sizlere.)

   Bu hafta sonu bize çok yakın bir lokasyonda eşimin akrabalarından birinin düğünü olacaktı. Buna müteakip bize yatılı gelecek bir çift misafirimiz vardı. (Misafirimizin aile içindeki statüsünü bildirmek istemiyorum, aile büyüklerinden diyelim sadece.) Ben de evde oturmuş hazırlıklar ile meşguldüm ki, aklıma geldi arayayım bakayım kaç gibi gelirlermiş dedim.

   Feci haberin bir kısmını da böylece aldım. Biz şimdi bilmemkim-deyiz, burada şuşular da var onları da alıp akşama geleceğiz dedi. (Bilmemkim ve şuşular hikayenin devamında yer alacağından kod ad olarak kullanılmıştır.)

   Ben tabi telefonu kapattım sakince lakin sonrasında bir dumur üstüne de binbir sinir hali... O sinirle eşimi aradım ve sakince sordum akşama gelecek olan misafirler şuşuları da alıp geleceklermiş haberin var mı diye. O da şok içinde "Yoo" diyebildi.

   Ben sinirden köpürerek ve tabii söylenerek hazırlıkları tamamladım. Bizim usul, adap bilmeyen misafirlerimiz de başka misafirleri de alarak geldiler. -Burada beni en çok kızdıran noktayı netleştirmek istiyorum: Yahu sen misafirsin zaten, bana sormadan nasıl başka misafiri getirirsin. Tabii ki sorsa hayır demezdim lakin kimse de sormadı. Komik tarafı ben aramasam beni kimsenin de aramaya niyetinin olması..- Ay gene sinirlendim!

   Neyse bana sormaya lüzum olmadığından zaten geldiler. Bende yedirdim, doyurdum. Tam oturdum ki; "Bilmemkimler de gelmek istediler ama yer olmaz diye gelmediler (lütfetmişler), onlar da kahvaltıya gelecekler."
   
   İçimden geçenler;

  • Höööö!
  • Oha!
  • Bu hafta sonunu bir atlatayım da ben yapacağımı biliyorum.
  • (Ve tabii kocam için) Bittin sen!
   Dışımdan; Buyursunlar...

   Bilmemkimler de kahvaltıya geldiler efendim, tam olduk...

   Bütün olaylardan sonra:
  • En kızdığım nokta, kimsenin bana danışmaması idi. Yahu ben ev sahibiyim, ev sahibi!!
  • Eşime de içimde kalmasın diye bütün sinirimi boşalttım. Yapacak birşey yok bana giren bunca sinir bir yerden çıkacaktı artık.
  • Bütün hafta sonu yüzümde sinirden stresten sivilceler fink attılar.
  • Ben şimdi bana yapılanların aynılarını karşı tarafa yapmak için uygun organizasyonu bekliyorum.
  • Çok pis kin tutarım.
  • Bir de bana bir daha yatıya gelme olayını rüyalarında görecekler. Önümüzdeki bir milyon yıl boyunca müsait olmayacağım.
  • Allahım sabır ver.
  • Yazarak bile rahatlayamadım.
   Applesodaa bir sinirle bildirdi.


 
31 Ekim 2016

Kasvetli pazartesi...


