13 Haziran 2022

"Özgüven, üzerinde taşıyabileceğin her şeyden daha çekicidir."

demiş Sophia Christina Amoruso "Patronkız" isimli kitabında.

Kendisi eBay'de açtığı Nasty Gal isimli hesabında ikinci el dükkanlardan alıp üzerinde
düzeltmeler yaptığı kıyafetleri yeniden satıyordu.

Nasty Gal ismini markalaştıran Amoruso'nun şirketi 2016 yılında Bohoo Grup'a 20 milyon dolara
satıldı. Ayrıca bu kitap Girlboss ismiyle Netflix tarafından Türkiye'de yayına sunulan
ilk orjinal içerik grubunda dizi olarak yer alıyordu.

Kendisi eğer iş kurmak istiyorsanız ilham almak için doğru bir kişi denilebilir.
Marka olma yolunda azmetmeden önce kendisinin pek de imrenilecek bir hayatı yoktu.
Ama bazen çok doğru anda küçücük birşey yapmak insanın hayatını değiştirebiliyor.

Sevgiler.

Not: Pazartesileri alıntı günü ilan ettim. Ne dersiniz, nasıl gidiyor?
11 Haziran 2022

Koleksiyoncu muyum, neyim?

 
Birşeyi sevince b*kunu çıkaran birilerini tanıyor musunuz hiç? Eğer tanımıyorsanız beni tanıdıklarınız arasında o kategoriye koyabilirsiniz. Abartmakta üzerime insan tanımam çünkü...

Herşey tam olarak şöyle gelişti. - Otuz bin milyon bardak almamın, kaldı ki ihtiyaç bile değilken, nedenini şimdi sıvamadan açıklamaya çalışacağım. - Ben bir arkadaşıma hediye alacaktım. Bu sıralar da her yerler tatilde malum. Seramikçiler de sırra kadem bastı, çoğunda sadece bir iki ürün var. 

İçime sinen birşeyler bulmak için geziniyordum ki bir süredir takipte olduğum bir hesaba denk geldim ve oradan iki bardak aldım. Hangisini daha çok beğenirsem onu hediye ederim diye düşündüm, ilk kez almak her daim risktir.

Tam o işi halletmiştim ki daimi müşterisi olduğum Griseramik tasarım pazarı duyurusu yaptı. Aslında tasarım pazarı nisan ayında olacaktı ama firmanın iş yoğunluğu nedeniyle yapılamamıştı. Bende herhalde bu sene olmayacak diye aklımdan silmişim. Tam da silememişim demek ki çünkü duyuru cuma geldi. Cumartesi sabah dükkandaydım. :)

Tasarım pazarında üzerinde ufak defosu olan ürünler satışa çıkıyor. Normal fiyatının hemde yarısına ya da yarısından daha az bir fiyata; gerçi burada defo dedikleri de şöyle birşey mesela boya yapılırken fırça kaymış boya yayılmış; bakınız love yazan fincanın içindeki kalp. Kedili olan tek bir tane kaldığı için, Girl Power ve Tea olanlar uzun süredir satışta olmalarına rağmen rağbet görmedikleri için, Home Sweet Home da üzerindeki gri rengi fırın sıcaklığı nedeniyle tam istenilen tona ulaşamadığı için tasarım pazarına konulmuşlar ve tabii ki hepsi benim oldu.

Beş tane ile günü kapattım sandıysanız beni hiç tanımamışsınız demektir. :) Yukarıdaki Home Sweet Home'dan fotoğrafta yok ama iki adet almıştım, birisini arkadaşıma hediye edeceğim.

Buradaki iki adet olan turunculardan bende zaten vardı, birini kuzenime, diğerini de sevgili eltime hediye aldım. Benim gibi eltiniz olsa dediniz dimi, hey gidi, mükemmel miyim ne? Ay valla bugün ciddi kalamıyorum. Birde kendimi abartarak övmekten hoşlanırım aralarda.

Yoncalı fincan deneme ürünü olarak yapılmış, o nedenle hiç satışa çıkmamış. Mavi uzun olan fincan normalde altın dekorlu satılıyor ama bu fincanda seramik ufak pürüzülenmiş bir noktada o yüzden hiç süslenip satışa sunulmamış. Bu hali bile çok tatlı değil mi ama? Turkish Coffee'nin bende başka rengi vardı, bu rengine de karşı koyacak iradem yoktu açıkçası.

Öyle işte aldıkça aldım arkadaşlar. Baktım kılık - kıyafet, kozmetik, ayakkabı vs. herşey o kadar pahalı ki, bu ay ihtiyaçları bile bir kenara koydum ve kendime ayırdığım bütçeyi kitap ve bardak için kullandım. Bakayım hiç de üzgün değilim, benden kıymetli ne var şu hayatta? Arada bir kendimize bir güzellik yapalım diyorum ben? Siz ne dersiniz?

Çaya kahveye gelmek isteyen olursa beklerim, bedava çocuk sevme hizmetimiz de var. :)

Sevgiler.

Not: İlk hediye olarak başka bir yerden aldığım fincanlar burada yok, onları çekmeyi unutmuşum. Hay Allah.

9 Haziran 2022

2022'de dördüncü tur kitap alışverişleri...

Mayıs ayı okuma raporunda Palto'dan bahsetmiştim hatırlarsanız. İşte herşey bu kitabı almamla başladı. Can Yayınları'nın İnce Klasikler diye bir serisi olduğunu böylece öğrendim. Bakayım başka neler varmış dememle beraber (seride 60 kitap var şu anda ) bir baktım ki Amazondayım...

Efenim İnce Klasikler serisi'nin beni ilk cezbeden yanı yazar çeşitliliği oldu. Bir kısmı hiç bilmediğim, bir kısmı ise bildiğim ama hiç okumadığım yazarlardan olduğundan, bu ince kitaplar yeni yazarlarla tanışmak için güzel olur diye düşündüm.

Düşünmekle de kalmadım şu yukarıdakileri aldım. Bunları da seversem, seriyi tamamlarım beni kimse tutamaz. :)

Bu Türk Edebiyatı Klasikleri serisinden yaptığım okumalardan çok keyif aldığım için bu seriden de üç kitap ekledim. Muallim Naci tamamen o an önüme çıktığı için sepete düştü. Şinasi'nin Şair Evlenmesi'ne Edebiyat derslerinde sıklıkla yer verilirdi ama içerik değil de bir şeyin öncüsü olduğundan bahsedilirdi. O konu neydi anımsamıyor olsam da kitabın ismi aklımdaydı ki alayım dedim. Hüseyin Rahmi de yeni takıntım malumunuz bu da bizim eve gelmeye böylece hak kazandı. 

İthaki'nin Japon Klasikleri dizisi ilk çıktığında kapakları ile beni canevimden vurmuştu zaten... Amazon'da da nispeten indirimde olunca bu üçü benim oldu. Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın; Kağıttan Dünyam İlkay'ın geçenlerde bahsettiği Nazlı Kar isimli kitabın yazarından, o sebepten yazara giriş için iyi olur diye düşündüm. Diğerlerini alışım da anlık gelişti.


Amazon beni benden iyi tanıyor arkadaşlar. Bir ara Haydar Ergülen kitabı okusam diye bakmıştım nette gezerken, baktı ki önüme çıkanı alıyorum hemen "Yayan Yapıldak"ı çıkardı önüme. O sırada İnce Tren'i de ben seçtim. O değilde bu kitapların kapakları ne güzel ya...

Bu üçü de işte piyangodan. :) Düşünce kitabının kapağına vuruldum. Kim ne derse desin, kitap dünyasında dış görünüş de önemli bir şeydir bence. Kapanda Bir Hayal'i daha önce bir yerde işaretlemişim ama neden bilmem öylece aldım. Otuz Dokuz Basamak da gözüme güzel göründü.

Bu arkadaş da en son gelen. Diğer kitapların hepsi ertesi gün teslim edildi. Bu kitap da beşinci gün falan sanırım geldi. Amazon kargo konusunda bir harika. Reklam yapıyorum diye bana para falan verselerdi bari.. Neyse.

Jaguar Kitap'ı çok övüyorlardı. Tanışmak için övülen bir kitabını seçtim bende. Kısmet bakalım.

Nitelikten çok niceliğe bakarak yapılmış bir alışveriş olmuş sanırım. Genelde kitap kapaklarının güzelliğine göre seçtim. Olsun bazen hiçbirşey bilmeden başlanılan okumaları da çok severim. Öylece arabaya atlayıp varış yerini bilmeden yola çıkma hissi verir bana.

Eee ne diyorsunuz sizce de #fakatnealmışımbecanım olmamış mı? Gerçi şunu söylemekte fayda var toplamda 198 TL ödedim arkadaşlar. Bence çok karlı bir alışveriş oldu.

Sevgiler.

7 Haziran 2022

Durum Raporu: Tatile gitmeden önce son çıkış.

Bu sabah en çok istediğim şey homofis olmaktı belki de... Ama maalesef ofisteyim. Olsun napalım.

Bu aralar günler nasıl sona eriyor ben hiç bilmiyorum. Bir bakmışım ki akşam olmuş... Tabii bunda şu anda çiş bırakma eğitiminde olmamız büyük etken.

Tam dedim ki tatile gidip geleyim de tuvalet eğitimine öyle başlayayım. Ama annem işte... Bir gün işten geldim ki Çınar'da bez yok. Tüm gün bez takmamanın verdiği rahatlığa alışan evladım paşam da artık bez takmayı reddedince zorunlu çiş eğitimimiz başladı.

Trajikomik olan kısımlar ise aşağıdaki gibidir.

    -Çiş eğitiminin üçüncü gününe tekabül eden gün Ankara'ya erkek kardeşimin yemin törenine gideceğiz.
    -Elimde kalan bezleri ay ben ne yapayım?

Ankara'ya gidiş ve dönüşümüz tuvaletlerde geçti desem yeridir. Saatte bir çiş molası ile beraber bende de tükenmişlik sendromları baş gösterdi.