  • Selamlar Casperler... 
  • Yine uzun bir ara vermiştim ki, birden kalktım geri geldim. Zaten yıllardır yazarım, uzun uzun verdiğim aralarımla meşhurum kendi çapımda sanıyorum.
  • Camdan bakınca dışarıda ısıtmasada sıcak bir aydınlık yayan güneşin varlığını görebiliyorum. Oysa ki içimde kış mevsimi rüzgarları uğulduyor.
  • Sanırım depresyona girdim. Ara ara girip çıkıyor da olabilirim. Benim bu hallerimden eşime fenalıklar geldi onu da belirteyim.
  • Yeni bir iş, yeni bir mutluluk getirmiyormuş. Tecrübeyle sabit. Bünyemin işe alışamaması, işe gidip gelmek istemeyişlerim vs. derken bende bir sinir hali, bir halsizlik, bir yorgunluk. 
  • Geçen perşembe sırf bu isteksiz hallerimden hasta oldum sanıyorum. :(
  • Ne olacak benim halim, şu anda bilmiyorum. İçimde hep "Yine mi mutsuzuz, yine mi kasvet..." sözü dolanıyor. ("Yine mi güzeliz, yine mi çiçek." sözünü kendi ruh halime uyarladım.)
  • Ah bir de kıyafet sorunsalım var ki sormayın. Eski iş yerimde hep fazla "casual" bir tarzda giyindiğimden sanırım, buranın resmi hallerinden bana afakanlar basıyor. Gerçi burada da aslında resmi giyinme zorunluluğu var diye bir bilgi yok. Lakin işte herkes resmi giyinip de ben öyle salaş salaş takılınca çirkin ördek yavrusu gibi göze batıyorum.
  • Ay ama ne yapayım yani; sabah uykusu mu, yoksa biraz erken kalkıp giyinip kuşanmak mı deseler bana her seferinde sabah uykusunu seçerim net.
  • Neyse bu giysi işi elbet bir sona ulaşacak, ya benim tarzıma şirket uyacak, yahut ben asimile olacağım. (Allah muhafaza..)
  • Neyse geçelim buraları... Son zamanlarda kendimi paspas örmeye verdim. İlk deneme olarak kendime ördüğüm paspas biraz yamuk olmakla beraber şu an banyo zeminininde yatıyor. :) İkincisi hediye olacak. Örmeye devam...
  • Bu arada ilk kez bu yıl izlediğim filmler ve özellikle okuduğum kitaplar için yazılar hazırladım. Yıl sonuna kadar güncelleyeceğim ve yıl sonunda emrinizdeyiz efendim. :)
  • Sanırım yazarak biraz depresyonumu azalttım. Şimdi gideyim de bir kahve içeyim. Öğlene kadar boşum nasıl olsa. :) Kurumsal çalışma takvimi  böyle geniş oluyormuş...
  • Hepinize sevgiler Casperlar. Applesodaa depresyonik ofisinden bildirdi.
3 Ekim 2016

Cadılar meclisi, kasıntılar ve diğerleri...

Hellö world.

İş değiştirdiğim malumunuz zat-ı şahanelerim, şimdi yeni iş yerimdeki mütevazi insan profillerini inceleyeceğiz. (Yazar burada "mütevazi" kelimesi ile kinaye sanatına başvurmaktadır.)

Bu iş yerine geldikten sonra "İnsan Kaynakları" departmanının toptan gereksiz olduğuna karar verdim muhteremler.

Cadılar meclisi buradaki İnsan Kaynakları departmanının kod adı bundan sonra. :)

Ben buraya geçene kadar, geçiş sürecini bana dar eden İK ekibi, buraya geldikten sonra da bir gün beni adam yerine koydu diyemem. Suratlar beş karış, tatlım biz adam seçeriz modunda pis bakışlar, zeka yetmezliğinin vermiş olduğu özgüven ve küçük küçük dağları ben yaratttım tavrının verdiği had bilmezlik... İyilik namına hiç bir şeye sahip olmamakla beraber, topu kişilik yoksunu aynı zamanda...

Allah ıslah etsin diyor ve diğer maddeye geçiyoruz. İnsan kaynakları dışında bir çok insan profili mevcut olsa da ben İnsan Kaynaklarına gösterdiğim önemi diğerlerine gösteremeyeceğim. Hepsine toptan kasıntılar dedim gitti. İsmiyle müsemma bir grup olmakla beraber, kendilerini anlayamadığım da kayıtlara geçilsin. Şöyle uzaktan bakınarak kendilerinden uzak durmakla yetiniyorum.

Gelelim bana... Öyle sudan çıkmış balık misali, başımı bir o yana bir bu yana döndürüp duruyorum. Herkesi incelenecek bir psikolojik vaka olarak değerlendirdiğim de doğrudur. :) Allahım ben buraya nasıl düştüm diye düşünerek günlerimi nihayete erdirip, her sabah ay hayır gene mi iş diye söylenerek kendimi yataktan kazıyorum.

Bende durumlar böyle.. Sizde neler var neler yok?