Ankara işi ise ayrı trajikomik, kardeşimin kız arkadaşı da bizimle yemin törenine geleceğini bildirdi. Okey dedik, tamam biz zaten gidiyoruz seni de götürürüz. Kızın Ankara'ya gittiğinden ailesinin haberi yok. Kaldı ki vardık Ankara'ya demez mi akşam saat altıda evde olmam lazım. Iııı, eee, şey kızı oracıkta paralamadığım için lütfen beni bir tebrik edin.

Dönüş yolunda da her yarım saatte bir kardeşim kız arkadaşını arıyor. Sürekli bir telefon trafiği, günde bir kez ya aranıp ya aranmayan annemin ise zoruna gitti biraz bu durum ama neylersin işte... Besle büyüt danayı, tanımasın anayı.

Hadi onu atlattık döndük eve, bu sefer kocamın yeni yapılan dişi ağrımaya başladı. Ağrı kesici falan da fayda etmiyor. Cumartesi günü tam altı kez Çınar'ı yıkamışım, yerlerden temizlediğim çiş ve kakanın haddi hesabı yok. Tuvalet için ikna çabalarında tükenmişim. Akşam kocam da gelip mızmızlanmaya başlamaz mı?! Tam o an cinnete beş kalaydı arkadaşlar...

Üçüncü sayfa haberlerine manşet olacaktım.

Durdum şöyle bir baktım da bayağı bir sabretmişim yahu. Kaldı ki ben sabırsızlığı ile tanınan bir insan olarak bu yönümü iyi geliştirmişim ne dersiniz?

Şu tatili de atlatsaydık bir... Valla tatil artık benim için keyif alınacak birşey değil, bir an önce atlatılacak birşeye dönüştü, yanında keyif de alırsam ne âlâ... Beklentiyi sıfırda tutunca herşey daha iyi gelişiyor. Çocuklu iki tatilden sonra benim anladığım budur.

Doktorumun güneş yüzü görmeyeceksin uyarılarından sonra nasıl olacak onu da bilmiyorum ama olacak bir şekilde ben bu tatili ocak ayında almıştım ne bileyim bana güneş yasağı geleceğini...

Ay valla ben içimi buralara döktüm bir rahatladım, o zaman bana hayırlı başarılar.
6 Haziran 2022

"Kesilmeye meyyal çorbalar deryasında ne çok şeyi enine boyuna düşünebiliyor insan, hey gidi.

Hatta insanın enine boyuna bir şeyleri uzun uzadıya düşünebilmesi, döküp yeniden
dizebilmesi ya da iyice karıştırabilmesi için bir tahta kaşıkla tencere
şart gibi."

Ceylan Taş - Eyvahlar Olsun

Not: Tahta kaşık değilse de çırpıcılı bir sekiz aylık Çınar fotosu buldum. #balyanak
2 Haziran 2022

2022 Mayıs Ayı Okuma Raporu

Fakat ne okuduk be canım diyerek konuya giriş yapayım. Mayıs ayı okumalarım genellikle zorlu geçti. Nedense bu ay çok sıkışık zamanlarda kitap okudum. Yolda yürürken kitap okuma yeteneklerimi de gözle görülür derecede geliştirdim. Neyse gelelim kitaplara, 11 kitapla verimli bir ay geçirdim diyebiliriz.

Dune Çocukları: Dune serisine bir kaç ay ara vermekle çok iyi bir karar vermişim. Peşpeşe okumak için zorlayıcı bir seri diyebilirim. Ayda bir kitap olarak yola çıkılsa çok daha zevk alınabilir. Bilimkurgu seviyorsanız bu seriyi gerçekten öneriyorum. Atreides ailesinin Dune gezegenine gönderilmesiyle başlayan olaylar zincirini ele alıyor. Kitaplar zamansal olarak birbirinin devamı değil. Kitaplar arasında uzun bir zaman dilimi geçmiş oluyor ve böylece farklı kahramanlar üzerinden gezegen üzerinde yaşanan macereları takip edebiliyoruz. Serinin üçüncü kitabı olan Dune Çocukları benim en sevdiğim ikinci kitap oldu. Serinin diğer kitapları için heyecanlıyım.

Fakir Kene: Birhan Keskin'in basılmış son eserini de okumuş bulunmaktayım. Okuyacak başka kitabının olmaması beni çok üzüyor. Diğer eserlerine nazaran daha az zevk aldım diyebilirim ama yine de iyiydi.

Nefret Mektupları: Geçen ay okuduğum Rakipler kitabının yazarı bu kitabın yazarlarından birisi aynı zamanda; Rakipler'i ne kadar önermiyorsam bu kitabı da o kadar öneriyorum. Gerçekten çok keyif aldım okumaktan. Karakterlerimizin tanışma hikayesi çok ilginç başlıyor. Charlotte gerçekleşmeyen düğününden elinde kalan gelinliğini satarken mağazada başka bir gelinliğe rastlıyor ve gelinliğin içindeki not dikkatini çekiyor. Bu notun peşine düşmesiyle birlikte de hikaye başlıyor.

Uzak: Oruç Aruoba'nın elimde olan son kitabını da okudum. Açıkçası bazı kitaplarını çok severken bazı kitaplarından da çok zevk alamadım. Bir müddet kitaplarını almayı düşünmüyorum.

Baharın Peşinde: Bu kitabı indirimde 5 TL'ye almıştım yanlış hatırlamıyorsam. Tam bir ergen kitabı, bir on sene önce okusam daha çok keyif alabilirdim sanırım, bu yaşımın okuması değilmiş. Ruhuma daral geldi okurken. 

İmkansız Kale: Bilgisayar oyunlarına bir de bilgisayarların tarihine ilginiz varsa bu kitap çok ama çok tatlı bir kitap. Kitabımız bilgisayarların atası Commodore zamanında geçiyor. Kitabın yola çıkış noktası çok komikti, başkahramanlarımız ki kendileri üç adet ergen oluyorlar; Playboy'da yayınlanan Vanna White fotoğraflarına erişebilmek için dergiyi satın alma planları yaparak her gün Zelinsky'nin dükkanına gidiyorlar. O sırada esas oğlanımız Billy, Mary Zelinsky ile tanışıyor. Mary'nin bahsettiği bir bilgisayar oyunu yarışmasına katılmaya karar vermesiyle birlikte de olayların gidişatı değişiyor. Çok keyif alarak okudum ama şunu belirtmeliyim ki benim ihtisasım Bilgisayar Programcılığı üzerine o nedenle siz bir araştırın almadan önce. :)

Dünyanın Ötesindeki Orman: Unutulmuş Fantastik Klasikler serisinde yer alan bu kitabı Tolkien'in esinlendiği kitaplardan biri olduğunu öğrendiğimde aldım. Bir çeşit eski zaman masalı olarak nitelendirebiliriz. İlginç bir kitap ama akıcı bir dili var, sakince okunuyor. Okurken keyif aldım, öneririrm.

Dağlı: Tamamen gezerken tesadüf eseri denk geldiğim kitaplardan biriydi Dağlı ve öylesine almıştım. Yazarın güzel ve akıcı bir dili var ama arka kapak tamamen yanıltıcı diyebilirim. Kitabın içeriği bir aşk hikayesi gibi sunulsa da eşzamanlı olarak Mervani Devleti'nin de kuruluştan yıkılışa öyküsü anlatılıyor. 

Gökyüzü Herkesindir: Livaneli'nin Serenad'dan başka kitabını okumamıştım. Onu da yıllar önce okumuştum. Bir şiir kitabını alarak değişiklik yapayım dedim ve gerçekten güzel şiirlerle keyifli bir okuma oldu.

Kurtuluş Projesi: Hani bazı yazarlar vardır; bir kez seversiniz ve o andan sonra ne yazsalar kabulünüzdür. Andy Weir, Marslı ile birlikte benim favori yazarlarım arasına girdi (dünyanın en tatlış kitabını dünyanın en kötü filmi olarak çektiler ve bu beni sinir ediyor). Kurtuluş Projesi ise en sevdiğim ikinci kitabı oldu. Marslı'ya pozitif ayrımcılık yapıyor olabilirim. Zira eleştirilerde en iyi kitabının bu olduğu söyleniyor. Başkahramanımız Ryland Grace dünyayı tehdit eden bir organizmayı araştırmak üzere uzay yolculuğuna çıkıyor. Biz hikayeyi iki farklı zaman diliminden okuyoruz. Biri günümüz, diğeri ise Ryland'ın hafızası geri geldikçe geçmişten parçalar şeklinde anlatılıyor. Kitabı çok övmek istiyorum ama ne yazsam spoiler olacak. Okuyun, okutun hatırım için. :)

Palto: Can Yayınları'nın İnce Klasikler Serisinden çıkan bu kitabı bir bookstagram hesabının önerisi üzerine almıştım. İnce Klasikler diye bir serinin varlığını da kitap gelince öğrendim. Öğrenmesem daha mı iyiydi onu bir sonraki yazımda anlatırım. Kısacık, güzel ve de çarpıcı bir hikaye Palto. Kahramanımızın kışın bastırması ile birlikte soğuktan korunmak için yeni bir palto diktirmek zorunda kalmasıyla açılan hikayemiz pek de beklenmeyen bir sona kavuşuyor. Gogol'un kalemi ile ilk kez tanıştım ve diğer kitaplarına dair merakım kabarmadı desem yalan olur.

Evet, benim mayıs ayındaki okumalarım böyleydi.
Ne diyorsunuz, siz neler okudunuz?
30 Mayıs 2022

"Dik yokuşların başında sert fırtınalara kafa tutacaktık ama sırtımız üşüdü."

demiş Ceylan Taş, "Eyvahlar Olsun" isimli kitabında...
Aynı zamanda kendisi eski bloggerdır.
27 Mayıs 2022

2022'de üçüncü tur kitap alışverişleri.