NOT: Bloguma Polonyalılar dadanmış... Korkmalı mıyım? :S
8 Eylül 2016

Derdim çoktur hangisine yanayım??


  • Aslında bugün çok da dertli değilim sevgili Casperlar. Bu yazıyı dün yazsaydım derdin biri bin paraydı o ayrı...
  • Ev aldığımızı, evin sadece temelinin olduğunu, sonunda nasıl bir evimiz olacağını bilmediğimi burada sizlere daha önce belirtmiştim.
  • Zamanın hiç yerinde durmayışının da etkisiyle, ev gitgide görünür hale gelmeye başlamıştı. En son baktığımızda tuğlalar da gelmişti artık yavaş yavaş evimiz şekil alacaktı...
  • Benim nev-i şahsına münhasır kocam da dün sabah nöbet dönüşü eve bir bakayım deyince olanlar oldu. Aradı beni ve "Ev olmamış, burası çok küçük, bizim hiçbir eşyamız sığmaz." dedi. 
  • Ben yandım, tutuştum ve de bittim. Akşamı zor edip, bir endişe içerisinde koşarak gittim ve ne göreyim. Ev olmuş, iyi de olmuş. Bayağı da olmuş yani.
  • Anladım ki benim kocamda göz bozukluğu falan var. :)
  • Ev tabi ki küçük ( büyük ev mi kaldı artık) olmakla beraber, kullanışlı da. Tabii birtakım çözümler üretmemiz gerekmedi değil. Küçük tuvalet olarak planlanan alanı biz ardiye olarak yeniden yaptırmaya karar verdik ama o kadar kusur kadı kızında da olur canım...
  • Şimdi evin iç kısmına yavaş yavaş geçileceğinden yeni yeni dertlere gark oldum canlarım. Fayans, banyo dolabı, gömme dolap, ankastre fırın vs. arayışlarına kendimi verdim.
  • Resimde gördükleriniz de inşallah Rabbim nasip ederse benim mutfak fayanslarım olacaklar. :)
  • Eskiden tüm paramı giyim kuşama yatırırdım. Evlenirken kendimi ev eşyalarına verdim. Evlendikten sonra tabak çanak sevdasına düştüm. Şimdi de fayans, kale-bodur, dolap vs...
  • Hayatımda tecrübe etmediğim alış veriş kalmadı. :)
  • Demek ki neymiş "Her yeni gün yeni bir deneyimmiş." :) (Tırnak işareti içerisinde olan kısmı şarkı gibi uzata uzata söyleyiniz.)
  • Kocaman sevgiler gönderir. Banyo dolapları ile aşk yaşamaya giderim.
  • Applesoda günün son haberlerini sundu.
  • Saygılar.
1 Eylül 2016

The moment...


  • Yeni bir iş, alışma süreci, Gamze'nin çeyiz telaşları derken günler birbirini hızla kovalamış... Bunu ancak maaşımı alınca fark edebildim. :)
  • Ay başı sen ne güzel şeysin...
  • Bugün annemin doğum günü sayın seyirciler ve kız kardeşim mesaj atana kadar ben durumdan bayağı bir bihaberdim.
  • Kız kardeşler bu günler içindir.
  • Anneme en acilinden bir hediye almam, akşam annemlere gitmem lazım...
  • Çok yorgunum sayın okur. Dün misafirliğe gitmemize müteakip, eve dönüşümüz gecikti. O gecikince uyku saatimde haliyle gecikti. Şimdi ofislerde uykusuzum...
  • Akşam misafirlikte dikkat ettim. Sohbet, muhabbet hoş da o arada insanlar ara ara telefonu eline alıp şöyle bir bakınıyor... Haliyle sohbet duruyor. Hayat duruyor. Başkalarının hayatlarında neler olmuş onları bir kontrol etmemiz lazım neticede...
  • Su uyuyor, sosyal medya uyumuyor.
  • O zaman bugün biraz anı yaşayalım ha! :)
  • Hepinize sevgiler.
  • Applesodaa.
23 Ağustos 2016

Hayatta her şey olabilirsiniz!

Hayatın her anının sürprizlerle dolu olduğu bir gerçek...
Bilemediğimiz şey ise sürpriz elmanın bizim başımıza düşüp düşmeyeceği...