Elimdeki kitapları okuyup bitirdim desem yalan... Ama yığından okunacaklar eksildikçe de yenilerini almak için acayip bir istek duyuyorum. Sanki evde bir yığın okunacak kitap olmazsa boşluğa düşecekmişim gibi... Bir de tabii artık herşeyin ekstra pahalı olması nedeniyle nerede bir indirim görsem hemen sipariş veriyorum. Malum bu fiyatlar bugün var, yarın yok.

Yukarıdakiler BKM siparişimden; Gönülçelenler indirimdeydi ve yazarın bir önceki kitabını okuyup sevmiştim (şimdi Netflix dizisi oluyormuş) bende attım sepete. Hamlet'i "Kayıp Fısıltı" önerisiyle not almıştım. Aytmatov okumaları ruhuma çok iyi geldiği için "Leylak Dalı"nın önerdiklerini ve önermedikleri arasından da indirimde olanları aldım. Aytmatov kitaplarında ben en çok Ketebe Yayınevi'nin kapaklarını beğendim, çevirisi ve imlası da çok düzgün bu nedenle bu seri için bu yayınevinden devam ediyorum.

Algernon'a Çiçekler, Aşk Hipotezi, Leyla Mektubum Eline Ulaştı Mı?, Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk ve Palto'yu takip ettiğim bookstagram hesaplarda görüp işaretlemiştim. Gulyabani'den sonra bir kaç Hüseyin Rahmi kitabı daha edinmek isteiğim için Mürebbiye ve Hazan Bülbülü'nü seçtim. Avucumdaki Çimen İzi ve Kalp Kırmanın 16 Yolu da tamamen isimlerini beğenmem ve indirimde olmaları sebebiyle sepete girdi. :)

Burada da Amazon siparişlerim ile bakışmaktayız. Beş kitap alınca %5 ilave indirim yapıyorlardı, bilirsiniz indirim varsa benden kaçmaz.

Oblomov'u sevgili "Şule Uzundere"nin blogunda görüp not almıştım. Bir Elmanın İki Yarısı ve Aşık Erkekler Kitap Kulübü bookstagramlardan not aldığım kitaplardı. Tweet Savaşları sırf haftalarca çoksatanlarda kaldı diye merakımı celbetti. Sıradaki Muthiş Paulie Fink ve Çoğu Zaman Derbeder ise deli dehşet bir indirimdeydi.

Tam o sıralarda annem tutturdu Üsküdar'da Nevmekan'a gidelim orda çocuk oyun alanı var diye. Bayram sonrası Çınar'ın gönlü olsun diye gezmeye gittik. Nevmekan'ın karşı sokağında da eskiden sıkça gittiğim Kırkambar isimli sahaf var. Pandemi sahafları da vurmuş sanıyorum; genelde güncel kitaplardan çok fazla olur sahaflarda ama en güncel kitaplar iki üç sene önce çıkanlardı. Öyle çok çekici şeylere denk gelemesem de bu iki şiir kitabı ile eve döndüm.

Pek indirime girmeyen Bulurum Seni serisi Hepsiburada'da indirime girince Çınar'a kitap siparişi vermek için girmiştim ki birde ne göreyim. Hepsiburada'da benim param varmış; iade ettiğim birşeyin parasını Cüzdan uygulamasına yüklemişler bende hiç fark etmemişim. Çınar'a aldıklarımın yanına da yukarıdaki arkadaşlar eklendi. Tamamen o an indirimde olanlara göre seçtim.

Yeniden Amazondayız. Bir Gün Tek Başına'yı yaklaşık bir senedir okumak istiyordum ama arkadaş hiç indirime girmiyordu. Tesadüfen başka birşeye bakarken Amazon'da indirimde olduğunu gördüm. 

Takip ettiğim ve önerilerine güvendiğim bir bookstagram hesabı (hangisi olduğuna bakmaya üşendim) geçen yıl okuduğu en etkileyici kitap olarak Dünya Ağrısı'nı seçince, birden aklıma Leylak Dalı'nın da başka bir Ayfer Tunç kitabını önerdiği gelince bu kitabı da not almıştım. Yine aynı hesabın son günlerde okuduğu kitap da Hakkari'de Bir Mevsim'di ve ben neden hiç Ferit Edgü okumadım diye düşünürken buldum kendimi, sonra baktım ki hepsini almışım.
Ehh buraya kadar hepsini okuduysanız, benden size bir kahve. :)
Eee ne diyorsunuz içlerinde okuduklarınız, merak ettikleriniz ya da iyi ki almışsın dedikleriniz var mı?
25 Mayıs 2022

Ev mi işi?

Kayıtlara geçelim cumartesi günü alerjiden öleyazdım.

Cuma günü alerji ilacım bitmiş, halihazırda kendisi bir hastanede çalışan kocama gelirken (hastanenin bahçesinde yer alan) eczaneden ilacımı almasını rica ettim. Unutmuş.

Ertesi sabah kalktığımda gözlerim şişmiş zor açılıyordu. Burnum çeşme misali sürekli akıyordu ve ben psikolojik olarak tükenmiştim.