Hiç hissettiniz mi; bilmediğiniz, hiç ilginiz alakanız olmayan bir konuda ufacık bir bilgi edindiniz. 
O anda bunun nerede lazım olacağı aklınıza hayalinize bile gelmedi. 
Aradan bir kaç gün geçince o konuda edindiğiniz bilgi birden sizin kurtarıcınız oldu.
Anlatabildim değil mi? Sizin de başınıza geldi.

Bu durum benim sıklıkla başıma gelir ve ne zaman yeniden böyle bir durumla karşılaşsam içimden
bir gülümser ve kendime hayali bir "çak" işareti yaparım.

Evet belki de biraz manyağım.. :)

Peki bu sürprizlerin konumuzla ne alakası var?
Sürprizli bir iş değişikliği yaptım. İçimde mutluluk kelebekleri uçuşuyor ve evet kendimle
gurur duyduğum için sürekli gizli bir sırıtma halindeyim...

Nereden başlasam bilemiyorum. O zaman en başından başlayalım mı??

Birazcık sıkılmaya hazır mısınız?

Öğrenim hayatım boyunca hep çok başarılıydım, lakin bir o kadar da umursamaz...
Çevremdeki insanların benden çok şey beklediğini biliyordum.
Ama sanırım benim kendimden o kadar beklentim yoktu.

Belki de ortaokuldaki o matematik öğretmeni yüzündendir hepsi...
Bilemiyorum. Bildiğim şey ise, bir şey olmak için uğraşmadığım. O zamanların meşhur sınavları
ile bir Anadolu Lisesi kazandım, ancak okulun yurt problemleri nedeni ile gidemedim.

Kız Meslek Lisesi'nin kapısından bir sinir harbi sonucu geçtiğim doğrudur.
Sonrasında ise tüm notu yüksek öğrencilerin yaptığını yaptım ve "Bilgisayar Programcılığı"
bölümünü seçtim.

Lisede zamanın ÖSS sınavlarına gram kafa yormadığım için iki yıllık geçiş hakkımı
kullandım ve bir Meslek Yüksek Okulu'na geçiş yaptım.

Orada da çok başarılı olsam da motivasyonum hep sıfır, sıfır, sıfırdı.
Okul birinciliğini alttan dersim olduğumdan başkasına kaptırdığımda bile içimde bir sızlama olmadı.

Yoksa ben hissiz miydim?
Sanıyorum hissiz değil ilgisizdim.

Eğitim hayatımı kendi ellerim ile nasıl mahvettiğimi yeterince okuduysanız; kariyer hayatımı
dişimle, tırnağımla nasıl var ettiğime gelelim.

Eğitim hayatının içime ekemediği tohum olan "birşeyler olma hissiyatı" 
iş hayatına başladığımda içimde filizlendi.

İlk iş deneyimim bir çağrı merkezi işiydi. Sıfırdan başlamışım ha. :)
4 aylık gecesi, gündüzü belli olmayan bi maratonun ardından çağrı merkezi bana hayatımın
aşkını kazandırsa da, "evet ben bu olmalıyım hissini" kazandıramadı.

Bir arkadaşımın çalıştığı yazılım şirketine geçiş yaparak, şansımı eğitimini aldığım
alanda denemeye karar verdim. Düşünsenize "6 yıl" boyunca ilmek ilmek her bir bilgiyi kafanıza
kazıdığınız bilişim alanının size uygun olmadığını bir kaç aylık bir çalışma hayatının
sonunda şıp diye anlıyorsunuz.
Ah ne gam!!!
Altı yıl boyunca bunu nasıl anlamadığımı, hala daha anlayamadım.
(Eğitim sistemimizin eksiklikleri bunun nedeni de olabilir. Bir araştırılsın bence...)

Bilişim sektörü tarafından yenilgiye uğratıldığımı kemiklerimde bile hissetmişken,
bir anda beni satış departmanına geçirdiler.
Çenem sağolsun.

İyi hoştu da; hiç saha tecrübesi olmayan gencecik 21 yaşında bir kız için elinde laptop
sahalara sürülmek kızın gözünü korkuttu işte. Aslında bu işte iyi olduğunu biraz daha iş hayatında
piştikten sonra deneyimleyecekti...