Annem sen bu halinle çocuk bakamazsın deyip oğlumu da alıp karşıya (Avrupa Yakası) teyzeme gitti. Nasıl gözü yiyor bebek arabası + Çınar ikilisi ile o kadar yol yapmayı bana sormayın, ben bilmiyorum.

Ayağımı bacağımı uzatıp yatacağım derken, makinedeki çamaşır geldi aklıma... Onları as, ötekileri katla, şurayı şöyle, burayı böyle derkeeen... 

Bir de baktım ki bütün dolapların yazlık kışlık işi bitmiş. Ay aman ortalık çok toz oldu diye süpürge yapmışım. Tuvalet banyo böyle kalmasın diye oraları da temizlemişim...

Benim kendimle derdim ne bende bilmiyorum. Akşam oturdum baktım şöyle etrafa görünürde hiçbişey de yok. Mesela kocama sorsak evde ne yapmışım fark etmez bile. 

Ev işi nankör diye boşuna demiyorlar demekki... Neyse ödül olarak kendime ne zamandır canımın istediği ama gidip yiyemediğim waffle'ı sipariş ettim. O kadar da iyi geldi ki afiyetle yedim.

Sonra pazar günü ne yapsak diye düşünürken Çınar baffle dedi (waffle), kocam da canım ne zamandır istiyor diye gidelim dedi. Bende sanki dün koca waffle'ı mideme indirmemişim gibi hiçbir şey çaktırmadan gittim bir daha yedim. 

Hiç pişman değilim, gene olsa gene yerim. 

Şu an yine bir canım waffle çekiyor. Ay nerden düştüm ben bu tatlı batağına? 
Biri bana bir dur desin rica edicem. Lütfeen.
24 Mayıs 2022

Siz kim oluyorsunuz da okuduğum kitapları yargılıyorsunuz?

Okuduğunuz kitapların yargılandığını hissettiniz mi hiç? Okuduğunuz kitaba dik dik bakanlar oldu mu? Bilirkişi edasıyla kitabın ismini görünce gözlerini deviren münasebetsizlere denk geldiniz mi?

Ben toplu taşıma araçlarında sıklıkla bu durumla karşılaşıyorum. Okuduğum kitabın ismine ve kapağına göre çeşitli tepkilerle karşı karşıya kalıyorum. 

Yargılayıcı bakışlarını ok gibi insanlara yönelten sevimsiz varlıklar yüzünden kitap kılıfı kullanan tandıklarım var benim.

Oysa ki; kime ne? Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum benim ne okuduğumdan sana ne diye! Kaldı ki genelde bu yargılayıcı bakışların sahiplerinin ellerinde de bir kitap olmuyor, artık kitabı geçtim gazete bile olmuyor.

Bazen insanlardan çok bunalıyorum, yılgın hissediyorum. Bazense öyle öfkeli ve yorgun oluyorum ki bakışlarımla patlıyorum. Sözel olarak patlamama ise ramak kaldı demedi demeyin.

Gene bir sinir harbinde miyim neyim? Neyse kaçtım ben.

Adios...

Not: Bu resimdeki kitaplağın eve geldiğindeki ilk hali ne kadar da düzenli ve şirinmiş. Şimdiki halini görmeyin kitaptan yıkıldı yıkılacak. 

23 Mayıs 2022

"Hava ne kadar hiddetli olursa olsun, yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın, deyimin aksine gök asla delinmez."


demiş Zeynep Selvili Çarmıklı "Pembe Fili Düşünme" isimli kitabında.

Aslında bu sözü geçtiğimiz çarşamba tam yağmur başlamışken paylaşacaktım ama konuyla alakalı
fotoğraf bulamadım. Malum telefonumun heryeri bebe fotosu dolu...

Bu çok aradığım fotoğraf ise Amasya Boraboy Gölünden... 
Oraya gittiğimizde aniden her yeri sis kaplayıp birden yağmur bastırmıştı sonrasında...
17 Mayıs 2022

Ofisten bildiriyorum.

Sabah şerifleriniz hayrolsun dostlar,
Bu sabah böyle güne çok enerjik başladım nedendir bilinmez. Ay dur buldum, aylar sonra ilk kez bir pantolonun içine dert tasa çekmeden, tepinmeden girdiğim için olabilir. :)

Kilolu falan değilim de bu homofiste ye iç otur derken göbek yapmıştım ve pantolonlardan yana dertliydim. Ramazan ayında bayağı bir toparlamıştım ki Ramazan sonrası da iki öğün yemeğe devam etmeye karar verdim. Sabah ve akşam yiyorum. Aslında öğlenleri ben acıkmıyormuşum da, alışkanlıktan yiyordum demek ki... Şimdi öğlenleri kitap okuyorum ofiste ya da bahçede; bu düzeni sevdim bana iyi geldi.

Biraz ofis biraz homofis düzenine de henüz tam alışamadım. Çalışırken müzik dinlediğim zamanlar ofiste yüksek sesle şarkıya eşlik etmek geliyor içimden, alıştım tabi evde konser havasında takılmaya.

Konser demişken, çok konsere gidesim var. Ama Can Bonomo istiyorum ve henüz denk getiremedim. Neyse yaz yeni başladı, illa ki denk getiririm diye düşünüyorum.

Geçen gün instagramda bir arkadaşım kahve reelsi çekip paylaşmış. Kahveyi bardağa dökerken üç beş açıdan çekilmiş video parçalarını birleştirmiş. Ay düşündüm düşündüm, yani soğumuştur o kahve içilmez ki... Ne diyeyim çabasına sağlık valla üşenirim ben böyle şeylere.

Yolda gelirken Youtube Music'in bana önerdiği bir playlisti açtım. Ofise gelip tam yeni oturmuştum ki Sezen Aksu - Rakkas çalmaya başladı. Yav dedim noluyoruz, düğüne geldik sanki. Ama içimden bir oynamak hevesi de gelip geçmedi değil.

Akşama misafirim var. Yurtdışına transfer olan iş arkadaşım geliyor, bende kalacak iki gün çok mutluyum. Misafirin de işte böylesini severim, kendini özletenini, bilmem anlatabildim mi. :)

Dün öğlen ofise girdiğimden beri herkes beni tebrik ediyor. Ne oluyoruz ya falan oldum bir an, meğerse hepimizin dinlemesi gereken ikinci çeyrek değerlendirme toplantısında (ben kulaklığı bi kenara koymuş başka işler yapıyordum) satışı yapılan son projemiz için beni tebrik etmişler. Ben tabi konudan bihaber... Neyse toplantı kaydını yollamışlar açayım da bakayım ne demişler. :)

Bende durumlar böyle işte güzel insanlar.
Sizler nasılsınız?
14 Mayıs 2022

2022 Nisan Ayı Okuma Raporu

 

Nisan ayını geride bırakalı epey oldu ama okuma raporu için ancak fırsat bulabildim. Benim açımdan 10 kitapla verimli bir okuma ayı oldu, ne zamandır beklettiğim bazı kitapları okunmuşa havale etmenin rahatlığı var üstümde...

Körelten Hançer: Fantastik kitapları seviyorsanız tartışmasız öneririm. Bu kurguyu daha önce okumamış olmanın da güzelliği var tabi. Beşleme olarak yazılan serinin ikinci kitabı, tuğla kalınlığında ama nasıl bitirdiğinizi bile anlamayacaksınız. Bu hikayenin kurgusunun temelinde renkler var. Bazı renklere hükmedebilen kişilere ışıktar deniliyor ve tüm renklere hükmeden kişiye de Prizma deniliyor. Hikayenin tek bir kahramanının olmaması ve aynı anda devam eden yan hikayelerinin de olması nedeniyle gerçekten güzel yazılmış bir eser.

Yaz Geçer: Murathan Mungan'ın bu kitabındaki bir çok şiiri internet sağolsun zaten biliyordum ama yaz mevsimi yaklaşırken düştü aklıma bir okuma hevesi... Genel olarak çok güzel bir kitap, ben üstteki tuğlanın arasına alarak okudum.

Çengelköy Defteri: Bu kitabın bir hikayesi de yok, birşey anlatma derdi de... Ancak en çok sevdiğim Oruç Aruoba kitabı belki de bu oldu. Yazarın Çengelköy'de ikamet ettiği sırada tuttuğu not defterinden derlenmiş notlarını içeriyor. Yaşlılığın verdiği yalnızlığı, yalnızlığın düşündürdüklerini... Bir meşgale bulmak için olur olmaz şeylere kafayı takmayı anlatıyor. Ben çok sevdim. İlginizi çekerse öneririm.

Selvi Boylum Al Yazmalım: Öncelikle evet vallahi çekilen Türk filmi ile neredeyse birebir aynı diyebilirim. İkincisi neden esas kızın adının Asya değil de Asel olduğunu daha önce hiç duymadım bilmiyorum ama siz de eğer duymadıysanız benden duymuş olun. :) Aytmatov çok geç okumaya başladığım bir yazar olsa da çok sevdiğim bir yazar oldu. Belki de daha önce okusam bu kadar sevmezdim. Böyle çok sevince de sevgili Leylak Dalı'nın önerdiği bütün Aytmatov kitaplarını sipariş ettim. Maceralarımız devam edecek efenim. :)

Rakipler: Baştan uyarıyorum bu kitap 18 yaş üstü ve de önermiyorum. Vi Keeland'ın kitaplarının hepsini okudum. Çoğunu da severim fakat en az sevdiğim bu oldu diyebilirim. Ana konu güzeldi aslında ama artık "yok ben bu adamdan nefret ediyorum lakin cazibesine dayanamıyorum" çerçevesinde yazılan kitaplardan da bıktım. Yok illa okuyup bende biraz sinir olayım derseniz. Yorum bırakın bendeki kitap sizin olsun. :)

Soğuk Kazı: Elimdeki Birhan Keskin kitapları bir bir tükeniyor ve yazar yenisini de çıkarmıyor. Hafif depresifim bu hususta... Ah canım Birhan, yine çok güzeldi.