Bilişim sektöründen temelli kopuşumun şerefine, "Şeytan Marka Giyer" filmine özenip asistan
olacağım dedim. (Tüm o eğitimi kaldır at, lazım değil zaten...) Asistan oldum da 
lakin "şeytan"a denk geleceğimi hiç tahmin etmemiştim. 
Öyle şeyler filmlerde olmaz mıydı canım..? Gerçek hayatta da olabiliyormuş.
Tecrübeyle sabit.

Hayatta her an, her kişi ve verdiğiniz her karar size birşeyler öğretir. 
Şeytan da bana iş hayatını öğretti. Kurtları, kuzuları öğretti. Kurtlar nasıl düşünür, 
kuzular nasıl yem olur hepsini bir bir beynime kazıdı. Hayatı bana zindan etse de 13 yıllık 
eğitim hayatımın toplamında öğrenemediğim en gerekli şeyleri öğrenmiş olarak 
şeytanın kapısından ayrıldım.

Sonrasında kendimi yeni bir şirketin kapısında buldum.
İşi öğrendim, kendimi geliştirdim. İşimi iyi yaptım. İşe kendimi verdim, kendimden
birşeyler kattım. Şirket de bana hakettiğim değerin sadece bir kısmını gösterdi.
Yine de şartlarım iyiydi ve bende mutluydum.
Daha iyi bir fırsatın kapımı çalacağını bilmiyordum elbet.

Benim çalıştığım yer ünlü bir yabancı markanın bayisiydi. Markanın kendisi bana iş teklifi ile geldi. 
Şartlarda anlaşınca bende kendi açımdan yılın transferini gerçekleştirdim.

Şimdi çok daha iyi bir yerdeyim.

Eğitim hayatımın içine etmiş olsam da... (Evde denemeyiniz.)
Kariyer hayatımı bir yerlere getirmeyi başardım.
6 yıl eğitimini aldığım işi bir kenara kapı süsü yapıp, bambaşka bir alana geçiş yaptım.
2 yıllık bir okuldan mezun olmama rağmen kendime en sonunda
bir "ünvan" kazandırabildim.
Çalışma şartlarımı eğitimime rağmen çok daha iyi yerlere getirebildim.

Öyleyse bana bir bravo!
Buraya kadar okuduysanız size de bir bravo!! :)

Bu eğitimle erişemeyeceğim bir seviyeye; çalışarak, işi öğrenerek, pişerek,
kendimi geliştirerek gelmeyi başardım. Şimdi artık bir üst lige çıkmış gibi hissediyorum.
Buradan daha yüksek bir noktaya gelebileceğimi sanmıyorum
ve açıkçası gözüm çok da yükseklerde değil.

Kurumsal hayatıma beş ila yedi yıl arasında bir süre biçiyorum.
Bu süre sonunda evin borcu bitmiş olacağından bende kendim için bir değişikliğe gideceğim.
MSA'da alınacak ultra pahalı bir mutfak eğitimi düşlüyorum.
Restoran açmam sanırım. Hatta şef olarak bile çalışmam. Bakarsınız çocukluk hayalim
olan bir "cafe"m olur en sonunda...

Yıllar sonra size burada bu hayalimi de gerçekleştirdiğimi yazabilmeyi umuyorum.

Sizi sevgiyle kucaklıyorum.

İnanmak başarmanın yarısıysa; çok çalışmak da kesinlikle öbür yarısıdır bence.

Sevgiyle Applesodaa

Kurtlara söyleyin, eve döndüm!!!

   Bir müddettir buralarda olmayışımı belki de farketmişsinizdir... Ne bileyim, belki de beni özlemişsinizdir... Zira özleseniz de özlemeseniz de ben eve döndüm. :)

   Neden uzak kaldığımı detaylarıyla anlatacağım. Buralarda olun!

   Not: Başlığı belki de Carol Rifka Brunt'ın "Kurtlara Söyle Eve Döndüm" kitabından çalmışımdır. Ve ihtimal dahilinde olabilir ki; kitabı sırf adı nedeniyle çokça okumak isteyip, hala da alamamışımdır.

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.