Şeftali Kokan Bir Aşk: Sonunda bu seriye noktayı koydum. Serinin bence en güzel kitabı ilk kitabıymış ama neyleyelim diğerlerini de okudum, yoksa merakımdan duramazdım. Çok fazla para vermediğim için üzgün değilim ve küçük kitap arkadaşıma göndereceğim için onun yaşı itibariyle kıymetini benden daha çok bileceğini düşünerek kendimi avutuyorum.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü: Bu ay ki kitap okuma rutinimde her telden çalmışım görüyorsunuz. Klasik olmadan olmazdı. Kitabı bloglardan birinde görüp not almıştım ama affola blogun ismini anımsayamadım. Bu kitabı çok sevdim ve sayfa sayısı itibariyle de yormadığı için bence merak eden herkes okumalı. Zaten konusu isminde aşikar olduğu için çok bir yoruma gerek yok bence.

Aşk-ı Memnu: Bildiğim hikayeleri okumak niyeyse ilgimi çektiğinden almıştım kitabı malumunuz. Bence bu kadar eski tarihte yazılmış bir kitabın dizi uyarlamasını yaparken muhteşem bir iş çıkarmışlar. (Gerçi diziyi de tastamam izlemiş değilim, annemler izlerken aralarda gördüğüm kadarıyla vâkıfım.) Diziyi izlediyseniz kitabı okumanıza gerek yok. Pek az olay, bolca ruhsal durum analizi barındırıyor. Bu tarz okumayı sevmediğim için beni okurken bayıltmasına ramak kaldı diyebilirim.

Tanrı Tavşanken: Sarah Winman ile geçen sene Teneke Adam kitabıyla tanıştım. İlginç bir dili var; çok akıcı, günlük dile çok yakın, çok yalın ve naif. Kendisini okumayı bu nedenle sevmiştim. Bu kitap da beni yanıltmadı. İki küçük arkadaşın çocukluğundan başlayıp günümüzde sona eriyor olay örgüsü. Sarah Winman kitapları biraz farklı değerlendirebilir sanırım çünkü "eh işte" diyecek kimse olmayacaktır diye düşünüyorum. Ya çok seveceksiniz, ya da hiç sevmeyeceksiniz. Arası yok hissi veriyor. Ben seven kısma dahil olduğumdan son kitabını da sepetime attım.

Bu ay okumalar böyleydi işte, biraz o türden biraz bu türden. 
Sizde nasıl durumlar? Neleri okudunuz?

Sevgiyle kalın.

9 Mayıs 2022

Durum Raporu: Ay resmen ünlü oldum!


An itibariyle ünlü oldum sayılır dostlarım.
Sevgili Momentos blog tanıtımlarını yaptığı son podcastinde bana da yer vermiş.
Şuradan Momentos'un bloguna gidebilirsiniz.

Bu renklerini bilemediğim Beylerbeyi Sarayı'nın bahçesinde gördüğüm laleleri de teşekkür
olarak kabul etmeni isterim sevgili Momentos. :)

Not: Annem siyah lale olduğunu iddia ediyor, bende olmadığını o yüzden rengine siz karar verin.

Sevgiler.

7 Mayıs 2022

30 Mutlu Gün 30/21...30

Nisan ayı jet hızıyla sona erdiği için etkinliğin kapanışını bir türlü yapamadım. Hazır iki saat bir boşluk bulmuşum, kalktım size geldim.

21. Gün: İşlerin pek yoğun olmaması sebebiyle homofiste tembellikle geçen bir gün olmuştu. Bayağı bir mesuddum...

22. Gün: Eşimin kuzeninin evi için aldıkları boyanın yanlış çıkması, kimseye sormadan boyayı yapmaları, üzerine de Serabın ben bu boyayı mı seçtim deyip en baştan boyatması ile komedi tadındaydı...

23. Gün: 23 Nisan sebebiyle çocukları alıp Migros'a gitmiş ve oyuncak indirimlerinden faydalanmıştık. Çınar'ın bulduğu herşeyi sepete doldurup sonra da "Ben bunları aldım anne, hadi gidelim." demesi...

24. Gün: Çınar ve kocamı balkona attım ve kış boyu günyüzü görmeyen balkonu temizlettim. Çok keyifliydi. :)

25. Gün: İftara evinde boya badana olan misafirlerimiz vardı.

26. Gün: İşe mont giymeden gittiğim çok güzel bir sabahtı.

27. Gün: Bayram öncesi son ofis keyfisini yaptık.

28. Gün: Şirketin bayram hediyesini abartıp eve bayram kolisi yolladığı gündü. :)

30. Gün: Son iftar hazırlıklarını ailecek güle oynaya yaptığımız gündü.

Mutlu Nisan ayını böylece kapattık.

Görüşmek üzere...

Search

About

Bendenizle ilgili bilgiler için "Kim Bu Kız" sayfasına gidiniz lütfen.